• BIST 105.964
  • Altın 163,264
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 11 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 25 Nisan 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 25 Nisan 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Profesör' ünvanı taşıyan akademi yöneticilerinin cehalete övgüler düzdüğü ve okuyan sayısının artışı karşısında 'hafakanlar bastığını' açıkladığı günümüz Türkiyesinde, kitaba ve kitabın aydınlığına daha çok ihtiyacımız olduğu çok açık!

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

firdevs.jpeg
Firdevs Gümüşoğlu
DERS KİTAPLARINDA TOPLUMSAL CİNSİYET
(1928’den Günümüze)
Tarihçi Kitabevi

"Bu kitabı kaç gündür elimden bırakamıyorum. Hiç farkında olmadan devrimimizin en önemli ayağı olan kadın erkek eşitliğini yavaş yavaş çocuk kafalarından silmek için ilkokulların ilk sınıf kitaplarından itibaren nasıl işlenmeye başladığını görüyoruz. (...) Bu çok önemli konuyu ortaya koyup kamuoyunun dikkatini çekmeyi başardığı için Sayın Firdevs Gümüşoğlu'nu candan kutlarım."
-Muazzez İlmiye Çığ, Cumhuriyet Bilim Teknik, 12 Nisan 2013-

"Ders Kitaplarında Toplumsal Cinsiyet adlı yapıt, kadın algısının nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor."
-Yakup Kepenek, Cumhuriyet, 30 Temmuz 2012-

"Firdevs Gümüşoğlu'nun 10 yıllık çalışmasının özeti, kadınlarımızı neden geri plana ittiğimizi gözler önüne seriyor."
-Mehmet Y. Yılmaz, Milliyet, 8 Kasım 2001-

"[Bu kitap] bizim bu konuda daha dikkatli olmamızı sağlayacaktır."
-Ramazan Ç. Dağlı, Talim ve Terbiye Kurulu Bşk., 6 Ekim 1997-

"Kutlarım. Eğitimde cinsiyet ayrımcılığının olmadığı bir yaklaşım, altmış yıl önce okuma kitaplarında yazıldığı gibi sadece ulusun talihini değil tarihini de değiştirecektir."
-Yılmaz Karakoyunlu, Sabah, 20 Eylül 1997-

"[Bu çalışma] nerelerden nerelere geldiğimizi gözler önüne sermek açısından çok önemli"
-Zeynep Oral, Milliyet Sanat, 15 Mart 1995-

Firdevs Gümüşoğlu
Prof. Dr. Firdevs Gümüşoğlu: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde öğretim üyesidir.

344 s.İstanbul, 2016

tunc.jpg
Tunç İlkman
AŞIK ÖLÜYORUM
Destek Yayınları

Yıllar önce ayrıldığı sevgilisine yazdığı şiirleri “Bir Gün Beni Ağlayacaksın” adlı defterine kendi el yazısıyla işleyen ve bu defteriyle kısa sürede büyük ilgi görerek internet fenomenine dönüşen Tunç İlkman’ın birbirinden duygulu aşk şiirleriyle dolu ikinci defteri “Aşık Ölüyorum” kitabevi raflarındaki yerini aldı.

Ayrıldığı sevgilisine ulaşabilmek için kırmızı mürekkebiyle defterinin başına oturan genç şair Tunç İlkman’ın kelimelerle dans edercesine yazdığı ahenkli ve romantik anlatıları, kendi el yazısıyla defter formunda basıldı.

Destek Yayınları tarafından piyasaya çıkartılan “Aşık Ölüyorum” sarı saman kağıtlara mürekkeple işlenmiş bir ayrılık hatıratı…

136 s. İstanbul 2016

kozmik.jpg
Saygı Öztürk
TUTANAKLARLA KOZMİK ODANIN ESRARI
Bilgi Yayınevi

Bülent Arınç'a iki subay ve dolayısıyla Türk ordusu tarafından düzenleneceği iddia edilen suikast olayı baştan sona bir polis romanıdır. İnanılır gibi değildir. Şeytanın bile aklına gelmeyecek dümenler, yalanlar, kumpaslar, beyin yıkama mekanizmaları… Amaç, devletin ve askeriyenin en gizli bilgi ve belgelerinin saklandığı, doğrudan Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı olan "Seferberlik Tetkik Dairesi" isimli kuruluşa ve oradaki kozmik odalara girip arama yapmak ve eğer mümkünse darbe belgelerini (!) ele geçirmek. Saygı Öztürk bu düzmece suikast olayını, bu rezaleti, bugüne kadar hiç bilmediğimiz boyutlarıyla belgeliyor. "Ellerine sağlık!" diyorum.

-Emin Çölaşan-

264 s. İstanbul 2016

nehir.jpg
Paul Theroux
AŞAĞI NEHİR
Yapı Kredi Yayınları

62 yaşında karısı tarafından terk edilince hayatını sorgulamaya başlayan Ellis Hock, çareyi gençliğinin en mutlu günlerini geçirdiği Doğu Afrika'ya dönmekte bulur. Malawi'nin Aşağı Shire bölgesindeki köy aradan geçen yıllarda büyük bir değişim geçirmiş, Hock'un zamanında getirdiği yeniliklerin hepsi yerle bir olmuş, zaman âdeta geriye doğru akmıştır. Yılanlardan Korkmayan Beyaz Adam olarak tanıdıkları Hock'u sevinçle karşılayan köylüler de değişmiş, daha açık gözlü, daha talepkâr, daha tehlikeli insanlara dönüşmüşlerdir. Yaşamının son perdesinde sığındığı köy, içinden çıkamadığı bir tuzağa dönüşür.

336 s. İstanbul, 2016

asef.jpg
Asef Bayat
İSLAM-I DEMOKRATİKLEŞTİRMEK
(Toplumsal Hareketler ve Post-İslamcı Dönüş)
İletişim Yayıncılık

Asef Bayat, Mısır ve İran'a odaklanarak yukarıdaki soruları tartışmaya açıyor.

Müslüman toplumlarda siyaset nasıl şekilleniyor? Siyasi hareketlerle devrim hareketleri, siyasi partilerle toplumsal hareketler İslâm'ın siyasal alandaki temsilini nasıl sağlıyor? Toplumsal hareketlerin ve siyasal partilerin temsil kabiliyetleri, muhalefetteki talepleri ve iktidardaki icraatları nasıl biçimleniyor? Bu siyasal güçlerin tarihsel, siyasal, toplumsal, sınıfsal ve dinsel kökenleri politik manevralarını nasıl etkiliyor?

İslâm'ı Demokratikleştirmek, "'Müslüman öfke'nin küresel yürüyüşüne, mütevazı bir cevap". "Bu kitap (…) din ve toplumun yapısı, örgütlenmesi ve işlemesiyle ilgili yönelim ve hareketler arasındaki ilişkiyi araştırarak İslâm içinde ve İslâm adına yapılan çağdaş mücadeleleri inceliyor. Hareket noktası olarak Müslüman toplumlarda demokratik ülkülerin gerçekleştirilmesinin, Müslümanların siyasal yetenekleri ve entelektüel inançlarına kıyasla, İslâm'ın 'özü'yle daha az ilgili olduğunu göstererek, 'İslâm'ın demokrasi ile uyumlu olup olmadığına' dair kötü şöhretli soruyu sorguluyorum. Zira 'kutsal' emirlere anlam veren bireyler, gruplar ve hareketlerdir; hoşgörülü ya da baskıcı, demokratik ya da otoriter, bir inancın tabiatı esasen inananların nitelikleriyle belirlenir.

İslâm'ı Demokratikleştirmek, Müslüman Ortadoğu'ya odaklanarak, farklı hareketlerin, toplumsal ve siyasal değişim yaratabilmek, otoriter bir iktidarı meşrulaştırmak ya da tam tersine demokratik bir yönetim biçimini kucaklayan kapsayıcı bir inanç inşa etmek üzere dine anlam yükleyen hareketlerin mücadelelerini inceliyor."

376 s. İstanbul, 2015

henri.jpg
Henri Lefebvre
ŞEHİR HAKKI
Sel Yayıncılık

Henri Lefebvre'in Şehir Hakkı da yayımlandığı 1968'den bu yana giderek öne çıkan bir mücadelenin temel sloganına ve fikrine dönüşmüştür.

İnsanlık tarihinde ilk kez şehirlerde yaşayanların sayısı kırsal kesimde yaşayanları katbekat geride bırakırken, şehirlerdeki mücadele ve sorunlar da dünya tarihinde görülmemiş ölçüde öne çıkmıştır.

Derinlikli çalışmasının bu birinci kitabında, kent adı altında oluşan yeni gerçekliğin sanayi şehrinin sonu, çeperler ve banliyöler halinde parçalanması anlamına geldiğini gösteren Lefebvre, şehir mekânının kapitalist üretimini kullanım değerinden ziyade mübadele değerinin belirlediğini, dolayısıyla sermaye ve mülk sahibi olmayan, mekânların mübadele değeri üzerinden kâr sağlayamayan sınıfların şehir üzerinde söz hakkını yitirdiğini de ortaya koyar.

Şehri yeniden-üreten siyasi ve iktisadi süreçlere kolektif müdahalelerle şehir hakkının şehirli mülksüzlerce yeniden ele geçirilmesi gibi temel bir politik mücadele ekseninin doğmuş olduğu günümüzde, yaşam alanlarına sahip çıkma mücadelesi veren dünya halklarının temel sloganına dönüşmüş "adil ve yaşanılası bir kent hakkı" antikapitalist mücadelenin ana eksenlerinden biri haline gelmiştir. Bu mücadeleyle doğrudan ya da dolaylı ilişkide bulunan herkesin, siyasetten sosyolojiye, sanattan felsefeye ve bilime dek her alanın düşünür ve aktivistlerinin dönüp dolaşıp geleceği referans metinlerden biri olmuştur Şehir Hakkı.

Düşünce tarihinde şehir algısını değiştirmiş, yeni bir bilinçlenme yaratmış öncü düşünürlerden biri olarak yerini alan Lefebvre'in bu esinleyici ve kurucu metni, şehir hakkı, kentsel yaşam hakkı, yeni bir hümanizma ve demokrasi tasarımlarının odağında yer almayı hak eden temel bir eser.

167 s.İstanbul, 2016

balzac.jpeg
Honore de Balzac
MODERN ÇAĞ UYARICILARI RİSALESİ VE Z. MARCAS
Notos

Balzac alkol, şeker, çay, kahve ve tütün olarak sıraladığı beş uyarıcıyı konu alan Modern Çağ Uyarıcıları Risalesi'ni ünlü mutfakbilimci Brillat-Savarin'in Damak Zevkinin Fizyolojisi adını taşıyan incelemesinin 1839 yılı baskısına sonsöz olarak yazmıştır. İnsanlık Komedyası'nın yazarı, uyarıcılara ilişkin olarak Brillat-Savarin'in kitabındaki eksikleri tamamlamaktan çok bunları yorumlamayı dener, Doğu-Batı farklılığı üzerine kurulu kalıpsözlere dair de önemli kanıtlar sunar.

Bu uyarıcıların yayılışı ile toplumların siyasi çöküşü arasında bağ kuran Balzac'ın 1840 yılında yazdığı Z. Marcas da, her ne kadar bu uyarıcılara dayandırılmasa da, bir çöküş öyküsüdür. 

119 s. İstanbul, 2016

lord.jpg
Oscar Wilde
LORD ARTHUR SAVİLE’İN SUÇU
Kırmızı Kedi

Alfonso Reyes'in İspanyolcaya çevirdiği Ciddi Olmanın Önemi Üzerine adlı eseri gibi 'Lord Arthur Savile'in Suçu' da İyi ve Kötü'nün ötesinde bir yapıt. Bir cinayetin öyküsünü anlatır; ama cinayet, uçarılığından dolayı Binbir Gece Masalları'nda kasten yaratılan fantastik ortamdan daha az gerçek olmayan bir dünyada işlenir. Bu benzerliği vurgulamak için Stevenson ve Chesterton'ınkilerle kıyaslanabilecek düşsel bir Londra'da geçen öyküye, İslam dinine özgü kader anlayışının hâkim olduğunu eklemek gerek. Dünyevi komedyalarında olduğu gibi bu öyküde de Wilde karşımıza aptal kahramanlar çıkarır, ancak bu kahramanların aptallığı iğneleyicidir, çünkü bunlar aslında yazarın gülümseyen maskeleridir.

Hüzünlü bir yazgısı ve neşeli bir ruhu olan bu büyük İrlandalı bizim çağdaşımız ve gelecek kuşakların da çağdaşı olacak. Derin ve yenilmez mutluluğu, onu belleklerimizde Danimarka prensi gibi trajik bir züppe olarak yaşamaktan kurtarıyor."
-Jorge Luis Borges-

132 s. İstanbul, 2016

ilker.jpeg
İlker Özünlü
PARÇALI BULUTLAR ÜLKESİ
h2o Kitap

Ağır bir yenilgiyle şekillenmiş geçmiş, bugünün peşinden gelir ve yüzleşmedikçe bizi gelecekten yoksun bırakır.
Yeni milenyumun başında bir gencin dünyasına ve onun aşık olduğu kızın gizemli varlığıyla yokluğunun sırrını keşfetmeye yönelik, İstanbul sokaklarında dolaşmaya bir davet Parçalı Bulutlar Ülkesi.

Ancak çıkılacak bu küçük yolculuk tehlikelidir çünkü sıklıkla geçmişe rastlanılacaktır.

Üniversiteye yeni başlamış Burak kendisine ait olmayan ve asla paylaşmadığı bir geçmişin yükünü bilmeden yaşayan bir kuşaktandır. Onu babasız büyüten Gülçin hayatının sonbaharında bile gençliğini ve düşlerini sorgulamaktadır.

Tuhaf ama heyecanlı bir rastlanın sonucunda hayatına tekrar girecek olan, üniversite yıllarının "hızlısı" Serhat onu daha derin bir sorgulamaya çekecektir çünkü onun da geçmiş ile başı beladadır.

Geçmiş ile bugün arasında kurulan köprü her sorgulamada onları tekrar sokağa çekecektir ve arkalarından da Burak'ı.

Nihayetinde sokaklar meydanlara dökülecek ve Taksim'e varacaklar.
Özgürlük ve aile arasında, sınırlarda yaşayan Yeliz, bu eski tüfeklerin dün ile bugünde, bugün ile dünde yüzleşmelerinin yolunu açarak iki kuşak arasındaki gerilimin ortasında bir esin perisi olacaktır.
Meydan düğümün ilmek ilmek atıldığı yerdir.

Çok ölü vardı ve 1977 1 Mayıs'ında herkes yaralanmıştı...

376 s. İstanbul, 2016

peri.jpg
Guillermo Cabrera Infante
VEFASIZ PERİ
Can Yayınları

Guillermo Cabrera Infante, ölümünden sonra yayımlanan Vefasız Peri'de sözcük oyunları, iğnelemeler ve göndermelerle dolu üslubuyla başka zamanlardan bir Havana aşkına hayat veriyor.

Estela ve ben bu kitapta, bu sayfada, bu kelimelerde birleştik. Bizi bir boşluk birleştiriyor: O öldü, bense bu kitabı yazmak için yaşıyorum. Bizi bu cennet kurtaracak, cezamızı bu cehennem verecek: bir kitap, hayat.

Devrim öncesi Havana... gencecik Estela... ve ona sevdalanan evli bir sinema eleştirmeni. Ama bu alışıldık bir gönül serüveni sayılmaz, çünkü Estela hiç de göründüğü kadar toy değil.

240 s. İstanbul, 2016

balbay.jpg
Mustafa Balbay
CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILI
Bilgi Yayınevi

Gazeteci ve CHP’li Milletvekili Mustafa Balbay’ın yeni kitabı Bilgi Yayınevi’nden çıktı.

Cumhuriyetin birinci yüzyılı bir başarı öyküsüdür. İkinci yüzyılına yön verecek güç, birinci yüzyılın toplam gücünden oluşmalı. Bu güç, tüm Türkiye'dir. En uzun yolculuklar bile küçük bir adımla başlar. Bu kitap, ikinci yüzyıla uzanan uzun yolculukta küçük bir adım olma inancı, heyecanı ve enerjisiyle kaleme alındı. Zafer, ona en çok inananlarındır.Cumhuriyetin ikinci yüzyılı, bu topraklarda var olan bütün değerlere saygı duyan, küresel düşünüp ülkesel karar verenlerin olacak.

Atletizm yarışlarında sporculara söylenen sözlerden biri şudur: Arkana bakma, o yöne koşmuyorsun! Ve Voltaire'in dediği gibi:"Tarih kralların çiftliği değil, milletlerin tarlasıdır." 

168 s.İstanbul, 2016

 

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

onsel.jpg
Mustafa Önsel
AĞACIN KURDU-TSK’DE ŞAKİRTLERİN İŞGALİ Mİ?
(Fethullah Askerleri)
Alibi Yayıncılık

Balyoz davasından beraat eden ama yargılandığı sırada emekli edilen kurmay albay Mustafa Önsel, "Beşiktaş'ta Sırtlan Pususu", "Silivri'de Firavun Töreni" ve "Casusluk Kumpası, Kim Bunlar" kitaplarından sonra balyoz gibi bir dördüncü kitapla yine gündem yaratıyor. TSK'da, "Fethullahçı Terör Örgütünün" izlerini bizzat tanık olanların anlatımıyla ve belgeleriyle paylaşıyor… Mustafa Önsel; "Milli ordu bu topraklarda yaşamamızın güvencesidir. Ordu içinde herhangi başka bir hiyerarşik yapıya bağlılık millilik vasfını yok eder. Buna müsaade etmek ihanettir…" vurgulaması yaptıktan sonra kitabını okuyuculara şöyle sunuyor;

"Gelelim kitabımızın konusu olan TSK'deki duruma. Bunca kuruma sızan, sonra da devleti ele geçirmeyi düşünecek kadar kendini güçlü hisseden bir yapının TSK ile ilgili bir planının bulunmaması, orada örgütlü olmaması mümkün mü? Önceki kitaplarımda bunun önemli ipuçlarını vermiştim. "Ağacın kurdu içinde olur." diye bir halk sözü var değil mi? Ne kadar bilgece bir söz. Bunca kumpas içeriden ciddi bir destek olmadan yapılabilir miydi? Biz; yani bu olayları, kumpasları bizzat yaşayanlar, bu desteğin gücünü gördük. "Ağacın kurtçukları"nın önemli bir kısmını pek çok parçayı birleştirerek belirledik. 

Bu çalışmamda -pek çok yaşanmışlıktan hareketle-, açılan soruşturmalarda adı artık kısaca FETÖ, yani Fethullahçı Terör Örgütü olarak ifade edilen ihanet odağının TSK'de, başta askeri okullar olmak üzere, geldiği noktayı içinde yaşayan biri olarak takdirlerinize sunuyorum. Burada anlatılanlarla ordunun nasıl bir ayrışmaya, siyaset batağına çekilmeye ve milli olmaktan çıkartılmaya çalışıldığını da ortaya koyarken aynı zamanda tehlikenin büyüklüğüne de dikkat çekmeye çalışacağım. Buradaki anlatımların bir bölümünün, bir kısım okuyucuya abartılı geleceğini biliyorum. Fethullahçı örgütün yaptıklarını gören, bizzat yaşayan on binlerce TSK mensubu ise anlattıklarımın, yaşananların ancak küçük bir bölümünü teşkil ettiğini biliyor. Bu konuda yüzlerce kitap yazılsa yine de yeterli olmaz… " Ve bu kitapta aşağıdaki soruların cevaplarını belgeleriyle veriyor;

·  12 Eylül öncesi Harbiye'de yaşanan "Devrimci", "Ülkücü" ayrışması nasıldı?
·  Harbiye'de hangi devreye "Kızıl Devre" deniyordu?
·  Şakirt kime denir?
·  "Artık şakirt olmayan askeri okullara giremez" diyen yüksek rütbeli subay kimdi?
·  Kimler Medine Sözleşmesini henüz imzalamadık, o halde yapılan her şey mübahtır diyor?
·  Harbiye'de korkunç yıllarda (2008-2014) neler yaşandı?
Şok mangalarında yapılan işkenceler… İşkence sonucu ölen, intihar eden, atılan veya ayrılmaya zorlanan Harbiyeliler…
Domuz bağları, dayak, hakaret…
·  Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı sorgu odasından çıkan bir subay neden intihar etti?
·  "Gay Tayfa" iftiralarıyla başlayan süreç ve Deniz Kuvvetlerine yapılan saldırılar nasıl gelişti?
·  GATA'da Fethullahçı yapılanmanın boyutları nedir?
·  Askeri Yargıda neler oluyor?
·  Fethullahçı örgüt niçin askeri yargı ve tıbbiyeyi ele geçirmek istiyor?
·  Genelkurmay Erdoğan'a darbe yapar mı?
·  Necdet Özel casusluktan yargılanır mı?

304 s. İstanbul, 2016

fakir-001.jpg
Fakir Baykurt
UNUTULMAZ KÖY ENSTİTÜLERİ
Literatür Yayıncılık

Fakir Baykurt'un, Cumhuriyet tarihimizde çok önemli bir yer tutan, kendisinin de yetiştiği Köy Enstitüleri üzerine yazdıkları: tarihçesi, önemi, işleyiş biçimi, özellikleri, katkıları, yurtta-dünyada yankıları, kapatılmasının nedenleri...

Yaşamın amacı, ileri millet olarak yaşamaktır. Ortaçağ hayatından farksız, geri bir hayata razı olan insan kalabalığıyla çağımız uygarlığına katılamayız, diri millet haline gelemeyiz.

-İ. Hakkı Tonguç-

Halk yönetimi, demokrasi, eğitimle başlar ve gerçekleşir. Köy Enstitüleri öğrencilerini öğretime katarak, insan gelişimine özgürlük tanıyarak, tartışma ve eleştirme geleneğini kurarak, tabana dayalı bir demokratik düzenin gerçek örneğini vermiştir.

-TÖS Devrimci Eğitim Şurası, 1968-

Tonguç, iri vücudu içinde çok duygulu, titreyen bir yürek taşırdı. Bir gün Köy Enstitülerinden birinde bir bayan öğretmenin yeni gelmiş köylü bir kız çocuğunu dizine yatırmış başından bitini ayıklarken görmüştük. Biraz sonra birbirimize baktığımız zaman gözlerimizde akan yaşları bulmuştuk.

-Hasan Âli Yücel-

Ben üç şeyle övünmesini isterim Türkiye'nin: Atatürk'ün gerçekleştirdiği kendine dönüş ve bağımsızlık politikası, Hakkı Tonguç'un gerçekleştirdiği demokratik eğitim ve Nâzım Hikmet'in getirdiği insancıl, ulusal şiir.

-Yaşar Kemal-

Siz demokrasiye ulaşmanın gerçek yolunu bulmuşunuz. Bu Enstitüler dengeli ve uyumlu bir toplum tipinin garantisidir. Enstitülerinizde, ülkenizin kendi bünyesinden, öz kaynağınızdan fışkırma güçlü, sağlıklı bir gençlik buldum.

-Jeanette Rakin (1946) ABD Meclisi'nin ilk kadın üyesi-

İçindekiler;

-Önsöz: Niçin Unutulmaz Köy Enstitüleri?

-Köy Enstitüleriyle İlgili Sorulara Yanıtlar

-Köy Enstitülerinden Bugün Ne Derece Yararlanılabilir?

-Köy Enstitüleri Başkaldırı mıydı?

-Başeğdirme Var, Başeğme Yok mudur?

-Yarının Türkiyesine Seyahat

-Köy Enstitüleri Destanı

-Destan'ın Sonu

-Umut Yolu

-Niçin Eğitmen Kursları ve Köy Enstitüleri?

-Köy Enstitülerinde Özeleştiri Cumartesi Toplantıları

-Enstitüleri Enstitü Yapan İlkeler

-Köy Enstitülerinin Yazın Yaşamımıza Katkıları

-Nasıl Öğretmen ve Yazar Olabildim?

-Teşekkürler Teşekkürler

-Yıllar Sonra Köy Enstitüleri

-Kırk Üç Yıl Sonra Köy Enstitüleri

-Niçin Yaşar Köy Enstitüleri?

-Türkiye Aydınlanması ve Köy Enstitüleri

-Kara Sonuç

-Çukurkavaklı'yı Kim Öldürdü?

-Köy Enstitüleri Üstüne Sözler

-Köy Enstitüleri Üstüne Kitaplar

180 s. İstanbul, 2016

 

nazim.jpg
Nazım Hikmet
KEMAL TAHİR’E MAPUSHANEDEN MEKTUPLAR
İthaki Yayınları

Nâzım Hikmet'in on yıl boyunca "mapushane"den Kemal Tahir'e yolladığı mektuplar, hem bu iki önemli ismin kişiliklerine, sanat ve dünya görüşlerine, hem de hummalı bir döneme tanıklık etmemizi sağlıyor. Bugün gözden düşen mektubun zamana yenik düşmediğini görmek de cabası. Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar yeni okurlarını bekliyor… "Mektupları okurken -hele genç kuşaklar- şu noktaları göz önünde tutmalıdır: Bunlar, bir mahpushaneden bir başka mahpushaneye gönderildi. Yazıldıkları sıra, içerde, tek parti idaresi, dışarda, tarihin örneğini görmediği kanlı bir dünya savaşı, var kıyıcılığıyla sürüyordu.

Nazım Hikmet bu iç ve dış şartların maddi-manevi baskıları altında, şair olarak, herhangi bir insandan kat kat fazla bunalmıştı. Bu bunalımı, ancak devrimci dahi sanatçılarda rastlanan insanüstü bir güçle umut ve iyimserlik çizgisinde yiğitçe tutmayı başarmakla kalmamış, korkunç mahpushane şartlarından, yararlanarak Anadolu Türkçesi'nin sağlam temellerini, yani Anadolu insanının tarihsel-sosyal gerçeğini de bulmuştur. " 
-Kemal Tahir-

456 s. İstanbul, 2016

 

hesse.jpg
Hermann Hesse
İNANÇ DA SEVGİ DE AKLIN YOLUNU İZLEMEZ
Yapı Kredi Yayınları

Bozkırkurdu'ndan Boncuk Oyunu'na yazını süreğen bir iç yolculuk çizgisinde okunabilen Hermann Hesse, politikadan kültüre, kitaplardan sevgi, mutluluk, ölüm temalarına açılan "palet"iyle özlü düşüncelerini bir araya getirdiği bu kitabında izlenimci bir ressam yalınlığıyla sesleniyor okura. 

Açıklık ve doğruluk (hakikat), yaklaşık aynı anlama geliyormuş gibi pek sık olarak yan yana söylendiği işitilen sözcüklerdir. Gelgelelim, birbirinden apayrı içerikleri niteler bunlar! Doğru'nun açık olduğu seyrek, pek seyrek, açık'ın doğru olduğu daha da seyrektir. Doğru hemen her zaman karmaşık, karanlık ve çokanlamlıdır; her sözcük özellikle "açık söz" doğru üzerinde uygulanan bir zorbalıktır. "Açıklık" her zaman için zorba nitelik taşır, çokyönlü olanı sadeleştirmeye, doğal olanı anlaşılır, hatta akla uygun kılmaya yönelik zorbaca bir girişimdir. Açıklık, özdeyişlerde bir erdemdir; özdeyişlerdeki cümleler sevimlidir, değerlidir, eğiticidir, espri yüklüdür, anlamlıdır; ne var ki, asla bir doğruluğu içermezler, çünkü her özdeyişin tersi de doğrudur.

200 s. İstanbul, 2016

stefan.jpg
Stefan Zweig
Mary Stuart
Can Yayınları

Biyografilerinde daima toplumsal rollerin ardındaki insana, olayların ardındaki duygulara yoğunlaşan Zweig’ın Mary Stuart’ı, düşmeyen temposuyla gerilim romanlarını aratmayacak türden.

“Açık ve belirgin olan, kendi kendini anlatır; gizemin etkisi ise yaratıcıdır. Belirsizlik perdesinin gölgelediği tarihsel kişiler ve olaylar bu nedenle hep yeniden yorumlanmak ister. Mary Stuart’ın yaşam trajedisi, tarihsel bir soruna dair gizemin tükenmeyen cazibesine klasik bir örnek olarak gösterilebilir. Dünya tarihinde belki de başka hiçbir kadın edebiyata bu kadar çok konu olmamış, dramlarda, romanlarda, biyografilerde ve tartışmalarda böylesine çok konu edilmemiştir. Mary Stuart, üç yüz yılı aşkın bir süre boyunca yazarları hep cezbetmiş, biliminsanlarının ilgisini çekmiştir; insan onun kişiliğini, dinmeyen bir enerjiyle yeniden şekillendirmeye kendini hâlâ mecbur hissetmektedir. Çünkü karmaşık olan her şey açıklığa, karanlık olan aydınlığa kavuşmak ister.”

Stefan Zweig, ünlü İskoç Kraliçesi Mary Stuart’ı bu sözlerle tanıtır. Altı günlükken İskoçya kraliçesi olan Mary Stuart’ın gerilim romanlarına taş çıkaran yaşamöyküsü ilk kez 1935’te yayımlandı. O günden bu yana yazarın en çok okunan ve bilinen biyografilerinden biri Mary Stuart. Zweig’ın bir başka giyotin kurbanını anlattığı Marie Antoinette kitabındaki gibi bu İskoç kraliçesinin hayatını da talihsizlikler belirliyor.

520 s. İstanbul 2016,

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 13 Kasım 201713 Kasım 2017 Pazartesi 16:26
  • Yeni çıkan kitaplar / 13 Kasım 201713 Kasım 2017 Pazartesi 16:23
  • Ayşenur Arslan'ın son kitabı Darbe'nin Lütfu Tele1 Kitap'ta09 Kasım 2017 Perşembe 15:23
  • Haftanın çok satan kitapları / 6 Kasım 201706 Kasım 2017 Pazartesi 13:51
  • Editörün seçtikleri / 6 Kasım 201706 Kasım 2017 Pazartesi 13:48
  • Yeni çıkan kitaplar / 6 Kasım 201706 Kasım 2017 Pazartesi 13:40
  • Haftanın Kitabı: "Çin'in Yönetimi"06 Kasım 2017 Pazartesi 13:34
  • Haftanın çok satan kitapları / 30 Ekim 201730 Ekim 2017 Pazartesi 14:56
  • Haftanın Kitabı: "Opera Kahkahası"30 Ekim 2017 Pazartesi 14:51
  • Editörün seçtikleri / 30 Ekim 201730 Ekim 2017 Pazartesi 14:39
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)