• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 24 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 29 Şubat 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 29 Şubat 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

İşte haftanın yeni çıkan kitapları ve editörlerimizin bunlar arasından sizin için seçtiği üç eser.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

 

YENİ ÇIKANLAR

Doç. Dr. Ali Satan 
IRAK’TA İNGİLİZ İŞGAL YÖNTEMİ 1914-1918
Tarihçi Kitabevi

Akademisyen Doç. Dr. Ali Satan'ın İngiltere Devlet Arşivi Raporlarından titiz bir çalışmayla derlediği "Irak'ta İngiliz İşgal Yönetimi 1914-1918" kitabı raflarda...

Ali Satan, 6 cilt halinde Tarihçi Kitabevi'nden yayınlanan "İngiliz Yıllık Raporları'nda Türkiye (1920-1926)" dizisinden sonra şimdi de Irak ile ilgili bir İngiliz raporunu tarihseverlere ve okuyuculara sunuyor...

İngiltere Devlet Arşivi'nde çalışmamız sırasında bulduğumuz bu rapor, Dışişleri Bakanlığı belgeleri arasında FO 371/4148 XC1236 referans numarası ile yer alıyor. Orijinal başlığı; "Review of the Civil Administration of the Occupied Territories of Al Iraq 1914-1918". Kasım 1918'de Bağdat'taki İngiliz sivil komiserlik ofisinde hazırlanmış ve Bağdat'ta hükümet matbaasında 80 sayfa olarak basılıp hizmete sunulmuştur. 1914-1918 savaş döneminde İngiltere'nin Irak'ı işgali ve bu bölge ve burada kurulmaya çalışılan İşgal İdaresi hakkında kapsamlı bilgiler vermektedir.

Okuyucuların dikkatlerini bir kez daha çekmek isteriz ki elinizdeki rapor, siyasi bir rapordur. Savaşın hemen akabinde, hatta bazen çatışmalar devam ederken kaleme alınmıştır. Dolayısıyla "Türk", "Osmanlı", "Müslüman" ve "Doğu" hakkında tarafsız bir yaklaşım beklemek doğru değildir. "Batılı", "Emperyalist" ve "Düşman" bir ülkenin tüm önyargısıyla, düşmanca tutum ve davranışlar içinde hazırlanmış olduğunu akılda tutmak gerekiyor. Bu bağlamda raporun pek çok yerinde Irak'taki Türk idaresi hakkında olumsuz tespitler yapılmaktadır. Fakat ilginç bir şekilde, raporun birçok yerinde de Osmanlı düzeni eleştirildikten sonra İngilizlerin de o uygulamayı devam ettirdikleri, çünkü Osmanlı uygulamasının iyi bir çözüm olduğu ifade edilmektedir.

288 s.

Şubat 2016

Henry J. Rutz, Erol M. Balkan
SINIFIN YENİDEN ÜRETİMİ
 (Eğitim, Neoliberalizm ve İstanbul'da Yeni Orta Sınıfın Yükselişi)
h2o Kitap

“Sınıfın Yeniden Üretim” adlı çalışma,  küreselleşen şehir (İstanbul) ile değişen kültür ve tüketim ideolojisinin karşılaştırmalı incelenmesi yoluyla, orta sınıfın kendini yeniden üretmek amacıyla çocuklarını sınavlara hazırladıkları maratonun, sınıf mücadelesinin anlatımıdır. Bu aşama çok önemlidir çünkü başarısızlık gelecek kuşağın orta sınıfın alt katmanlarına ya da daha kötüsü işçi sınıfına düşme tehlikesini barındırır.

Kimse işçi olmayı ya da orta sınıfta kalmayı istemez. Kimse çocuğuna bunu reva görmez. Daima üst sınıfa geçmektir amaç. İyi bir meslek edinip "rahat bir yaşam" sürmeyi sağlayacak eğitimin bu rüyayı mümkün kılacak, ulaşılabilir en önemli fırsat olduğu düşünülür (bu piyangoda büyük ikramiyenin çıkmasından da önemlidir).

Tanıklıklara, alan araştırmalarına ve kuramsal çerçeveye dayalı elinizdeki etnografya, devletin ve piyasanın sınıfın biçimlendirilmesindeki rolünün altını çizerken, ailenin de sınıfın yeniden üretimi ve toplumsal bilincin kilit aktörü olarak önemini vurgulamaktadır. Düzen ise "sürdürülebilir" olmak için sınıfların kendini yeniden üretmesine ihtiyaç duymaktadır.

224 s.

İstanbul, 2016

New_York_New_York_KAPAK_100

Tanju Akerson
NEW YORK NEW YORK
h2o Kitap

New York'un artık şarkıları gibi öyküleri de var ama bir de öykülere tanıklık edenleri. Tanju Akerson da bu tanıklardan biri. Bu kitapla yaşamının bir bölümünden damıttığı insan manzaralarıyla anlatıyor New York'u.

Neredeyse yüz yıldır diğer tüm şehirlerin yüksekliğine öykündüğü bir şehir New York.

Bunların pek çoğu artık yükseldi; sokakları insansız çehrelere, hemşerilerinin uyumadığı evleri otellere, esnafının anıları hediyelik eşyalara, tüm şehir devasa bir turistik mekâna, sıradan bir kent seviyesine düştü.

New York ise giderek anlatılır oldu; sadece galerileri, sergileri, tiyatroları, müzikholleriyle değil barları, lokantaları, şarküterileri, apartmanları, sokakları ve sigara dükkânlarıyla; hatta komşularının ve müşterilerinin arabaları çekilmesin diye park otomatlarına para atan ya da uzaya gömülmek isteyen insanlarıyla kıpır kıpır bir şehir yaşamın sayfalara döküldüğü bir öyküye dönüştü.

Gökdelenlerin gölgesinde kalan her şeyin siyah beyaz bir fotoğraf karesine döndüğü New York'un rengarenk simalarını, cıvıl cıvıl öykülerini, uzak ama sıcak bir kültürü anlatıyor; hiç tanımadıklarınla dost olabilmenin sihrini gösterirken bir şehirde yalnız kalınamayacağını fısıldıyor.

Örümcek Adamlar, Yarasa Adamlar, Süpermenler dışındaki kahramanların rehberliğinde, gündelik hayatın içinden mevsim mevsim New York gezintileri...

160 s.

İstanbul, 2016

anlatsana-pista-istvan-orkeny

Istvan Örkeny
ANLATSANA PİŞTA!
Yeni İnsan Yayınevi

“Anlatsana Pişta!”, Macarların çok sevilen yazarı István Örkény'in edebi hayat hikayesidir. Tiyatro oyunu olarak Budapeşte sahnelerinde 20 yıldır gişe rekorları kırarak oynanıyor. II. Dünya Savaşı'nda esir kampına düşmüş, fabrikalarda mühendis olarak çalışmış, Soğuk Savaş yıllarındaki siyasi atmosferde, yaptığı samimi ve dürüst edebiyat çalışmalarından ödün vermemiş ve başına türlü türlü işler gelmiştir.

István Örkény küçük mucizelerin yazarıdır; sıradan şeylerden şahaser çıkarmayı başarır, karmaşık insan dünyasını büyük bir ustaya yaraşır üslupla kağıda döker.Örkény'in hayat hikayesi sayesinde okur, bir büyük yazarı tanıma fırsatı bulacak, XX. yüzyıl Macar tarihine şahit olacak ve bu kültürünün izlerini sürecek, hepsinden belki de daha kıymetlisi, onun 'yazmak' üzerine düşüncelerini öğrenecektir.

Aslında tiyatro monoloğu olarak oluşturulmuş, Macarıstan'da kıtap formunda da çok sevilen bu eser, okuyucuya edebi bir seyahat yaşatıp, Budapeşte'nin otantik sokaklarına götürecektir. Eserleri sayısız dile çevrilen ustanın, ürettiği metinlerden ve bant kayıtlarından derlenerek tiyatro oyunu haline getirilen hayat hikayesi, Macarca aslından yaptığımız özenli çeviri şimdi Türkçe'de.

96 s.

İstanbul, 2016

paranoya-tugba-sariunal

Tuğba Sarıünal
PARANOYA
Destek Yayınları

Tuğba Sarıünal’ın, yeni kitabı ‘Paranoya’ 20 Şubat’ta raflardaki yerini aldı

Tuğba Sarıünal’ın Destek Yayınları'ndan çıkan son romanı “PARANOYA’’ raflarda yerini aldı. ‘SANRI’ romanı ile edebiyat camiasına hızlı bir giriş yapan yazar, uzun süre listelerde kalmayı başararak adından sıkça söz ettirdi. Aynı türde olan yeni romanı Paranoya, okurlarına yine sürükleyici bir kurgu ve şaşırtıcı bir son vaadediyor. İki farklı karakterin ortak bir sona hizmet etmek için tanıştığı romanda, gerçeğin peşinden karakterlerle birlikte okur da yol alıyor. Okurun inanmayı seçtiği karakter, onu doğru bildiği gerçeklere mi götürecek yoksa okurun da hissettiği her şey birer paranoyaya mı dönüşecek? Paranoya'yla tanışan kaldığı yeri unutamayacak, emin olduğu gerçekleri tekrar tekrar sorgulama ihtiyacı hissedecek. 

Arka kapakta ise; “Varoluşlarını akıl ve sezginin birlikteliğine borçlu olan iki farklı karakter tahmin edilmesi imkansız bir sona hizmet etmek için tanıştılar. Gidecekleri yolda ellerinde olanla yetinemeyeceklerini ikisi de biliyordu. Çünkü son varsa öncesi de vardı. Geçmişin derinlerine inerken ayık kalmak zorundalardı. Çünkü her son esaslı bir karardı. Bütün olasılıkları hesaplayıp zamana hükmetmeye çalışırlarken, sadece birbirlerine güvenebilirlerdi. 

Ne mutlu!

Ve maalesef ki…’’   ibareleri yer alıyor. 

296 s.

İstanbul, 2016

fakir-kene-birhan-keskin

Birhan Keskin
FAKİR KENE
Metis Yayıncılık

Kim Bağışlayacak Beni, Ba, Y'ol ve Soğuk Kazı kitaplarının ardından Birhan Keskin'den yeni şiir kitabı: Fakir Kene. On dokuz şiir var Fakir Kene'de. Kitabın başlangıç şiiri olan "Kargo"dan şu alıntı, şairden okuruna bir "teselli", bir "şifa" niyetine…

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir 
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, 
bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, 
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.

80 s.

İstanbul, 2016

insandaki-yikiciligin-kokenleri-erich-fromm

Erich Fromm
İNSANDAKİ YIKICILIĞIN KÖKENLERİ
Say Yayınları

Saldırganlık, genlerimizde biyolojik olarak var olduğu sürece kendiliğinden bir tepki değil; insanın dirimsel çıkarlarına, bir başka deyişle gelişmesine, kendinin ve türünün varlığına yönelik tehditlere karşı bir savunmadır. Bu savunucu saldırganlık, belli ilkel koşullar altında insanların birbirini pek tehdit etmediği zamanlarda göreceli olarak azdı. İnsan, o zamandan bu yana olağanüstü bir gelişme göstermiştir.

İnsanın bu süreci tamamlayacağını ve hiç kimsenin tehdit edilmediği anne-babaların çocukları, üstlerin anne-babaları, bir toplumsal sınıfın başka bir toplumsal sınıfı, bir ulusun başka bir ulusu tehdit etmediğ bir toplum kuracağını düşünmek akla yatkın bir varsayımdır. Bu amacı gerçekleştirmek ekonomik, siyasal, kültürel ve ruhsal nedenlerden dolayı çok güçtür. Dünya uluslarının putlara üstelik ayrı ayrı putlara tapmaları ve bu nedenle, birbirlerinin dillerini anlasalar bile birbirlerine anlayış göstermemeleri de ek bir güçlük yaratmaktadır. Bu güçlükleri göz ardı etmek ahmaklık olur ama tüm verileri kapsayan görgül incelemenin ortaya koyduğuna göre siyasal ve ruhsal engeller ortadan kaldırılırsa yakın sayılabilecek bir gelecekte böyle bir dünyanın kurulması gerçekten olanaklıdır.

712 s.

İstanbul, 2016

babamin-eczanesi-akin-cubukcu

Akın Çubukçu
BABAMIN ECZANESİ
Berfin Yayınları

Bu kitap yaşı nerdeyse Cumhuriyet'in yaşına denk bir eczanenin olduğu kadar, eczacısının da hikâyesidir. Böyle bir eczanenin hikâyesi aynı zamanda bir kentin, insanlarının, sağlıklarının ve hastalıklarının, hekimlerinin ve diğer eczacılarının, kentlilerin ve köylülerin, acılarının ve umutlarının hikâyesidir. Şifa Eczanesi hiçbir zaman yalnızca eczane değildir.

Karşılıksız sağlık danışmanlığı vermesinin yanı sıra sanatçıların, aydınların kente yolları düştükçe uğrağı bir dostluk adresidir. Kışsa eğer, ortada kurulmuş sobanın çevresinde sıralanmış çaylarını içen dostları, mesela Âşık Veysel'i görebilirsiniz.

Bu hikâye, Şifa Eczanesi'nin kendine özgü hayatına, eczacı çıktığı zamanlara kadar tanıklık eden bir çocuğun gözünden kentine hep bir şeyler vermek için çırpınan, Cumhuriyet ideolojisinin öncü insanı bir eczacının, çocuklarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının ve dostlarının hikâyesidir.

222 s.

İstanbul, 2016

amerikana-chimamanda-ngozi-adichie

Chimamanda Ngozi Adichie
AMERİKANA
Can Yayınları

Nijerya'nın önde gelen genç seslerinden Adichie, National Book Critics Circle Ödülü'ne layık görülen ve başta The New York Times olmak üzere birçok mecmuanın yılın en iyi kitapları listesinde yer alan romanıyla çağdaş dünya edebiyatının önemli isimleri arasına girmeyi başardı. Özünde yıllara yayılmış bir aşk hikâyesi olan Amerikana, ufuk açıcı bir kitap.

Chimamanda Ngozi Adichie'den, çağımızda hem çok tartışılıp hem de sıkça görmezden gelinen ırk meselesi üzerine cesur bir roman. Üniversite eğitimi için Amerika'ya giden genç bir Nijeryalı kadının arkadaşlık ve aşk ilişkileri, toplumdaki kadın erkek rolleri ve kültür çatışması üzerine ince gözlemleriyle bezeli Amerikana, sosyal sınıf ve ten rengine dayalı kabileciliğin günümüzdeki varlığını irdeliyor. Afrikalı kimliğinin Afrika, Avrupa ve Amerika'daki farklı algılarını sorgularken ırk ve ırkçılık üzerine aslında son derece basit ama tam da basit olduğu için örtbas edilebilen meseleleri gözler önüne seriyor. Biri Amerika'ya biri Avrupa'ya giden iki çocukluk aşkı, Ifemelu ve Obinze'nin hikâyesi üzerinden Batılılaşmanın bir yanıyla Batı'ya "maruz kalmak" da demek olduğunu, sözünü sakınmadan anlatıyor Amerikana.

640 s.

İstanbul, 2016

prost-ve-gostergeler-gilles-deleuze

Gilles Deleuze
PROUST VE GÖSTERGELER
Alfa Yayıncılık

Proust'un başyapıtı Kayıp Zamanın İzinde'nin peşinden giderek kendimizi ister istemez içinde bulduğumuz bir göstergeler ağına, derin bir okumaya ve sanatın dışarıya, okura açılmasıyla sanatçının gözünün gördüğüne daha da yaklaşıyoruz. Deleuze, bir sanat yapıtının keşfinin olanaklarına ulaştırıyor okuru ve bunu yaparken de edebiyatçının el verdiği bir çırak gibi anlamları göstergelerin nesnesinde arıyor.

Hayatı kuşatan göstergelerin değeri nedir?

-Duyumsanabilir göstergelerin bellekle ilişkisi nasıl kurulur? Sanat göstergeleri nasıl açıklanır?

-Göstergeleri yorumlamak nasıl mümkün olur?

"Sanat eserinde açıklandığı biçimiyle bir öz nedir? O bir farklılıktır, nihai ve mutlak Farklılık. Varlığı oluşturan, bizlere varlığı tasavvur ettiren odur. Bu nedenle sanat, özleri tezahür ettirmesinden dolayı, bizim nafile yere hayatta aradığımız şeyi verebilecek tek şeydir."

175 s.

İstanbul, 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

tenkit-yalcin-kucuk

Yalçın Küçük
TENKİT
Tekin Yayınevi

Yalçın Küçük’ün “Tenkit” adlı yapıtı Tekin Yayınevi’nden çıktı. Kitabından kısa bir bölümü aşağıda paylaşıyoruz;

“Kendimi ya da türümü tenkit ile başlayabilir miyim, Fakir Baykurt ve diyelim Kemal Tahir'i tenkit ediyorduk, yazdıklarında estetiği kıt buluyorduk. Güzel ve hâlâ oradayız, hâlâ kıt sayıyoruz ancak her ikisi de ellili ve altmışlı yıllarda ve yetmişli yılları da katabiliriz, Türkler'de kitap okumayı bir alışkanlık haline getirdiler. Eğer bu Türkler'in okumuşları otuz yıl boyunca evlerinde her akşam kitap okumuşlarsa, kitap okumayı bir yaşam biçimi yapmışlarsa, bunu öncelikle Tahir ve Fakir'e borçluyuz.

Avrupai insan ilişkilerini, aşkın zorluklarını, modern olmayı Halit Ziya'dan öğrendim, Reşat Nuri'nin Yeşil Gece'si, bana neler vermedi ki, gericiliği gördüm, isyan eden şairi Tevfik Fikret'te buldum, Mehmet Rauf 'un Eylül'ünü çok sevdim ve eğer ben bugünkü gördüğünüz insan isem, benziyorsam, bunu Halit Ziya'ya, Reşat Nuri'ye, Tevfik Fikret'e, Rauf 'a ve diğer büyük yazarlarımıza borçluyum. Daha açığı, işte bu yazarlarımızı okuyarak ben oldum. Çalışma dairemde hep elimin ucundadırlar ve ah! zamanım olsa da Halit Ziya'nın Mai ve Siyah'ını yine okusam; Halit Ziya Fransız görgüsü aldı ve bize aşıladılar. Peki bu "aşılamak" sözü bir eleştiri mi; eğer eleştiri değilse, hiçbir şey değildir. Bizi aşılayarak yaptılar ve Türk vücudumuzu Türkleştirdiler.”

368 s.

İstanbul, 2016

bilinmeyen-senaryolar-isik-ogutcu

Yayına Hazırlayan:Işık Öğütçü
Orhan Kemal
BİLİNMEYEN SENARYOLAR
Everest Yayınları

Yeşilçam'ın gizli imzası" Orhan Kemal, kendi adıyla yazdığı senaryolar dışında, sansür kurulu nedeniyle farklı adlar kullanarak üçyüzden fazla senaryo kaleme almıştır. Bilinmeyen Senaryolar, titiz bir çalışma ve eleme sonrasında bu toplam içinden, Orhan Kemal'in daktilosundan çıkıp yıllar sonra keşfedilen yedi senaryoyu Keşif okurlarıyla buluşturuyor.

Hem Orhan Kemal'in yapıtına hem de sinema tarihimize ışık tutacak olan Bilinmeyen Senaryolar'ı okurken, belki de izlediğiniz bir filmi anımsayacaksınız; bazı sahneler gözünüzde canlanacak, "Aaa, Orhan Kemal'inmiş!" diyeceksiniz.

"İlk kez günışığına çıkan bu senaryoları yayına hazırlarken yeniden okuma fırsatı buldum. Gözümün önünde 1960'lı yıllarda yazlık sinemalarda seyrettiğim o güzelim yerli filmlerimiz canlandı. Siyah-beyaz şehirler ve İstanbul. Bu şehirlerde yaşanan insan serüvenlerinin biz seyircileri sımsıcak saran, hüzünlü, ağlatan, güldüren ve şaşırtıcı öyküleri. Okuduğum senaryolar beni çok duygulandırdı. Belki de seyrettiğim pek çok filmin senaryosunu babam yazmıştı. Küçük bir çocuk için o zamanlar bu o kadar önemli değildi. Ama şimdi…"

-Işık Öğütçü-

520 s.

İstanbul, 2016

yedinci-bayrak-ayla-kutlu

Ayla Kutlu
YEDİNCİ BAYRAK
(Urumeli'den İzmir'e)
Bilgi Yayınevi

Ayla Kutlu, Osmanlı'nın Balkanlar'da kurduğu vatanın gitgide büyüyen parçalar halinde yitirilmeye başladığı dönemi; göç ve göçmenlik üzerinden; "gurbet" duygusunun yoğunluğunda anlatıyor; “Yedinci Bayrak”ta.

Saraybosna'dan İzmir'e… Yedi göç, yedi bayrak… Kıyım, kırım, korku…

Açlık, umutsuzluk, çaresizlik… Gerçek tarih belki de hiç bu kadar güzel anlatılmamıştır.

Romanın merkezinde; çocukluktan yaşlılığa tüm yaşamına tanıklık ettiğimiz Hasret'in göçmenliğin aşamalarıyla günden güne güçlenen karakteri var. "O, ardında hiç sözünü edemediği, kırılmış yaşamlar, mezarlar bırakmanın acısına katlanır: Tek umudu, dalgalanan bir bayrak altında özgür ve güvenli bir vatana ulaşmaktır."

472 s.

İstanbul, 2016

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 14:26
  • Haftanın Kitabı: "Çin'in Yirminci Yüzyılı"11 Eylül 2017 Pazartesi 11:13
  • Yeni çıkan kitaplar / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 09:51
  • Editörün seçtikleri / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:16
  • Yeni çıkan kitaplar / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:02
  • Haftanın çok satan kitapları / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 13:54
  • Haftanın Kitabı: "Yaşam Sanatı"28 Ağustos 2017 Pazartesi 13:46
  • Haftanın çok satan kitapları / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:16
  • Editörün seçtikleri / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:09
  • Yeni çıkan kitaplar / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 15:51
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)