• BIST 109.050
  • Altın 153,577
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 10 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 10 °C

Yeni kimliklerin aklı kimin elinde?

Yeni kimliklerin aklı kimin elinde?
Yeni kimlik kartlarının üzerindeki resim çok tartışıldı ama asıl sorun üzerindeki resim değil, vatandaşların kişisel bilgilerinin korunmasını sağlayacak olan yazılım programı.

Ali Rıza ÖZKAN
Bir “duyarlı vatandaş”ın yeni kimlik kartlarının arkasında yer alan bina resmini kamuoyunda “kaçak saray” olarak adlandırılan yapı sanması ve protesto amacıyla bir imza kampanyası başlatması yeni kimlik kartları tartışmasını yeniden gündemimize soktu. İşin aslı, kartlardaki yapı Birinci Meclis’ti. Kampanyayı başlatan ve ardından gelen binlerce imzacı da bunu fark etmemişti!

Halbuki, kimlik kartlarının AB (ve ABD) normlarına uyum sürecinde yenileneceği Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 2006’da değiştirilmesinden beri biliniyor. Pek çok kez ertelenen, yüklenicisi değiştirilen yeni kimlik kartlarının Ocak ayından itibaren Kırıkkale’den başlanarak dağıtıldığı da biliniyor. Sorgulamayan, araştırmayan, merak etmeyen, işin aslı nedir demeden, mevzilenmiş kalabalıklar olarak muhalefet veya hükümet etmenin acı sonucudur bu. Biz duyarlığı amacın önüne geçmiş imza kampanyasını bırakalım, yeni kimliklerin neden güven vermediği konusuna bakalım.

meclisss.jpg

Yeni kimlikler neden sorun yaratıyor?

Yeni kimlik kartlarının plastik, chip ve chip üzerinde protokolleşmeyi düzenleyen programlar olmak üzere 3 temel unsuru var. Plastik üretimi yerli, chip Çin’de "almayanı dövüyorlar" fiyatına satılıyor. Zaten, bu kartlarda en önemli "aksam" programlar. Devletin kendi vatandaşını takip altında tutarken "istenmeyen misafirler"ine karşı koruma geliştirip geliştirmediği sorusu en önemli soru.

Gelin önce ihale sürecinden başlayalım. Aktif Haber ihale sürecinin son aşamasını şöyle duyurmuş: “Parmak ve el ayası izi bulunan akıllı kimlik kartları Eczacıbaşı Holding iştiraki E-Kart ve Plaskart tarafından üretilecek.”

Haberde devamla, Eczacıbaşı grubunun şirketlerinin ihalede sadece işin plastik kısmını aldıklarını, elektronik alanın ise Gate Elektronik tarafından yüklenileceğini öğreniyoruz. Geçmeden ekleyelim, E-Kart Eczacıbaşı ve Alman Giesecke&Devrient ortaklığı bir kuruluş. 1914’den itibaren Osmanlı devletinin banknotlarını da basan Alman şirketin sahiplerinin "Nazilerin sevdiği Yahudiler" olması, burada anlatamayacağımız genişlikte enteresan bir hikâye!

Evet, bu noktadan sonra, Gate Elektronik hakkında da bilgi vermek gerekiyor. Sahibi Turgay Maleri Çanakkale’li ve İtalyanca biliyor! Firma logosunu neden Time Warner Cable şirketinin logosundan aldığını bilemeyiz. Ancak, Turgay Maleri’nin masonluğu ve levantenliği Savunma Sanayi Müsteşarlığı çevresinde bolca konuşuluyor. SSM çevresinde konuşulan bir konu da, Gate Elektronik şirketinin aldığı ihaleleri İsrail ve Ukrayna şirketlerine yaptırdığı. Kendisinin sadece paravan bir şirket olduğu.

Bu iddiaya en sık verilen örnek ise, basında da çokça konuşulan "insansız deniz aracı" (ROV - Remotely Operated Vehicle) projesidir. Bizzat SSM’in görevden alınan müsteşarı Murad Bayar’ın bir iş yemeğinde bu durumu itiraf ettiğini anlatan iddia sahiplerine kulak verirsek, yüksek düzeyde kaygılanmak için epeyi neden var!

yeni-kimlik-karti-2016.jpg

Kimlik kartlarının “aklı” kimin elinde?

Elbette, bu iddialara karşı kart teknolojisinin TÜBİTAK tarafından geliştirildiği öne sürülebilir. TÜBİTAK kendi sitesine, “akıllı” kartın neresinde olduğunu şöyle açıklamış:

“Milli olarak geliştirilmiş bir akıllı kart işletim sistemi olan AKİS güvenlik hizmetleri sunan bir mikroişlemci üstünde koşar ve elektronik imza, şifreleme ve güvenlik anahtarları taşıma hizmetleri sunar. Günlük hayatta AKİS taşıyan akıllı kartlar elektronik imza, elektronik kimlik kartı, kredi kartı, toplu ulaşım kartı gibi amaçlarla kullanılabilir. AKİS, Ortak Kriter (Common Criteria) CC EAL 5+ güvenlik değerlendirmesinden geçmiş 8051 tabanlı mikroişlemciler üstünde koşacak şekilde tasarlandı."

Bu bilgiler, ilk bakışta güven verici görünse de, hiç bir anlam ifade etmiyor. Çünkü, kimliklerimizin güvenliğini sağlayacak "akıl" nerede, bu soruyu cevaplamıyor. Üstelik şifreleme algoritmaları olarak ifade edilen sistemler tamamen uluslararası şifreleme sistemine entegre.

Bir adım daha giderek söyleyelim, ilk bakışta vatandaşın kulağına hoş gelecek bu şifreleme algoritmalarının amacı, kimlik bilgilerinin güvenliğini sağlamak değil, kimlik doğrulama için güvenlik sağlamasıdır. Yani, daha açık ve amiyane bir ifade ile, yeni kimlik kartlarının "aklı"nda vatandaşın kimlik kartı üzerinden yapabileceği sahtekârlıklara karşı bir güvenlik oluşturulmuştur. Yoksa, kimlikte yer alacak veya kimlikle erişime açılacak bilgilerin üçüncü kişi veya ülkelerin eline geçmesini önlemek için değil! Zaten burada verilen bilgiler, kapalı/güvenlikli bir şifreleme programı değil, açık şifreleme "yöntemi" hakkındadır.

Daha da önemlisi, yabancı şirketlerin ortağı olarak yurtdışında üretilen teknolojilerin temsilciliğini yapan ve/veya ihalelere katılma şartı olan "milli olmak" koşuluna uygunluğu sadece şirket sahiplerinin T.C. vatandaşı olmasıyla sağlanan ama, aslında yabancı ülkelerin/şirketlerin taşeronu olarak savunma bakanlığından ihaleler alan yapılar olduğu iddiası var.

Bu haliyle, kimliklerimizin "aklının" nerede olduğu ve nereye bağlı olduğu ciddi bir sorun/kaygı olarak duruyor. Ne yazık ki, hükümet katında bu soruyu bizleri tatmin edecek düzeyde cevaplayacak tek bir kişi bile olduğunu sanmıyorum.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)