• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 20 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 18 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 27 Şubat 2017

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 27 Şubat 2017
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

0001689176001-1.jpg

Stefan Zweig

BİR ÇÖKÜŞÜN ÖYKÜSÜ

İş Bankası Kültür Yayınları

Bu son derece çarpıcı çöküş öyküsü, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır. Madame de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı varoluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Madame de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar.

56 s. İstanbul 2017

0001690119001-1.jpg

Selçuk R. Şirin

BİR TÜRKİYE HAYALİ

Doğan Kitap 

Bir Türkiye hayaliniz var mı?

Çocuklarınız için kurduğunuz Türkiye hayali nedir?

Selçuk Şirin, elinizdeki kitapta bilimsel verilerden yola çıkarak eğitimden kalkınmaya, girişimcilikten kodlamaya, çocuk yetiştirmeden obeziteye uzanan geniş bir alanda yeni bir geleceğin kapılarını aralıyor. Gidişat sizi karamsarlığa itiyorsa bu kitap size iyi gelecek. Şimdi, başka bir Türkiye hayali kurmanın tam zamanı.

Türkiye için sadece parlak umutları değil, bu umutları gerçekleştirmenin yöntemlerini de vurgulayan bir çalışma.

-Prof. Dr. Emre Kongar / Yazar-araştırmacı-

242 s. İstanbul 2017

0001689875001-1.jpg

Nermin Saybaşlı

SANAT SAHADA-GÖRSEL KÜLTÜR ÇALIŞMALARINDA ETGOGRAFİK BİLGİ

Metis Yayıncılık

Nermin Saybaşılı’nın yazıları metinselliğe/görselliğe eleştirel bir biçimde yaklaşan Görsel Kültür çalışmalarından besleniyor. Yazıların bazı ortak kabulleri var: Birincisi, imge ya da nesne doğal değildir. Görüntü ya da görsellik öğrenilen ve öğretilen, empoze edilen ve terbiye edilen, kültürel bir yapı olarak üretilen bir “teknoloji”dir. İkincisi, her görsel kültür araştırması, toplumsallığın, hem görsel alanın üretildiği toplumsallığın, hem de toplumsal alanın görsel üretiminin incelenmesini gerektirir. Üçüncüsü, sanat çalışmasını “estetik bir yapıt” olarak tarihselleştirmekten ya da sınıflandırmaktan farklı bir yol daha var elimizde: Onu bir çeşit etnografik saha çalışmasının bilgi nesnesi olarak okuma imkânı. Böylece hem sanat çalışmasından öğrenmemiz, hem de bildiklerimizi onun sayesinde sınamamız mümkün oluyor.

“Sanat Sahada” başlığı yalnızca sanatçıların işlerini bir antropolog gibi yeniden yorumlayarak yaptıklarına işaret etmiyor, aynı zamanda sanat tarihçilerinin ve kültür kuramcılarının da kendi “saha”larını diğer “saha”lara açtıklarını, açmaları gerektiğini vurguluyor. “Sanatın sahasının”, sanatın üretildiği ve sergilendiği galeri, müze, sinema salonu ve benzeri sabit mekânlardan çok daha geniş bir alana yayıldığına işaret ediyor. Saybaşılı’nın yazıları bugünün dünyasında görsel deneyimimizin formel olarak kurulmuş ve düzenlenmiş bir görme rejimini aştığını, sanatçının da, bizim kendi göz ve bakışımızın da artık itaat etmediğini kanıtlıyor.

232 s. İstanbul 2017

0001688368001-1.jpg

Atilla Birkiye

SABAHATTİN ALİ’NİN YAPITLARINI SEVME SÖZLÜĞÜ

Siyah Kitap

Sabahattin Ali’nin Yapıtlarını Sevme Sözlüğü edebiyatımızda benzerine pek rastlanılmayan bir çalışma. A’dan Z’ye sözlük biçiminde yazılmış olmasına karşın, kitapta yer alan başlıklar aslında Sabahattin Ali’nin roman ve hikâyelerindeki kavram, tema , karakterler, karakterlerarası ilişkiler, olay örgüsü, çatışmalar, karşıtlıklar gibi yazınsal ögelere değinen birer deneme. “Hikâye ölümle biter, mutsuz sondur. Her ne kadar içimiz daralsa, boğazımız düğümlense de bir ‘aydınlık’ vardır. Olağanüstü güzel betimlenir doğa, Kaz Dağı canlıdır, bizi içine çeker, ışıktır; bu şiirdir işte. Ön öykü, Hacer ile Anlatıcı’nınki de etkileyicidir, neredeyse bir o kadar ilgi devşirir; ötekiyle koşutluk vardır, aralarındaki yakınlaşmayı, yukarıya doğru atılan adımlarda duyumsarız. “Aşkın saf hâlidir Emine ile Hasan’ın sevdâsı. Kavuşma olamaz, mâsum küçük bir öpücük, öpüşme bile yoktur; oysa iki gencin kalbi yerinden çıkacaktır!”

272 s. İstanbul 2017

0001689134001-1.jpg

Marcel Proust

KİBARLAR ALEMİ-KAYIP ZAMANIN İZİNDE

Yapı Kredi Yayınları

Kitabım... gözlükçünün müşterilere sunduğu büyütücü mercekler gibi bir şey olacaktı; okurlara kitabım sayesinde kendilerini okuma imkânı sağlayacaktım.Bu kitap da, Kayıp Zamanın İzinde’deki en gü¬zel, en çarpıcı sahnelerden seçmeler sunarak, okurların dik¬katini bu sahneler üzerine bir kez daha çekmek ve onlara hem romanın sahnelerini yakından okuma hem de “kendile¬rini okuma” imkânı sağlamak amacıyla hazırlandı. Sahneler de doğrudan Proust’un roman-içi yorumlarından yararlanılarak adlandırıldı.

120 s. İstanbul 2017

0001689116001-1.jpg

İlker Özünlü

AKDENİZ AKDENİZ

H2O Kitap

Doğu ile Batı'nın, Vikingler ile Kürtlerin, tavla ile satrancın buluşma mekânı Akdeniz. Tanrılar burada doğdu, uygarlıklar burada serpildi, kültürler burada çağladı. Alışverişin ülkesiydi, savaşların denizi. Fatihlerin çölüydü, bilgeliğin 

vahası. Hediyeler gidip geldi kıyılarında, sirenler haykırdı enginlerinde. Bir kıyısında kantele çalardı, diğerinde kanun. Tanrıça İştar hükmünü sürdü göklerinde ve tüm dillerde yıldız oldu.İlker Özünlü bu kez Akdeniz'de bir gezintiye çıkarıyor bizi: Uygarlıklara, kültürler arasında sıçrayacağımız, karşılaşmalar ve buluşmalarla dolu, ayrıntıları keşfedeceğimiz patikalar boyunca ilerleyişin deryaya kavuştuğu bir yolculuk… İstanbul'dan, Konstantinopolis 'ten başlayacak elbette yolumuz, Ayasofya'nın kubbesinden, ta Bizans zamanından…Sahi Bizans Yunan mıydı, yoksa Osmanlı mı Bizans?

141 s. İstanbul 2017

0000000726133-1.jpg

Henri Troyat

ÇEHOV

Rusya’nın En Büyük Oyun Yazarı ve Kısa Hikaye Yazarı

Allfa Yayıncılık

Sayısız ödül kazanmış Troyat tüm hayatını büyük Rus yazarlarının biyografilerini yazmaya adamıştır.Çehov onun bu çabasını taçlandıran eseridir.Bir kölenin torunu ve iflas etmiş bir bakkalın oğlu olan Çehov, yaşadığı hayattan ancak doktorluk yaparak ve yazı yazarak bir çıkış yolu bulur.Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi gibi oyunları ve çevresinde olan biten her şeyi ince ince gözlemlemesi sonucu yazdığı kısa öyküleriyle hem müthiş bir başarı hem de Tolstoy ve Gorki dahil olmak üzere herkesin hayranlığını kazanmıştır.Ne yazık ki bu erken başarılara hastalığı gölge düşürmüş, çok geç bulduğu büyük aşkı da tüberküloz yüzünden yarım kalmıştır.

445 s. İstanbul  2016

0001689939001-1.jpg

Jamal Mahjoup

RAŞİD’İN DÜRBÜNÜ

Kırmızı Kedi Yayınları

17. yüzyıl başlarında Arap asıllı bilimadamı Raşid el-Kenzi işlemediği bir suçtan dolayı hapse mahkûm olur. Hapisten kurtulması ve özgürlüğünü kazanması için bir teklif yapılır kendisine: Hollanda’ya gidecek, dünyadaki ilk optik araçlardan birini orada arayacaktır. İslam âleminin ötesindeki dünyanın karanlığına götüren bu seferde bindiği gemi Danimarka açıklarında fırtınaya yakalanır, kurtarılan Raşid el-Kenzi’nin, yabancı olduğu topraklarda bilim ve yıldızlar hakkındaki bilgisi arttıkça tevekkül ve inanç hakkında düşünceleri de değişmeye başlar. Yüzyıllar sonra, Kopenhag müzesinin görevlendirdiği bir başka Arap asıllı bilimadamı, arkeolojik bir kazıda ele geçirilen bulguları incelemekle görevlendirilir. Aynı topraklarda, Raşid’in aradıklarının izini süren Hasan da benzer korkuları paylaşacaktır.

Astronomi ve inanç, kader ve kör inanç, efsaneler ve bilim çevresinde şekillenen roman, kültürel kimliklerimizin temelini oluşturan “bilgi”nin belli bir ırk ya da ulusa içkin olduğu önyargısıyla hesaplaşıyor. Sudan asıllı İngiliz yazar Jamal Mahjoub’un bu çok katmanlı romanı  iki farklı dünyanın atmosferinde gelişen, unutulmaz bir serüven.

4bb2bab9-54d3-4e93-809f-7cf4ec5dfe3f-003.jpg

Başak Tan

NO-HAYIR’IN ÖYKÜSÜ

Karakarga Yayınları

Şili’deki askeri darbe sonrası, referandumda diktatör Pinochet’nin çıkacağına kesin gözüyle bakılırken bir televizyon kampanyası her şeyi değiştirir. Kitap, -Şili’deki kampanya sürecini anlatan- “No” filminde anlatılmayanları; hikayenin öncesini ve sonrasını anlatıyor, dünyadan diğer itiraz örneklerine ve yakın siyasi tarihimize incelikli bir bakış atıyor.

88 s. İstanbul 2017

0001690373001-1.jpg

Jacques Vallet, Yüksel Arslan

İNSAN-İNSANI’IN YARATILIŞI

Sel Yayıncılık

Yüksel Arslan’ın 1986’da başlayıp 1999’a dek sürdürdüğü dizi, İnsan’ın ilk kitabı.Bu bir sanatçının (ressamın?) kitabı mı, yoksa bir bilim adamının kitabı mı? Yoksa her ikisini kişiliğinde ve sanatında birleştirmiş birinin kitabı mı? Jacques Vallet, kitabın başında yer alan uzun söyleşisinde, bu soruyu hem kendine hemArslan’a soruyor. Yüksel Arslan ise hem sözcüklerle hem arture adını verdiği elli resimle yanıtlıyor. Bir sanatçı için bilimin sonsuz bir esin kaynağı olduğunu gözlerimizin önüne sererek.

147 s. İstanbul 2017

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

0001690178001-1.jpg

Hazırlayan:Haldun Bayrı

CİHADCILIK-EFSANELER GERÇEKLER

Metis Yayıncılık
 

90’lı yıllarda birçok yazar İslamcıların siyasallaşma, kamusal alanı ve gündelik hayatı İslam ile düzenleme iddialarındaki totaliterleşme eğilimine ve çıkışsızlığa dikkat çekmişti. Bugünün cihadcı şiddeti bu çıkışsızlığın sonucu. İslamın siyasallaşması bugün hiçbir yerde insanlara demokrasiyi ve esenliği hatırlatmıyor, sadece bitimsiz bir şiddet sarmalını ve katliamları akla getiriyor.

Bu kitapta bir araya getirdiğimiz yazı ve söyleşiler cihadcılığın kökenlerini ve yayılma nedenlerini aydınlatma çabasının ürünü. Çok sayıda soru çıkıyor ortaya: IŞİD, askeri mücadeleyle engellenebilir mi? Cihadcı örgütlerin cazibesini nasıl anlamalı? Örgüt bu “cazibeyi” nasıl inşa ediyor, medyadan nasıl yararlanıyor? Ölmeye ve öldürmeye duyulan tutku nereden kaynaklanıyor? Cihada katılanların din ile ilişkisi ne? İslam dini siyasallaşmadan, ve şimdi cihadcılıktan nasıl zarar görüyor? Ve asıl soru: Cihadcılığın yayılışında ve katliamlarında devletlerin rolü ne? Örneğin Ortadoğu’da, Türkiye’de ya da Fransa’da, devlet etme mantığıyla cihatcılık nasıl paslaşıyor?

Bir filozoftan, Agamben’den alıntılayalım: “Umumi bir korku halinin ayakta tutulması, yurttaşların apolitikleştirilmesi, her tür hukuki kesinlikten vazgeçiş: İşte Güvenlik Devleti’nin kaçınılmaz üç özelliği. Zira bunun anlamı, içine gömülmekte olduğumuz Güvenlik Devleti’nin, vaat ettiğinin tam aksini yapmasıdır; bu devlet korkuyu ve terörü ayakta tutmaktadır, çünkü güvenlik, yükümlülüksüz olmak anlamına gelir. Güvenlik Devleti nihayetinde bir polis devletidir, zira adalet erkinin zayıflatılması yoluyla normalleştirilmiş bir olağanüstü halde gitgide daha fazla başına buyruk davranan polisin hesap sorulamazlık marjını genişletir ve genelleştirir.”

304 s. İstanbul 2017

0001686743001-1.jpg

Todd May

DELEUZE:BİR BİREY NASIL YAŞAYABİLİR?

Kolektif Kitap

Derin bir gerçeklik krizi içindeyiz. Bildiklerimiz, yargılarımız ve kavramlarımız bu krizi aşmamıza yetmediği gibi onun giderekşiddetlenmesine neden oluyor. Peki her şeyi bilgiye dönüştürmek yerine dünyayı tecrübe etmenin farklı yollarını bulamaz mıyız? Yaşamı yargılamaktansa onu geliştirecek yeni imkanların peşine düşemez miyiz? Yaşamı nasıl kavradığımızla nasıl bir yaşam sürdürdüğümüz arasındaki ilişkinin açığa çıkarılması, bu gerçeklik krizini aşmanın yollarından biri olabilir mi?

Todd May’in Deleuze incelemesi, gerçekliğin yeni ifade biçimlerini etik, politik ve ontolojik düzeylerde araştıran çarpıcı hamleler yapıyor. Bu hamlelerin merkezindeyse ontolojimizle gündelik hayatımız arasında kenetlenmiş bir ilişki olduğu savı yer alıyor.

Todd May’e göre varlık tıpkı origami sanatında olduğu gibi dışarıdan bir müdahale olmaksızın kıvrılma ve açılma süreçlerinden geçerek oluş çizgileriyle kurulur. Her çizgi tüketilemez bir güçtür; artık karşımızda özdeşliklerdenkurulu bir dünya değil, yaratılması gereken çizgiler tarafından katedilen bir güçler alaşımı vardır. Oluş hâlindeyiz, tıpkı diğer her şey gibi kıvrılıp açılıyor ve yeniden kıvrılıyoruz. Düşüncelerimiz, değerlerimiz ve dünyamız da bununla yüzleşmek zorunda. Başka bir yaşam ihtimali tam da burada saklı olabilir mi? Todd May, Gilles Deleuze felsefesinin içkinlik, süre ve olumlama sorunlarıyla örülen yaşam düşüncesinin izlerini sürüyor.

246 s. İstanbul 2017

0001689136001-1.jpg,

Louis Aragon

PARİS KÖYLÜSÜ

Yapı Kredi Yayınları

İlk kez 1926 yılında yayımlanan Aragon’un başyapıtı tam 91 yıl sonra nihayet Türkçede...Gerçeküstücülüğün öncü metinlerinden sayılan Paris Köylüsü, yazıldığı zamandan bu yana, ‘‘rüzgârda kuruyan çamaşırlar, atların kişneyişi, kuşlara atılmış yem, okunup bitmiş bir akşam gazetesi!’’ gibi olan hayatlarımızı büyülemeye devam ediyor ve tam anlamıyla bir edebiyat şöleni vaat ediyor...

‘‘Duymayan kalmasın, haberdar olsun herkes bu mühim hadiseden: Yeni bir maraz doğmuş bulunuyor, bir baş dönmesi daha bahşedildi insan evladına: Sürrealizm, çılgınlığın ve karanlığın oğlu.’’

Yapı Kredi Yayınları’nın Ayberk Erkay’ın özenli çevirisiyle edebiyat tutkunlarına sunduğu Paris Köylüsü için söylenecek tek söz var:

‘‘Ne mutlu biz mürekkep hokkalarına.’’

168 s. İstanbul 2017

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Haftanın Kitabı: "Torik Akını"16 Ekim 2017 Pazartesi 11:00
  • Editörün seçtikleri / 16 Ekim 201716 Ekim 2017 Pazartesi 10:00
  • Haftanın çok satan kitapları / 9 Ekim 201709 Ekim 2017 Pazartesi 14:25
  • Editörün seçtikleri / 9 Ekim 201709 Ekim 2017 Pazartesi 14:07
  • Yeni çıkan kitaplar / 9 Ekim 201709 Ekim 2017 Pazartesi 11:43
  • Haftanın Kitabı: "Bütün Şiirleri: Direnç"09 Ekim 2017 Pazartesi 10:28
  • Haftanın Kitabı: "Beyaz Zambaklar Ülkesinde"02 Ekim 2017 Pazartesi 10:32
  • Editörün seçtikleri / 2 Ekim 201702 Ekim 2017 Pazartesi 10:24
  • Yeni çıkan kitaplar / 2 Ekim 201702 Ekim 2017 Pazartesi 10:00
  • Haftanın çok satan kitapları / 2 Ekim 201702 Ekim 2017 Pazartesi 09:53
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)