Çok Okunanlar

Habertürk TV eski Genel Müdürü gözaltına alındı: Hakkımı helal etmiyorum

Bir zamanlar FETÖ güzellemesi yapıyordu... 'Gezicilerin başları kesilmelidir'

Ekrem İmamoğlu, İstanbul Valisi Yerlikaya'yı ziyaret etti: Yorum yağdı...

Baba Vanga'nın kehanetleri iki lideri korkutacak!

2019'da Türkiye'yi bekleyen neler?...Daha kötüsü kapımızda

Leyla Civil | 'Karanlık ve Mavi'

Leyla Civil, Sevim Kahraman'ın 'Karanlık ve Mavi' kitabını değerlendirdi.

Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın yaşamını anlatan ‘Karanlık Ve Mavi’ biyografik bir roman. Yazara kısıtlı özgürlük alanı bırakan bu edebi türde başarılı örnekler bulmak zor. Hem romana konu olan kişinin yaşamındaki gerçek olaylara, hem de bu olayların yer ve zaman sıralamasına sadık kalacaksınız. Üstelik de bu olaylara tanıklığınız olmuşçasına kurgulayıp aktaracaksınız. Kapsam durumu da önemli biyografik romanda. Yalnızca yaşamını anlatacağınız kişiyi, başından geçen en ilginç olayları, yalnızca o kişinin gözünün gördüğünce anlatmak eksik ve yanıltıcı yapar eseri. Çünkü ister Cevat Şakir olsun, ister Behice Boran ya da başkaca bir kişi… Yaşadığı dönemin, aldığı eğitimin, yaşadığı dönemdeki toplumun, toplumsal olayların bir ürünüdür. Yaşamını bu çerçeve içinde kurmak durumundadır. Bu anlamda Sevim Kahraman’ın Karanlık Ve Mavi’sini okurken, bu unsurların göz önünde tutulduğunu görüyorsunuz. Hiçbir durum, hiçbir olay gelişigüzel ya da nedensiz değil. Karanlık Ve Mavi’yi okurken o dönemin varsıl ve yoksul aileleri nasıl yaşardı sorusunun yanıtlarını izledim. İzledim diyorum çünkü Sevim Kahraman kendisine kısıtlı kurgu alanı bırakan biyografik roman türünde olabildiğince canlı bir anlatım yakalamış. Bodruma sürgün giden Cevat Şakir’in denizle buluşup, denize kavuşamaması… Ege’nin sularını avuçlayıp, özgürlüğün simgesi maviliklerde kulaç atamaması… Kayıkla, tekneyle açılamaması… Sulara dokunurken ki çocukça sevincini, özgürce açılamamasının yarattığı üzüntüyü görüyorsunuz. ‘Bodrum’a sürgün edilmek de ceza mı olur canım’ demesi olası olan günümüz insanı o dönemin Bodrum’unu, Karanlık Ve Mavi’yi okuyup öğrenmeli. İsteklerine gem vurmayı pek de istemeyen, istese de başaramayan doludizgin duygulanıp, doludizgin yaşayan bir adam için en büyük ceza olsa gerek bu mavi tutsaklık!

Günümüzün en çok tercih edilen, en pahalı tatil beldelerinden biri olan Bodrum, Cevat Şakir olmasaydı da aynı Bodrum olur muydu? Karanlık Ve Mavi’yi okumadan önce bu soruya vereceğim yanıtla, okuduktan sonra vereceğim yanıt bambaşka! Bodrum belki yine en pahalı tatil beldelerinden olurdu ama bitki çeşitliliğinden tutun da, Bodrum’un tarihine dek, pek çok değer katıcı öğe Cevat Şakir olmadan olmazdı. Sevim Kahraman’ın övülmeye değer bir öteki yönü yazın alanında çokça düşülen bir yanlışa düşmemiş olması. Bir öykü, bir roman irdelenirken, ya da bir roman karakteri irdelenirken yazar, o romanın yazarını ya da karakterini benimser. Ayrımına varmaksızın o yazar ya da karakter lehinde yan tutar. Sevim Kahraman yan tutmamış. Olumlu yönlerini öne çıkardığı gibi olumsuz yönlerini de öne çıkarmış Cevat Şakir’in. Aşk ve coşku adamı olan Cevat Şakir, kadınlar konusunda, bağlılık konusunda pek de özenli sayılmaz. Bu durumun Azra Erhat’la olan ilişkisinde geçerli olmadığını, onunla olan ilişkisinin Cevat Şakir’in yaşamında çok özel bir yer tuttuğunu belirtmek gerekir.

Bir baba katilini sevebilir misiniz? Peki ya evli olduğu kadın kendisinin yanına gelebilmek için elinde ne var ne yok satıp savmışken, kucağında küçük bir çocukla yollara düşmüşken… Sürgündeki mahkûm koca gencecik, çocuk denilebilecek yaştaki bir göçmen kıza âşık olup, onunla evlenme hazırlıkları yaparsa… O adamı sevebilir misiniz? Bu göçmen kızla evlenip, boy boy çocukları varken, evliliğini sonlandırmadan, başka bir kadınla uzun süreli (ölünceye dek) aşk yaşarsa… Böyle bir adamı sevebilir misiniz? Peki, bu adam önemli kültürel ürünler vermiş bir entelektüel ise, onu nereye koymalıyız? Kendi adıma güvenilirlik, kimseyi aldatmamak, bir insanı insan yapan özelliklerin en önemlileri, en erdemlileri… Hem kendini sınırlamadan olduğu gibi yaşaması övülebilir hem de bu türlü uçarılıkları eleştirilebilir! Cevat Şakir’in yaşamını ben yazsaydım acaba nasıl yazardım sorusunu sordum kendime. Ben Kahraman gibi yan tutmadan, Cevat Şakir’in sadakatsizliğini okuyucunun gözüne batırmadan, yaşamı hapislikle, sürgünlerle, baskılarla geçmiş bu adamı okuyucunun dünyasında da mahkûm etmeden yazabilir miydim? Kuşkuluyum… Peki, doğru olan hangisi? Elbette Kahraman’ın yaptığı… olanı biteni okuyucunun önüne ser, dök, göster… O kendi bilinciyle, kendi algısıyla yorumlayıp bir sonuca ulaşsın. Edebiyatımıza kazandırdığı bu güzel eser için Sevim Kahraman’ı kutluyorum.


 


 

İlgili Haberler

ABC Forum

ABC Forum | Mustafa İlker Gürkan | Andımız ve ulus sorunu

ABC Forum

ABC Forum | Şafak Yüca | Gelenekçi-Liberal Kalkınma Modeli: İnşaat

ABC Forum

Leyla Civil | 'Karanlık ve Mavi'

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Berk Yüksel yazdı...

ABC Forum

Ali Koç başkan, peki şampiyon kim?

ABC Forum

Ali Koç FETÖ iddialarına cevap verdi

ABC Forum

Engeli nasıl aştık?

ABC Forum

Cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kriterleri

ABC Forum

'Hesap vereceksin tetikçi Küçük'

ABC Forum

Şuraya Bir 'Afrin' Çizelim - “Bordo Bereliler 2 Afrin'

ABC Forum

Zübükler…