• BIST 108.615
  • Altın 145,221
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 22 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 25 °C

Yılbaşı katliamı ve dinci vesayet

Yılbaşı katliamı ve dinci vesayet
ABC Günün Analizi

Sonunda olan oldu! Türkiye'nin yeni yılını daha ilk günde kana buladılar. Ülkemizde ilk kez insanların yaşam tarzını hedef alan bu çapta bir katliam gerçekleştirildi. Tetiği kim çekmiş olursa olsun, bu terörist saldırı Türkiye'yi Taliban karanlığına sürüklemeye ve Ortadoğu bataklığına çekmeye çalışanların yarattığı ortamın bir sonucudur.

Tablo vahim; İstanbul Ortaköy'deki bir eglence merkezinde yılbaşını kutlayan insanlara yapılan terörist saldırıda 15'i turist 39 kişi öldürüldü, 4'ü ağır 60'ı aşkın kişi de yaralandı. Ölü sayısı dahada artabilir. Bu vahşet, laik aklın birikimini ve seküler kamusal düzeni tasfiye etme çabasının bir ürünüdür.

Bu katliam, haftalardır yılbaşı kutlamalarını "kafirlik" diye yaftalayan siyasal islamcıların, Noel Baba maskotlarının başına silah dayayan dinci faşistlerin, laik bir ülkenin kurumu olduğunu unutan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yılbaşı kutlamalarını "günah" ilan eden açıklamalarının eseridir.

Bu insanlık dışı tablonun siyasal sorumluluğu ise, Cumhuriyeti yıkıp dinci faşizan bir düzen kurmaya çalışan, bu amaçla ulusun bütün ilerici değerlerine ve kazanımlarına saldıran AKP iktidarıdır. Dinci-faşizan iktidarın her türden aydınlanma ve modern yaşam değerini hedef alan "düşmanca" tutumudur. Kasaba yobazlığını, neredeyse "resmi" politika haline getiren zihniyet dünyasıdır.  

Ülkenin haline bakar mısınız? Diyanetten, Cübbeli Ahmet Hoca'ya, Alperen Ocakları adlı ilkel dinci-faşist örgütten her türden islamcı yapılanma ve tarikata kadar uzanan gerici cephenin kimi sözcüleri tarafından; yeni bir yıla girerken umut tazelemek, bir iyimserlik rüzgarı solumak ya da o gün sadece eğlenmek isteyen insanlar neredeyse “kafir” ilan edilmişti.

Anımsayın, daha iki gün önce laik devletin bir kurumu olan Diyanet, yılın son Cuma Hutbesinde, yılbaşı kutlamalarını, ”Değerlerimizle örtüşmeyen gayr-i meşru tutum ve davranışlar sergilemek bir mümine asla yakışmaz” diye mahkum edip, “Yeni bir yılın ilk saatlerinin başka kültürlere, başka dünyalara ait yılbaşı eğlenceleriyle israfa dönüştürülmesini” sözüm ona eleştiren bir yaklaşım sergilemişti. (Tırnak içindeki ifadeler bire bir Diyanet'in resmi hutbe metninden alınmıştır.)

Hani, samimi ve tutarlı olsalar ‘hadi tartışalım’ diyeceğiz, ama değiller. Kurulu düzen bütün kurumları ve kitle iletişim araçlarıyla tüketimi kışkırtırken, “kültürümüze yabancı” Arap emirlikleri ve Suudi Krallığında israf artık bir ahlaksızlık boyutlarına ulaşırken gıkın çıkmayacak, insanlar yeni yılı eğlenerek karşıladığı için, “tüketim” ideolojisini eleştireceksin! Hadi ya!

Siz yolsuzluklar karşısında susun, toplumsal ve ulusal zenginliklerimizin yağmalanmasına ses çıkarmayın, hırsızlıklara göz yumun, tarikat yurtlarında çocuklarımız yanar, taciz edilir ve tecavüze uğrarken sessiz kalın; sonra da dönün "yılbaşı kutlamaları Hristiyanlara özgü bir gelenek" diye, dinsel gerekçelerle yasaklamaya çalışın!

Vicdanlarınız, aklınız ve gözleriniz bu kadar mı karardı?

Allah aşkına, size ne! Kim neyi, nasıl kutlamak istiyorsa, bırakın kutlasın. Başkalarına zarar vermeden yeni yılı nasıl karşılamak istiyorsa, karşılasın. Nasıl eğlenmek istiyorsa, bırakın eğlensin!

Laik bir ülkede (anayasasında hala böyle yazıyor) ne hakkınız var insanların tercihlerine, yaşam tarzlarına müdahale etmeye? Söyler misiniz, ne hakkınız var? Siz değil misiniz, yaşam tarzınıza müdahale ediliyor diye ortalığı yıkan? Bu nasıl bir takiye ve iki yüzlülüktür? Ahlak bunun neresinde, gösterir misiniz? 

Bu nasıl bir ilkelliktir? Bu nasıl bir karanlıktır? Bu ne amansız bir cehalettir?

Bir folklorik motif haline gelmiş Noel Baba maskotlarına saldırma rezaleti nedir, söyler misiniz? Noel Baba kıyafetli kişilerin kafalarına silah dayamak ya da Noel Baba’ya yumruk atan ,“İnançlı Müslüman afişleri” asmakla daha gelişmiş, demokratik, eşitlikçi bir refah toplumu olacağınızı mı sanıyorsunuz?

Yılbaşı kutlamalarının Hz. İsa’nın doğum günü ile bir ilgisinin olmadığı, bu konuda pis bir şark kurnazlığı yapıldığı da herkes tarafından biliniyor. Çünkü, Hz. İsa’nın doğumu 24 Aralıktır ve Hristiyanlar o gün anma ayinleri yaparlar. Ayrıca İslam, Hz. İsa’yı peygamber olarak tanır ve kabul eder. 

Yılbaşı kutlamaları ise artık bütün insanlığa mal olmuş bir yıl dönümü etkinliğinden başka bir şey değildir.

Gerçek böyle olduğu halde, bu nasıl bir sahtekarlıktır?

Kaldı ki, bu ülkede çok sayıda Hristiyan yurttaşımız yaşamaktadır. Hristiyan Türkler var. Türkiye’de ve dünyanın başka yerlerinde yılbaşını kutlama alışkanlığı edinmiş milyonlarca Müslüman yaşıyor. Onları rencide etme hakkını nereden alıyorsunuz? Doğruyu ve gerçeği temsil ettiğinizi nereden çıkarıyorsunuz? Bu sadece sizin bir iddianızdan ibaret değil mi?

Laik bir ülkenin Diyanet İşleri’ni yürüten ve bütçesi bütün yurttaşların ödediği vergilerden oluşan bir kurumun böyle bir müdahalede bulunma hakkı var mı?

AKP iktidarının 14 yılda Türkiye’yi getirdiği yer, ne yazık ki, burasıdır. Türkiye, yılbaşı kutlaması yapmanın bile giderek büyük sorun haline geldiği, dahası güvenlik krizine dönüştüğü bir ülke haline geldi. Yılbaşı gecesi Türkiye'nin simge meydanlarından Taksim, anlamlı bir kalabalık sınf bu gidişe karşı koymak için gelse de büyük bölümü boştu.  

Farkında mısınız, insanlar kendi ülkelerinde gönül rahatlığıyla, huzur ve güvenlik içinde bir yılbaşı bile kutlayamaz hale geldi. Artık bütün ulusun bu gidişe bir "dur" demesi gerekiyor. 

İşte dinin siyasallaşması, gericiliğin toplumsal yaşama el koymaya başlaması böyle bir şeydir. Bu su katılmamış bir yobazlıktır. Sadece “kutsal” olduğuna inandıkları bir dinleri var diye –ki dinin sadece bir yorumudur- kendisi gibi yaşamayan ve düşünmeyen insanlara hakareti ve onların yaşam tarzlarına müdahale etmeyi hak görmektir. Totaliter ve faşizan bir zihniyettir.

Riya, ahlaksızlık, ikiyüzlülük, cehalet ve ilkellik karanlığında kıvranan Ortaçağ artığı İslam ülkelerinin insanlara dayattığı yaşam tarzı ortada. Bu kafa yapısı nedeniyle dünyada gelişmiş, kalkınmış, bilimde ve yaşam kalitesinde ilerlemiş tek bir İslam ülkesi bile yokken –ki en gelişmiş olanı Türkiye’ydi, onu da paçasından aşağıya çekiyorlar- kendinden menkul bir tarih ve kültür yorumuyla ülkeye el koymaya kalkışmanın akıl ve mantıkla bir ilgisi var mıdır?

Bir rejimin temelini tartışılamaz, eleştirilemez, sorgulanamaz ve itiraz edilemez kutsal ilkeler oluşturmaya başlamışsa; orada uygarlıktan, bilimden, demokrasiden ve özgürlüklerden söz edilemez.

Alman filozof Immanuel Kant, Fransız Devrimi’nden henüz 2 yıl sonra verdiği ünlü ‘Aydınlanma Konferansı’nda şunları söylüyordu:

“Aydınlanmanın temel noktasını, insanların bizzat kendilerinin sorumlu olduğu vesayet durumundan, özellikle din konularındaki vesayetten çıkmalarında görüyorum. Çünkü dini vesayet tüm vesayetlerin hem en zararlısı hem de en onur kırıcısıdır.”

Dini vesayete karşı mücadele en büyük kalkınma, özgürlük ve demokrasi kavgasıdır. Bu mücadele kazanılmadan çağımıza hiçbir kavga kazanılamaz.

Ama çaresi yok, bu kavgayı biz kazanacağız. Hiçbir güç bu ülkeyi aydınlanma yolundan çıkaramayacak. Belki toplum bir süre daha acı çekecek, ama geleceğini yeniden kazanacak.

Yazımızın başında da belirttik, terörist saldırıyı gerçekleştirenler kim olursa olsun, bu insanlık ve çağ dışı katliamın sorumluluğu ülkeyi taliban karanlığına taşımaya çalışanların üzerindedir.

Bu ülkede, kimseye zarar vermeden yılbaşını kutlamaya çalışan insanları katleden teröristleri "mücahit" sayan bir kesim bulunduğu ve bu zihniyetle esaslı bir şekilde mücadele edilmediği sürece, benzer başka saldırılar da olacaktır.

Artık buna dur demek gerekiyor. Bütün ulus ayağa kalkmalı ve bu gaflet uykusundan, bu akıl tutulmasından uyanmalı ve gericiliğe "dur" demelidir. Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ikilem açıktır; ye ortaçağ karanlığı ve dinci dikta ya da aydınlanma ve özgürlük!

Keskin Kalem

Not: Bu analizin ilk hali 31 Aralık günü yazıldı ve yayınlandı, yılbaşı katliamından sonra 1 Ocak günü ekler yapılarak kendi içinde yenilendi.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)