Çok Okunanlar

'Şarkıcı'dan Fatih Portakal'a tehdit: Seni elime bir verseler...

Yoksulluğun fotoğrafını paylaşan öğretmen görevden alındı!

İstanbullu Gelin'de mastürbasyon olay oldu

CHP'de Ankara için yeni bir isim gündeme geldi

21 yıl aldatıldı: 3 çocuğun da senden değil

ABC Forum | Şafak Yüca | Gelenekçi-Liberal Kalkınma Modeli: İnşaat

Şafak Yüca / Yeditepe Üniversitesi İnkılap Tarihi Yüksek Lisans Öğrencisi

2002’den beri beton ekonomisi kendine önemli bir yer edindi. Adeta bir müteahhit tarafından yönetiliyoruz. Nereye baksak devam eden bir inşaat var. Hızlıca yapılan, kabası biter bitmez satışa çıkan tuğla ve betonla çevrili her tarafımız. Üstelik estetikten yoksun inşaatlar bunlar. Tamamen maddi kaygıları karşılamayı amaçlıyor. Dolayısıyla ortaya mimarisiyle bütünlük içermeyen kentler ortaya çıkıyor. Çevreye verilen zarar, rantın önüne geçecek kadar önemsenmediğinden katliamlar ortaya çıkıyor. 

Sembol Olarak İnşaat

Totaliter rejimlerde ideolojilere özgü sembolleri ifade eden mimarilerin olduğunu söylemek mümkün. Kendi egolarını, vahşiliklerini veya zaferlerini mimari sembollerle anlatırlar. Gelişmeyi kendilerince yorumlarlar. Böylece ideolojilerini güçlendirecek semboller elde etmiş olurlar.
Otoriter rejimler de bu sembolleri kullanırlar. Semboller yetkinin mevcudiyetini göstermeye yarar, iktidar alanını belirler. Söylemlerde gelişmeyi gösterdiği iddia edilen tüm yapılar, inşaatlar hâkim zihniyeti kabullenmemizi dikte eder. Yaşam alanlarına müdahale edilmesi, onun yıkılıp, yeniden inşa edilmesi, yetkinin sınırlarını işaret eder .

Toplum kendi gündelik yaşam alanları içerisinde iktidarın kendisine dayattıklarıyla karşılaşır. Bu noktada yol, baraj, köprü, tünel, bina birer sembol olarak gücün belleğimizde yer etmesine yardımcı olur . Taksim Camii inşaatı ve Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılışı örnek olarak verilebilir.

AKP Dönemi İnşaat Sektörü

2001’den itibaren iç göç artışıyla birlikte konut talebi kentlere doğru yönelince, İstanbul başta olmak üzere Kocaeli, Bursa ve Ankara inşaat sektörünü canlandırdı. İstihdam %115 arttı. Bunları yollar, köprüler, tüneller, AVM’ler takip etti. Seçmene de bütün bunları bir gelişme yöntemi olarak anlattılar. Böylece kendi sermayedarını yaratma fırsatını da buldular. İnşaat sayesinde rant daha kolay dağıtılabildi. Hatta 1984’te kurulan TOKİ, AKP döneminde rant dağıtımının en gerçekçi örneği oldu . 2012 yılına kadar 500’ün üzerinde bina inşa ettirdiler . Günümüze kadar kentsel dönüşüm yoluyla 135 bin konut yaptırdılar . 

İnşaat sektörü hem yatırımcının, hem de tüketicinin borçlanmasına dayanıyor. Bu bağlamda otoriter bir iktidarın inşaata dayalı ekonomik şişkinliği, ekonomik gelişmeye tercih etmesi daha anlaşılır bir hal alıyor. “Kentsel dönüşüm” adı altında yapılan yıkımlarla, fabrikaların özelleştirilmesiyle, devlet destekli kredilerle ve gelir garantili yap-işlet-devret yatırımlarıyla sadık yatırımcıya olabildiğince alan sağladılar. Çoğu yatırımcı da böylece inşaat sektörüne yöneldi. 2002’de 36 milyon metre kare yapı ruhsatı verilirken, 2014 yılında bu izin 219 milyon metre kareye çıktı. 2018 yılının ilk altı ayındaysa 75,3 milyon metre kare. Böylece inşaat sektörü yerel yatırımcının elinden çıkarak büyük sermayedarların eline geçti .

Gelenekçi Liberallerin Rantı Dağıtma Yöntemi

Bu durum, Emre Kongar’ın ifadesiyle Gelenekçi Liberallerin  ekonomiden pay alma düşüncesiyle örtüşüyor. Kolay yoldan rant elde etmenin yolu inşaattan geçiyor. Mevcut hükümet Gelenekçi Liberal’lerin özelliklerini taşıyor. 
Bu kavram, Türk siyasal yaşamında Devletçi Seçkinci kanada tepki olarak doğmuştur. Devletçi Seçkinciler merkezi iktidarı güçlendirmeyi ve batılı reformları gerçekleştirmeyi hedeflemiştir. Daha çok ordu-bürokrasi çevresinden kimselerce örgütlendiğinden ve dolayısıyla bürokratik güce sahip olduklarından, gerçekleştirdikleri reformları “tepeden inme” sayılmıştır. Berkes’e göre Batılı reformlar taklit ederek, aynı sonuçlara ulaşmaya çalışmışlardır .
Gelenekçi Liberallerse Batılı reformlara karşı, kendi geleneklerini savunur, Batılılaşmanın yozlaşma olduğunu düşünürler. Berkes’in ifadesiyle yeniliği ve değişimi, bozulma olarak yorumlarlar . Bu nedenle gelenekçidirler.

Liberal olma sebepleriyse devletin, ekonomik yapıyı kontrol etmesinden rahatsız olmalarıdır. Zira böyle bir durumda Devletçi Seçkinciler batılı reformları ithal ederken, onlar ekonomiden pay alamamaktadırlar. Örneğin Tanzimat dönemi reformlarına karşı çıkan toprak tekeline sahip derebeyleridir. Keza Cumhuriyet sonrası durum da farklı değildir. Demokrat Parti’nin destekçileri de Tek Parti Dönemi ekonomisinden pay alamayan, tüccarlar ve toprak ağalarıdır.  
Otoriter bir hükümet olarak AKP’nin inşaata özel bir önem verme sebebi de burada yatmaktadır. Devletçi Seçkincilerin yaptıklarını yıkma, satma ve özelleştirme yöntemiyle hem kendine sadık tüccarlara pay açmakta, hem de seçmene çalışkanlık pozu vererek, Türkiye’nin geliştiği ve kalkındığı masalını anlatmaktadır.

Kalkınma Masalı

Ekonominin büyük bir kısmı inşaata dayalı projelere bırakılarak, ihraç edilebilecek, katma değer getirecek, sanayi birikimi sağlayacak bir ekonomik model tercih edilmiyor. Tuğlayla, betonla ülke toprağının yağmalanması daha kolay oluyor.
Var olanı yıkmak ve onun üzerinden gelir elde etmek dışında bir düşünce yapısına sahip değiller.  Oysa fabrikaları özelleştirmekten farkı var mı kentsel dönüşümün? Var olanı kullanmak, geliştirmek, işletmek yerine satarak, ekonomiyi şişiriyor, sadık tüccarları zengin ediyorlar.

Barınma insani bir ihtiyaçtır. Onu metalaştırmak, üstelik güvenlik bahanesiyle sitelere hapsetmek, o da yetmezmiş gibi deprem korkusuyla kentsel dönüşüme zorunlu tutmak, insani bir politika sayılamaz. Fakat mevcut iktidarın otoriter zihniyetiyle uyuştuğu söylenilebilir. 
Tamamen tüketim odaklı bir ekonomi, vatandaşın sırtına bindirilen borç, iktidarın yetki alanını ve sadık tüccarın yatırım sahasını genişletiyor. Böyle kalkınamadığımızı biliyoruz. 15 Temmuz’dan sonra da kentlerin arasına sıkışmış askeriyeye ait yeşil alanlara göz diktiler. Onları da imara açarak betona ve tuğlaya gömmeyi planlıyorlar.

Kaynaklar:

[1] Ward, Tony. "Totalitarianism, architecture and conscience" Journal of Architectural Education, 24.4 (1970): 35-49.

[2] Al, Meltem, “Mekân Her Şeyden Önce Yok Etmeye Yarar” Praksis, (42) 2016/3: 583-608.

[3]              -"Kentte Bellek Yıkımı ve Kimlik İnşası–Palimpsest: Ankara Atatürk Bulvarı Bağlamında Bir İnceleme." İdealkent 2.4 (2011): 22-36.

[4] Sönmez, Mustafa, (2016). Ak Faşizmin İnşaat İskelesi, NotaBene.

[5]              - “Krize Karşı İnşaat Nereye Kadar(1), Cumhuriyet Gazetesi, 19/10/2012

[6] https://emlakkulisi.com/tokiden-kentsel-donusumle-135-bin-konut/550777

[7] Yeşilbağ, M. "Hegemonyanın Harcı: AKP Döneminde İnşaata Dayalı Birikim Rejimi". Ankara Üniversitesi SBF Dergisi 71 (2012): 599-626.

[8] Kongar, Emre, (2002). 21. Yüzyılda Türkiye: 2000'li Yıllarda, Türkiye'nin Toplumsal Yapısı. Remzi Kitabevi, s. 131-148.

[9] Berkes, Niyazi, (2016). Türk Düşününde Batı Sorunu, YKY, s.22.

[10]           - s.17.

İlgili Haberler

ABC Forum

ABC Forum | Mustafa İlker Gürkan | Andımız ve ulus sorunu

ABC Forum

ABC Forum | Şafak Yüca | Gelenekçi-Liberal Kalkınma Modeli: İnşaat

ABC Forum

Leyla Civil | 'Karanlık ve Mavi'

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Ali Koç başkan, peki şampiyon kim?

ABC Forum

Ali Koç FETÖ iddialarına cevap verdi

ABC Forum

Engeli nasıl aştık?

ABC Forum

Cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kriterleri

ABC Forum

'Hesap vereceksin tetikçi Küçük'

ABC Forum

Şuraya Bir 'Afrin' Çizelim - “Bordo Bereliler 2 Afrin'

ABC Forum

Zübükler…