Çok Okunanlar

Yılmaz Özdil'den 'kitap fiyatı' açıklaması: Atatürk için çaba harcayınca 'istismar' öyle mi?

'Kabataş yalancısı' yandaş gazeteci isyan etti: Sizin gibi düşünmeyen başörtülülere...

Celal Şengör: Elin dangalağına verip onu yaşatmanın anlamı yok!

Bitmemiş devlet hastanesine milyonlar ödenmiş! 'Arkasında Menzilciler var...'

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Savaş'tan Soylu'ya yanıt!

Yeni Çıkanlar | 24 Aralık 2018

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim: [email protected]

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

Mihail Bulgakov

USTA İLE MARGARİTA

Çeviren:Hazal Yalın

İthaki Yayınları

“Sürrealist, çılgın bir şölen… Gösterişli ve şoke edici.”
- Joyce Carol Oates
Bulgakov'un başyapıtı kabul edilen Usta ile Margarita aynı zamanda 20. yüzyıl romanının en önemli eserlerinden biri. Bulgakov'un Stalin rejimi sırasında yazdığı ve ölümünden sadece birkaç hafta önce tamamlayabildiği eser, yazarın ölümünden 20 yıl sonra, 80 sayfası kesilerek yayımlanır. Bu çevirinin de esas alındığı tam metin ancak 1976'da yayımlanabilmiştir.
Moskova'da iki yazar bir bankta oturmuş, İsa Peygamber'in gerçekten yaşayıp yaşamadığını tartışmaktadır. Profesör Woland isminde gizemli bir yabancı sohbete katılır ve onlara peygamberin çarmıha gerilişine şahit olduğunu, kendisinin ayrıca geleceği görebildiğini söyler. Bu iki yazara güçlerini ispat eden kişi aslında Moskova'da terör estirmeye gelen şeytanın ta kendisidir.
İsa Peygamber ve Pontius Pilate hakkında yazdığı roman reddedilince tüm yaşam isteğini kaybedip bir tımarhaneye düşen ve kendine “Usta” diyen bir yazar ile onun sevgilisi Margarita'nın da şeytanla yolu kesişecek ve şeytanın oyunlarından nasiplerini alacaklardır.

608 s.
İstanbul 2018


Darian Leader

DEPRESYON YAS VE MELANKOLİ

Çeviren:Ayça Göçmen

Encore Yayınları

Modern tıp depresyon konusunda neden yanılıyor? Yüzeysel semptomların ötesinde ne yatıyor? Kayıp deneyimiyle nasıl başa çıkabiliriz?
Depresyon Yas ve Melankoli'de Darian Leader, yas tutmanın ve melankolinin depresyon dediğimiz şeyin kalbinde yattığını ama bunların iç yaşamımıza etkilerini tam olarak kavrayamadığımızı savunuyor. Kayıp deneyimine nasıl tepki verdiğimize daha derinden bakarak bizi, eğer izin verirsek yıkıma yol açabilecek duyguların kıskacından kurtarmayı amaçlıyor.
Leader'ın yas tutma uğraşına dair analizi örnek niteliğinde. Büyük düşünürlerin karmaşıklıklarını çözebilen iyi bir yazar var karşımızda. Depresyonun Yas ve Melankoli, size gerçekten yardımcı olabilecek bir eser.
-Independent
Depresyon Yas ve Melankoli, yas tutma süreci ve kayba dair çağdaş fikirler üzerine önemli ve tam zamanında yazılmış bir inceleme.
-London Review of Books
Kışkırtıcı ve tartışma yaratacak bir kitap… Küresel bir soruna dair, sevdiklerini kaybedenlere yeni cevaplar sağlayabilecek büyüleyici bir bakış açısı.
-Daily Record
İkna edici ve cesaretlendirici… Mutlaka okunması gereken bir kitap. Zihnin yaşamına dair düşüncelerimize yapılan değerli bir katkı.
-Daily Telegraph

200 s.

İstanbul 2018



Massimo Montanari

ÇİLEKLERİN İSYANI

Ortaçağ ve Rönesans’tan Sofra Anlatıları

Çeviren:Gül Batuş

Can Yayınları

“Sessizlik lütfen, kulak veriniz.
Bırakalım, yıllar önce, herkesin yaşamının temel konusu olagelmiş sofralardaki ya da başka yerlerdeki yiyeceklere ve onların paylaşımına dair eğlenceli, etkileyici, eğitici ya da sadece tuhaflıklarıyla öne çıkan öykülerin (…) sözcükleri bizi sarıp sarmalasın.”

Dante, Napoli kralının konuğu olarak katıldığı şölende neden yemekleri üstüne başına sürmüştü? Ortaçağ'da çatal kaşık olmasına rağmen insanlar neden elle yemeyi tercih ediyordu? Kıtlık dönemlerinde mutfak nasıl bir yaratım alanına dönüştü? Antik ve Ortaçağ düşünürlerinin tatlara duyduğu yoğun ilgi nereden kaynaklanıyordu?

Bu ve benzeri soruların izini süren Ortaçağ tarihçisi Massimo Montanari, okuru da yanına katarak Batı dünyasının sofra tarihinde renkli bir yolculuğa çıkıyor. Yemek ve sofra kültürü üzerinden bir kültür tarihi okuması yapan Montanari tarihî belgeler, edebiyat metinleri, yemek kitapları gibi kaynaklardan yola çıkarak canlı bir anlatımla yeme içmenin salt beslenmek anlamına gelmediğini göz önüne seriyor.

Çileklerin İsyanı, sofranın ekonomiye, politikaya, toplumsal ilişkilere ve bir toplumun entelektüel, felsefi ve dinî paradigmalarına dair pek çok ipucu barındırdığını, yani sofranın aslında “dünya”yı anlattığını gösteren lezzetli bir şölen.
224 s.
İstanbul 2018

Hermann Hesse

AĞAÇLAR

Çeviren:Zehra Aksu Yılmazer

Kolektif Kitap

“Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadığımızda bir ağaç şöyle konuşabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünceler. Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar. Yolun seni anandan ve yurdundan uzaklaştırdığı için endişelisin. Ama attığın her adım, her yeni gün seni anana yaklaştırır. Orası ya da şurası değildir yurdun. Yurt ya içindedir ya da hiçbir yerde.

Yollara düşme özlemiyle kederlenir yüreğim, akşamları rüzgârda uğuldayan ağaçları duyduğumda. Sessizce, uzun uzun dinlerseniz, bu özlemin esası da anlamı da çıkar ortaya. Sanıldığı gibi acıdan kaçıp gitme arzusu değildir bu. Yurda, ananın belleğine, hayatın yeni kıssalarına duyulan özlemdir. Eve götürür insanı. Her yol eve götürür, her adım doğumdur, her adım ölümdür, her mezar anadır.
Böyle uğuldar ağaç, çocuksu düşüncelerimizden ürktüğümüz akşam vakitlerinde. [...] Ağaçları dinlemeyi öğrenen, ağaç olmayı arzulamaz artık. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Yurt budur. Mutluluk budur.”

104 s.
İstanbul 2018

Natsume Soseki

MADENCİ

Çeviren:Sinan Ceylan

Jaguar Kitap

“Burası cehenneme açılan kapıdır. Girebilecek misin?”
Madenci'nin isimsiz anlatıcısı, kafasında tehlikeli düşünceler ve ayağında hasır sandaletlerle ormanda yürürken, hiç tanımadığı Çozo'nun “İş lazım mı genç adam?” çağrısına kulak verir. Bu sese niye karşılık verdiğini pek anlayamaz aslında, neden sonra “Ne tuhaftır ki insan ruhu sonsuzluğa sürüklenmeye hazır da olsa, birisi seslenince hala bir yerlere bağlı olduğunu fark ediveriyor,” diyerek açıklar bu durumu. Fakat tuhaflıklar bununla sınırlı kalmaz ve kendisiniÇozo'nun ardından bakır madenine doğru giderken bulur. Tokyolu kibar bir ailenin iyi yetişmiş çocuğu, kir pas içindeki işçilerin yanında yaşamaya başlar artık. Ve sıra, maden ocağı ile tanışmaya gelir.
1908'de yayımlandığında, hem konu hem de anlatım tekniği açısından zamanının oldukça ilerisinde bir roman olan Madenci, birçok edebiyat tarihçisine göre Beckett ve Joyce'un modernist ve absürt ögelerini fazlasıyla barındıran bir yapıt. Modern Japon edebiyatının kurucusu kabul edilen Natsume Soseki'nin bu öncü romanını, Sinan Ceylan'ın Japonca aslından çevirisi ve Haruki Murakami'nin son sözü ile sunuyoruz.
“Natsume Soseki, Japonya'nın en büyük modern romancısıdır. [...] Yüz yıldan fazla bir zaman önce yazılmış olan bu romanı, sanki bugün yazılmış gibi okuyabildiğimi bilmek ve bundan derinlemesine etkilenmek beni inanılmaz mutlu ediyor.”
– Haruki Murakami

216 s.
İstanbul 2018


Fikret Adil

BEYAZ YOLLAR MAVİ DENİZ

Sel Yayıncılık

Farklı sanat çevrelerinden önemli simalarla iç içe bir hayat geçiren Fikret Adil,Halikarnas Balıkçısı ve Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte çıktıkları, denizden,gökten, havadan, çam ormanlarından, gün batımlarından, yıldızlardan sarhoşolunan bir Ege-Akdeniz yolcuğunu kendine has üslubu ve keskin gözlem gücüyleanlatıyor.

Adil, Kereme Körfezi'nden Çökertme ve Bodrum'a uzanan geniş bir coğrafyanıntarihi panoramasını sunarken gündelik hayatın zorlukları kadar, edinilendostlukları da keyifle aktarıyor. Beyaz Yollar Mavi Deniz, alışılagelmiş gezinotlarının aksine doğanın edebiyatla, sanatla olan ilişkisini aksettiren, Adil'inmaharetli ve nüktedan çıkarımları, Halikarnas Balıkçısı'nın hikayeleri veEyüboğlu'nun yârenliğiyle kol kola girerek okurunu da yola düşmeye çağıran biranlatı.

“Yolların büyük, çok büyük kısmı toz içinde bembeyazdı. Fakat deniz mavi idi. Busebepten notlarıma Beyaz Yollar Mavi Deniz adını veriyorum.”

94 s.
İstanbul 2018

Buğra Kalkan

AHMET EMİN YALMAN

Entelektüel Bir Biyografi

Liberte Yayınları

Ahmet Emin Yalman 2. Meşrutiyet'in başlarında gazeteciliğe başlayıp 1960'ların sonlarına kadar gazetecilik yapmış uluslararası şöhrete sahip önemli bir yazardır. Yalman'ın kişisel hatıratı Türkiye'nin modernleşme tarihine paralel seyreder. Hayatı boyunca günlük ve siyasi hatıraları dahil olmak üzere on bincelerce sayfa yazı kaleme alan Yalman, Türkiye tarihinin dönüm anlarının entelektüel şahididir. Zamanının en iyi okullarına gitmiş ve Columbia Üniversitesi'nde sosyal bilimler üzerine doktora yapmıştır. Almanca, İngilizce ve Arapça konuşan Yalman sadece entelektüel bir gazeteci, siyasi bir yazar değil, aynı zamanda bir dünya gezginidir.
Yalman Osmanlı'dan Cumhuriyete kendini liberal olarak tanımlayan nadir kamusal figürlerden de biridir. Onun yazıları sadece siyasi tarihe ilgili olanlar için değil Türkiye'de liberal düşünce tarihi ve liberal teorinin gelişimiyle ilgilenenler için de önemli bir kaynaktır. Bu kitap, Türkiye'de liberal düşünce geleneği önündeki temel problem alanlarını, Yalman'ın siyasal dönüm anlarındaki duruşu ve modernleşmeye dair fikirleri üzerinden değerlendirmektedir. Osmanlı parlamentarizminden Kemalist devrimlere Türkiye'de demokrasi, bürokrasi, eğitim ve din konuları Yalman'ın fikirlerinin eleştirisi üzerinden tartışılmaktadır.

200 s.
İstanbul 2018

Jane Austen

İKNA

Çeviren:Başak Bekişli

Yabancı Yayınevi

Ruhumu delip geçiyorsunuz. Bir yarım ıstırap, diğer yarım umut içinde.
Hikayenin başlangıcından sekiz sene önce Anne Elliot, Frederick Wentworth ile nişanlı ve mutluydu. Fakat arkadaşı Leydi Russel, böyle bir birlikteliğin uygunsuz olduğunu söyleyerek onu nişanı bozmaya ikna etmiş ve sonrasında bu ayrılık Anne'de derin bir pişmanlığa yol açmıştı. Wentworth denizde geçirdiği günlerden zengin bir kaptan olarak döndüğünde, Anne'in ailesini iflasın eşiğinde ve kendi kız kardeşini de Elliotların evinde kiracı olarak yaşarken buldu. Ancak önemli olan tek bir soru vardı: Anne ve Wentworth tekrar bir araya gelebilecek miydi?

328 s.
İstanbul 2018

 

İlgili Haberler

ABC Kitap

Haftanın Kitabı | Erhan Çiftçi | Hayatım Kazım Karabekir

ABC Kitap

Editörün Seçtikleri | 21 Ocak 2019

ABC Kitap

Yeni Çıkanlar | 21 Ocak 2019

ABC Kitap

ABC Çok Satanlar | 21 Ocak 2019

ABC Kitap

ABC Çok Satanlar | 14 Ocak 2019

ABC Kitap

Haftanın Kitabı | Fırat Kutluk | Cumhuriyetin Müzik Politikaları

ABC Kitap

Yeni Çıkanlar | 14 Ocak 2019

ABC Kitap

Editörün Seçtikleri | 14 Ocak 2019

ABC Kitap

ABC Çok Satanlar | 07 Ocak 2019

ABC Kitap

Editörün Seçtikleri | 07 Ocak 2019

ABC Kitap

Yeni Çıkanlar | 07 Ocak 2019

ABC Kitap

ABC Çok Satanlar | 24 Aralık 2018