• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 32 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 30 °C

Zehirli asparagas salgını

Haluk ŞAHİN

Bugünlerde dünyanın hemen hemen neresinde olursanız olun karşınıza “fake news” ile ilgili bir haber ya da tartışma çıkacaktır. Amerika’da Başkan Trump sabah akşam “fake news, fake news” diye bağırıp çağırıyor, tweetler attıyor. “Fake news” Avrupa’da her düzeyde tartışılıyor, kurumsal düzeyde ele alınıyor.  Avrupa Birliği’nin, başta İsveç olmak üzere çeşitli devletlerin bu konuda çalışan örgütleri var.  Özel düzeyde “fake news” olaylarını ifşaya çalışan “doğrulama” site ve örgütlerinin sayısı da her geçen gün atıyor.

Belli ki,  zamanımıza damgasını vuran evrensel bir fenomenle karşı karşıyayız.

“Fake news” demek “yalan haber” ya da “palavra haber” demek. Ki bunlar, insanlığın yeni tanıştığı şeyler değiller. Habercilik olduğu sürece yalan, atmasyon ve palavra haberler de olagelmiş. Nedir şimdiki telaşın aslı astarı? Niçin “fake news” büyük haber muamelesi görüyor?

Kuşkusuz bunun temel nedeni, dijital teknolojinin sağladığı olanaklarla, yalan haber üretip yayma kapasitesinin müthiş gelişmiş olması. İnternet sayesinde “artık herkes gazetecilik yapabilir” diye sevinmiştik. Bu bıçağın iki yanı da kesiyor: Internet sayesinde artık herkes yalancılık da yapabiliyor.

Ve söylenen bazı yalanların,  gerçek insanlar üzerinde, ölüme kadar giden vahim sonuçları olabiliyor. Haber palavra ama sonuçları gerçek! Ürkütücü olan bu.

                                                              ***

Bizim gazetecilik geçmişimizde uydurma haberin ya da “asparagas”ın neredeyse makbul sayıldığı bir dönem yaşanmıştı. 1980 askeri darbesinin ardından haber kaynaklarının çoğı tıkanmış olan bazı gazeteler bu yola başvurdular. Örneğin, Günaydın grubundan çıkan Tan gazetesinin tirajı bu sayede 1 milyon 250 bine kadar çıktı.  Tan birinci sayfasında çıplak kadın resimlerinin yanı sıra asparagas haberler de kullanıyordu. İkisinin de amacı cinsel sıkıntı içinde kıvranan genç delikanlıların hoşuna gitmekti.

Bu döneme “fake news” ya da “asparagas”ın masumiyet dönemi gözüyle de bakabiliriz. Bu türden haberciliği tiraj getiren ve gazete okunmasını sağlayan zekice bir yöntem oladuğunu söyleyen gazetecilere bile rastlanıyordu. Benim de içinde bulunduğum tek tük eleştirmenlerin “Peki, bu türden haberler asıl haberleri de çürütmez mi? Gazeteye güveni sarsmaz mı?” türünden itirazlarına “Aradaki farkı çocuklar bile  görür”  türünden yanıtlar veriliyordu...

Habercilik denen olayı ciddiye almazsanız, onun demokrasi içindeki yaşamsal rolüne inanmasanız, bu türden haberlere gerçekten gülebilirdiniz de. Örneğin,  yabancı bir dergiden kesildiği belli olan bir resmi kullanarak “Türkiye’ye tatile yalnız gelen Alman kızlarının yüzde 41’i hamile ayrılıyor” diye haber uydurduktan sonra  resmin altına da “Helga tatilini Alanya’da geçirdi” türünden bir cümle konmuşsa!  Helga’nın resmi üç ay sonra da karşınıza “Sandy” adlı bir İngiliz kızının fotoğrafı olarak çıkabiliyordu. Meğer Sandy’nin ailesinin İskoçya’da şatosu varmıiş ama o Bodrum’da güçlü erkek garson Hasan ile  yaşamayı tercih etmiş!

                                                                ***

Günümüzde yaygınlaşan ve Amerika’da 2016 seçim kampanyasında etkili olduğu söylenen uydurma haber   salgınından masum bir olay olarak söz edebilmemiz mümkün değil. Ben bunlara “zehirli asparagas” denmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü amaç kötü ve  sonuç da kötü. Trump’ın seçimi kazanmasını Rus istihbarat örgütleri tarafından yönlendirilen asparagas haberlere bağlayanlar bile var.  Yüzlerce hatta binlerce internet sitesinin bu amaçla kullanıldığı anlaşılıyor. “Bir çeşit siber savaş bu” diyorlar.

Bunlardan birisi, kocaman bir sazan, burada bizimkilerin havuzunda epey yüzmüştü. O sıralarda Obama’nın dış politikasından hoşlanmadıkları için Trump’ı kurtarıcı olarak gören iktidar yandaşları için Hillary Clinton’u karalayan her haber makbüldü.  Asparagas oldukları açık seçik belli olsalar bile...  Yandaş gazetelere  maşet olan Pizzagate haberlerini hatırlayınız.  Hani ABD’de bir pizzacı zinciri vardı, pizza satmanın yanısıra çocuk fuhşu ile de uğraşıyordu ve bu pizzacının bağlantıları Clinton’lara kadar uzanıyordu.

Birileri bu palavra haberleri bastılar, televizyon haberlerinde kullandılar. Ve sonra, bir düzeltme yaptıklarını da sanmıyorum.

Zehirli asparagas, yaptıkları haber salatasına uygun düşüyordu!

                                                            ***

Merkezdeki medyaya  saldırmanın kendisine puan getirdiğini farkeden popülist Trump, Başkan olduktan sonra da “fake news” saldırılarının cephesini genişletti, Amerika’nın en önemli basın yayın organlarını (New York Times,  NBC,  ABC,  CBS ve özellikle CNN)  “fake news media” yani “asparagas medyası” ilan etti. Onların yazdıklarına halkın inanmaması gerektiğini ısrarla söylüyor, özellikle kendi yaptıkları ile ilgili olarak yazdıklarına...

Şu sözlerine bakar mısınız?

“Asparagas medyası benim düşmanım değil, Amerikan halkının düşmanıdır!”

Amerikan’ın Başkanı ülkesinin en büyük medya kuruluşları hakkında böyle söylüyor!

Diyeceksiniz ki, “Ohoo, biz burada yıllardır buna benzer şeyleri duymaya çoktan alıştık.”

Evet, alıştık.  Sonra ne oldu? 

Asparagasın zehiri bünyeye yayıldı ve medya kuruyup gitti!                                              

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)