ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 8 Nisan 2019

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 8 Nisan 2019

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için “Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi” oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

Juan Vernet

AVRUPA İSLAM’A NELER BORÇLU

Endülüs Mirası

Çeviren: Nesrin Karavar

Say Yayınları

MS 8. yüzyılda Araplar İspanya’yı istila ettiler. Bu fetih İspanya’ya Vizigot istilasının aksine yıkım değil uygarlık getirdi. Araplar fethettikleri Akdeniz, Yakındoğu ve Asya uygarlık merkezlerinde ellerine geçen tüm bilgi birikimini İspanya’ya da taşıdılar. Başta Kordoba ve Gırnata olmak üzere Endülüs kentleri her milletten sayısız bilgin için cazibe merkezi haline geldi. İbn Heysem, İbn Rüşd ve İbn Haldun gibi bilginler burada önemli çalışmalar yürüttüler. Ardından İspanyollar özellikle Kastilya ve Leon kralı Bilge Alfonso gibi figürlerin önderliğinde reconquista, yani İspanya’nın yeniden fethi süreci içerisinde bu bilgi birikimini İspanyol kültürüne mal etti ve Avrupa bilimi ya da modern bilim bu mecradan beslenerek doğdu.

Avrupa İslam’a Neler Borçlu? Arap biliminin İspanyollarca nasıl devşirildiğini son derece ayrıntılı bir şekilde aktaran eşsiz bir eser. Bilim ve tarih meraklıları için tam bir bilgi ziyafeti.

“Çok şaşırtıcı bir kitap.”

– Ian Gibson, El Periódico

“Arap biliminin Batı uygarlığına önemli katkılarını tanıtmakla kalmayıp aynı zamanda tüm kültürel yaratılarda bu bilimden nasıl faydalanıldığını da gösteren olağanüstü bir metin.”

– El País

408 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

SAY

Simone de Beauvoir

BÜTÜN İNSANLAR ÖLÜMLÜDÜR

Çeviren:Işık Ergüden

Alfa Yayınları

Güzel ve hırslı oyuncu Régine, Fosca’yla tanışıp onun hakkındaki inanılmaz gerçeği öğrendiğinde büyük bir saplantının içine çekilir. Başarıları, ölümsüzlüğe lanetli bu adamın anılarında sonsuza kadar yaşayabilecektir. Fosca altı yüz yıllık ölümsüz varlığının yaşadıklarını anlattıkça Régine bir yandan Avrupa tarihinin önemli olaylarına bir yandan da umut ve aşk gibi insani duyguların ebedi bir yaşam süren birinde nasıl yavaş yavaş solup gittiğine tanıklık eder.

Jean-Jacques Rousseau, Emile ya da Çocuk Eğitimi Üzerine’de, “Eğer bize dünya üzerinde ölümsüzlük sunsalardı, kim böylesi kederli bir varoluşu kabul ederdi?” diye sorar. İşte bu kitap bunu kabul eden bir insanın hikayesidir.

445 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

ALFA

Merve Küçüksarp

YASAKLAR ŞEHRİNDE AŞK

Epsilon Yayınları

Sene 1908…

İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Sultan Abdülhamid arasında sürenamansız iktidar savaşı…İstanbul çalkalanırken tek başına ayaklarının üstünde durmaya çalışangenç bir kadın…

Etrafı çeşitli entrikalarla çevrilmiş, ona âşık bir paşazade…Arkadaşına ihanet eden, gözünü hırs bürümüş bir adam…Sevdiği adam için her şeyi göze alan bir cariye…Ve hepsinin hayatını altüst edecek 31 Mart isyanı…

Merve Küçüksarp, Fransız asıllı Amelya ile Sultan Abdülhamid’in eski bir nazırının oğlu Halit Fikret’in II. Meşrutiyet Dönemi’nde yaşadığı tutku dolu aşkı masalsı bir dille anlatıyor. Okuru tarihi kişilerin de yer aldığı, soluk soluğa takip edecekleri olaylar zincirinin içine çekerken, öte yandan eski İstanbul’un tarih kokan sokaklarında nostaljik bir yolculuğa sürüklüyor.

Belki de ne yapılırsa yapılsın, her şey yine aynı olacaktı. Bütün her şey sil baştan değişse bile, yaşanacak olan yine yaşanacaktı.

“Ben aşkın bir yıldırım olduğunu sanıyordum. Geldi mi çarpan, çarptı mı tarumar eden bir yıldırım olduğunu… Oysa aşk, başı sonu olmayan bir labirentmiş. İnsanın birini takip ederken farkına varmadan girdiği, girdikten sonra bir daha geri dönemediği, çıkışı bulmaya çalıştıkça daha da çok kaybolduğu bir labirentmiş. O gece güzel bir kadını etkileyebildiğimi kendime göstermek için ona doğru bakarken, o labirentin içine çoktan girmiş olduğumu hiç anlayamamıştım.”

328 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

YASAKLAR-ŞEHRİNDE-AŞK

Barbara Caine

BİYOGRAFİ VE TARİH

Çeviren: Müge Sözen

İş Bankası Kültür Yayınları

Geçmişi daha insancıl, daha canlı, daha erişilebilir ve okuyucuyla bağlantılı kılmanın bir yolu olan biyografi türü, belki de tarihte yaşanmış olaylardan söz etmenin en eski ve en popüler biçimidir. Barbara Caine bu kitapta tarihyazımı ile biyografi arasındaki ilişkinin geçmişini aydınlattığı gibi, bir yazınsal tür olarak biyografinin yazımı ve yorumlanışıyla ilgili çağdaş yaklaşımları da ayrıntılarıyla ele alıyor.

208 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

BİYOGRAFİ-VE-TARİH

Feride Çiçekoğlu

İSYANKAR ŞEHİR

Gezi Sonrası İstanbul Filmlerinde Mahrem- İsyan

Metis Yayınları

Vesikalı Şehir (2007) ve Şehrin İtirazı (2015) kitaplarının ardından, onlarla tematik süreklilik içinde yazılmış olan İsyankâr Şehir’in temel soruları şunlar: Zamanın ruhu ile dişil özneliğin ilişkisini nasıl anlayabiliriz? Kadınların kendi hikâyelerinin kahramanı olmaları, üzerlerindeki tüm baskıya rağmen “şehre çıkmaları”, Gezi direnişi sonrasında yapılan bazı filmlere nasıl yansıdı, neyi değiştirdi? Ya da şehre çıkmak çözüm olmadığında, kadınlar şehrin içinde, hanelerde sıkışıp kaldıklarında durumlarını nasıl sorguluyorlar? Kadınların mahrem-isyanıyla erkeklik krizini nasıl bir arada düşünebiliriz? Feride Çiçekoğlu kitabı için şunu söylüyor:

“Önceki iki kitap gibi İsyankâr Şehir de filmlere dışarıdan bakan metinlerle, İstanbul mekânlarına dair benim kendi hikâyelerimi iç içe örerek ilerliyor… Bir filmin senaryosunu yazarken mekânı ve zamanı, ya da çekim esnasında kameranın yerini değiştirince değişen bakış açısını hatırlatıyor bu bana. Aynı karakterlerin farklı yüzleri, yan yana ama birbirine değmeden akıp giden hayatlardan geriye kalan bambaşka hikâyeler. Sonunda kendime de bu üçlemeyi bitirebilecek başka bir gözle bakabildiğim bir ömürlük yolculuk.”

192 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

FERİDE-ÇİÇEKOĞLU

Selahattin Demirtaş

DEVRAN

İletişim Yayınları

Toz duman kenarlardan, taşradan ve kuytulardan, memleketten yoksulluk halleri. Utananlar, üzülenler, âşıklar, yevmiyeciler, küçük kasabalar, hazin ve uzakta kalan hayatlar.

Devran, inatçı neşesiyle geçip giden zamanın çarpıklığını anlatıyor. Umut umut, cümle cümle… Evvela mahsus selam ediyor doğan güne.

Selahattin Demirtaş, yaralıların, umarsızların, kalbi hızla çarpanların hikâyecisi. Sofrasında konuk ağırlayan, durup durup konuşan…

Doksanların başı, ziraat fakültesini yeni bitirmişim, iş güç yok henüz. Günün çoğunu evde iş projeleri ve gelecek planlarıyla geçiriyorum. Dile kolay, her gün elli tane iş kuruyorum kafamda. Hemen para kazanmaya başlamam lazım diyorum. Acayip zengin olasım gelmiş, yerimde duramıyorum. Fakirlik içinde büyümüşüz, fakir fakir okuyup üniversiteyi de bitirmişiz. Ama her şeyin bir sonu olduğuna göre fakirliğin de bir sonu var değil mi?

138 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

DEVRAN

Derviş Zaim

RÜYET

Yapı Kredi Yayınları

Derviş Zaim’in ikinci romanı olan Rüyet geçmiş ve gelecek, özgürlük ve zorunluluk, arzu ile gerçeklik arasında sıkışmış insanın kendisine bir anlam, bir kimlik, bir hikaye, tutarlı ve bütünlüklü bir “metin” yaratma çabasını anlatıyor.

Amcalarının inşaat şirketinde mimar olarak çalışan Sine mesleğinin günümüzde büründüğü biçimden rahatsızdır. Asıl istediği, insanların rüya anlatımlarını temel alan bir çağdaş sanat performansı düzenlemektir. Şirketin maddi durumundan,
hayatına giren iki erkek arasında kalmaktan bunalan Sine bir çıkış yolu ararken eline geçen Osmanlıca bir hatıratı okumaya ve amcasının ricası üzerine, günümüz Türkçesine çevirmeye başlar. Anılarda Hüsn-ü Aşk mesnevisine yapılan göndermeler ve bu iki metin arasındaki paralellikler dikkatini çeker…

Kendi oluşturduğu metin de, ister istemez, bağlama göre inşa ediliyordu. O nedenle benlik dediğimiz şeyi, baştan sona kalıcı bir şey olarak tahayyül etmek tehlikeliydi.

Etrafa yolladığımız işaretler değiştiği zaman benlik de, metnin özü de değişebiliyordu. … Tam bu nedenle, insan hayatının değişen taraflarının içindeki değişmeyen örüntüleri bulmak ya da değişmez gibi duran şeylerin arasına sinmiş farklılıkları keşfetmek önem kazanıyordu.

264 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

RÜYET

Murat Belge

SANAT VE EDEBİYAT YAZILARI-II

İletişim Yayınları

Türk Edebiyatı, Eleştiri ve Eleştirmenler, Çağdaş Türkçe Roman,Dünya Edebiyatı, Sanat ve Estetik Yazıları, İstanbul ve Söyleşilerbölümlerinden oluşan kitap, Murat Belge’nin edebiyat ve sanatın genel teorik meseleleri ile sanat eserinin insan deneyimini merkeze alan özgül içeriğini buluşturan yaklaşımının zengin bir ürünü.Sanat ve Edebiyat Yazıları’nın ikinci cildinde Murat Belge, romandanresime, musikiden sinemaya oldukça geniş bir alanda kalem oynatıyor.Safveti Ziya ve Vecihi gibi bugüne kadar ihmal edilmiş romancılardanNurullah Ataç ve Fethi Naci gibi bir döneme damgasını vurmuşeleştirmenlere; Shakespeare’den Mary Shelley’ye, Paul Cezanne’danAlexander Nevski’ye insanlığın kültürel hafızasında kalıcı izler bırakmışolan yazar ve sanatçıların eserlerine eleştirel bir dikkatle eğilenBelge’nin yazıları estetik alanındaki güncel ve tarihsel meselelere zengin bir içerikle ışık düşürüyor.

443 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

MURAT-BELGE

Tezer Özlü-Ferit Edgü

HER ŞEYİN SONUNDAYIM

Alfa Yayınları

Tezer Özlü’yü çocuk yaşta tanıyan Ferit Edgü, zaman içinde dostu, (zaman zaman) dert ortağı ve yayıncısı olmuştur.

Bu kitapta, bu iki yakın dostun,İstanbul/Paris/Ankara ekseninde(çoğu Tezer’in hastalığının depreştiği zor günlerde) birbirlerine yazdığı mektuplar yer alıyor.Yazmayı bir varoluş sorunu olarak gören iki yazarın yayımlamayı hiçbir zaman düşünmedikleri bu mektuplarda, özellikle Tezer Özlü’nün Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk kitaplarından tanıdığımız çırılçıplak dünyasıyla karşı karşıyayız.

“Bu sabah mektubunu bulmak, okumak, bana hem yaşamı hem de sonundaki ölümü daha dayanılır kıldı. Birden yüksek dağlar, henüz boz rengi olan yamaçlar, tepelerdeki beyaz kar, sessiz, küçük İsviçre köyleri anlam kazandı ve buraya geldim geleli ilk kez ayağım yere değdi. Yaşamımın bu önemli döneminde beni hiçbir şey sözlerin kadar yüreklendiremezdi.”

– Tezer Özlü

109 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

HER-ŞEYİN-SONUNDAYIM

Andy Merrifield

AMATÖR

Sevdiğiniz Şeyleri Yapmanın Hazzı

Delidolu Yayınları

Amatör ruhun özgürleştiriciliğine dair tutkulu bir manifesto!

Kendisini amatör bir şehir kuramcısı ve büyülü Marksist olarak niteleyen Andy Merrifield’ın kaleme aldığı Amatör: Sevdiğiniz Şeyleri Yapmanın Hazzı, Delidolu’nun “Ne Yapmalı?” temalı kurmaca dışı eserler koleksiyonundaki yerini alıyor.

Latince “sevmek” (amare) kökünden türeyen amatör (seven) sözcüğünün küçümseyici çağrışımlarını tersyüz ederek Baudelaire, Dostoyevski, Edward Said gibi özgün şair, yazar ve düşünürlerden örnekler sunan bu zihin açıcı kitap; amatör ruhun barındırdığı üretken tutkuya, devrimci potansiyele ve kural tanımaz yaratıcılığa dair düşünmeye sevk ediyor.

Ofis kültürünün yarattığı sıkışmışlık hissi, sınırlı alanlarda uzmanlaşmanın getirdiği mekaniklik, merakı körelten profesyonellik gibi günümüz çalışma hayatına yönelik çokkatmanlı bir kapitalizm eleştirisi getiren Merrifield, bu kitabıyla “iş”in kutsallaştırılmasının ardında yatan kurnazlıkları ve gizli gerçekleri ifşa ediyor.

 

Amatör, otoriteyi sorgulayan bakış açısıyla profesyonelliğin kusursuz tekdüzeliğinden kaçıp zikzaklı yollarda özgürce ilerleyen bir yaşamın manifestosunu sunuyor. Yaşamımızın pek çok alanının nasıl da kontrolümüzün dışında seyrettiğini fark etmemizi sağlayan bu aydınlatıcı metin, kabul görmüş düşüncelere kafa tutan bağımsız düşünürlere, dikbaşlı şairlere ve amatör aktivistlere sayfalarında yer açarak okuru kendi tutkusunu bulmaya çağırıyor.

Amatörlük, kişinin muhafazakârlıkla, yani dar bir uzmanlık alanını, kendi akademik çöplüğünü savunmakla meşgul olmaması; daha geniş ve eklektik bir gerçeklik görüşünü savunması demektir. Amatörlük, sözcüğün eski Fransızca anlamında olduğu üzere, sırf zevk aldığı işle uğraşan kişinin sevgisidir. Çoğu durumda amatörler profesyonellerden daha yetkindir; çünkü yaptıkları işle daha samimi bağları vardır. Yaptıkları şey, oldukları şeydir. Amatörler, profesyonel otoritelere karşı çıkan fikirleri savunur. Profesyonellerin görmezden geldiği, umursamadığı, sık sık da kabullenmediği meseleleri dillendirirler. Amatörün suyu bulandıran kişi olma ihtimali yüksektir. Amatör, kimsenin maaşlı çalışanı değildir; hiçbir zaman da olmayacaktır.

284 s.

İstanbul 2019

SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

AMATÖR-2

tele1-kitap

 

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR