• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 27 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 28 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 27 Haziran 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 27 Haziran 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Profesör' ünvanı taşıyan akademi yöneticilerinin cehalete övgüler düzdüğü ve okuyan sayısının artışı karşısında 'hafakanlar bastığını' açıkladığı günümüz Türkiyesinde, kitaba ve kitabın aydınlığına daha çok ihtiyacımız olduğu çok açık!

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

savas.jpg

Hazırlayan:İ. Bahtiyar İstekli
SULTAN ABDÜLHAMİD’İN DOKTORU İBRAHİM PAŞA’NIN 1. DÜNYA HARBİ GÜNLÜĞÜ
Yeditepe Yayınevi

Sultan Abdülhamid’in doktoru İbrahim Paşa’nın dönemine ilişkin anılarından örnekleri aşağıda;
"İngiltere ve Fransa harp gemileri cidden azmederek zorlasalar Boğaz'ı geçemezler mi? Ben her ne kadar asker değilsem de, Çanakkale istihkâmlarının topraktan olup, şimdiki büyük harp gemilerinin otuz beşlik toplarına mukâvemet edemez olduğunu pekâlâ kestirebilirim!"

"Çanakkale Boğazı'ndan geçmelerinden galiba pek korkuluyor ki Büyükada'ya ve Heybeli'ye, Ayastefanos'a toplar yerleştirildi. Ne tuhaf fikir! İngiliz Donanması Boğaz'ı geçerse acaba İstanbul civarındaki toplar ne işe yarayabilir?!…"

"Çanakkale'de Anafarta, Arıburnu, Seddülbahir'de muharebe olanca şiddetiyle devam etmektedir. Her gün binlerce yaralı İstanbul hastanelerine geliyor! Hastanelerde yer kalmadı!" 

"Rivayet olunduğuna göre, Hükümet yakında bir beyanname neşrederek Çanakkale Boğazı ve İstanbul şehrinin şiddetle düşmana karşı müdafaa edileceğinden ahaliden korkanların Anadolu içerilerine gitmelerine müsaade olunacağını ilan edecekmiş!"

"İşte artık Devlet-i Aliyye'nin ölüm çanları çalınıyor! Eyvah ki altı yüz senelik bir muazzam devleti acemi eller altı senede yokluğa sürükledi! Çocuklarımız bize lânetler okuyacaktır!"

392 s. İstanbul 2016

haldun-001.jpg

Haldun Taner
VATAN KURTARAN ŞABAN 
Yapı Kredi Yayınları

Kabare tiyatrosunun ülkemizdeki ilk örneği sayılan Vatan Kurtaran Şaban Haldun Taner'in öncülüğünde 1967'de kurulan Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun ilk oyunu olarak 449 kez sahnelenmiştir. Halen sahnelenen, güncelliğini hiç yitirmeyen bir başyapıt, bir güldürü klasiğidir.

Ayşegül Yüksel'in bu oyunla ilgili değerlendirmesi şöyledir:
"Vatan Kurtaran Şaban, sanat ve kültür sorunlarının, güncel politikanın vazgeçilmez bir parçası olarak değerlendirildiği ve dolayısıyla, değişen hükümetlere karşın değişmeyecek, genel bir sanat ve kültür politikasının oluşturulmadığı ülkemizde, sanat ve kültür adına yapılan gülünç uygulamalara ağır bir eleştiri getirir."

106 s. İstanbul 2016

tokalak.jpg

İsmail Tokalak
KAPİTALİZMİN SOYGUN DÜZENİ
Dünyayı Soyanlar ve Metodları
Ataç Yayınları

Aşağıdaki soruların yanıtlarını arıyorsanız bu kitap tam size göre. Küreselleşmede en tepede yer alan yüzde birin soygundan aldığı pay ne kadardır? ABD sömürücü bankerler tarafından nasıl kuşatıldı ve ABD bankerlere karşı olan savaşı nasıl kaybetti?

ABD'li bankerler kendilerine karşı gelen ABD başkanlarına karşı nasıl suikastler tertip ettiler? Kennedy suikastinin perde arkasında neler yaşandı?

Küresel soygunun metodolojisi ve yolları nelerdir? Soygunun alt yapısını hazırlayan para sistemi nasıl çalışıyor? Kapitalist sistem, devamlı katlanan borçlar ve karşılığı olmayan sanal para ile nasıl çalışır? 

 ABD doları dünyanın dövizi olma rolünü kaybederse ne olur? Kaos ve terörden beslenen ülke hangisi? Amerikan ve İngiliz halkı nasıl soyuluyor ve nasıl sömürülüyor? Bankalar kara para aklayarak nasıl soygun yapıyor? Borsa ve finans şirketleri üzerinden hangi soygunlar tertip ediliyor? Altın üzerinde dönen oyunlar ve soygunlar neler? ABD altın rezervlerine ne oldu?  Yoktan var edilen ve içi boşaltılmış finansal türevler nelerdir? Küresel soygunculara ayak direyen bir ülkeyi hedge fonlarla dize getirmeye çalışmak nasıl oluyor?  Vergi cennetlerinde saklanan paraların miktarı ne kadar?

  Dini kullanarak yapılan soygunlar nasıl gerçekleşiyor?  İçi boş tüketici kültürü insanlığı nasıl esir aldı?  Uyuşturucu trafiği ve bunda CIA'in rolü nedir?  Batılı bankalar uyuşturucu parasını aklayarak büyük gelir elde ediyor mu?  Karşılıksız basılan paralarla dünya nasıl soyuluyor?  Soygun kapitalist sisteminin doğasında mı var?
 
536 s.İstanbul 2016

afrika.jpg

Said Bouamama
AFRİKA DEVRİMİNİN FİGÜRLERİ
Nota Bene Yayınları

Köle ticareti ve sömürgeleştirmenin damgasını vurduğu bir Kıta ve bu Kıta'yı özgürleştirmek için 1940-1980 yılları arasında, özellikle de 1945'den sonra kurulan yeni uluslararası hukuk düzleminde mücadele veren önderler, yani Afrika Devrimi'nin figürleri.

Militan sosyolog yazar Saïd Bouamama'nın bu kitabında birden fazla tematik var: reformist hukuk anlayışından meşru şiddet anlayışına geçiş, anti-sömürgeciliğin anti-emperyalizme dönüşmesi, sömürgesizleşme ve gerçek bağımsızlığın birbirinden ayrılmaya başlaması ve tüm bu süreçlerde bu figürlerin pek çoğunun temsilcisi olduğu ulusal burjuvazinin rolü. Önderlerin, bir yandan kabileciliği, kültürcü kavramları, "sınıf mücadelesi olmadan" gerçekleştirilecek bir sosyalizmi ve sonunda komünizmi sorgulayarak mücadele perspektiflerini yenileme çabaları, ama bir yandan da başarısızlıkları, yanılgı ve zaafları, dahası yön değiştirmeleri.

1980'li yıllardan sonra Üçüncü Dünyacılığın ölümünü ilan edip neoliberalizmin zaferini kutlayanların hiç hoşlanmadığı bu isimler bu kitapla yeniden gündeme geliyor. Onlar dünyanın dört bir yanında hissedilen isyan atmosferi içerisinde yeni kuşaklar için büyük bir esin kaynağı olacaklar.

280 s.İstanbul 2016

osmanli.jpg

Cem Emrence
OSMANLI ORTADOĞUSU’NU YENİDEN DÜŞÜNMEK
İş Bankası Kültür Yayınları

Cem Emrence'nin geç dönem Osmanlı dünyasını anlamak için ikna edici yeni bir model ortaya koyan Osmanlı Ortadoğu'sunu Yeniden Düşünmek adlı kitabı, bu çalışmalara önemli bir katkı sunuyor. Emrence, kıyı, iç kesimler ve hudut bölgeleri olarak üç ana kesime ayırdığı Osmanlı Ortadoğu'su için genel kabul gören devlet-merkezli modellerden ayrılan ve hem yerel aktörleri hem de yerel gelişim süreçlerini öne çıkaran bir bakış öneriyor. İkinci olarak, moderniteye giden bölgesel hatların üzerindeki perdeyi kaldırarak, geç Osmanlı için farklı yollar içeren bir model düşünülebileceğini ileri sürüyor. Son olarak da, küresel tarih, Osmanlı araştırmaları ve sosyal bilimler arasındaki kesişme alanlarında yol alarak, izahını disiplinler arası bir yaklaşımla güçlendiriyor.

Emrence'nin bölümlemesinde yer alan "kıyı, iç kesimler ve hudutlar"ın günümüzde gerek Ortadoğu, gerekse Türkiye'de temsil ettikleri farklı konumlar, Osmanlı Ortadoğu'sunu Yeniden Düşünmek'te önerilen modelin çok önemli bir diğer yönünü oluşturuyor.

176 s. İstanbul 2016

serseri.jpg


İlker Özünlü
SERSERİ
H2O Yayınları

Çocukluktan gençliğe adım atan Selim, hayatı tanıma yolculuğunun bu ilk adımında toplumun sınırlarına çarpacaktır. Her şey onun için önceden belirlenmiştir. Büyümenin, birey olmanın toplumsal kalıplarına uymaya çağrılır; ilk olarak ailesi tarafından.

Okul duvarlarının eğitim hapishanesini koruyup kolladığını görecek, cinselliğin toplumsal cenderenin dikenli telleri olduğunu deneyimleyecektir. Liseden, üniversiteye geçişte sadece üniformalar ve gardiyanlar değişecek, ilk günahı ve teslimiyeti yaşayacaktır sevdiğinin elinden. Reddedişler bir kaçışa sürükleyecektir onu, kaçışın kurtuluşa açılan kapı olacağını umut ederken kapanan kapılar olacaktır yüzüne… 

Üzerine biçileni reddedip kendine ait bir kimlik edinme çabası toplum tarafından derhal aynı şekilde yaftalanacaktır: Serseri! Peki, kimdir serseri, nedir? Ne yer, ne içer? Nasıl yaşar? Boş gezen midir yoksa bir gezgin midir yaşamın ince patikalarında? Macera tutkusu veya esrarengiz olana hayranlık mıdır serserinin imgesi?

Selim kendisine dayatılan anayoldan çıkışı dumanlı bir atmosferin bulandığı caz, estetik, felsefede arayacak, satranç masasında dünyalar bulup savaşacaktır.

Sonunda tüm taşları devireceklerdir yine de. Ama değişimi ilk keşfedendir Serseri! Ve ilk paylaşan olacaktır...

178 s. İstanbul 2016
 

ince.jpg

Özdemir İnce
DİN İMAN MASA KASA
Tekin Yayınevi

Bir ekonomik krizle iktidara gelen ve geldiği günden bu yana cumhuriyetin niteliklerini beğenmediğini, dahası değiştireceğini ilan eden AKP iktidarı süresince hayatımızda neler değişti? Adım adım ilerleyen dinci bir örgütlenme eliyle hangi ilkelerden taviz verildi? Din iman ile masa ve kasa nasıl bir araya geldi?

Özdemir İnce, zihinleri kurcalayan bu soruların cevaplarını ironik üslubu ve birer tarihi belge niteliğindeki yazılarıyla verirken kaleminin sivri ucunu hiç çekinmeden yönelttiği hedefi tam on ikiden vuruyor.

Özdemir İnce’nin sözlerine kulak verecek olursak;
"Arkalarına İslamı aldılar, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar, çatlayıncaya kadar yiyecekler. Mafya yasası gereği sonra amip gibi bölünüp birbirlerini yiyecekler ve birlikte çürüyecekler.

Cumhuriyet düzeni, bu insanların ayağında dar bir ayakkabı gibi, üzerlerinde dar bir elbise gibi. Laik cumhuriyet düzeninde bir İslami düzende yaşarmış gibi yaşamak istiyorlar. Bu mümkün değil. AKP iktidarı, cumhuriyet düzenini İslami bir düzene dönüştürürken içleri rahat değil. Çünkü laik ve demokratik bir düzende, dinin sadece özel alanla sınırlı olduğunu kabul edemiyorlar ve buna "zulüm" diyorlar. Bunun sonucu, dinsel tahrikli bir iç savaştır. İslamcıların bu savaşı göze almış olduklarını hissediyoruz.

Demokrasi, eşitlik ve kardeşlik olmadan özgürlük prangadan başka bir şey değildir. Gezi olayında, Türkiye'nin Gezi parklarında, bunun böyle olduğunu gördünüz. Merdiven altının kayıt dışı, sigortasız işçisine türbanı verip elinden demokrasiyi alıyorlar. Demokrasi sandıktan çıkar, ama barajsız sandıktan!"

272 s. İstanbul 2016

goethe.jpg
Goethe
KALBİN İNCELİĞİ AŞKA DAHİLDİR
Alakarga Yayınları

Klasik Alman edebiyatının büyük ustası Goethe, hemen her konuda düşünmüş, bilime, edebiyata, tiyatroya, felsefeye katkısı büyük olmuştu. Tüm zamanların en üretken ve en saygın kalemleri arasında gösterilen Goethe'nin eserleri, insanlık kültürüne esin verecek görüşlerle doluydu. Kalbin İnceliği Aşka Dahildir adıyla yayınladığımız aforizmalar kitabını okuyunca bu büyük yazarın ileri görüşlülüğüne ve çok yönlülüğüne bir kez daha tanık olacaksınız.

152 s. İstanbul 2016
 

ekmek.jpg
Robert Albritton
EKEMEK YOKSA ABUR CABUR YESİNLER
Otonom Yayıncılık

Fransız Devrimi'nden bir süre önce, Kraliçe Marie Antoinette, halkın yiyecek ekmeği olmadığı söylendiğinde şöyle demişti: "Ekmek yoksa pasta yesinler." Bugün, Marie Antoinette'in yerini dev gıda şirketleri ve onların etkisi altındaki devletler almış bulunuyor.

Dünya nüfusunun dörtte biri "fazla kilolarıyla" savaşırken diğer dörtte biri açlıkla boğuşuyor. Yani dünya nüfusun yarısı kötü besleniyor. Kötü beslenmenin ötesinde zehirleniyor. Sofraları şeker, soya, katkı maddesi ve tarım ilacı kalıntılarıyla dolu, GDO'lu yiyecekler dolduruyor. Reklamlarla manipüle edilen insanlar, özellikle de çocuklar, fast-food bağımlısı oluyor. Obezite "salgını" büyüyor, kanser oranı artıyor. Küçük çiftlikler ortadan kalktıkça dev tarım arazileri ve vahim durumdaki besi çiftlikleri yayılıyor. Ormansızlaşma, çevre kirliliği, toprak verimsizliği, zehirlilik artarken tür çeşitliliği azalıyor ve doğaya geri dönüşü olmayan hasarlar veriliyor. Doğanın bir parçası olan bedenimizin ekolojik dengesi bozuluyor. Küresel gıda krizi her yönüyle alarm verirken şirketler kârlarını artırmaya devam ediyor. İşte bu yüzden, dev gıda şirketlerinin ve devletlerin yarattıkları bu küresel gıda krizine karşı kayıtsızlığı en iyi bu cümle özetliyor: "Ekmek yoksa abur cubur yesinler."

328 s. İstanbul 2016

balkan.jpg
Antonello Folco Biagini
İtalyan Raporlarında Balkan Savaşları 1912-13
Tarihçi Kitabevi

İtalya ve Balkan Savaşları, bilimsel tarih yazımına hizmet eden askeri arşivlerin kullanımının parlak bir örneği niteliğindedir. Bu eser 19. yüzyılın sonuna doğru İtalya Krallığı'nın her geçen gün daha önemsediği Balkan coğrafyasında çalışan subayların bilgilendirmelerini değerlendirmektedir. İtalya devletinin dış politikasında Balkan coğrafyasının ehemmiyeti artarken, Balkan milletlerinin siyasi elitleri için İtalya, ulus devlet kurma yolunda bir örnek oluyordu. 

Berlin kongresi ile Birinci Dünya Savaşı arasındaki dönemde İtalyan askeri ateşeler, sınırların belirlenmesi ile kurulan komisyonların üyeleri, bilirkişiler, delegeler, yabancı orduların nezdindeki gözlemciler vs. söz konusu bölgede çok aktif oldular. Bunların bazıları Balkan Savaşı'nın her iki aşamasında olup bitenlere yakından ve akıllıca tanıklık ettiler. 

Öyle ki, ilk iki bölümde savaş öncesi Balkanların durumunu ve İtalya'nın Balkan politikasını çözümleyen bu eser, geri kalan üç bölümde heyecanlandırıcı bir radyo röportajı çağrıştıran bir anlatım tarzına sahip olmaktadır.

248 s. İstanbul 2016
 

kornisanci.jpg

Kurt Vonnegut
KÖR NİŞANCI 
Can Yayınları

"Savulun, hayat geliyor!"

Kör Nişancı, masumiyetin yok edilişine tüyler ürpertici, trajikomik bir bakış. Şampiyonların Kahvaltısı'ndan aşina olduğumuz Midland City'de yaşanan bir dizi felaketin ortasında -çifte cinayet, şömine raflarında ölümcül oranda radyasyon, kayıp bir kelle, nötron bombasıyla yok edilen bir şehir- Rudy Waltz, namı diğer Kör Nişancı, okuru budalaca bir mutluluk arayışına çıkarıyor. 

Ömrü boyunca bir çocukluk hatasının kefaretini ödemeye çalışan Rudy'ninki, Kurt Vonnegut'a özgü bir suç ve ceza hikâyesi. 

Kör Nişancı, Handan Balkara'nın yetkin çevirisiyle ilk defa Türkçede.

Kara mizahı, hicivli dili ve eşsiz hayal gücüyle 20. yüzyılın en önemli yazarları arasında yer alan Vonnegut, Time'ın deyimiyle, "George Orwell, Dr. Caligari ve Flash Gordon'ı tek vücutta birleştiren bir yazar... ahlaklı bir soytarı, deli bir biliminsanı."

256 s. İstanbul 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

merhaba.jpg

Ufuk Kaan Altın
MERHABA CANCAĞIZIM- YA SOU VRE!
Bir Şikemperverin Gastro-Seyahat Notları
Mylos Kitap

Ufuk Kaan Altın, "Benim Güzel Lokantalarım", "Meyhanedeyiz Yine Bu Gece" ve "Balıklama"dan sonra bu kez bir gastro-seyahat kitabıyla karşımızda. "Bir Şikemperverin Gastro-Seyahat Notları" üst başlığını taşıyan "Merhaba Cancağızım/Ya sou vre!"de Altın, beş yıla yayılan bir süreçte Yunan Adaları seyahatlerinden damıtıp derlediği bilgi ve deneyimini, çoğunu kendi çektiği kareler eşliğinde okuyucunun beğenisine sunuyor. 

Bizde neden yok?!
"Annalar, Manoslar, Mihalisler, Hristoslar, Sevastiler, Taki Babalar, Stavroslar, Vasilisler, Yannisler... Bozulmamış, basit, samimi, candan, işini dürüstçe yapan, hırslarından arınmış insanlarla tanışmaya hazır olun" notuyla birlikte.
Hem karakter, hem de yemek kültürü anlamında "Türkiye'de niye olmuyor?" "Olanı neden bu kadar az?" sorularının yanıtlarını bulacaksınız "Merhaba Cancağızım"da.

"Aynı deniz, aynı balıklar, aynı ürünler olabilecekken bizde neden oradaki çeşitlilik yok?" sorusunun yanıtını da.
Yanıt basit; bizim gibi denizi talan etmiyorlar, etmemişler çünkü. Hem işlerine, hem kendilerine, hem de bu kültüre saygılılar. Balık olmadan yok olacaklarının farkındalar. 

Bu çağrıya uyun
Hayatın aheste aktığı Yunan Adaları'na keyifli bir yolculuğa davet ediyor Ufuk Kaan Altın sizi.
Güzel insanların diyarına... Gezerken lezzetli yemekler tadacağınızın garantisini de veriyor.
Bu çağrıya uyun, pişman olmazsınız...

204 s. İstanbul 2016

foucault.jpg
Eric Paras
FOUCAULT-ÖZNENİN YİTİMİNDEN YENİDEN DOĞUŞUNA
Kolektif Kitap

Öznenin yitimini çalışmalarının merkezine alan Foucault, nasıl kısmen özerk özneyi kabul eden, özgürlük, bireycilik, insan hakları gibi düşünceleri tartışan bir düşünüre dönüşmüştür? Foucault: Öznenin Yitiminden Yeniden Doğuşuna bu can alıcı soruyu odağına alarak Foucault'nun düşünsel evreninin farklı uğraklarına hakim olan arkeoloji, soybilim, söylem, disiplin, iktidar, bilgi ve yaşama sanatları kavramları arasındaki geçişleri aydınlatıyor. 

Foucault'nun Collège de France'ta verdiği dersleri bütünüyle ele alan ilk geniş çaplı tarihsel çalışma özelliği taşıyan bu kitap, yayımlanmış söyleşileri, makaleleri ve konuşmalarını derleyen kapsamlı bir arşiv araştırması sunuyor. Foucault'nun düşünsel evrimini, tutarsızlık iddiaları temelinde değil tarihsel koşulları içinde ele alan Eric Paras, Sartre'la giriştiği öznellik tartışmasının, 68 olaylarının ve 1979 İran Devrimi'nin Foucault'nun düşünce sistemine etkilerini tartışıyor.

"Foucault, 'önceki çabaları beyhude bir nitelik taşıdığından değil, bir düşünme biçimini gidebileceği sınıra dek taşımaları ve o sınırlamaları görüp aşabilmelerinden dolayı çalışmaları hem asli bir süreklilik hem de önemli bir yön değişikliği sergilemiş Wittgenstein ve Heidegger gibi ender rastlanan düşünürlerden biri,' olduğunu göstermişti."

292 s. İstanbul 2016

mine.jpg
Mine G. Kırıkkanat
YALNIZ KALEM
Dafne Kitap

Yaşam, sonu olan ya da olmayan bir okyanussa eğer, bütün limanlardan bütün bağlarını koparmış, palamarı kendi direğine dolamış bir küçük teknenin adıdır "Yalnız Kalem".
 Bir kalemin yalnızlığında ve yalnız onunla, kuşkusuz hiç aşamayacağı, sonunu görmek istemediği denizlerdeki yolculuğunda tuttuğu bir günlüktür yazarın. Karşılaştığı küçük ya da büyük tekneler, ama hep bir yerlere demir atacak, palamarı bağlayacak tekneler hakkında düşündüklerini yazmıştır bu kitapta. Kimine eğlenerek, kimine öfkelenerek, her birinin serüvenlerini anlatmıştır kendince.

Bir kalem bir el, bir insandır. Kalemi kendisinden başkasına tutturmayan yazarlara, Yalnız Kalem denebilir.
Mine G. Kırıkkanat'ın bu kitapta topladığı yazılar, okyanus okurları için küçücük şişelere konulup zaman denizine atılan su mektuplarıdır.

142 s. İstanbul 2016

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • Haftanın çok satan kitapları / 14 Mayıs 201814 Mayıs 2018 Pazartesi 15:40
  • Yeni çıkan kitaplar / 14 Mayıs 201814 Mayıs 2018 Pazartesi 15:21
  • Editörün seçtikleri / 14 Mayıs 201814 Mayıs 2018 Pazartesi 15:08
  • Haftanın çok satan kitapları / 7 Mayıs 201807 Mayıs 2018 Pazartesi 17:47
  • Editörün seçtikleri / 7 Mayıs 201807 Mayıs 2018 Pazartesi 15:36
  • Haftanın Kitabı: 'Gayrimilli Eğitim'07 Mayıs 2018 Pazartesi 14:43
  • Yeni çıkan kitaplar / 7 Mayıs 201807 Mayıs 2018 Pazartesi 14:20
  • Manevra yaparken sınırı geçti...Hapis cezası aldı03 Mayıs 2018 Perşembe 17:55
  • Yeni çıkan kitaplar / 30 Nisan 201830 Nisan 2018 Pazartesi 16:19
  • Editörün seçtikleri / 30 Nisan 201830 Nisan 2018 Pazartesi 15:45
  • 1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)