• BIST 105.268
  • Altın 163,439
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Adana 13 °C
  • Antalya 11 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 25 Ocak 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 25 Ocak 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim: [email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

İşte haftanın yeni çıkan kitapları ve editörlerimizin bunlar arasından sizin için seçtiği üç eser. ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR


Özdemir İnce
İMAM HATİP SALTANATI VE İMAMOKRASİ
Tekin Yayınevi

"Solculara düşman olmadım hiçbir zaman, solcuları severim. Orhan Kemal'i ben canlandırdım, ölecekti. Yaşar Kemal'in 'İnce Memed'inin müsebbibi de benim. Ona kalsa müstear isimle yayınlayacaktı ve bugünkü Yaşar Kemal olamayacaktı. Özdemir İnce'nin şiirlerini severdim şimdi de yazılarını seviyorum. Hürriyet'ten çıkardılar şimdi Aydınlık'ta yazıyor. Atatürk devrimlerini; Falih Rıfkı'dan (Atay) sonra, Tevhidi Tedrisat'ı en iyi, en anlamlı yazan yazar. Başına bir şey geleceğinden korktuğum, adalete muhatap olur diye düşündüğüm insanların başında geliyor." (Bedii Faik, Bağımsız dergisi, 2013)

"İmam hatip ürünü olan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye Cumhuriyeti'ne Başbakan olması ve yedi yıldır bu görevde kalması, Türkiye'nin demokratik bir ülke olduğunu değil olmadığını gösterir. Seçilmesi bir skandal, o koltukta kalabilmesi bir başka skandal! Seçime indirgenmiş bir demokrasi olsa olsa bir Talibanî Demokrasi olur.

İki türlü eğitim ve öğretim vardır: Laik eğitim öğretim; dinî eğitim öğretim. Klasik lise adı verilen laik eğitim ve öğretim bütün mesleklere kaynaklık eder. Klasik liseden sonra ilahiyat fakültesine girip mezun olan bir kimsenin siyasete girmesine karşı değilim. Ama hukuk, siyasal, iktisat, vb. fakültelerinde okusalar bile imam hatip okulu mezunlarının ve imam hatipten sonra ilahiyat okuyanların siyasete girmelerine ve başbakan olmalarına karşıyım. Bu karşı oluş imam hatiplinin laik olmayan zihinsel yapısıyla ilgili!

Çünkü imam hatipler din adamı yetiştirir. Bu okulun verdiği formasyon ile sadece imam olunabilir. İmamlık dışında hiçbir meslek yapmamalı! Cumhuriyet ikili eğitim öğretimin tehlikeleri gördüğü için Tevhidi Tedrisat Kanunu'nu çıkarmış. Cumhuriyet ve devrimlerinin karşıt ve düşmanlarının ilk işi Öğretim Birliği Yasası'nın iğdiş etmek olmuştur." (Özdemir İnce, Hürriyet, 28.03.2009)

"Başbakan aklı sıra beni sıkıştıracak: 'Ehliyet ve liyakatten hareketle bizler atamalarımızı yaparız. Velev ki imam hatip kökenli olsun. Gidip siyasalı bitiriyorsa, hukuk bitiriyorsa, valilik yapma ehliyet ve liyakatine sahipse, seni neden rahatsız ediyor? Onlar bu ülkenin çocukları, evladı değil mi?' diye sorarak meydan okuyor. El Cevap: İmam hatip mezunu din adamıdır, dinî sınıftandır; hiçbir sivil mesleği yapmamaları gerekir. Subay olamıyorsa, vali, kaymakam, sefir, rektör ve polis de olamaz!" (Özdemir İnce, Hürriyet, 28.03.2009)

208 s
İstanbul, 2016




V. İ. Lenin
DEVLET VE DEVRİM
Yordam Yayınları

Sınıf mücadelelerini önemsemek ve bu mücadeleleri temel almak, Marksist olmaya yeter mi? İşçi sınıfı, siyasal iktidarı ele geçirme hedefiyle yetinebilir mi? “Burjuva devlet mekanizmasının parçalanması” ne anlama gelir ve neden gereklidir? “Zora dayalı bir devrim” olmadan olmaz mı? Demokrasi, aşılamaz bir hedef midir? “Proletarya diktatörlüğü”, tam olarak nedir? Ve başka pek çok soru ve cevapları... 
Lenin, Rusya’daki çarlık rejimine son veren 1917 Şubat Devrimi ile 1917 Ekim Devrimi arasındaki Ağustos-Eylül aylarında kaleme aldığı bu eserinde, Marx’ın ve Engels’in çalışmalarından hareketle, kapitalizm ile sınıfsız toplum (komünizmin üst evresi) arasındaki geçiş sürecini ve komünizmin “sosyalizm” diye anılan “alt evresi”nin ayırt edici özelliklerini ele alıyor. Marksizmin devlet ve devrim konularındaki temel tezlerini çarpıtma ve örtbas etme girişimlerini amansızca eleştirerek!

160s.
İstanbul 2016




Theodor W. Adorno
NEGATİF DİYALEKTİK
Metis Yayıncılık 

Yirminci yüzyıl felsefesinin zirve kitaplarından Negatif Diyalektik, kaleme alınışının 50. yıldönümünde Şeyda Öztürk'ün müthiş emek ürünü çevirisiyle nihayet Türkçede. 

Adorno kitabın amacını şöyle ifade ediyor: "'Negatif Diyalektik' tabiri, geleneği ihlal eder. Diyalektik, daha Platon'da bile, bir düşünme aracı olan olumsuzlama aracılığıyla olumlu bir şey üretme amacı taşırdı; sonraları bu olumluluk 'olumsuzlamanın olumsuzlanması' tanımında kısa ve kesin ifadesini bulmuştur. Bu kitap belirlenimden ödün vermeden diyalektiği bu olumlayıcı esastan kurtarmayı amaçlamaktadır". Kitabın giriş bölümünde felsefi deneyim kavramı açımlanırken, birinci bölüm, Almanya'da hüküm süren ontolojinin durumunu ele alıyor. Üçüncü bölümdeyse "negatif diyalektik modelleri" ayrıntılı olarak geliştiriliyor. 

"Bir zamanlar miadını doldurmuş gibi görünen felsefe bugün hâlâ yaşıyor çünkü onu gerçekleştirme fırsatı kaçırıldı. Felsefenin dünyayı yorumlamaktan başka bir şey yapmadığı, gerçekliğe teslim olduğu için kendi içinde sakatlandığı yolundaki yüzeysel yargı, dünyayı değiştirme çabasının tamamen boşa çıktığı bir dönemde, aklın yenilgisinin kabulüyle aynı kapıya çıkar... Belirsiz bir zamana ertelenen pratik de halinden memnun spekülasyona karşı başvurulacak bir temyiz mercii olmaktan çıkmış, dönüştürücü bir pratiğin gerektirdiği eleştirel düşünceyi beyhude olduğunu ileri sürerek zapt etmek isteyen yetkili kişilerin bahanesi görevi görmektedir çoğunlukla. Felsefe, gerçeklikle bir olma veya gerçeklik üretmenin hemen arefesinde olma vaadini yerine getiremediği için kendini acımasızca eleştirmeye mecburdur."

Bu acımasız eleştiriyi en ufak bir taviz vermeden yerine getiren kitap güncelliğini ve örnek değerini hiç yitirmeyecek.

376 s 
İstanbul, 2016


Mehmet Bican
O GECE
Tekin Yayınevi

"O Gece", 11 Eylül'ü 12 Eylül'e bağlayan gece ile başlayan bir karanlık dönemin, öncesi ve sonrasıyla öyküsü…

Birçoğumuzun tanık olmadığı "O Gece"ye yıllar sonra bakmak, hatırlamak o kadar önemli ki… "O Gece"yi bilmezsek, yaşadığımız bugünleri nasıl değerlendireceğiz?

Cumhuriyetin kazanımlarını ve Atatürk devrimlerini tümüyle reddeden, çağın gerisinde kalmış ülkelerin gömüldüğü karanlığı Türkiye'ye taşımak isteyenlerin akıl, mantık, ahlak ve hukuk ötesi yönetimini… 

Cuntacı zihniyetin sona erdiğini iddia ederek, o dönemdeki anayasa ve yasalardan daha da antidemokratik uygulamalara imza atanları… Hukukun ortadan kalktığını, özgürlüklerin sıfırlandığını nasıl göreceğiz? Sahte ihbar mektupları, yalan beyanlar, düzmece belge ve gizli tanıklarla esir alınan subayları, aydınları, gazetecileri, suçsuz birçok yurtseveri sorgusuz sualsiz zindanlarda çürüten; hukukun temel ilkelerine, insan haklarına aykırı ve taraflı çalıştığı belgelenen mahkemelerin savcılığına soyunanların hukuk anlayışını nasıl değerlendireceğiz? İnsanlarımızı ırk ve din istismarcılığıyla ayrıştıran ve düşman kamplara bölenlerin kimler olduğunu nasıl bileceğiz? Ülkemizdeki karanlık dönemi başlatan bir gecenin yaşanmış öyküsü olan "O Gece" iste bütün bu sorularımıza cevap veriyor.

376 s. 
İstanbul, 2016




Sedat Demir
KÜÇÜK PARİS FENA ÖKSÜRÜYOR
Dedalus

İçinde, Kraliçe Belkıs ile Süleyman Peygamber meselinin kaybolduğu bir bataklığı saklıyor bu kitap. Her şey bu şifalı bataklıktan çıkıyor. Meksika söylenceleri ve tüm anlatılanlar. Bu anlatıların da hakkı, cemiyette en çok pişen üç yaşlı kadına verilmiş. Ülkemiz tarihi kadar derin, dertli hikâyesi var, üçünün de. Ayrıca her birinin sanatla olan ilgisini, onunla yoğun mücadelesini ve başarısız sınavlarının sonuçlarını okura ulaştırıyor, hikâyeleri. Kitabın bir diğer kahramanı da Samatya sokakları. Sinema, edebiyat ve müzik, bu sokakların arasında bataklığa dönüşmüş bu semtin çağıldayan deresinin içinde yüzüyor. 

Okuruna çeşitli imkânlar, dolayısıyla güçlükler sunan Küçük Paris Fena Öksürüyor, sıklıkla anlatıcının da yerini soruşturan bir kurmaca deneyimi. Okuyan için. Tüm bunları yaparken azıcık yazar kastının, okur hazzının ayarlarıyla oynuyor. Hatta bir karakterin adını sorduğunuzda, Harikalar Diyarı'ndan beyaz tavşan ortaya zıplayıp "Ne önemi var ki adların?" diyerek sizi tersleyebiliyor. 

Bir ilk kitaba göre yoğun bir içerik, eğlenceli bir üslup ve hızlı bir anlatı. 
Dinlemeye hazır mısınız?

112 s. 
İstanbul, 2016


Maggie O'Farrell
SEVGİLİM SEVGİLİSİ
Yapı Kredi Yayınları 

Londra'da yaşayan Lily, bir partide tanışıp tutkulu bir ilişkiye başladığı Marcus'un evine taşındığı zaman, bu evde başına geleceklerden habersizdir. Marcus'un eski sevgilisi Sinead'in hayaleti umulmadık anlarda karşısına çıkmaya başlar. Bu karşılaşmalar Lily'nin hayatını kâbusa çevirecek, onu Marcus'la ilişkisini sorgulamaya, hatta sevgilisinin gerçekte kim olduğunu araştırmaya yöneltecektir.

Sevgilimin Sevgilisi, tutku, aldatma ve eski aşkların hayaletleri hakkında sürükleyici, sürprizlerle dolu, lirik bir roman.

224 s. 
İstanbul, 2016




Enis Batur
CİNLERİN İSTANBULU
Remzi Kitabevi 

Paris, New-York, Berlin ve Bordeaux'dan sonra İstanbul'un uçlarına, ortasına ve arkasına doğru bir seyahat... "İstanbul beni dağladı, delik deşik etti, tek memesinden emzirdi, zehrini şırıngaladı içime, beni büktü, kırdı, canlı canlı yaktı, pıhtılaştırdı, uçurdu, itti, geri çekti yarım yüzyıl boyunca içinden geçerken içsesi kıldı. Kuşluk vakti, öğlen, gecenin dibi, dinledim onu, nefesi nefesime karıştı, emdim ve kustum onu. Damarları gövdemde yolalmayı sürdürdü. Düşümde düşlerini gördüm. Uç noktalarında, kuytu derinliklerinde, kıyılarını kateden ve onu kemiren, istilâ etmeye hazır dev su kütlesine karıştım. Sonsuza ayarlı bir valsin girdabındaydı İstanbul: Ben, siz, hepimiz zamanlarının, hareketlerinin, arızalı nabzının kurbanlarıydık. Karman çorman belleğinin: Herbir ögesi sınırsız bir çöle ait kum yazısının harfleriydi ve Tarih, tarihi, imparatorlardan sultanlardan toplumun aforoz ettiklerine, varsıl ailelerden berduşlara, şairlerinden şehitlerine, ortamalı dilinden kayış diline, katlanmış haritasından özel kokusuna, öfkeli kabarışlarına, vecde gelişlerine uzanan bir tasnifsiz yığındı: Günbatımında, Körler Rıhtımında durduğumuzda, cehennemin yalımlarına göre tarifini bulan özel ışığı karşısında dilsiz, kilitlenirdik."

200 s. 
İstanbul, 2016




Jale Nejdet Erzen
ÜÇ HABİTUS-YERYÜZÜ, KENT, YAPI
Yapı Kredi Yayınları 

Mimarlık, sanat öğrencileri, kültür tarihçileri ve yaşadığı yerle ilgilenen her okur için! "Üç Habitus - Yeryüzü, Kent, Yapı" Sanat tarihçisi ve ressam Jale N. Erzen'in bu kitabının merkezinde insan ve içinde yaşadığımız yerler var.

Erzen; Yeryüzü, Kent, Yapı başlıklarıyla üç bölümden oluşan kitabında insanın günümüzde dünyayla, kentle, içinde yaşadığı mekânla ilişkisini anlatıyor ve bu ilişkinin yapılara, yollara, kentlere vb nasıl yansıdığını gösteriyor.

Yeterince üzerinde durulmayan estetik ve kültürel değerleri; göç ve sefaletin yarattığı, dünyayı bölen farklılıkları; geçmişten günümüze insanın dünyada bıraktığı veya bırakamadığı izleri, "yer olmayan" yerleri ve kente yansıyan birçok meseleyi tartışmaya açıyor.

Metne Sivrihisar'dan Tokyo'ya, Tiflis'ten San Francisco'ya, dünyanın dört bir yanından pek çok ev, yol, kent, mekân görüntüleri eşlik ediyor. Mimarlık, sanat öğrencileri, kültür tarihçileri ve yaşadığı yerle ilgilenen her okur için! 

288 s 
İstanbul, 2015




Curzio Malaparte
CAN PAZARI
Can Yayınları 

Zamanının adamı olmalı insan. Alçaklaştı mı, ta dibine değin inmeli alçaklığın.

İkinci Dünya Savaşı'nın yakın tanıklarından Malaparte, Avrupa tarihinden trajik bir kesit sunuyor okuruna. Can Pazarı'nın odağında İtalya, Napoli vardır: İtalya'da savaşın son evreleri, 1943 Eylül'ünden 1944 Mayıs'ına kadar olup bitenler... Malaparte, bir yandan tarihin trajik akışına müdahale edemeyen subay kimliğinin, diğer yandansa acımasız gözlem ve çıkarsamalarını esirgemeyen yazar kimliğinin yarattığı ikircikli konumundan hareketle Alman ordusu ile "kurtarıcı" Amerikan ve İngiliz ordularının arasında sürüklenmiş bir halkın yazgısını öyküler. Bunu yaparken de, bir savaşı kazanmak ve kaybetmek arasındaki, mağluplar ile galipler arasındaki belirleyici sınırların aslında ne denli kaygan olduğunu, savaşın neticesi olarak ortaya çıkan sefaletin daima her yana sızdığını kendine özgü çarpıcı anlatımıyla anımsatır. 

424 s. 
İstanbul, 2016


Rafet Elçi
PLATON’UN AŞKI
Litera 

"Platonik Aşk"a Adını Veren Aşk...

Hocasının öldürülmesinin ardından Atina'yı terk eden Platon, İtalya'nın güneyindeki sahil şehri Taras'a gelir. Burada felsefesinin temellerini atmak niyetindedir. Fakat misafir olduğu evde Harmonia ile karşılaşır; Taras'ın filozof kraliçesi Harmonia ile… İkisi de bu karşılaşmanın neticelerinin farkındadır. Yüzyıllarca konuşulacak bir aşk doğar. Fakat aralarında bir engel vardır; Platon'un idealleri. İşte bu yüzden Platonik bir aşktır bu.
Ölümsüz aşka inananlara, idealleri için yaşayanlara...)

248 s 
İstanbul, 2016




Füsun Akatlı
YAZI BAHÇESİNDEN
Kırmızı Kedi 

Füsun Akatlı, deneme ile eleştirinin örtüştüğü alanların yazarı. Onu kuşağının ayrıcalıklı bir yazarı kılan, ele aldığı metni çok yönlü ve çok katmanlı okuyabilmesi, diğer metinlerle arasındaki bağlantıları kurması, görülmeyeni görülür kılması. 

Akatlı'nın kültür, yazın ve düşünce alanına ilişkin denemelerini bir araya getiren, Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlanacak bütün yazılarının bu ilk cildi, hayata ve insana, topluma ve kendisine dönüp bakmasını bilenlere... Uzun bir yolculuğun ilk adımı.

"Uyanıyorum. Günlük güneşlik bir dünyaya açtığım gözlerimi titreyen ellerimle boyuyorum. Boynuma Hint ipeğinden afili bir fular bağlıyorum. Gülümseyişlerden bir gülümseyiş beğenip iliştiriyorum yüzüme. Tökezlemeleri sekmelere çeviriyorum. Sürçersem, uyaklar arayıp sürçmeyi bir şarkı yapıyorum. Kendimi, günün gereğine göre, üçe-beşe bölüp ayrı kanallara akıtıyorum. Değme ustanın üstesinden ya geleceği ya gelemeyeceği bir biçimde, kanalları karıştırmadan yayına geçiyorum. Her şey, solgun bir gül oluyor dokununca."

360 s. 
İstanbul, 2016




Halil Bezmen
LALE, KAN VE ŞEHVET
Müptela Yayınları 

Bilimin ve cehaletin, zevkin ve sefaletin romanı: Lale, Kan ve Şehvet. Lale Devri… Osmanlı İmparatorluğu'nun hiçbir döneminde, birbirine zıt düşünce ve duygular bu şekilde yan yana gelmedi. Daha önce denenmeyeni denemeye çalışan bir padişah ve sadrazam, imparatorluğun başkentini barış, sanat ve zevkle yönetmeye karar verdiler. Samimi bir çaba mıydı yoksa bir göz boyama mı? Osmanlı'nın kurtuluşu mu olacaktı yoksa bir israf dönemi mi? Sultan III. Ahmet, Sadrazam İbrahim Paşa, Valide Gülnûş Sultan, şair Nedim, Lady Montagu, Patrona Halil ve açık fikirli bir şeyhin kızı olan Rabia… Her biri, kendi inişli çıkışlı hayatında bu sorulara bir yanıt bulmanın peşinde.

296 s. 
İstanbul, 2015


Berna Durmaz
KARAYEL ÜŞÜMESİ
Can Yayınları 

Kadın, giderek bir kara taşa dönüşmüş oturduğu yerde. Şuncacık kadın ağırından bir taşa dönüşmüş. Parlağından, sünger gibi deliklisinden. Göz diye yüzüne iki kara delik gelmiş de öyle bakıp duruyor... Bir önceki kitabı Bir Fasit Daire'yle 2014 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazanan Berna Durmaz, yeni öykülerini topladığı Karayel Üşümesi'yle yeniden okurun karşısında. Durmaz, yaşamın içindeki çelişkileri, yanılgıların yol açtığı fantastik görünümleri kovalıyor. Küçük kasabaların, kenar mahallelerin nabzını tutuyor. Yakından kavradığı yaşamlara tanıklık ediyor. Kadınların, yoksul erkeklerin, çocukların dilini, kendi işlek, renkli, şiirli, masalsı diliyle harmanlayarak yazıyor öykülerini. Kendi öykü anlayışını bir adım ileriye taşımasını da biliyor. Severek okuyacaksınız.

96 s 
İstanbul, 2015

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Tahsin Yücel
GÖKDELEN
Can Yayınları

Gökdelen, her kitabıyla çok konuşulan, çok okunan değerli yazarımız Tahsin Yücel'in romanı. 17 Şubat 2073 sabahı başlayan romanın kahramanı Can Tezcan, Türkiye'nin en önemli, en ünlü avukatlarından biri. Can Tezcan, İstanbul'u yalnızca gökdelenlerden oluşan, New York'a benzeyen ama ondan daha güzel, daha modern bir kente dönüştürmek isteyen zengin müşterisi Temel Diker'in yasal sorunlarını çözmek için bir tasarım ortaya atar: yargının özelleştirilmesini sağlayacaktır. Yergi ustası Yücel'in son romanı Gökdelen, Cihangir'de gökdelenler arasında kalmış son bahçeli evden yok edilmiş kedilere, dağda bayırda aç açık dolaşmak zorunda bırakılmış sefalet içindeki yılkı adamlarından, adına mekik dedikleri tek kişilik uçaklarından inmeyen zenginlere, hiç değişmeyen çıkarcı politikacılardan onların destekçisi medyaya kadar aslında bugün yaşadığımız çürümeyi anlatan, sürprizlerle dolu bir roman.

287 s. 
İstanbul, 2006



Taner Timur
TÜRKİYE, ORTADOĞU VE MEZHEP SAVAŞI 2015 GÜNCESİ
Yordam Yayınları

Toplum bilimleri, tarih ve felsefe alanlarında ufuk açan çalışmalarıyla tanıdığımız Taner Timur, güncel siyasete bakan yazılarında da, eleştirel bakışı ve birikiminin yeni ürünlerini okurlarla paylaşmaya devam ediyor.
“Tarihçilik aslında, sanıldığının aksine, bakışın dünden bugüne değil, bugünden düne çevrilerek yapıldığı bir gerçek ara yışıdır,”  diyen ve “Her tarihçinin biraz gazeteci, her gazetecinin biraz tarihçi olması gerektiği”ni hatırlatan Taner Timur, 2015 yılı boyunca yakaladığı gerçekleri Türkiye, Ortadoğu ve Mezhep Savaşı ekseninde anlatıyor.  
Bölgemizdeki ve ülkemizdeki çatışmaları, “ilerlemeci”ler ve “muhafazakâr”lar arasındaki kavgaları, dinler ve mezhepler arası şiddet sarmalını tarihî arka planıyla birlikte anlamak, yaşadığımız siyasal ve toplumsal krizleri tarihsel bir bağlam içerisine yerleştirerek tartışmak için eşsiz bir kaynak… Sahne olduğu bir dizi önemli gelişme itibarıyla ileride de sık sık hatırlayacağımız 2015 yılının bir panaroması...

304 s.
İstanbul 2016


Feroz Ahmad
İTTİHAT VE TERAKKİ 1908-1914
Kaynak Yayınları

Geç dönem Osmanlı İmparatorluğu ve modern Türkiye tarihi uzmanı Feroz Ahmad bu kitabında, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni 1908-1914 dönemi içinde ele alıyor. İlk kez 1969 yılında, The Young Turks adıyla İngilizce olarak
yayımlanan çalışmada Ahmad, şu sorulara cevap arıyor: Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki hangi gelişmeler İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni iktidar odağı haline getirmiştir?
İttihat ve Terakki’nin homojen bir ideolojisi var mıydı? Cemiyet’in siyaseti, ıslahat anlayışı neydi ve bu anlayışın daha sonraki Batıcı-Cumhuriyetçi gelisme açısından nasıl bir önemi vardı?
Kitapta adı geçen kişilerin biyografik bilgilerini içeren “Kim Kimdir?” bölümüyle birlikte zengin bir dizin çalışmasını da içeren arastırmayı Sina Akşin’in önsözüyle sunuyoruz.

288 s.
İstanbul 2016
 

HAFTANIN KİTABI

ÇOK SATANLAR

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 13 Kasım 201713 Kasım 2017 Pazartesi 16:26
  • Yeni çıkan kitaplar / 13 Kasım 201713 Kasım 2017 Pazartesi 16:23
  • Ayşenur Arslan'ın son kitabı Darbe'nin Lütfu Tele1 Kitap'ta09 Kasım 2017 Perşembe 15:23
  • Haftanın çok satan kitapları / 6 Kasım 201706 Kasım 2017 Pazartesi 13:51
  • Editörün seçtikleri / 6 Kasım 201706 Kasım 2017 Pazartesi 13:48
  • Yeni çıkan kitaplar / 6 Kasım 201706 Kasım 2017 Pazartesi 13:40
  • Haftanın Kitabı: "Çin'in Yönetimi"06 Kasım 2017 Pazartesi 13:34
  • Haftanın çok satan kitapları / 30 Ekim 201730 Ekim 2017 Pazartesi 14:56
  • Haftanın Kitabı: "Opera Kahkahası"30 Ekim 2017 Pazartesi 14:51
  • Editörün seçtikleri / 30 Ekim 201730 Ekim 2017 Pazartesi 14:39
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)