• BIST 108.953
  • Altın 144,354
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 30 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 27 Temmuz 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 27 Temmuz 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

15 Temmuz'da yaşanan başarısız dinci kalkışma nedeniyle bir süre ara verdiğimiz ABC Kitap sayfaları, bu hafta 2 gün gecikmeli olarak olsa da yine sizlerle buluştu.

'Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha ghatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

vassaf.jpg

Gündüz Vassaf
NE YAPABİLİRİM?GELECEĞE KARTPOSTALLAR
İletişim Yayıncılık

Gündüz Vassaf, Ne Yapabilirim? Geleceğe Kartpostallar'da bir harekete, örgüte, partiye, hatta ideolojiye bağlı olmayanlara sesleniyor. Kötümserliğe kapılıp edilgenleşmeye, değişimin ertelenmesine, değişimi kendimizden başka yerlerde aramaya karşı çıkıyor. Okurunu, çaresiz çırpınışlarda tükenmeden "ne yapabilirim"i düşünmeye davet ederek yeni bir yaşam ahlâkını tartışmaya açıyor…

Rüyalarımız tekdüzeleşir,
Böl-yönet düzeninde
Birey yüceltilip bencilleştirilirken,
Aidiyetlerimizin gönüllü köleleri,
Belirlenmiş seçeneklerin kalebentleriyiz.
Her gün yeni felaket haberiyle uyanıyorum.
Ne yapabilirim?
Vicdanın sızlarken sen ne yapabilirsin?
Biz ne yapabiliriz?

"Düş gücünün avukatı" Gündüz Vassaf'tan barışa, özgürlüğe, haksızlıkları vurgulamaya, düşlemeye, değişime, birlikteliğe, geleceğe dair şiirsel bir kitap…

Rüyalarımız, her yerde, her koşulda. Darwin'in eksiği, evrim teorisinde umuda yer vermemiş olması. İnsandan başka yarını yaşayan tür var mı?

287 s. İstanbul 2016

neruda.jpg

Antonia Skarmeta
NERUDA’NIN POSTASI
Kırmızı Kedi Yayınları

Yirmi beş dile çevrilen Neruda'nın Postacısı'nda olaylar, 1969 yılında Şili kıyılarındaki küçük Isla Negra kasabasında geçer. Köyün postacısı genç Mario'nun mektup götürdüğü tek bir kişi vardır: Kasabada sürgünde olan Şilili ünlü şair Pablo Neruda. Mario hayran olduğu şairle konuşmak, ona kitabını imzalatmak için çareler arar, sonunda aralarında bir dostluk başlar. Basit insanların yaşadığı küçük kasabada, Nobel Edebiyat Ödülü kazanmayı bekleyen Neruda, devlet başkanlığına aday gösterilir, ancak Salvador Allende seçilince şair Paris'e büyükelçi olarak atanır. Mario ise ilk aşkını yaşadığı Beatriz'e kavuşmak için çırpınmaktadır. Neruda Paris'teyken genç Mario'dan alışılmadık bir yardım ister. 

Bir kısmı gerçek olan renkli karakterleriyle, General Pinochet darbesi öncesindeki Şili'yle unutulmaz bir filme de dönüşen bu küçük roman, şiirsel dili yanında hem eğlenceli hem tutkulu anlatımıyla Skármeta'yı çağdaş Latin Amerika edebiyatının önde gelen temsilcileri arasına sokmuştur.

152 s. İstanbul 2016

radi.jpg

Radi Dikici
BİZANS’I ANLAMAK
Remzi Kitabevi

Bin yıllık bir imparatorluktan merak edilen olaylar…

Radi Dikici, Bizans üzerine yeni bilgilerin ışığında, bu zengin tarihsel dönemin önemli olaylarını, sosyal ilişkilerini ve saray hayatını ele aldığı yazılarını bu kitapta bir araya getiriyor. Aynı zamanda bir rehber niteliğinde de olan Bizans'ı Anlamak, dönemin değer yargılarının yanı sıra Ortodoks Kilisesi'nin, dolayısıyla dini inançların, toplumu ve Bizans yönetimini ne kadar etkilediğini de tespit ediyor.

Seçilmiş bazı konu başlıkları:

·  Çağa damgasını vuran uluslararası ilişkiler…
·  İmparator ve imparatoriçelerin özel hayatları…
·  İsa'nın çarmıha gerildiği haçın yeri…
·  Üç Haçlı Seferi'nin hikâyesi...
·  Hazreti Muhammed'in dönemin hükümdarlarına gönderdiği üç mektup…

232 s. İstanbul 2016

say.jpg

Ahmet Say
İNSANOĞLU İNSANLAR
Evrensel Basım Yayın

Bir öğretmen ailesinin oğlu olan Ahmet Say, 1935'te İstanbul'da doğdu. Küçük yaşta özel derslerle piyanoya başladı. 1946'da İstanbul Belediye Konservatuvarı'na girdi. 1950'de konservatuvardan ayrıldı; liseden sonra Almanya'da basın-yayın öğrenimi yaptı (1954-1960). Bu yıllarda müzikolog Kurt Köhler'in özendirmesiyle müzikbilime ilgi gösterdi. 1960'ta yurda dönünce Bingöl'de öğretmen, halk eğitimcisi ve folklorcu olarak çalıştı. Türkü, ağıt, masal ve destanlar derledi; çocuk ve gençlik koroları kurdu (1960-64). İzlenimlerini edebiyat alanında değerlendirdi, roman ve öyküleriyle ödüller aldı: TRT Hikâye Yarışması, Sabahattin Ali Hikâye Ödülü, Milliyet Roman Yarışması, Antalya Film Festivali Hikâye Yarışması. 1964'te Ankara'ya yerleşti. 1968'de haftalık "Türk Solu" dergisinin yazı işleri müdürlüğünü, 1970'te "Türkiye Solu" dergisinin sahipliğini üstlendi. 1977-83 yılları arasında aylık edebiyat dergisi Türkiye Yazıları'nı çıkardı. 1984'ten başlayarak müzik eleştirmenliği ve müzik yayımcılığına yöneldi. 

Edebiyat kitapları: Güneşin Savrulduğu Yerden (Bingöl Hikâyeleri), Kocakurt (roman), İpek Halıya Ters Binen Kedi (epik hikâye), Ağaçlar Çiçekteydi (anı biyografi).

Müzik kitapları: Müzik Ansiklopedisi (4 cilt), The Music Makers in Turkey, Müzik Öğretimi, Müzik Tarihi, Türkiye'nin Müzik Atlası, Müziğin Kitabı, Müzik Sözlüğü, Müzik Ansiklopedisi (3 cilt), Müzik Yazıları, Mozart (derleme), Müzik Nedir, Nasıl Bir Sanattır?

"Senin mücadele yerin yurdundur! Görmüyor musun yurdun halini? Emperyalizmi kapıdan kovduk, herifler bacadan girdi… Gitmelisin! Cephenin ön saflarına gitmelisin!" Nâzım Hikmet'in Ahmet Say'a öğüdü… Ahmet Say unutmadığımız ve unutamayacağımız insanlarımızı tarihe not düşerek anlatıyor.

239 s. İstanbul 2016

darbe.jpg

Ahmet Önal, Erhan Ayyoncu, Uğur Demir
OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA ASKERİ İSYANLAR VE DARBELER
Yeditepe Yayınevi

Cumhuriyet döneminde demokrasinin işleyişi sık sık darbelerle kesildi. Aslında bu bizim eski bir geleneğimiz. Osmanlı İmparatorluğu'nda askeri isyanlar ve darbeler, Fatih Sultan Mehmed'in ilk hükümdarlığı zamanında 1446 Buçuktepe İsyanı ile başlar ve 1913'teki Bâbıâli baskınıyla sona erer. Neredeyse Fatih Sultan Mehmed'den sonra isyanla yüzleşmeyen Osmanlı padişahı yok gibidir. 36 Osmanlı padişahından 12'sinin isyan ve darbeyle tahtını kaybettiği gözönüne alındığında durumun vahameti daha iyi anlaşılır.

Günlerce, hatta aylarca devam eden isyanlar İstanbul halkına korkulu günler yaşatıyor, günlük hayat tamamen felç oluyordu. İsyanlar zaman zaman o kadar ileri boyutlara ulaşıyordu ki, bazen devlet adamlarının cesetleri köpeklere yem ediliyor, bazen sadrazamların kelleleri alınıyor, bazen de padişahlar acımasızca katlediliyorlardı.

368 s. İstanbul 2016

yuzyuze.jpg

Hazırlayan: Yudum Akyıl, Neval Güven
YÜZ YÜZE
Türkiye’de Çİft ve Aile Terapisi Öyküleri
Pegasus Yayınları

Yüz Yüze, farklı bakış açılarıyla çalışan çift ve aile terapistlerinin bildiğimiz şehirlerde, dinamiklerini kolayca hayal edebildiğimiz, bizim evlerimiz gibi evlerde yaşayan insanlarla terapi odasındaki yolculuklarını, ilişkileri iyileştirme süreçlerini anlatıyor. Duygular, beklentiler, ihtiyaçlar su yüzüne çıkıyor, geçmişten gelen ile anda yaşanan yeniden anlam kazanıyor. 

Kitapta yer alan her vakanın ilişkileriyle ilgili bir sorun yaşadığını görsek de hepsinin öyküsü kendine özgü. Bu öyküler, çift olmak ve aile olmak için yaşadıklarımızı tümüyle yeniden düşünmeye imkân tanıyan bir zenginlik sunuyor. 

Çift ve Aile Terapileri Derneği'nin (ÇATED) iş birliğiyle hazırlanan bu kitap, mesleğin detaylarına ışık tutan bir kaynak niteliğinde. 

304 s. İstanbul 2016

henryjames.jpg

Henry James
AMERİKALI
Ayrıntı Yayınları

Henry James'in başyapıtı denebilir Amerikalı için. Gerçekçi anlatımını romantik-melankolik çıkışlarla bezeyen James, bu çarpıcı romanında bir dönemin, yani 19. yüzyıl Avrupası'nın kusursuza yakın bir panoramasını sunuyor. Anlatının mekânsal merkezi 19. yüzyılın bir tür arzu nesnesi sayılabilecek Paris'tir. Özellikle entelektüel açıdan büyüleyici bir kenttir Paris ve dünyanın dört bir yanından insanları mıknatıs gibi kendisine çekmektedir. Avrupa kıtasının kültürel nabzı Paris'te atmaktadır. Müzik, edebiyat, resim ve diğer sanatlardaki gelişmelerin sunumu Amerikalı'nın estetik dokusunu oluşturur. Romanın esas karakteri Newman, Fransız aristokrat sınıfıyla temas kuran, meraklı, davranışlarında rahat bir karakterdir. He ne kadar varlıklı olsa da hoşlandığı kadınla evlenmesinin önünde yığınla engel vardır; kültüre düşkün, sanata meraklıdır ama nihayetinde bir "lord" değildir, alaya alınır, yer yer gururu incinir, ama ısrarcıdır da:

"Newman kafası karışık bir durumda kıza baktı. Suçlanmış olduğu komik çam devirmelere karşın, budalalıktan çok uzak biriydi. Kız bir oyun oynamaktaydı; kendisinin estetik açıdan gelişmemiş olmasına acıyor değildi. Kazanmayı umduğu şey neydi? Kız büyük oynuyor, yüksek risk alıyordu; elde edeceği ödül de ona göre olmalıydı. Newman, ödülün büyük olabileceğini öngörse de, arkadaşının yürekliliğini hayranlıkla karşılamaktan kendini alamıyordu. Önemli miktarda bir parayı, bir eliyle yapmak istediği şeyler için tutarken, diğer eliyle havaya saçıyordu."

İki farklı dünya arasındaki gerilimlerin serinkanlı bir biçimde işlendiği Amerikalı, miadını doldurmak üzere olan bir dünya ile şekillenme faslında olan bir dünya arasındaki var olma krizlerine ışık tutuyor. Bu açıdan tarihsel bir niteliğe de sahip... 

448 s. İstanbul 2016

mig-hail.jpg

Mihail Bulgakov
KIZIL MOSKOVA
Can Yayınları

Bulgakov'un 1920'lerde yazdığı öykü ve köşe yazılarının temel konusu kültür ve insan ilişkileridir.Rusya'nın yönetimini ele geçirmiş olan Bolşeviklerin ülkenin ekonomisini, güvenliğini ve kendi iktidarlarını ayakta tutmaya çalıştığı bu dönemde, yeni bir kültür de ortaya çıkmaya başlar.Bürokraside, orduda, sanat kurumlarında eski kültürle yeni kültür karşı karşıya gelmiş ve bu karşılaşma çoğu kez ürkütücü ve gülünç durumlara yol açmıştır.Bulgakov'un sivri dilini tutmadığı ve tutarsızlıkları alaya aldığı, derin gözlem yüklü bu metinler yönetimle neden anlaşmazlıklar yaşadığını da berrak bir şekilde sergilemektedir.

"Moskova'yı en son bundan en çok altı ay önce görmüş olanlar şimdi kenti tanıyamazlar; Yeni Ekonomi Politikası (Moskova halkı artık kısaca NEP diyor buna) öylesine değiştirdi onu.

Adım adım başladı bu… az az… Sağda solda tahta perdeler kaldırıldı, arkalarından uzun bir aradan sonra tozlu, donuk dükkân vitrinleri görünmeye başladı. Boşaltılmış yapıların derinlerinde lambalar yanıyor, onların ışığında hayat kıpırdıyor: Çiviler çakılıyor, mıhlanıyor, tamiratlar yapılıyor, içleri malzeme dolu sandıklar, kutular açılıyor. Yıkanıp temizlenmiş vitrinler aydınlatılmış.Sergilerin üzerinde yuvarlak, güçlü lambalar yanıyor ya da vitrinlerin çevresinde parlak ışıyan borular var.

Yoksul düşmüş Moskova'nın bunca malı hangi gizli hazinelerden çıkardığını anlamak olanaksızdır. Ama bulmuş ve hepsini bol bol aynalı vitrinlere boşaltmıştı, tezgâhlara yığmıştı."

240 s. İstanbul 2016
 

erolb.jpg

Erol Hızarcı
BEYOĞLU’NDA SONBAHAR
Destek Yayınları

"Yazmak bir ömür ister. Ruhunla el ele verdiğin gün, başka bir hayata kenetlenirsin. Kalemini temiz tuttuğun sürece yazı da yol da su gibi akar."

80'lerin Ankara'sında hayatının taze baharını yaşayan bir delikanlı aşkta hüsrana uğrayınca kendini yazmaya verir ve gerisi çorap söküğü gibi gelir. Yazmak hem ufkunu hem de başka bir dünyanın kapılarını açar. Ankara'da başlayan yolculuk ardışık tesadüflerle Beyoğlu'nda konaklamaya varan bir gençlik serüvenine dönüşür. Yuvadan uçan kuş, Dersaadet Bar'da toplanan başına buyruk kanatlı sürüsüyle mevsimlerden azade bir göçmenlik yaşamına koyulur.

Erol Hızarcı, anılarından derlediği Beyoğlu'nda Son Bahar'da çürüyen bir toplumun içinde temiz kalmak için direnen dostlarının hikâyelerini gülümseterek, bazen de hüzünlendirerek anlatıyor. Gelişigüzel izlenimini veren ince kurgularıyla, bir batık adayı yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Sonraki kuşaklar için kafa dengi bir göç haritası ve sersefil bir konaklama yeri...

"Beyoğlu'nda Son Bahar" erken gerçekleşen hayallerin ve peşinden gelen hüsranların romanı...

192 s. İstanbul 2016
 

eduard.jpg

Laurent Seksik
EDUAERD EİNSTEİN VAKASI
Can Yayınları

Almanya'da Hitler iktidarda, radyolar kin ve nefret dolu konuşmalar yayınlayıp Yahudilerin kökünü kazımaya çağırıyor. Büyük savaşın ayak sesleri duyuluyor; bu baskı ortamında kaderin birbirine bağladığı üç insan, kendi dramlarını peşleri sıra sürüklerken, ayakta kalma mücadelesi veriyorlar: Yüzyılın dâhisi Albert Einstein, eski karısı Mileva, oğulları Eduard.

Sürgündeki babasından ayrı bir çocukluk geçiren Eduard, Freud'a hayrandır ve ileride psikiyatr olmak istemektedir. Ne var ki yirmi yaşında şizofreni teşhisiyle Burghölzli Kliniği'ne yatırılır. Kalan ömrü boyunca da bu hastalıkla cebelleşecektir. Annesi Mileva, 1948 yılında ölene kadar hep onun yanındadır ama babası Einstein'ın bu hastalıkla yüzleşecek cesareti yoktur. Eduard, çektiği acılara, korkunç tedavilere, yapayalnızlığına rağmen içindeki iyiliği korumak için uğraşır; nefret ettiği babasını bile hep mazur görmeye çalışır. 1965'te 55 yaşındayken ölür. 

Bir annenin ıstırabı; bir dâhinin, zaafından ötürü duyduğu utanç ve suçluluk duygusu; terk edilip unutulmuş bir oğulun acı dolu sesi… Dramın üç kahramanının iç dünyalarını büyük bir başarıyla bize aksettiren Laurent Seksik...

256 s. İstanbul 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

altan.jpg

Altan Öymen
…VE İHTİLAL
Doğan Kitap

Altan Öymen yeni "anılı" kitabında, 1955-1960 dönemini anlatıyor. Yani, dünyada Soğuk Savaş'ın sürdüğü, gerginliklerin tırmandığı, ihtilallerin yaşandığı bir dönemi...

Türkiye'de de iktidar ve muhalefet arasındaki öfkeli ve kavgalı yıllar devam ediyor. Öymen o yıllardaki olayları 20'li yaşlarında bir gazeteci olarak izliyor. O arada evleniyor, askere gidiyor ama gündemdeki olayları izlemeye ara vermiyor... Adnan Menderes'li, İsmet İnönü'lü, Celal Bayar'lı iç siyaset olaylarını... Şah'lı-Süreyya'lı, Faysal'lı dış olayları... Futbolda Macar Milli Takımı'nı yenişimizi... Ve Macar ihtilali, Irak ihtilali gibi dünyayı sarsan olayları... Ama tabii, kitapta anlatılanların en önemlisi, Türkiye'yi sarsan bir olay: "27 Mayıs İhtilali." 

Öymen, bu kitaba yazdığı önsözde, 27 Mayıs'la ilgili tartışmaların, uzun yıllar boyunca Yassıada kararlarının etkisi altında kaldığını belirterek şöyle diyor: "Bugün rahmetle andığımız Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'a uygulanan idam cezalarına gösterilen haklı tepkiler, o iki döneme de objektif bir şekilde bakmayı büsbütün güçleştirmiştir. Şimdi sanıyorum, 27 Mayıs 1960'tan yarım yüzyıldan fazla zaman geçtikten sonra, o günün öncesini de, sonrasını da daha soğukkanlı ve objektif ölçülerle değerlendirmek mümkündür... Aynı zamanda gereklidir de... 27 Mayıs 1960 gününden sonraki dönem gibi, o günden önceki dönemde de neler olduğu, bugünkü nesiller tarafından iyi bilinmelidir."

756 s. İstanbul 2013

jamesjoyce.jpg

Richard Ellmann
JAMES JOYCE-SAMUEL BECKETT-OSCAR WILDE-WILLIAM BUTLER YEATS-DÖRT DUBLİNLİ
Alfa Yayıncılık

Dört Dublinli arasında yazınsal akrabalıkların ötesinde kişisel yakınlaşmalar da yaşanmıştı. Wilde, Londra'da akrabası bulunmayan Yeats'i 1888 yılında, Noel yemeğinde büyük bir incelikle ağırlamıştı. Yeats de, ahlaka aykırı davranışları nedeniyle Wilde hakkında bir dava açıldığında, yazara destek veren tanıklığıyla karşılık vermişti buna. Birkaç yıl sonra, Yeats gün doğumunda kalkıp Joyce'un trenini karşılamaya Euston Garına gidecekti; daha sonra Joyce'a iş bulmak için Londra'daki yayınevlerini birlikte dolaşacaklardı. Beckett'in bıçaklanmasının ardından, bir hastane odasında Joyce'la Beckett arasında sessiz ama sevgi dolu bir iletişim yaşanmıştı. Joyce biyografisiyle haklı bir ün yapan Richard Ellmann bu küçük, ama yoğun kitapta edebiyatın müthiş dörtlüsünün temel izleklerini karşılaştırmalı olarak ele alıyor.

142 S. İstanbul 2016

orwell.jpg

George Orwell
FAŞİZM KEHANETLERİ
Sel Yayıncılık

George Orwell, 1930'ların başlarından 1950'de ölümüne dek, Büyük Bunalım, İkinci Dünya Savaşı ve atom bombalarını kapsayan bir dönem boyunca günün evrensel ve yerel her türlü politik, toplumsal ve edebi meselesi üzerine sayısız yazı kaleme almıştır. Sade, enerjik ve az ama öz yazım tarzını örnek aldığı Jonathan Swift gibi Orwell da özellikle dil ile hakikat arasındaki ilişki üzerine kafa yormuştur.

Faşizm Kehanetleri başlığıyla derlediğimiz bu metinlerde Orwell, milliyetçilik, Hitler, faşizm gibi İkinci Dünya Savaşı döneminin kaçınılmaz konularından İngiliz mutfağına, H.G. Wells'in dünya devleti görüşü ve Swift'in Gulliver'inin eleştirisinden en iyi çayın nasıl yapılacağına kadar uzanan düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Edebiyatla politikanın iç içe geçen ilişkisini Orwell yaşamı boyunca başlıca düsturu olan "doğru bildiğini söyleme" ve yazma tavrıyla birleştiriyor. Okuru ise gerçek bir ustanın kaleminden çıkma eşsiz bir şölen bekliyor.

117 s. İstanbul 2016

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)