• BIST 103.929
  • Altın 147,921
  • Dolar 3,5490
  • Euro 4,1819
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 25 °C

Yıkandıkça kirlenen tek şey beyindir!

Tayfun TALİPOĞLU

Dikkat edin, terör saldırısı öyle bir yerde oluyor ki... Dış hatlarda yani Türkiye’nin dünyayla olan bağlantı noktasında… 

Amaç ne peki? Türkiye’nin dünyayla olan bağlantısını koparmak, yalnızlaştırmak… 

Yapanlar kim? Her saldırıdan sonra söylenildiği gibi üç dört farklı adı olan IŞİD ya da DEAŞ... Sözde Müslümanlar, hatta halifeliği ilan edenler... 

Kime saldırıyorlar? Müslüman bir devlet olan Türkiye’ye… Sözüm ona gaza için ant içen DEAŞ, Müslüman bir ülkeye gaza mı uyguluyor? Müslüman’ın Müslüman’a gazası olmaz. Bu büyük bir çarktır. Tüm dünya ülkeleri DEAŞ’la mücadele için sürekli öneriler yayımlıyor, eylem planları hazırlıyor. Peki, bu adamlar nereden besleniyor? 

Para babaları kim? Üç maymunu oynuyor herkes beyler.

Bu düzen böyle devam edemez. Ülkeyi mezbahaya dönüştürdüler, insanlar kurbanlık koyun gibi sıralarını bekliyorlar. Eskiden terör saldırısı olunca aklımıza tek örgüt adı gelirken şimdilerde insanlar, “Acaba hangisi yapmıştır?” diye düşünüp yüksek ihtimalli seçenekleri söylüyorlar ilk başta.

Dünyadaki konumumuzdan geçtim; insanların bize kaybettiği güveninden, yitirdiği sevgisinden geçtim. Daha da acı şeyler var beyler…  Cemal Süreya’nın söylediği gibi, “Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde/Bir yanlışı düzeltircesine açmış”… Çiçeklerimizi öldürüyorlar, farkında değiliz. Giden sadece bedenlerimiz değil; kavramlarımızı, değerlerimizi, varoluş sebeplerimizi de katlediyorlar dostlarım. O çiçekler ölünce işte, o çiçekler ölünce hiçbir yanlışı düzeltemeyeceğiz.

Çiçeklerimizden mi bahsedelim? Olur. Çocuklarımız… Artık yorulmadınız mı, her saldırı sonrasında kucağına yaralı çocuğunu alan babanın görüntülerini izlemekten? Sizi isyan ettirmiyor mu her saldırı sonrasında cenazelerde aileden arda kalan gözü yaşlı insanları seyretmek? 

Dünya, sosyal medyada eğlencesine bakarken bizim sık sık güvenlik bildirimleriyle yakınlarımızı rahatlatmamız, sizi hiç düşündürmüyor mu? 

Herkese selam vermeyi, herkesle dost olmayı öğrendik biz bu toprakların geleneğinden… Belki de hayattan aldığımız en güzel ders buydu ama şimdi bu topraklar, çevremize kuşkuyla bakmamız gerektiğini, kalabalıklara girmememiz gerektiğini, tanımadığımız insanlarla merhabalaşmamamız gerektiğini, hatta mümkünse hiç yan yana gelmememiz gerektiğini öğretiyor bize ya da öğrettiriliyor.

Peki neden? Bu büyük değerleri yetiştiren topraklar ne oldu da böyle kuraklaştı? Siyaset dostlarım, siyaset… 

Düşünmekten yoksun siyaset… Bu ülkede kararları ne yazık ki bir kişi alıyor. Diğerleri de o ne derse peşinde zaten. Hâlbuki insanları sevebiliriz, bu çok doğal bir duygudur ama sevdiğimiz insanın her düşüncesini kabul etmemiz bir hastalıktır. Gelin görün ki taptıkları kişi ne derse gerçekleri o oluyor. Beyinleri yıkanmış neredeyse. 

“Yıkanmak” deyince onların hoşuna gidiyor, temizlik olarak görüyorlar sanırım. Bilmiyorlar ki bu dünyada yıkandıkça kirlenen tek şey beyindir ve bu yıkanmış kirli beyinler ülkeyi eski bir film artistiymişçesine görüyorlar. Siz ülkeyi öyle görürseniz ve sonrasında kalkıp da sinemaya geri dönermişçesine “Türkiye artık Ortadoğu’da başrol oynayacak” diyerek her soruna atlar, her bataklığı geçmeye çalışırsanız gün gelir o bataklık filmlerini ülkenizde oynamak zorunda kalırsınız. Ülkemizi sıfır sorundan sırf soruna müthiş devrimsel bir hızla geçiren siyasetçileri hâlâ daha dinlemeye devam edersek bu filmin seyircisi olmaya da devam edeceğiz.

Artık “Dur!” deme zamanıdır. Bu halk, ülkeyi mezbaha olarak görmek istemiyor. Siyasiler; siyasi üslupları, tavırları bırakmalı ve halkı gerçekten dinlemelidir. Her şeyden de öte ülkeyi eski bir film artisti olarak görenlerin, kendilerine başka başrol oyuncuları bulmaları gerekmektedir. Bu oyunlara dur demek için haydi dostlarım, daha sıkı sarılın birbirinize…

“Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey” diye yola çıkalım, kötülüklerin üzerine aydınlık gibi doğalım. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)