• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • Adana 19 °C
  • Antalya 17 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 23 Ocak 2017

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 23 Ocak 2017
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

bu-dunyanin-kralligi382db5264153dadd612e3c541983272a.jpg

Bu Dünyanın Krallığı

Alejo Carpentier 

H2O Yayınları

Bir krallığın övgüsü aynı zamanda bir köleliğin ağıtıdır.
Haiti'nin, Santo Domingo adasının bir insan ömründen uzun olmayan bir dönemine ait olağandışı olayların hikâyesi ama aynı zamanda tüm ayrıntıları sıkı sıkıya izlenen bir gerçeklikte, büyülü olanın özgürce akmasına izin vererek, isyanla bilenmiş ve perçinlenmiş bir tarihin edebiyatı...

Saltanatın ancak ölümü anında saltanat olduğunu gösteren bir büyü. Her türden köleliğin ancak kendi kaderine sahip çıkma anında kölelik olduğunu gösteren bir gerçeklik.

Kralların taçlarının ydderlerde yuvarlandığı, büyücülerin silaha sarıldığı, apoletlerin şamataya verildiği, kölelerin zehir damıttığı karşılaştırmalı bir tarihsel süreklilik içinde olayların iç burkan acıklı gelişiminin, kişiliklerin düşsel görünümlerinin, mekânların biteviye dönüşümünün Yılan Tanrı Damballah'a yaraşır tarzla, yılankavi bir dille anlatımı.

Marksist bir duygusallık ama aynı zamanda Voodoo büyüsünün gerçekliğine dayanan bir destan. Dünyanın önde gelen yazarlarından Kübalı Alejo Carpentier'in olgunluk dönemi romanlarından en önemlisi ilk kez İspanyolca aslından çeviriyle Türkçede.

192 s. İstanbul 2017

aydin-boysan-in-dilindena7858a48338a3acda6757cae9ee078ac.jpg

Cem Haydar Bektaş

AYDIN BOYSAN’IN DİLİNDEN-OSMANLI’DAN

CUMHURİYET’E BİR AYDIN TANIKLIĞI

Siyah Kuğu Yayınları

Cumhuriyet’le yaşıt Aydın Boysan, mimar, yazar bir aydın olarak sesleniyor bizlere. Aydın Boysan’ın Diliyle’degünümüzde orta kuşak pek çok insanın özlemle andığı, genç neslin ise hiç tanımadığı bir zamanın tanıklığını, görsel ve tarihsel dokümanlar eşliğinde aktarıyor Cem Haydar Bektaş.

Cumhuriyet’le birlikte yaratılan çağdaş değerlerin hızla yok olmakta olduğunu söyleyen Aydın Boysan bizi, doğup büyüdüğü eski İstanbul’un sokaklarına, Anadolu’nun yoksul ama neşeli, güvenli insanlarına, mekânlarına konuk ediyor.

Ortak tarihimizin unutulmaması, unutturulmaması gereken sayfalarını bir solukta okuyacaksınız. 

164 s. İstanbul 2017

gezgin-kule-ve-kitapkurdu423e6b225eeffbc2d4028df076d82c59.jpg

Alberto Manguel

GEZGİN, KULE VE KİTAPKURDU

Yapı Kredi Yayınları

Dünyanın hikâyelerden meydana geldiğini düşünen yegâne varlık insandır, dünya kitabını türlü kılıklara bürünerek okuruz: Gezgin olur, aydınlanmaya giden hacılar gibi sayfalarda yol alırız; toplumdan kaçar, okuyarak kendi fildişi kulelerimize çekiliriz. Bazen bilgiyi özümsemek için değil de kitapkurtları gibi kendimizi sözcüklerle tıka basa doldurmak için yalar yutarız kitapları.

Manguel olağanüstü geniş ufkuyla ve birikimiyle okurları ve onların dört binyıldır dünya denilen metinle kurdukları ilişkiyi anlatan metaforlar zincirini irdeliyor. Kitaplarla şaşkına dönmüş Don Quijote ve hac yolcusu Dante, öğrendikleriyle felce uğrayan Prens Hamlet, okuduklarıyla yaşamak istediği hayatı birbirine karıştıran Emma Bovary gibi bildik kahramanların yardımıyla edebiyat karakterlerinin okurlara ve okumaya dair değişken tutumlarını yansıtan bir yol haritası çıkarıyor.

Okuryazar toplumlar, yazılı söz üzerine kurulmuş toplumlar insanla evren arasında algılanan ilişkiyi adlandırmak için temel bir metafor geliştirmişlerdir: dünya okumamız gereken bir kitaptır.

116 s. İstanbul 2017

kimi-muhitlerde1f42b2c6399cf28b02534f64a60c4732.jpg

Elizabeth Harrower

KİMİ MUHİTLERDE

Metis Yayınları

“Zoe bazen deneylere kobay olan o laboratuvar hayvanlarını düşünürdü. Uyum sağlama kapasitelerinin ötesinde bile bile kafaları karıştırılıyordu. Sonunda kafesin bir köşesinesinip kendilerini tutsak eden insanlara, rutin işkenceyi yeniden başlatacak olan dil dökme ve kandırma girişimlerine aldırış etmez oluyorlardı. Siyasi mahkûmlar da çoğunlukla aynı yöntemle, bile bile yok ediliyordu – ve başka birinin irrasyonelliğine sınırsızca uyum sağlayabileceğini, bu şekilde onu memnun edebileceğini ve bu irrasyonelliği iyileştirebileceğini sanan benim gibi kibirli insanlar da öyle, diye düşündü.”

Kimi Muhitlerde ilişkilere –aşk, arkadaşlık, aile ilişkilerine– ve insanın kendisiyle olan ilişkisine dair bir roman. İnsanın bir başkasını değiştirmeye, onun bastırılmış “asıl benliğini” –olduğu değil de olabileceği kişiyi– açığa çıkarmaya çalışırken kendi benliğinde yaratabileceği hasarı; bir başkasına özgüven aşılamaya çabalarken kendini tamamen  silerek hiçleşmesini ve ardından bu yutucu hiçlikten kurtulmak için verdiği mücadeleyi çarpıcı bir yalınlıkla betimleyen bir roman. İnsan psikolojisinin derinlerine inerek onun çelişkili katmanlarını keşfeden ve gözler önüne seren bir roman. Daha önce Gözetleme Kulesi adlı romanını yayımladığımız Elizabeth Harrower'ın usta kaleminden...

208 s. İstanbul 2017

osmanli-ve-avrupa33c0dc33f1aa7beecde4bd46b2e87a33.jpg

Halil İnalcık

OSMANLI VE AVRUPA

Kronik Kitap

“15. ve 16. yüzyıllar Avrupa'sı, zamanın büyük politik-ekonomik gücü Osmanlı'yı hesaba katmadan anlaşılamaz.”

“Avrupa tarihiyle Osmanlı tarihi iki paralel tarihtir; bu nedenle iki dünyanın tarihi karşılaştırmalı olarak incelenmelidir.”

- Halil İnalcık

15. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı, Avrupa tarihini şekillendirmede çok önemli bir rol oynamıştır. Osmanlı'ya referansta bulunmaksızın raison d'etat, reel politik, güç dengesi ve hatta Avrupa kimliği gibi kavramları açıklamak mümkün değildir. Osmanlı ile Avrupa arasında karşılıklı etkiler aşikâr olduğu halde maalesef bu etkileşim Batı tarihçiliğinde çok fazla dikkate alınmamıştır.

Hristiyan Haçlı geleneği, uzun süren savaşlara bağlı olarak gelişen düşmanlık, kültürel yabancılaşma gibi bazı tarihsel nedenlerden ötürü ve belki de Osmanlı'nın Aydınlanma sürecinin dışında kalması dolayısıyla Osmanlılar Batı tarihçiliğinde genellikle Avrupa ve Avrupalılığın karşıtı ve antitezi olarak ele alınmıştır. Oysa taraflar arasında çatışmadan çok daha fazlası mevcuttur.a

Osmanlı Devleti'nin modern Avrupa'yı şekillendirmedeki etkileriyle birlikte Batı tarihindeki yeri ve Avrupa'yla arasındaki siyasi-ekonomik ilişkiler, sosyo-kültürel bir karşılaşma olarak en büyük tarihçilerimizden Halil İnalcık'ın kaleminden, Osmanlı ve Avrupa'da…

272 s. İstanbul 2017

amerika-yabaninda2d2c7120e348fd5dada7c7c9599cd82c.jpg

Alexis de Tocqueville

AMERİKA YABANINDA

Everest Yayınları

Sosyolojik ve siyasi metinlerin ilk ve en önemli örneklerinden kabul edilen Amerika'da Demokrasinin yazarı, diplomat, siyaset bilimci­si ve tarihçi Alexis de Tocqueville'in, dostu ve meslektaşı Gustave de Beaumont'la birlikte 1831'de gerçekleştirdiği seyahatten kesitler sunan Amerika Yabanında, Birleşik Devletlerin 

kolonizasyon sü­recine ve vahşi doğasına dair izlenimlerden oluşuyor. Tocqueville, öncelikli hedefi zenginleşmek olan, aşın bireyselleşmiş öncü yerle­şimcilerin oluşturduğu bu yeni toplumdan yola çıkarak, bugünün büyük ekonomik gücü, “özgür dünya" Amerika'nın köklerine dair objektif ve çarpıcı bir bakış açısı sunuyor.
Tocqueville'in güncesi bir yandan da, bu geniş toprakların vahşi do­ğasının güzelliğinin ve eski sahiplerinin yok edilişine dair bir ağıt. Çevreyle ilişkimizin yıkıcılığının endişe veren bir boyuta ulaştığı günümüzde, doğanın kırılganlığı ve insanın çevresini değiştirme gücü üzerine düşündüren, zamansız bir eser.

“Tocqueville gözlemcidir, yerinde duramaz, yalnızca teorik değil, aynı zamanda pragmatiktir de, Amerika'ya özgü olan ve Fransız olmayan her şeyle ilgilenen, dilindeki özgürlük aşkına uygun yaşayan biridir o. Farklılığın erbabıdır. Süssüz entelektüel cazibesi, dar kafalı olmayışın­dan kaynaklanır. Diğer bazı Avrupalı ziyaretçilerin {Charles Dickens, Fanny Trollope, daha yakınlarda Jean Baudrillard ve Bemard-Henri Levy ilk akla gelenler) aksine, o yargısını affedilebilir olanlara değil, ölümcül Amerikan günahlarına saklar. ”

James Wood

72 s. İstanbul 2017

nasreddin-hocad8f41ed587b5e445d805a34365cb80e9.jpg

“Hoca'nın 21. Yüzyılın acılarına da ne kadar güçlü bir merhem olduğunu göstermeye katkısı olması için ben de Nasreddin Hoca'nın talebeliğine soyundum.

Diktatörler ne kadar güç, kudret sahibi olursa olsun mizahla baş edemezler.

Tıpkı Hoca'nın bin odalı saraydaki Timur'u hep alt etmesi gibi…

Gülümsemek, iki insan arasındaki en kısa mesafedir.

Gülümsemek, yaşamın zorluklarına karşı en büyük güçtür.

Nasreddin Hoca'ya bugün de çok gereksinmemiz var.” (Mustafa Balbay)

Mizah her zaman halkın kendisini en güçlü ifade ettiği alanlardan biri olmuştur.

Mustafa Balbay da geleneksel değerlerimizden Nasreddin Hoca'yı yetkin Türkçesiyle günümüze taşıyor ve üç yüze yakın hikâyenin uyaklı anlatımıyla geniş bir Nasreddin Hoca külliyatını bizimle buluşturuyor. Hem büyükler için, hem çocuklar için kıssadan hisselerle dolu bu kitabı okurken her bir anlatımın bugün yaşadıklarımıza da ne kadar denk düştüğünü göreceksiniz.

380 s. İstanbul 2017

abbasi-siyaset-geleneginde-sasani-fars-tesiri5e8edd48f190500d9bdb6f2851a70d47.jpg

Mesut Can

ABBASİ SİYASET GELENEĞİNDE SASANİ-FARS TESİRİ

Çizgi Kitabevi

Abbâsîler, iktidarlarını borçlu oldukları gayr-ı Arap unsurlara devlet yönetiminde daha çok yer verdiler. Bunun neticesinde sosyal, kültürel, ilmî hayatın yanında siyaset alanında özellikle, Müslümanların ortadan kalkmasında rol aldıkları Sâsânî İmparatorluğundan kalan mirasın etkileri gözlenmeye başladı. Araştırmamıza konu olan, Halife Me'mûn'un ilk veziri Zü'r-Riyâseteyn Fazl b. Sehl es-Serahsî, Bermekîler'den sonra bir kez daha Abbâsî siyaset geleneğinde Sâsânî eğilimleri ile tarihe geçti.

Hakkında olumlu veya olumsuz hangi kanaate varılırsa varılsın apaçık bir gerçek vardır ki o, sahip olduğu üstün yetenekleriyle döneminin fırsatlarını akıllıca değerlendirmeyi bilmiş ve Abbâsî tarihinin seyrinin değişmesinde büyük rol oynamıştır.

118 s. İstanbul 2017

cagimizin-yanilgilari-uzerine284ad8d321ccf96bdbdaa5d439d84e5c.jpg

Tamer Ertangil

ÇAĞIMIZIN YANILGILARI ÜZERİNE

Cinius Yayınları

Suskunluğumuz asaletimizden mi? Cehalet mutluluk mu? Demokrasi sorgulanamaz mı? Ortadoğu günahsız mı? Maneviyat dinden ibaret midir? Peki hayat boş ve anlamsız mı?

İçinde yaşadığımız zamanın ruhu kimi önyargıları bir şekilde besliyor. Ezberlerimiz bize yalancı bir huzur veriyor; ama artık gözümüzü açmamız gerek. Bu kitapta hepimizi ilgilendiren, her gün hayatımıza dokunan, mutluluk, hüzün, aile, kimlik politikaları, laiklik, demokrasi, çok-kültürcülük, veganizm, Ortadoğu ve hayatın anlamı gibi konular, samimi ve coşkulu bir dille tartışılıyor. Çağımızın Yanılgıları Üzerine, içinde bulunduğumuz postmodern çağın sonunun yaklaşmakta olduğunu, Türkiye ve Ortadoğu için mutlu bir geleceğin ise Aydınlanmacı ve seküler bir vizyonda yattığını gür bir sesle dile getiriyor.

parasutteki-cocukadb459a412b446b393bf3400892ccf1b.jpg

Ferdi Tayfur

PARAŞÜTTEKİ ÇOCUK

Kora Yayınları

Ferdi Tayfur, Angeline Jolie’ye benzetilen 24 yaşındaki ikizlerin biri olan Ceren, ilginç, şaşırtıcı, sürükleyici, aşk ve gizem dolu serüvenini anlatıyor… Ceren’in odağında ikizi Seren var. Seren’in eşi Özkan, çocukları Onur ve akrabalardan, okul arkadaşlarından başlayıp genişleyen ilişkiler ağı… Bu ağ, kuşatıyor okuyanı, merakla dolduruyor. Mekân çeşitliliği, özellikle varlıklı kesimlerden olan kişiler geçidi izliyoruz Paraşütteki Çocuk’ta…

Bir aşk ekseninde geliştiği bile başlangıçta belli olmayan müthiş bir serüvenin içinde buluyoruz kendimizi. “Aşk mucizesi”nin insanın yaşamını bu denli olağanüstü değiştirmesini adım adım izlerken, müthiş bir heyecanla nasıl bir sona ulaşacağımızı düşünüyoruz sayfalar ilerledikçe. Okuyanı içine çeken bir içtenlik ve sürekli merak uyandıran düğümleriyle okuduğumuz, polisiye ile gizemi, insanın iç çatışmasıyla karmaşık ilişkileri bir araya getirerek soluk soluğa bir roman oluyor Paraşütteki Çocuk…

Dengelerin bozulacağı yıllar başlamıştır ve hem dünyada hem Türkiye’de insanların karşılaştığı çaresizlikler, kötülükler, yalnızlıklar roman kahramanlarının gözüyle gündeme getirilip tartışılır sürekli. Gizemli Çinli Kung Fu Öğretmeni Mui’nin, “Bir kere şöhret olmaya gör; çok ünlü kişiler, ancak mezarlarında huzuru bulurlar… Her şeyini, her yerinde saklayabilirsin ama gözlerinde asla saklayamazsın… Haklının hakkını iyilikle vermezsen, zorla elinden alırlar…” gibi felsefi düşünceleriyle buluşurken bir yandan da Ceren’in İtalyan okul arkadaşı ve ikizinin aile dostları aracılığıyla uyuşturucu trafiğinin bir kesitine, gizli servislere, insanların birbirini kıskanmalarındaki, çekememezliklerindeki derinliklere giriyoruz.

Ceren’in de romanın bir yerinde de dediği gibi, “Tüm bu gizemli, gizemli olduğu kadar da korkutucu Agatha Christie ya da Stephen King romanlarındaki karmaşık düzenin içine mi girecektim? Daha önce de söylediğim gibi; o benim canım, her şeyim ikizime duyarsız kalmam mümkün değildi…”

Paraşütteki Çocuk, bu duyarlılığın nasıl sonuçlandığını şaşkınlıkla okuyacağımız bir roman.      

260 s. İstanbul 2017

hz-ali-mazlumlarin-sahi701e6d8ec7af33c08aefb0bde3123e7f.jpg

Mehmet Özgür Ersan

HZ. ALİ

Mazlumlar'ın Şahı 

Siyah Beyaz Yayınları

Hak ve batıl mücadelesi Âdem’den kıyamete kadar devam edecektir.

Mazlumlar kazanana kadar sürecek bu mücadele de kahramanların şahı, bütün insanlığın kalbinde taht kurmuş, efsaneleşmiş bir insan ararsak sanırım bu konuda Mazlumlar Şahı Hz. Ali bu listenin en başında yer alır her zaman ve her dönemde.

Araştırmamızın amacı öncelikle Hz. Ali hakkında bilinen karalayıcı, yanlış ve eksik bilgileri düzeltmektir. Bu konuda izleyeceğimiz yol yalın bir şekilde gerçekleri ortaya koymaktır. İslamın ilk kuruluş yıllarında ortaya çıkan Alevi Sünni bölünmesinin toplumsal ve siyasal nedenleri o günün tarihsel gerçekliği içinde ele alarak tarihi zaman diliminden ve hayatın gerçeklerinden soyutlamadan kimseyi gereksiz kayırmadan herkese bilimsel ve objektif bir şekilde bakarak anlatmaya çalışacağız.

Amacımız o günleri ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’i, onun yolundan onun eğitimiyle müşrik olmadan Müslüman olan Hz. Ali’yi ve diğer İslami
karakterleri anlatmak. Onları bu tarihsel süreçte nasıl bir rol oynadıklarını, hangi kesimlerin temsilcisi olduklarını ele almaktır. Bu yaparken İslamın Alevi,  Sünni kaynaklarına karşılaştırmalı şekilde başvurduk.

Hz. Ali, Ehl-i Beyit dünyasının inançlarına göre haksızlığa uğramıştır.  Peygamberin ölümün ardından hilafet yarışına girenlerin evine saldırması, kızı Hz. Fatma’nın kaburgalarını kırıp, çocuğu Muhsin’i düşürmesine sebeb olanlar ve altı sonra şehadeti…  Damadı ve amcaoğlu olan Hz. Ali’nin elinden halifeliğin alınıp çeşitli ezalara uğraması… Halife olur olmaz çeşitli nifak tohumları ekilerek halifeliğin elinden alınmak istenmesi… En sonunda mescitte sabah
salatında zehirli kılıç darbesiyle şehadedi… En acısı da Hz. Ali’nin oğulları Hz. Hasan’ın zehirlenmesi, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da Emevi iktidarının devamı için kesilen mübarek başı… Hz. Zeynep’in yerlerde sürüklenmesi…  İnsanlık açısından kapanmayan bir yaradır.  XIV. Yüzyıldır Kerbela katliamı acıyla anılır. Araştırmamız, Hz. Ali’nin doğumundan başlayarak, Hüseyin ve yoldaşlarının katliamını anlattıktan sonra da Hz. Ali üzerine bilinen yanlışları düzeltmek ve onun bugüne kadar cazibesi, bilgisi ve kahramanlığı ile halkın gönlünde kurduğu tahtın nedenleri üzerine düşünmeye çalışacağız.

Hz. Ali’nin önemi İslam coğrafyalarında iki noktada düğümlenir. Birincisi tinsel olgunluğun öncüsüdür. Tasavvuf akımlarının hemen hemen tamamı ona bağlıdır. İkincisi Hz. Muhammed’in en yakını, amcasının oğlu ve damadıdır. Alevilikte Muhammed ve Ali bir tek nur kabul edildiğinden, çoğunlukla Muhammed-Ali diye söylenir. Şah Hatayi onlara ne güzel seslenir:

“Daima fikrimde zikrim Ya Muhammed Ya Ali

Gönlümün evinde şükrüm Ya Muhammed Ya Ali

Kendi özün tanıyamaz seni yakın bilmeyen

Alemin ayinesisin Ya Muhammed Ya AliKalmışım zulmet içinde sen inayet kıl bana

Ben günahkarım günahkâr Ya Muhammed Ya Ali

Baş açık yalın ayak yürüşür abdallar

Kerbela’da çağrışırlar Ya Muhammed Ya Ali”

Anadolu’daki Alevilerin Hz. Ali’ye duydukları sevgiyi, saygıyı, hayranlığı, bağlılığı kelimelerle, cümlelerle ifade etmek kadar zor bir şey olmasa gerek. Anadolu Alevileri için Hz. Ali’nin yeri o denli erişilmez bir yer ki, bu olguyu hiçbir şey benzetme ile anlatabilmek olası değildir.

Kısaca elinizdeki kitap siyeri, devlet yönetimi, Kur’an’da bilinmeyen yönleri ve ozanların dilinde mazlumlar Şahı Hz. Ali’yi anlatıyor.

576 s. İstanbul 2017

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

turkiye-solunun-kisa-tarihi057cea5068797c03d11c4ae4bbec8ca2-001.jpg

Şenol Çarık

TÜRKİYE SOLUNUN KISA TARİHİ

Asi Kitap

12 Eylül öncesinde sosyalist ve devrimci örgütlerin kaç fraksiyona bölündükleri hep tartışma konusuydu.
Kimine göre 49 kimine göre 54…
Askeri darbeye kadar hızla artan sayıda ve her geçen gün birbiri içinden bölünen yapılarıyla Türkiye Sosyalist Hareketi esaslı bir külliyatın konusuydu.Bir de buna sosyalist dernekleri, devrimci sendikaları ve sivil toplum kuruluşları ile yasal siyasi partileri ekleyince külliyat epeyce kalabalıklaşıyordu.
Kim nerde kurulmuş, kurucuları kimler, hangi ideolojik politik hattı benimsemiş çok ayrıntılı ve uzun bir çalışmayı gerektiriyordu.
Sonra araya upuzun bir 12 Eylül girdi.
Ağır baskı ve cezaevi dönemi Türkiye Sosyalist Hareketini'de kırdı ve savurdu.
Pek çok örgüt ve yapı dağıldı. Kalanların bir kısmı ise giderek küçüldü. Varlığını koruyanlar ise kabuk değiştirerek uzun koşularına devam ettiler.
Gezi direnişi ise gençliğin uzun yıllar sonra sokakla buluştuğu birbirini gördüğü tanıdığı ve kitlesel gücünü keşfettiği bir eylemlilik oldu. 
Aradan uzun yıllar geçmiş Türkiye köklü sosyalist devrimci gençliği yerini bambaşka bir yeni kuşağa bırakmıştı.
İyi ama bu köklü ve gurur veren Türkiye sol tarihinde kim kimdi?
Kim hangi örgütü hangi derneği hangi sendikayı kurmuştu? 
Hangi yazar hangi eserleri vermiş hangi büyük direniş tarihimizn dönüm noktası olmuştu?
İşte bu kitap bu saikle doğdu. 
Genç araştırmacı yazar Şenol Çarık Türkiye Sosyalist Sol Hareketini yakından takip eden bir gazeteci olarak tarihin tozlu sayfalarına girdi tanıklarla konuştu ve bu kısa özeti ortaya çıkardı.

Türkiye solunun soyağacını öğrenmeye hazır mısınız?

316 s. İstanbul 2017

akiskan-gozetim9feb54f83eb1bb0024aa93c0937fd77e.jpg

Zygmunt Bauman, David Lyon

AKIŞKAN  GÖZETİM

Ayrıntı Yayınları

Bugün hayatımızın her ayrıntısı hiçbir zaman olmadığı kadar çok yakından izleniyor, kaydediliyor; ve gözetim altındakiler genellikle gözetleyenlerle gönüllü bir işbirliği içinde. Londra'dan New York'a, Yeni Delhi'den İstan-bul'a, bütün büyük kentlerde kameralar artık kamusal alanların alışıldık, itiraz edilmeyen parçası haline geldi.

Uçağa binecekseniz, bedeniniz boydan boya taranıp biyometrik kontrole tabi tutulur; arama motorları ve kredi kartı okuyucuları bütün alışkanlıklarımızı, ilgilerimizi ve tercihlerimizi kaydedip sessizce piyasanın hizmetine sokar.Günümüzün akışkan modern dünyasında, günlük hayatımızın işleyişini esneklik ve hareketlilik belirliyor. Ulusal sınırları geçmek sıradan bir etkinlik haline gelirken, sosyal medya herkesin her an elinin altında.

Günümüzün yurttaşları, işçileri ve tüketicileri durmadan hareket ediyor ve genellikle kesinlikten ve sınırlardan uzak yaşıyor. Ancak mekanın sabitlikten uzak ve zamanın sınırsız olduğu bu dünyada, hiçbir hareketimiz yok ki kaydedilmesin. Gözetim, modern hayatın bu akışkan doğasına uyum sağlayarak, hiçbir zaman olmadığı kadar hızlı bir şekilde, erişemediği hiçbir alan bırakmamak üzere yayılıyor.

Akışkan Gözetim'de, akışkan modern dünyayı en ince ayrıntısına kadar gözler önüne seren büyük kuramcı Zygmunt Bauman'la, gözetim ve kontrol mekanizmaları konularında dünyanın en önde gelen analistlerinden David Lyon bir araya geliyor ve çok hayati sorunları birlikte masaya yatırıyorlar. Her anımızın gözetlendiği karanlık bir gelecek mi bekliyor bizi? Özgürlüğe ve umuda yer kalmadı mı artık? Gündelik hayatın koşuşturması içinde kaybettiğimiz insan olma sorumluluğumuza nasıl sahip çıkabiliriz
Akademik çevreler kadar genel okuru da ilgilendiren bu soruları, iktidar, teknoloji ve ahlak çerçevesinde irdeleyen iki büyük düşünür, bugün gözetlenmenin ve gözetlemenin ne anlama geldiğini anlatıyor bize.

176 s. İstanbul 2016

marksizm-sozlugu755c949129ff8f2bb53021f63e5d85d7.jpg

Gerard Bensoussan, Georges Labica

MARKSİZM SÖZLÜĞÜ

Yordam Yayınları

Farklı ülkelerden geniş bir yazar topluluğunun katkılarıyla oluşturulan Marksizm Sözlüğü, Marksizm alanındaki en yetkin ve kapsamlı çalışmalardan biridir. 400 madde ve 1086 sayfadan oluşan Sözlük, Türkiye'de de, Marksizm okurlarının uzun süredir ihtiyaç duyduğu bir kaynak olarak önemli bir boşluğu dolduracaktır.

Bu sözlükte, Marksizmin kurucuları Marx ve Engels ile ardıllarının metinlerinde kullanılan, yanı sıra sosyalist hareketin tarihine mal olmuş belli başlı terim ve kavramlar, o alandaki yetkin yazarlar tarafından ayrıntılı olarak irdelenip açıklanmaktadır.

Seçilen başlıklar birçok kategoriye aittir. Hepsi özgül olarak Marksist olmasa da, kâh Marksizm bilgisini aydınlattıklarından, kâh bizzat Marksizmin ürünleri olarak onun bilgi üretme yeteneğini yansıttıklarından, hepsi de Marksizmin anlam alanına dâhildir.

Bu sözlüğün ayırt edici özelliklerinden biri de, kolay, yüzeysel veya donmuş tanımlardan kaçınması, Marksist alandaki kategorilerin tarihî-mantıki oluşum sürecini ortaya koyması, ele alınan kavramların zaman içinde ne gibi anlamlar kazandığı, başka kavram ve terimlerle nasıl ilişkilendiğinin sergilenmesidir. Denebilir ki, kavram ve terimlerin bir çeşit soyağacı ortaya çıkarılmaktadır. Bu geniş ve ayrıntılı sergileme, Sözlük'e ansiklopedik bir boyut kazandırmaktadır.

Seçilen kavramlar, genel tanımları yerine Marksizm içindeki yerleri ve Marksist terminoloji içerisindeki anlamlarıyla incelenmiştir. Dolayısıyla, örneğin Blankicilik veya Hegelcilik, Blanqui'nin ya da Hegel'in düşüncesini ya da eylemini değil, sadece Marksizmin bunlar için ürettiği anlayışı ortaya koymaktadır.

1086 s. İstanbul 2017

odakitap-002-001-001-001-005.jpg

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Yeni çıkan kitaplar / 9 Ekim 201709 Ekim 2017 Pazartesi 11:43
  • Haftanın Kitabı: "Bütün Şiirleri: Direnç"09 Ekim 2017 Pazartesi 10:28
  • Haftanın Kitabı: "Beyaz Zambaklar Ülkesinde"02 Ekim 2017 Pazartesi 10:32
  • Editörün seçtikleri / 2 Ekim 201702 Ekim 2017 Pazartesi 10:24
  • Yeni çıkan kitaplar / 2 Ekim 201702 Ekim 2017 Pazartesi 10:00
  • Haftanın çok satan kitapları / 2 Ekim 201702 Ekim 2017 Pazartesi 09:53
  • Haftanın çok satan kitapları / 25 Eylül 201725 Eylül 2017 Pazartesi 10:21
  • Yeni çıkan kitaplar / 25 Eylül 201725 Eylül 2017 Pazartesi 09:44
  • Editörün seçtikleri / 25 Eylül 201725 Eylül 2017 Pazartesi 09:20
  • Haftanın Kitabı: "Kur'an'ın Tarihçesi ve Yazım Serüveni"25 Eylül 2017 Pazartesi 08:14
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)