• BIST 107.202
  • Altın 145,970
  • Dolar 3,5167
  • Euro 4,1262
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 34 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 30 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 28 Kasım 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 28 Kasım 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

acik-yapit09f2fb015d8b05048d38b9845b557d68.jpg

Umberto Eco

AÇIK YAPIT

Can Yayınları

1962 yılında yayımlandığında dünya çapında büyük yankı uyandıran ve yapıt ile okur/izleyici arasındaki etkileşimin dinamiklerinin öne çıkarıldığı Açık Yapıt, 20. yüzyılın poetika literatürüne son derece önemli bir katkı... 

Umberto Eco, bu çalışmasında müzik, edebiyat ve görsel sanat örnekleri üzerinden dönemin avangard poetikalarının izini sürer ve bu tür yapıtlara eleştirel yaklaşımı olanaklı kılacak bir metodoloji önerir. Yelpazesini geniş tuttuğu bir bilimsel ve metodolojik zeminden yola çıkan Eco, avangard sanat estetiğinin belkemiğini oluşturan "açıklık" kategorisi ekseninde sanat yapıtının anlamlandırılma sürecini analiz eder. Bu çerçevede "çokluk", "çoğulluk", "çokanlamlılık" kavramlarına özel bir vurgu yaparak yapıtın anlamlandırılma sürecinde odağı "yaratıcı"dan okura/izleyiciye kaydırır.

344 s. İstanbul 2016

kent-deneyimicd1388e4f967481f9ae2be0fff7bbbaa.jpg

David Harvey

KENT DENEYİMİ

Sel Yayıncılık

Şehir en üstün insani başarıların da, en utanç verici insanlık hallerinin de sergilendiği, dolayısıyla kapitalizmin iç çelişkilerinin en çarpıcı şekilde göründüğü yer olmuştur. Ama kent ve deneyim söz konusuysa, Brecht'in "Okumuş Bir İşçi Soruyor" şiirinin başındaki gibi, "Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim" diye soran eleştirel bir gelenek de hep var olagelmiştir.

Bu geleneğin günümüzdeki en saygın temsilcilerinden David Harvey Kent Deneyimi'nde bu tersten okuma çalışmasına dair kendi analitik zenginliğinin ilk örneklerini sunuyor. "Kente bakma, kent metnini okuma ve sokakta yüz yüze geldiğimiz milyonlarca sürprizi yerleştirebileceğimiz açıklayıcı bir çerçeve bulma" arayışına giriyor. Bu zorlu arayışı ve sonuçlarını her zamanki sade diliyle okura aktarmayı başaran Harvey, kent planlamasından mimariye, sosyolojiden iktisada uzanan kapsamlı bir alanda öğrencilere de, konunun uzmanlarına ya da yalnızca ilgi duyanlara da hitap etmeyi başarıyor.

Kent Deneyimi ile birlikte Sel'deki David Harvey külliyatı da önemli bir yapıtaşı daha kazanıyor.

396 s. İstanbul 2016

baslama-yeri94df2fd4f5480cd82fb6a93bd9b93a03-001.jpg

Ursula Le Guin

BAŞLAMA YERİ

Ayrıntı Yayınları

Başlama Yeri, Ursula Le Guin'in en önemli yapıtlarından biri; fantastik edebiyatın nadide metinlerinden. Aşkın, tutkunun, hayalgücünün ve serüvenin iç içe geçtiği roman nefes kesen olaylarla yüklü. 

Romanın esas karekterlerinden biri olan Hugh Rogers tekdüze ve sıkıcı hayatından bıkıp usanmıştır. Hayatını değiştirmek için çaba göstermektedir. Arayışları sonuç verir ve derken günün birinde beklenmedik bir şey olur: Hugh Rogers kendisini cennetten farksız, değişmeyen alacakaranlığıyla Tembreabrezi'ye, yani "başlama yerine" götürecek olan kapıyı bulur. Irena Pannis ise başlama yerini bulduğunda henüz on üç yaşındadır. Aradan yedi yıl geçer, Irena Pannis büyüyüp serpilir, genç ve güzel bir kadın olur. Dağkenti'ne izinsiz giriş yapan Hugh Rogers ile karşılaşır. Bu karşılaşmanın hemen ardından devasa bir gölge Dağkenti'ni yıkmakla tehdit eder. Hugh ve Irena bu gölgeyi bulup kovmak için bir araya gelir ve yola çıkarlar. Yolculuk esnasında birbirlerine âşık olurlar. Yeni bir başlangıca ya da kaçınılmaz bir sona doğru mu sürüklenmektedirler..?

224 s. İstanbul 2016

sosyalizm-fikrida8839d89523d09932c97be30dd6d0ea.jpg

Alex Honneth

SOSYALİZM FİKRİ

İletişim Yayıncılık

"Temel fikrini, kökleri erken sanayi çağına dayanan düşünsel kalıptan yeterince kararlı biçimde sıyırarak yeni toplumsal teorik çerçevelere taşıyabilmesi halinde, sosyalizmde hâlâ canlı bir kıvılcımın saklı olduğunu kanıtlamaya çalışacağım." 

Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle sosyalizmin tarihsel olarak "bittiği" iddialarının dillendirilmesinin üzerinden çeyrek yüzyılı aşkın zaman geçti; sosyalizmin en azından fikri, hâlâ yaşıyor. Frankfurt Okulu/ Eleştirel Teori geleneğinin son kuşağının temsilcisi Axel Honneth, bu kitapta sosyalizm fikrini canlandırmanın yolunu tartışıyor. Günümüzde sosyalizm seçeneğini yeniden gündeme getirme çabasının bir kolunu, "sıcakkanlı" bir arayış oluşturuyor. Bu arayış, yenilenmenin kaynağını, son yılların anti-kapitalist protesto ve ayaklanma hareketlerinin dinamiğinde görüyor. Axel Honneth ise bu arayışta "serinkanlı" kolu temsil ediyor. O, sosyalizmin teorik öncüllerini temelden sorgulamaktan yana. Bunun için, geleneksel sosyalizmin sanayi toplumunun gerçekliğine bağlı paradigmasından çıkması gerektiğini düşünüyor. Honneth'in arayışı, liberalizmi -içinden- aşma perspektifiyle birleşiyor. "Mirası kurtarma" değil, yeniden tarif etme çabası…. 

144 s. İstanbul 2016

cemaatcinin-olumu42bd6bccf491d34b83298f8305d29437.jpg

Barış Soydan

CEMAATÇİNİN ÖLÜMÜ

Labirent Yayınları

İktidar-Cemaat savaşı. Tasfiye ve gözaltılar. İşkencede öldürüldüğü anlaşılan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Gündüz. Ve tek başına, yandaş medyadan kovulmuş, kendisiyle yüzleşmekten kaçınmayan cesur bir gazeteci Ufuk Lodos. Cemaatçinin Ölümü, siyasi gündemimizi tartışmaya açarken, aynı zamanda ortaya nefis bir "hesaplaşma" romanı çıkıyor. 

"Pek çok İslami grup 12 Eylül'ü desteklemişti. İçlerinde Bahattin Erek Cemaati bile vardı. Cemaat'in bütün bu darbe karşıtı afra tafrasının arkasında, darbeciliği örtme çabası var gibi geliyor bana. Hiç şüphem yok, ellerine fırsat geçse, altın nesillerini iktidara getirmek için darbe yapmaktan bile çekinmezler."

Barış Soydan, ülkemizde eksikliği hissedilen "politik polisiye"ye yepyeni bir soluk getiriyor.

240 s. İstanbul 2016

zemberek26f68d644bc2185016f40751cf7b96cc.jpg

Banu Avar

ZEMBEREK

Remzi Kitabevi

Dünya siyasetinde sahnenin arkasını görmek… Sahne önündekiler o kadar güzel, yumuşak, iyicil maskelerle ortalıktalar ki, arkadaki kan içicileri görmek zorlaşıyor. Her kanaldan dünyaya akan yalan rüzgârının sonucunda, toplumlar sahnedeki oyunu göremedikleri gibi, onları aldatan maskeli aktörlerin savunucularına dönüşüyorlar. Hani, "Ne yapmalı?" diye soranlar var ya... Bize göre bu konuda yapılacak en temel görev, önce sahne arkasını görmeyi öğrenmek, sonra da görmeyenlere göstermektir.

160 s. İstanbul 2016

bellaf9772296c896c31b2cca3c22978c3158.jpg

Burak Akyüz

BELLA- ORHAN VELİ’NİN KARŞILIKSIZ AŞKI

Nokta Kitap

Orhan Veli'nin "adı konulmamış" karşılıksız aşkı Bella... Adı yok...

Orhan Veli 1946 Ankara'sında, Hasanoğlan Köy Ensitüsü'ne İngilizce öğretmeni olarak gelen Bella'yla tanışır.Ve ömrünün son zamanlarına denk gelen bir "karşılıksız aşk" hikayesinde bulur kendini. Bir yanda eski edebiyat hocasıyla evil olan Nahit hanımla yaşadığı aşk hikayesi,diğer yanda yeni tanıştığı Bella'ya hissettiği ama 'anlatamadığı' duyguları.Bir yandan İstanbul-Ankara arasında gidip gelen hayat, parasızlık , sonu sefalete sürüklenen bir hayat...Bunun yanında şiirlerinde dimdik duran sözcükler.Şair Orhan Veli, Bella'ya yazdığı şiirinde 'Anlatamıyorum' diyor.Nedir şairin anlatamadığı? Bella'nın bu ilgiyi bir aşk olarak değerlendirmemesi... Gizli gizli de yaşasa Nahit hanımla yaşadığı 'sevgi,yeni tanıdığı bir kadın olan Bella'ya duyduğu' Aşk'la karşı karşıya geliyor.Ve çoğu zaman farkında varamadığımız 'Sevgi ve Aşk' mücadelesi başlıyor.

254 s. İstanbul 2016

prater-in-meneksesi71cbf929a6e6ddc65f407e4973a35fbf.jpg

Christopher Isherwood

PRATER’İN MENEKŞESİ

Yapı Kredi Yayınları

Londra, 1933. Genç yazar Christopher Isherwood'un yolu Avusturyalı yönetmen Friedrich Bergmann'ınkiyle kesişir. 19. yüzyıl Viyanası'nda geçen bir aşk filminin senaryosunu yazmayı kabul eden Isherwood, kendini yepyeni bir dünyada, film stüdyosunu dolduran birbirinden ilginç kişilerin arasında bulur. Stüdyonun dışındaysa gerilimli bir dünya vardır: Hitler artan gücünü hissettirmekte, büyük bir savaşın ayak sesleri duyulmaktadır. Bergmann, Viyana'da kalan ailesi için giderek daha çok endişelenip İngilizlerin kayıtsızlığına isyan etmeye başlayınca film projesi de yarım kalma tehdidiyle karşı karşıya kalacaktır. 

Prater'in Menekşesi, Christopher Isherwood'un Hoşça Kal Berlin gibi daha çok tanınan Avrupa romanlarının tadını veren, eğlenceli, bir solukta okunacak bir roman. 

92 s. İstanbul 2016

katip-bartleby0cb11eb1683260e8314c8db27ab96ecf.jpg

Hermen Melville

KATİP BARTLEBY

İş Bankası Kültür Yayınları

Herman Melville (1819-1891): Amerikan edebiyatının en büyük yazarlarından biridir. Küçük yaşta çalışmak zorunda kaldı, dört yılını denizlerde geçirdi. Bu tecrübesi tüm eserlerine, özellikle de en büyük eseri sayılan Moby Dick'e yansıdı. Moby Dick, Kâtip Bartleby, Benito Cereno, Billy Budd gibi bugün hepsi birer klasik olan eserler vermesine rağmen yaşarken pek ilgi görmeyen Melville, yirminci yüzyılın ilk yarısında âdeta yeniden keşfedildi. İlk kez 1853 yılında Putnam's Monthly Magazine'de tefrika edilen Kâtip Bartleby, 1856'da Piazza Tales adlı hikâye kitabında yayımlanmıştır. Melville bu kısa ama çarpıcı hikâyesinde "en iyi hayat en kolay hayattır inancına derinden bağlı" bir Wall-Street avukatının, "yapmamayı tercih eden" Bartleby'yi işe almasıyla bu inancının ve hayatının temellerinden sarsılmasını anlatır. 

Yirminci yüzyıl edebiyatını derinden etkileyen Bartleby dünya edebiyatının simge karakterlerinden biri, hayata karşı takınılan alabildiğine net bir tavrın ismidir. Kâtip Bartleby bir reddedişin, bir direnişin, nihayet insanın kendisi olarak kalma iradesinin ölümsüz simgesidir.

72 s.

turkiye-nin-yon-arayisi27d09772b8ba2647709a127aae8e908f.jpg

Ercan Karakaş

TÜRKİYE’NİN YÖN ARAYIŞI

Tekin Yayınevi

Eldeki kitabın, Türkiye'de çok hızla değişen gündemi, biraz mesafe aldıktan sonra ve biraz uzağından değerlendirebilme fırsatı yaratarak gözlemciye önemli bir olanak sunduğunu düşünüyorum. Son birkaç yıla bu "biraz uzaktan" ve "geriye doğru" atılacak bakış, bilinç pekiştirme yolunda gerçekten önemsenmesi gereken bir aşama sağlayacaktır. 
Eldeki kitabın da işte bu amaca yönelik önemli bir katkı yapacağına inanıyorum. 
-Aydın Cıngı-

Ülkemiz, birbiri ardına patlatılan bombalarla artık bir Ortadoğu ülkesi; bir Irak, bir Suriye görüntüsünde. Hükümet çevreleri ise halka "terörle birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz" şeklinde öğütler veriyor. Türkiye yoluna bu şekilde devam edemez. 1 Kasım seçimlerinde halkı korkutarak "istikrar" adına oy isteyen AKP hükümetinin ülkeyi yönetemediği, otoriter bir sisteme yöneldiği ve bu nedenle istikrara değil, kaosa neden olduğu gün gibi ortada.

168 s. İstanbul 2016

herkeslesme068a4fac038127d088b5040c65847163.jpg

Tunç İlkman

HERKESLEŞME

Destek Yayınları

"Zeyneb'le o akşam güzel bir parkta oturduk ve âşık olduk. Güzel bir parkta oturmak ve âşık olmak harika bir şeymiş. Küçük kesekâğıdından çıkardığım pişmiş kestanelerin kabuğundan kolayca ayrılan kısımlarını ona veriyor, tüylü zarını soyamadığım kırıntılarını ise kendi ağzıma atıyordum. İsimlerimizi henüz bilmiyorduk. Sorma gereksinimi de duymamıştık herhalde. Nasıl olsa öğrenecektik. Ve ben ilk başta bunu Zeynep olarak algılayacaktım. 'Yalnız sonu b ile' diye uyardığındaysa önümüzdeki senelerde ona 'Zeynebim' derken adını bozmayacak olmaktan büyük sevinç duyacaktım."

160 s. İstanbul 2016

zodyak-burclar-kusagi-cinayetleri5f70ec141c00d006f8e087bc7a41082f.jpg

Sam Wilson

ZODYAK-BURÇLAR KUŞAĞI CİNAYETLERİ

Beyaz Baykuş Yayınları

Öyle bir toplum düşünün ki insanlar burçlarına göre sınıflara ayrılmış, statüleri doğuştan belli ve kaderlerini ne yaparlarsa yapsınlar değiştiremiyorlar. Zenginlik ile fakirlik arasındaki çizgi yelkovanın bir anlık hareketiyle değişebiliyor. Ve işte böyle bir toplumda birbiri ardına cinayetler işlenmeye başlıyor. Farklı burçlardan insanların öldürüldüğü bu cinayetler bir devrime mi işaret yoksa sıradan bir seri katilin işi mi?

Bütün gözler Dedektif Jerome Burton ve astrolog Lindi Childs'a dönüyor. Kaderin burçlarda yazılı olup olmadığı konusunda fikir ayrılığı yaşıyor olabilirler ama hemfikir oldukları bir konu var: O da büyük bir planın çoktan uygulanmaya konmuş olduğu!

Birlikte bir ihaneti, kaybedilmiş bir aşkı, tutulmamış sözleri ve hayatlarını allak bullak edecek bir gerçeği gün yüzüne çıkartıyorlar.

424 s. İstanbul 2016


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

0000000723899-1-001.jpg

Kolektif

Editör: Cengiz Gündoğdu

ROMANDA ESTETİK KALKIŞMA-2

Kurtuluş Savaşı-Erken Cumhuriyet Dönemi Toplumsal Değişimin Romanlara Yansıması

İnsancıl Yayınları

“Romanda Estetik Kalkışma-2” geçen yıl birincisi yayımlanan kitabın devamı niteliğindeki çalışma, Cengiz Gündoğdu’nun editörlüğünde 34 yazarın ortak çalışmasıyla ortaya çıkarıldı.

Böyle bir çalışmanın yapılma gereğini Cengiz Gündoğdu önsözde şöyle açıklıyor;

“Roman estetiğinin… öykü estetiğinin kategorilerle belirlenen belli yasaları vardır. Yazar, estetik açıdan güzel bir yapıt oluşturmak istiyorsa bu yasalara uyacak…

Romanı değerlendiren de yazarın bu yasalara uyup uymadığına bakacak…

Özellikle 1970’den sonra bu özelliklere uyulmadı. Roman değerlendirmelerinde retorik yapılıyor…

Şimdi ikinci kitapta 34 yazar 41 yapıt üstüne yoğun emekle uğraştılar. Bu yapıtta sessizlik kırımına uğratılacak…

Sizler hiçbir zaman hiçbir romana çalışmadınız. Kendinize yatkın romanları ”romanı okuduğumda” diye övdünüz… Sizler aslında bilgisizliğin doruğundasınız.  Bir gün düşeceksiniz o doruktan… O gün bilgi yüklü Romanda Estetik Kalkışmalarla karşı karşıya kalacaksınız…”

“Romanda Estetik Kalkışma-2” çalışmasının tasarı ve eşgüdümünü yapan Gülay Yeşilipek, kitapta ele alınan dönemler için şunları söylüyor;

“Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı ve Kemalist devrimlerle hızlı bir toplumsal değişim başladı. Bu devrimleri kimi kesimler hızla içselleştirirken, kimi kesimler devrimlere karşı çıktılar. Kimileri de bu değişim ortamında arada kaldılar, çelişkiler yaşadılar. Devrimler kimi toplumsal kesimlere ise hiç değmedi, onların yaşamlarında bir değişim olmadı. Kimileri ise Cumhuriyet’in toplumsal değişimle sağlamasını bekledikleri eşitlik, kardeşlik ve özgürlük ortamını bulamadılar.

Romanda Estetik Kalkışma-1’de incelenen romanlarda, yazarların yarattıkları tipik karakterlerle dönemin tarihsel gerçekliğini doğru yansıttıklarından söz etmiştik. Bu olguyu Kurtuluş Savaşı ve erken Cumhuriyet dönemini (1918-1950) ele alan ve gerçekçi eserler veren yazarların birçoğunda da gözlemledik.”

Yeşilipek, “Kurtuluş Savaşı ve Erken Cumhuriyet Dönemi”ni anlatan romanları kısaca aşağıdaki başlıklarda topluyor;

“1- Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in ilk yılları

Yakup Kadri, Halide Edip, Memduh Şevket Esendal, M. Cemal Kuntay gibi yazarlar, Kurtuluş Savaşı’nı, Cumhuriyet’in kuruluşunu ve Kemalist devrimlerle başlayan toplumsal değişimi eserlerinde ele almışlardır.

2- Cumhuriyet’in aydınlanma sorunu

Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri, Rıfat Ilgaz, Cevdet Kudret, Fahri Erdinç gibi yazarlar, eserlerinde bu konuya eğilmiş, Cumhuriyet’in ilerlemesinin önündeki engelleri okura göstermişlerdir.

3- Doğu-Batı ya da geleneksel-modern çatışması

Peyami Safa ve Ahmet Hamdi Tanpınar romanlarında Cumhuriyet devrimleriyle başlayan hızlı değişimin toplumda kimi olumsuzluklar yaratabileceği görüşünü vurgularlar.

4- Kapitalistleşme sürecinde Çukurova

Orhan Kemal ve Reşat Enis, romanlarında bu kapitalistleşme sürecinin toplumda, özellikle Çukurova’da yarattığı sancıları, çatışmaları ele almışlardır.

5- İkinci Paylaşım Savaşının getirdikleri

Cevdet Kudret, Sait Faik, Oktay Akbal, Tarık Dursun K. gibi yazarlar eserlerinde zorlu yaşam koşullarının etkisi altındaki insanları anlatırlar.

Rıfat Ilgaz, Fahri Erdinç, Cevdet Kudret, Suat Derviş eserlerinde aydınların uğradığı baskıları ve yaşam zorluklarını ele almışlardır.

6- Devlet-yurttaş çatışması

Yusuf Ziya Bahadınlı, Demirtaş Ceyhun ve Fakir Baykurt, eserlerinde; toplumsal önyargılarla Alevilerin uğradığı ayrımcılığa ve Kürt sorununa değinmişler, bu çerçevede devlet yurttaş çatışmasını ele almışlardır.”

Önyargılarınızı kıracak, kalıcı bir başyapıt olmayı hak eden bir kitap “Romanda Estetik Kalkışma-2”. Bu serinin devamını merakla bekliyoruz.

orhan-kemal-unutulmus-oykuler4d75e7ae045dd19f8ad81ba04da2882c.jpg

Orhan Kemal

Hazırlayan: Işık Öğütçü

UNUTULMUŞ ÖYKÜLER

Everest Yayınları

Orhan Kemal'in 1941-1967 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı öyküler, Unutulmuş Öyküler adıyla Keşif severlerle buluşuyor. Bu kitabın belki de en büyük sürprizi ilk kez gün ışığına çıkan ve Orhan Kemal'in Reşit Kemal müstearıyla Yeni Edebiyat dergisinde 15 Mayıs 1941'de yayımlanan "Bir Genç Münevver" isimli öyküsüdür. Öykülerin her birinin altına düşülen yıl, yazar ve yayın bilgisi, okurlar için müthiş bir arşiv niteliği taşıyor. 

Bu elli dört öykünün tamamı, herkesçe bilinen Orhan Kemal klasiklerinin temellerinin nasıl atıldığının, metinlerdeki konu çeşitliliği ve anlatım zenginliğinin nereden geldiğinin tılsımını fısıldıyor. Çoğu öyküye eşlik eden tefrika tıpkıbasımlar da öykülerin nostaljik havasıyla bir bütünlük arz ediyor. 

"Ne büyük bir yazarmış meğer o, buradaki 'mış'ı, bu kez bilinçle yerleştiriyorum tümceye. Onun öykülerini okumadan öykü yazmaya girişenler olduğunu biliyorum. İstiyorum ki onlar da keşfetsin Orhan Kemal'i, bu 'mış'ı biraz da onlar adına söylüyorum. Genç öykü yazarları, bir yanlarıyla eksiklik taşıyorsa eğer, bu Orhan Kemal'den bir çimdikçik bile tuz alamadıkları içindir belki, ama kendileri ayırdında mı acaba bunun?"
-M. Sadık Aslankara-

375 s. İstanbul 2016

ikinci-el-zaman2da14f4fc6eca0b6efba6870315a99fa-001.jpg

Svetlana Aleksiyeviç

İKİNCİ EL ZAMAN-KIZIL İNSANIN SONU

Kafka Yayınevi

İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç'e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın "yeni bir edebi tür" yarattığını belirtmiş, eserlerini de "duyguların ve ruhun bir tarihi" sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor.

Sovyetler Birliği'nin dağılışı ve yeni bir Rusya'nın ortaya çıkışı üzerine senfonik bir sözlü tarih çalışması olan İkinci El Zaman'da Aleksiyeviç, komünizmin çöküşünün kroniğini çıkartıyor. Rusya'nın sıradan insanları geçirdikleri son otuz yılı anlatarak bizlere Sovyetler Birliği'nin çöküş döneminde ve çöküşün ardından ortaya çıkan yeni Rusya'da yaşamanın nasıl bir tecrübe olduğunu gösteriyorlar. 1991-2012 dönemini kapsayan söyleşiler aracılığıyla, Aleksiyeviç bizleri propagandanın ve uydurma medya anlatımlarının ötesine taşıyor. Bunu yaparak da hem Rusya'nın hem de baskıya, teröre, açlığa, katliamlara dair, fakat aynı zamanda ülkelerinden duydukları gurura, gelecek umutlarına ve herkesin bir ütopya yaratmak için omuz omuza çalışıp mücadele verdiği inancına dair anılarını hâlâ taşıyan Rusların panoramik bir portresini çiziyor. Sonuç olarak da, bir zamanlar dünyanın üçte birini egemenliği altına alacak kadar güçlü bir fikrin ardından o topraklarda yaşamanın ayrıntılı bir dökümü çıkıyor karşımıza.

528 s.İstanbul 2016

sssssssssssssssss-002.jpg

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)