Çok Okunanlar

Habertürk TV eski Genel Müdürü gözaltına alındı: Hakkımı helal etmiyorum

Bir zamanlar FETÖ güzellemesi yapıyordu... 'Gezicilerin başları kesilmelidir'

Ekrem İmamoğlu, İstanbul Valisi Yerlikaya'yı ziyaret etti: Yorum yağdı...

Baba Vanga'nın kehanetleri iki lideri korkutacak!

2019'da Türkiye'yi bekleyen neler?...Daha kötüsü kapımızda

Yeni Çıkanlar | 04 Aralık 2018

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim: [email protected]

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

Aziz Sancar

HAYATI VE BİLİMİ

Tübitak Yayınları

8 Eylül 1946'da Mardin-Savur'da Sancar ailesinin yedinci çocuğu doğdu. Adını Aziz koydular. Kasabasından erken yaşta ayrılıp "okumaya" giden Aziz, yıllar sonra doğduğu yere genç bir hekim olarak geri döndü. Orada geçen gençlik yıllarını hayatının en güzel dönemi olarak hatırlasa da onun aklı fikri bilim yapmaktaydı. 26 yaşında Amerika'ya gitti ve kısa süreli ayrılışlar dışında hep orada kaldı. Bilimsel hayatı iki soruya yanıt aramakla geçti: "DNA molekülü nasıl tamir edilir?" ve "Biyolojik saat nasıl çalışır?" DNA hasarının tamiri konusunda genç yaşında, ders kitaplarına geçen keşifler yaptı ve bu keşifleriyle 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü'ne layık görüldü.

Olgunluk dönemine denk gelen, biyolojik saatle ilgili keşifleri de aynı değerdedir. Sancar, iki farklı bilimsel alanda yapmış olduğu olağanüstü katkılarıyla gerçekten sıra dışı bir bilim insanı özelliği taşır. Nobel kayıtlarına Türk-Amerikalı bilim insanı olarak geçen, böylece bilim alanında ilk Nobel alan Türk olan Aziz Sancar'ın İngilizce olarak yazdığı bu kitap, Türkçeye yakın arkadaşı moleküler biyolog Mehmet Öztürk tarafından çevrilmiştir. Sancar, Türkçe çeviriye yoğun destek vermiş, metni gözden geçirmiş ve onaylamıştır. Kitabın ilk bölümü tüm okurlara hitap etmektedir. İkinci bölüm ise Sancar'ın bilimsel keşiflerinin mahiyetini merak edenler, lise ve üniversite öğrencileri, öğretmenler, tıp ve yaşam bilimleri alanında uzmanlaşmış okurlar için bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

111 s.

İstanbul 2018

*

Rob Brotherton

ŞÜPHECİ ZİHİNLER

Çeviren:Cihat Taşçıoğlu

Nemesis Kitap

Dünyanın şekil değiştirebilen uzaylı bir sürüngen ırkı tarafından yönetildiği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Peki ya İlluminati, Siyon Protokolleri, 11 Eylül?..

Kimileri bunlara inanan insanların tuhaf fikirlere yatkın, paranoyanın kıyısında, uçuk tipler olduğunu düşünüyor.

Doktorasını komplo teorileri üzerine yapan Rob Brotherton ise durumun pek de öyle olmadığı kanısında.

Sonuçta, iyi bir komplo teorisine kim hayır diyebilir ki?

“Gayet sade ve eğlenceli bir dille yazılmış, akademik araştırmalara dayalı bu kitap komplo teorilerinin neden bu denli yaygın olduğuna, neden düşüncelerimizi sürekli olarak gözden geçirmemiz gerektiğine dair çarpıcı bir eser.”

- Library Journal

352 s.

İstanbul 2018

*

Emilie Kip Baker

ANTİK YUNAN VE ROMA HİKAYELERİ

Kanon Kitap

Yunan uygarlığının, efsaneleri değil yalnızca, dünyayı algılayış biçimlerindeki iki parçalı yapının tamamı, bugünün modern kültüründe derin izler bırakmıştır. Yaşadıkları dünya gibi, tanrısal bir dünya hayal etmiş olan Yunanlar, hem temsili dünyadaki tüm adalet, yanılgı, hırs gibi dışavurumu doğal karşılanan duyguları tanrısallaştırmış, hem de kendi toplumsal yapılarına ve belki de modern Avrupa'nın kültür yapısına temel teşkil etmiş bir sosyal yapıyı bize aktarmışlardır.

 

Kuşkusuz Homeros, hem iyi bir sosyal bilimci, hem de iyi bir şair olarak, Yunan toplumunu ve dünya görüşünü, tanrılara bakışını ve dünyayı aydınlatma çabalarını anlatmanın etkili bir yolunu bulmuştu. Bugün efsane olarak adlandırdığımız tüm bu hikâyeler, dönemin sosyal gerçeklerine de ışık tutmaları bakımından tartışmasız elimizdeki en kıymetli araçlardır.

Emsallerinden farklı olarak Emilie Kip Baker, bizim için bu hikayeleri yalnızca nesir hale geçirmemiş, aynı zamanda karakterler ve bu karakterlere can veren olaylar bakımından akıcı bir dille anlatmayı seçmiştir.

340 s.

İstanbul 2018

*

Nick Srnicek, Alex Williams

 

GELECEĞİ İCAT ETMEK

 

Postkapitalizm ve Çalışmanın Olmadığı Bir Dünya

 

Çeviren:Ahmet A. Sabancı

 

Delidolu

Herkesin Seveceği Ütopya: Çalışmanın Olmadığı Bir Dünya

Siyaset teorisi, dijital ekonomi ve sosyoloji alanlarında uzmanlaşan iki yazar ve akademisyenin, Nick Srnicek ile Alex Williams'ın ortak imzasını taşıyan Geleceği İcat Etmek: Postkapitalizm ve Çalışmanın Olmadığı Bir Dünya, kapitalizmin olmadığı bir gelecek tahayyülüne sahip çıkarak sol siyaseti somut adımlar atmaya davet ediyor.

 

Delidolu'nun “Ne Yapmalı?” temalı kurmaca dışı eserler koleksiyonunda yerini alan kitap, “Güncel sol siyaseti bugünün teknolojik dünyasında nasıl etkili kılabiliriz?” sorusuna yanıt ararken hem küresel neoliberalizmi hem de “çalışma” fikrini mercek altına alıyor.

 

Toplumsal hareketler üzerine en güncel teorik çerçeveden beslenen bu kapsamlı çalışma, siyaset bilimi, iktisat, iletişim ve sosyoloji başta olmak üzere sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında eğitim alan öğrenciler ile bu alanlarda çalışan akademisyenlerin yanı sıra güncel siyasetle ilgilenen kitapseverlere ve aktivistlere de hitap ediyor.

 

Teknolojideki ilerlemeler ve dijitalleşme yaşamlarımızı radikal bir biçimde dönüştürürken gelecek üzerine düşünmenin ve yeni bir dünya icat etmenin vakti geldi de geçiyor bile.

 

Srnicek ve Williams, bu göreve talip olan sol siyasetlerin, teknolojiyle ilgili önyargıları ve hapsoldukları yerel savunma siyasetleri nedeniyle sınırlı kaldıklarını ifade ederek küresel kapitalizmin ancak evrensel bir vizyonla alt edilebileceğini söylüyor. Antikapitalist mücadeleye ve günümüzün toplumsal hareketlerine dair güncel bir bakış vadeden bu çalışma, kapitalizmin olmadığı bir dünya hayalini her zamankinden daha geçerli ve güçlü kılıyor.

"İnsanlığın geleceği, teknolojik dönüşümdeki özgürleşmeye sıkı sıkıya bağlıdır. Geçerliliğini korumak ve siyasal açıdan etkili kalmak isteyen her hareketin teknolojik dünyamızdaki imkân ve gelişmeleri yakalaması gerekir. Sol şimdiki hâliyle ne günümüzde kalabilir ne de geçmişe dönebilir.

Yeni ve daha iyi bir gelecek kurmak için yeni bir hegemonya inşa etmemiz ve bunun için de gerekli adımları atmamız gerekiyor.
 

Kolektif hayal gücümüzü kapitalizmin koyduğu sınırların ötesine taşımak zorundayız. Bugün ne kadar sağlam görünürse görünsün, neoliberalizmin geleceği de güvende değildir.

Şimdiye dek tanık olduğumuz bütün toplumsal sistemler gibi neoliberalizm de sonsuza kadar sürmeyecektir. Bugün bize düşen, neoliberalizmden sonrasını icat etmektir."

444 s.

İstanbul 2018

*

Emile Zola

YIKILIŞ

Çeviren:Elif Aksu Kaya

Yordam Yayınları

Emile Zola, Fransa'nın İkinci İmparatorluk dönemini siyasetteki, toplumdaki, ekonomideki, birey yaşamındaki yansımalarıyla anlatmayı tasarlayarak yirmi kitaplık bir dizi oluşturmuş ve bu diziye “Rougon ve Macquart Aileleri: İkinci İmparatorluk Döneminde Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi” adını vermiştir.

Yıkılış, bu dizinin son kitaplarından biridir ve imparatorluğun çöküşünü anlatır. Zola'nın, kitapta kahramanlarından birinin ağzından “zincirlerinden kendisinin boşandırdığı açgözlülüğü, zevk düşkünlüğünü doyuramadığı an yerle bir olmaya hazır, kocamış bir imparatorluk” olarak tarif ettiği imparatorluğun çöküşü sırasında Fransız halkının yaşadığı acıları, Sedan Savaşı'nı, Paris kuşatmasını ve halkın bu acılara isyanı olan Paris Komünü'nü anlattığı Yıkılış, Türkçeye ilk kez çevriliyor.

Bu kitapta okurlar, Paris Komünü sırasında gazeteci olarak zaman zaman Paris'te bulunan Zola'nın Komün izlenimlerini, değerlendirmelerini ve eleştirilerini de okuma fırsatını bulacaklar. Tarihteki ilk işçi iktidarı deneyimi olan Komün'e yol açan koşullar, aslına bakılırsa Zola'nın yirmi kitaplık “Rougon-Macquart” dizisi boyunca anlattığı koşullardır.

Çağının tanıklığına ömrünü adamış olan Zola, büyük eseri boyunca olağanüstü bir gayret, azim ve ayrıntı zenginliğiyle bizlere çizdiği toplum resmini, bu kitapta bir Komüncünün ağzından dökülen şu cümleyle özetlemiştir sanki: “Çünkü çok fazla acı, çok fazla haksızlık, çok fazla utanç var!”

528 s.

İstanbul 2018

*

Howard Goodall

MÜZİĞİN ÖYKÜSÜ

Çeviren:Nur Ercan, Sevi Sarıışık Tokalaç, Emrah Tokalaç

Pegasus Yayınları

Müzik, kısa bir süre önce sessizliğin bozkırlarındaki nadide ve cılız bir fısıltıdan ibaretti. Ama artık soluduğumuz hava gibi her yerde.
Peki, böyle bir mucize nasıl gerçekleşti?

Tarih öncesinden kalma enstrümanlardan modern pop şarkılarına kadar müziğin kırk bin yıllık geçmişinde çıkılan dinamik ve kapsamlı bir tur.

Müzik günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası olsa da gelişiminin birkaç notadan çok katmanlı orkestrasyona kadar uzanan tarihi, ilk bakışta beklenmedik biçimde karmaşık görünebilir.

 

Howard Goodall, müziğin kırk bin yıllık geçmişinde çıktığı renkli yolculukta sıkıcı biyografileri, kafa karıştırıcı ifadeleri ve yorucu terminolojiyi bir kenara bırakıyor. Bunun yerine okurlarına rehberlik edip müziğin öyküsündeki her adımı ve her fikri ortaya çıkış süreci içinde ele alarak armoni, notasyon, müzikal ve opera, orkestra, dans müziği, kayıt ve yayın teknolojileri gibi yeniliklerin özgün gücünü ortaya koyuyor. Goodall, müzikte neyin neden değiştiğine odaklanıyor: İnsan yapımı seslerde devrim yaratan keşifleri seçip çıkarıyor ve adı pek duyulmamış Pérotin'den devleşmiş Wagner'e kadar müzikte çığır açmış bestecilere sayfalarında hayat veriyor. Bir yandan da gam ne ifade eder, neden bazı akorlar kulağımızı tırmalar, savaş sonrası dönemin tüm pop şarkılarının ortak paydası nedir gibi müziğin ne olduğu ve nasıl işlediğine dair sorulara yeni bakış açıları getiren net yanıtlar veriyor.
 

Müziğin öyküsü, aslında insanların buluş yapma, birbirleriyle etkileşime geçme, başkaldırma ve eğlenme güdülerinin öyküsüdür. Howard Goodall'un son derece açık ve sürükleyici bir dille kaleme aldığı bu öykü, insanlığın emeklerini övgüyle hatırlatırken müzikte çıkılan yolculuğun da eşsiz bir haritasını çiziyor.

424 s.

İstanbul 2018

 

*

Tom Butler-Bowdon
 

50 FELSEFE KLASİĞİ
 

Düşünmek, Varolmak, Eylemde Bulunmak, Görmek
 

Çeviren:Dilek Yücel Dila Balcı, Semih Türkoğlu
 

Pegasus Yayınları

 

Düşünmek, varolmak, eylemde bulunmak, görmek

Aristoteles'ten Wittgenstein'a50 Felsefe Klasiği, “disiplinlerin ustası”nın harika bir eseridir. Bu kitabın amacı aydınlatmak, açıklamak, insan varoluşunun özünde bulunan bazı temel soruları ortaya koymak ve onlara cevap vermektir. İçinde ünlü metinler hakkında analizler, filozofların biyografileri, kitaplarının özetleri ve bu kitaplardan alıntılar yer almaktadır. Kapsamlı “özetler” ve filozofların sistemlerini en iyi ifade eden alıntılar, tarihin akışını değiştiren ve bugün bile aklımızı kurcalayan görüşlere dair mükemmel bir bakış açısı sunmaktadır.

Hayatın anlamını ve insanın evrendeki konumunu keşfedin:
 

Hannah Arendt, Henri Bergson, Ralph Waldo Emerson, G. W. F. Hegel, Martin Heidegger, Gottfried Leibniz, Søren Kierkegaard, Blaise Pascal, Bertrand Russell, Jean-Paul Sartre, Arthur Schopenhauer, Baruch Spinoza

Büyük ahlak ve siyaset filozoflarının öğretileri doğrultusunda davranın ve yaşayın:
 

Jeremy Bentham, Cicero, Konfüçyüs, Epikür, Immanuel Kant, Machiavelli, John Stuart Mill, Iris Murdoch, Nietzsche, John Rawls, Jean-Jacques Rousseau

Hakikati algılayın ve daha akıllıca düşünün:
 

Aristoteles, Jean Baudrillard, Simon de Beauvoir, Descartes, Michel Foucault, Herakleitos, David Hume, William James•Thomas Kuhn, John Locke, Marshall McLuhan, Platon, Karl Popper, Ludwig Wittgenstein

Önde gelen çağdaş düşünürlerin ufuk açıcı eserleriyle içgörüler kazanın:

 

Julian Baggini, Noam Chomsky, Harry Frankfurt, Sam Harris, Daniel Kahneman, Saul Kripke, Michael Sandel, Peter Singer, Nassim Nicholas Taleb, Slavoj Žižek

376 s.

İstanbul 2018

 

*

Oxana Timofeeva
 

HAYVANLARIN TARİHİ
 

Çeviren:Barış Engin Aksoy
 

Kolektif Kitap


“Hayvanlar gitgide, teker teker sahneyi terk edip insanlığı kendi temsilleriyle, evcil hayvanları ve oyuncaklarıyla baş başa bırakıyor.”
 

Çalışmalarını çağdaş felsefenin sorunları merkezinde sürdüren akademisyen Oxana Timofeeva, Aristoteles'ten ödünç aldığı adla Hayvanların Tarihi'ni felsefi bir hat üzerinde kuruyor, tabiri caizse, “felsefe tarihini hayvanların tarihi olarak okumayı” öneriyor.
 

Hayvanlar bugün daha ziyade evcilleştirme, kapatma ya da imgeleştirme yoluyla gündelik hayatımıza, dilimize, düşünce dünyamıza dahil olurken bu çalışma “hayvan meselesi”ni Aristoteles'ten Hegel'e, Adorno'dan Deleuze'e uzanan geniş bir felsefe geleneğine ve Bataille, Kafka, Platonov gibi yazarların metinlerine atıfta bulunarak ele alıyor, hayvanla insan arasında aşina olduğumuz tüm ayrımlardan, insanlığa ve hayvanlığa dair tüm keskin tanımlardan azade yeni bir düşünme ve tartışma imkânı sunuyor.

 

“Eğer felsefe bilgelik sevgisiyse, Oxana Timofeeva'nın Hayvanların Tarihi, hayvan sevgisinden mürekkep bir felsefe çalışmasıdır. Felsefeyi hayvanlara karşı yanlış tutumundan ötürü kolayca mahkûm etmek yerine, hayvanlara haysiyetlerini iade etmek üzere Aristoteles'ten Deleuze'e filozofların nasıl daha farklı yorumlanabileceğini yeni baştan anlama çabasına giriyor. Hayvanların Tarihi, bize, biz insanlara, yeni bir dünya kazanmak için tüm ‘devrimci hayvanlar'la birlik olmayı öğretiyor.”

- Benjamin Noys

230 s.

İstanbul 2018

*

Fikret Başkaya

YENİ PARADİGMAYI OLUŞTURMAK

Yordam Kitap

Mevcut kapitalist-emperyalist sistem ve onun neoliberal uygulamaları sürdürülebilir midir?

Fikret Başkaya, “sürdürülemeyeceği” kanaatinde ve Yeni Paradigmayı Oluşturmak'ı yazma amacını şöyle dile getiriyor: “Bu kitap, neden böyle olduğuna, neden bir ‘sürdürülemezlik' durumunun ortaya çıktığına dair bir netleşme sağlama amacı taşıyor”.

Ardından, “Eğer sürdürülemeyeceğini kabul ediyorsak, radikal bir düşünce devrimine, yeni bir Rönesansa ihtiyaç var” diyen Başkaya, bu Rönesansın unsurlarını tartışmaya başlıyor.

Önce “muasır medeniyet seviyesi”, hemen peşinden de ilerleme, modernleşme, çağdaşlaşma, büyüme, kalkınma ve sürdürülebilir kalkınma kavramları enine boyuna sorgulanıyor.

“Türkiye'de yaklaşık 90 yıldır ‘muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma' şarkısı söyleniyor. Oysa üzerine çıkılması gereken ‘muasır medeniyet', kapitalist yıkıcılıktan ve barbarlıktan başkası değil” diyen Fikret Başkaya, söz konusu “muasırlaşma” hedefiyle örtüşen “Avrupa”yı da, bir büyük sermaye ve Atlantik projesi olan Avrupa Birliği'nin bugün geldiği nokta itibarıyla ele alıyor.

“Sürdürülebilir kalkınma” kavramının oksimoron niteliğine, büyüme mitine, tarımın bugün gelip dayandığı çıkmazlara, toprağın öldürülmesine vb. değinen çalışmasında, doğayı ve canlıları yok eden “kalkınma” anlayışını bütün boyutlarıyla ortaya koyuyor Başkaya. Demokrasi, STK'lar, kültüralizm ve “Politik İslam” tartışmalarının ardından kapitalizmden çıkışın alternatiflerini, komüncü mülkiyet biçimlerini ortaya koyarak ve “Yeni bir paradigma için 12 öneri”sini paylaşarak tamamlıyor kitabını.

Yine Başkaya'nın sözleriyle; “Ya geçerli paradigmadan, kapitalizmden vakitlice çıkılacak, ya da insanlığın bir geleceği olmayacak...”

352 s.

İstanbul 2018

*

Levent Yaylagül

KİTLE İLETİŞİM KURAMLARI

Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar

Dipnot Yayınları

Medya var olan toplumsal yapının sürdürülmesinde ve yeniden üretilmesinde çok önemli ideolojik ve ekonomik işlevleri olan önemli kurumlardandır.

Özellikle küreselleşme sürecinde medyanın çokuluslu şirketler ve onların yerli ortakları tarafından kontrol edilmesi yaşanan sürecin anlaşılmasında iletişim kuramlarını çok daha önemli bir hale getirmiştir.

 

Bu kitapta, kitle iletişim kuramlarına yönelik egemen ve eleştirel bakış açıları bütünlüklü bir şekilde ele alınmakta ve kitle iletişiminin ekonomik ve ideolojik işlevleri eleştirel bir bakış açısıyla sunulmaktadır. Bunu yaparken tarihsel bir gelişim süreci içerisinde egemen ve eleştirel yaklaşımlar, kendi epistemolojik ve metodolojik bütünlükleri içerisinde değerlendirmektedir.

224 s.

İstanbul 2018

*

Levent Yaylagül

SİNEMA TOPLUM SİYASET

Dipnot Yayınları

Yazar, çalışmasında okurunu Türk sineması üzerinden tarihten güncele bir yolculuğa çağırıyor. İrdelediği film içeriklerini tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan yazar, sinemanın serüveni üzerinden modern Türkiye tarihinin bir panoramasını sunuyor. Türk sinemasının yüz yıllık tarihini; Atatürkçülük, ulusal sinema, milliyetçilik, sanatta muhafazakârlık, Kürt sorunu, 12 Eylül, sansür ve aydın sorunu temaları altında mercek altına alırken, Türk sinemasının şekillenmesinde tarihsel ve toplumsal koşullarla güncel siyasetin ne kadar belirleyici olduğunu vurguluyor.

27 Mayıs 1960'tan sonra Türk sinemasında ortaya çıkan kuramsal tartışmalar ve özellikle ulusal sinema yaklaşımı, 12 Eylül askeri darbesi ile yaratılmak istenen toplum düzeninin sinema üzerindeki etkileri, toplumun muhafazakarlaşması bağlamında sanatın muhafazakârlaşmasının ne anlama geldiği yazarın odağına aldığı sorunlar arasında.

Sinemayı çok yönlü tarihsel, toplumsal, siyasal, kültürel, teknolojik ve endüstriyel bir olgu olarak ele alan bu eser, filmlerin teknik ve estetik özelliklerinden ziyade hangi filmler aracılığıyla topluma ne anlatıldığı sorusuna odaklanmasıyla kendisini benzer çalışmalardan ayırıyor.

Türk sinemasının tarihsel ve toplumsal bağlamı üzerine temel bir kaynak…

282 s.

İstanbul 2018

*

İlgili Haberler

ABC Kitap

ABC Çok Satanlar | 10 Aralık 2018

ABC Kitap

Haftanın Kitabı | Metin Aydoğan - Geri Dönüşten Çöküşe

ABC Kitap

Editörün Seçtikleri | 10 Aralık 2018

ABC Kitap

Yeni Çıkanlar | 10 Aralık 2018

ABC Kitap

ABC Çok Satanlar | 04 Aralık 2018

ABC Kitap

Haftanın Kitabı | Işık Kansu - Yurt Kemiricileri

ABC Kitap

Editörün Seçtikleri | 4 Aralık 2018

ABC Kitap

Yeni Çıkanlar | 04 Aralık 2018

ABC Kitap

Çok Satanlar | 26 Kasım 2018

ABC Kitap

Haftanın Kitabı | 26 Kasım 2018

ABC Kitap

Editörün Seçtikleri | 26 Kasım 2018

ABC Kitap

Yeni Çıkanlar | 26 Kasım 2018