• BIST 109.286
  • Altın 152,987
  • Dolar 3,8307
  • Euro 4,4999
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 18 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 19 °C

'Yeniden Cumhuriyette uzlaşıyoruz'

İbrahim Kaya

Türkiye’de ulus-devleti kuran ve kurumsallaşmasını da büyük ölçüde sağlayan CHP, bugün de, yani, Türk tarihinin son derece kritik bir aşamasında önemli sorumlulukları ve görevleri üstlenmesi gereken ve esasında üstlenebilecek olan partidir. Türkiye’nin modernliğini yitirdiği ve büyük sorunlarla boğuştuğu bugün esas mesele toplumun büyük uzlaşısını kaybetmiş olduğu meselesidir. Toplumlar elbette belirli bir uzlaşıya dayanırlar ve bu uzlaşı üzerinden hareketle yaşamlarını sürdürürler. Kuşkusuz toplumlar her daim de uzlaşmayı idame ettiremez; uzlaşının bozulması, toplumu sosyal gruplar arası gerilimler ve çatışmalar sahasına dönüştürdüğünde büyük anomik durum ortaya çıkar. Kuralların geçerli olmadığı, sosyal gruplar arası iletişimin koptuğu yani deyim yerindeyse yasal otorite yerine kas gücünün geçtiği bir “toplum-dışılık” egemen olmaya başlar. Yeni Türkiye diye tabir edilen günümüz Türkiye’si ne yazık ki böyle bir anomik duruma hızla sürüklenmektedir. Kutuplaşmanın, iletişimsizliğin, uzlaşı kaybının gittikçe kendilerini ağırlıklı olarak hissettirdiği bir toplumsal bağlam artık esasında toplumsal olmaktan uzaktır. Çünkü toplumsal olan esas itibariyle göreli de olsa bütünleşmenin, iletişimin ve uzlaşının işlediği bir süreçtir. Bu süreç kesintiye uğramıştır ve yeniden toplumsalın kurulması anomik durumdan çıkmak için mutlak ihtiyaçtır.

ANOMİK DURUM VE AKTÖR
Bu anomik duruma yol açan, sosyal gruplar arasındaki iletişimi kesen ve uzlaşıyı bitiren asıl süreç “modern-dışılaşma” sürecidir ve bu süreç önemli ölçüde “halkın”  önemli bir bölümünün desteğiyle yürümektedir. Modernliğin kaybı, aynı zamanda, kural tanımayan bir kapitalizmin genişlemesi, bütün yaşam alanlarını kuşatması anlamına geliyor. Bu nedenle, yıllar öce (2013) Yeni Türkiye’yi modernliği olmayan kapitalizm olarak tanımlamıştım. Yeni Türkiye’nin dayandığı kültürel temelin İslamcı ideoloji, politik temelin çoğunlukçu-araçsal demokrasi ve ekonomik temelin modernliği reddeden kuralsız kapitalizm olduğunu ve kurtuluşun kültürel, politik ve ekonomik temelleri yeniden formüle eden bir projeyle mümkün olacağını tartışmıştım. İslamcı ideolojinin, çoğunlukçu-araçsal demokrasinin ve modernliği reddeden kapitalizmin sonuç olarak gerici bir kültürel sahayı, demokrasi-dışı bir politik sahayı ve kuralsız bir ekonomik sahayı yarattığını görmek durumundayız. Hem gericiliğin, hem demokrasi-dışılaşmanın hem de kuralsız ekonominin ülkeyi getirdiği nokta; “çocuklarımızın yanarak can verdiği”, “Soma Cinayetinin”, “Ermenek Cinayetinin” ve diğer kötülüklerin hesabının sorulamadığı, cehaletin ve karanlığın “kader” gibi kendini dayattığı, hukuksuzluğun kural haline getirildiği bir nokta. Bu anlamda, bildiğimiz Cumhuriyet’in sonuna işaret eden Yeni Türkiye’den çıkış yolunun da Yeniden Cumhuriyet inşası olduğuna uzun zamandır vurguda bulunuyorum.

Bu çıkış için aktöre ihtiyaç vardır ve bu aktörün hem tarihsel hem de güncel nedenlerden ötürü CHP olduğu aşikardır. CHP’nin Türkiye’nin zorlu süreçlerinden çıkmasındaki anahtar parti konumuna sahip olması, partinin istisnai bir modernlik deneyiminin aktörü olmasından kaynaklanıyor. Bu nitelik pek çok açıdan tarihi önem taşımaktadır. Modernleşmenin mihenk taşı olarak kabul edilen ulus-devletin Batı-dışı bir bağlamda ve hele İslami bir bağlamda inşa edilmiş olması başlı başına tarihi bir başarıdır. Laik, ulusal ve cumhuriyetçi temelde bir devlet kuşkusuz bu sözünü ettiğimiz toplumsal ve kültürel bağlama yabancı bir oluşumdur. Bu nedenden ötürü modernliğin ancak Batı’da yerleşiklik kazandığı ve diğer bağlamlarda tutunmasının olanaksız değilse bile çok zor olduğu hep tartışılmıştır. Türkiye bu Batı-merkezci yaklaşımın geçersizliğini ortaya koyan çok temel bir modeldir ve bu modelin oluşumunda CHP’nin oynadığı rol yadsınamaz. Kısacası, CHP sadece Türkiye için değil fakat dünya için de çok tarihsel bir dönüşümün aktörü olmuş bir partidir. Bu aktörlüğünü bugün yeniden ortaya koyma zamanıdır ve Türkiye’nin yeni bir tarihsel dönüşümünün altına imzasını koymak durumundadır.

Modern-dışılaşmanın yarattığı tahribat yani kuralsızlığın hakim olduğu, kutuplaşmanın hayatı zehirlediği, liyakatin ve hukukun sonunun getirildiği bir ülkeye dönüşmemiz, şimdi yalnızca iki seçenek bıraktı: ya yeniden modern toplumu inşa edeceğiz ya da yeni ortaçağ karanlığında birbirimizi boğazlayacağız. Demek ki kurtuluş yeniden modernlik yönünde atılan adımlar sayesinde gelecektir. Önemli olan bu yeni modernleşme sürecinin gerekliliğinin farkında olunması ve aktör olmak için topluma ulaşılmasıdır. Nasıl ki, CHP Türkiye’nin ilk dönem modernleşmesinin mimarı ise, bu yeni dönem modernleşmesinin de önemli mimarı olabilecek kapasiteye ve insan gücüne sahiptir.

ANAHTAR ROL
Türkiye’nin ilk dönem modernleşmesinin mimarı olan CHP’nin içinde yer almadığı ya da almayacağı yeni dönem modernleşmesinin sorunsal olacağı ve gerçekleştirilemeyeceği aşikârdır. Karşıt kutuplara ayrılmış bir toplumda her kutbun yeni dönem modernleşmesine katıldığı ve katkı sunduğu bir bağlam, CHP’nin aktörlüğünü gerektirmektedir. Ayrışmış toplumun yeniden büyük uzlaşıda bir araya gelmesi için aktör beklenmektedir. Aktörün artık evet hazırım deme zamanıdır ve hatta bu zaman geçmektedir. Yeni dönem modernleşme sürecinin gerçekleşmesi için CHP anahtar bir rol oynamak zorundadır.

Anahtar rolü oynamak farklı, muhtelif grupları aynı hedef çerçevesinde bir araya getirmek anlamına gelmektedir. Büyük bir uzlaşıda toplumun geniş kitlelerini toplamak ve yeniden onu inşa etmek esas hedeftir. Bu hedef için elbette bir uzlaşı anlayışına ihtiyaç bulunmaktadır. Uzlaşımız yeniden cumhuriyet inşası ile ilgili uzlaşı olacaktır. Bu noktada da  asıl slogan “Yeniden Cumhuriyette Uzlaşıyoruz” sloganı olacaktır. Yeniden cumhuriyet, liyakatin, hukukun, fırsat eşitliğinin, demokrasinin, özgürlüğün kuruluşudur. İnsanların birbirine güven duyduğu, yeniden bütünleştiği ve toplum olma bilincine ve mutluluğuna kavuştuğu cumhuriyetin yeniden inşası bir ortaklığı, müşterekliği ifade etmektedir. Bu hedef çerçevesinde bir araya gelecek oldukça çeşitli gruplar bulunmaktadır ve bu gruplara öncülük edecek aktör ortaklığı, müşterekliği görmek zorundadır. Bizim sorunlarımız müşterektir ve onları müştereken çözmek durumundayız ve bunun için aktöre, farklı, muhtelif grupları aynı hedefte buluşturan aktöre ihtiyaç duyuyoruz. Bu aktör CHP’dir ve “Yeniden Cumhuriyette Uzlaşıyoruz” sloganıyla insanları bir araya getirmek için harekete geçmesi gerekmektedir. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)