ABC Kritik | Günay Güner | Cumhuriyet sınıf savaşı mıdır?

ABC Kritik | Günay Güner | Cumhuriyet sınıf savaşı mıdır?

Günay Güner yazdı…

Cumhuriyeti yılda bir kez, salt 29 Ekimlerde kutlamak, anmak, anımsamak yetmez; sıklıkla üzerine düşünmek, çözümlemek, Türk Devrimi üzerine en bilimsel bakışı oluşturmak, sürekli geliştirmek gerekir. Bu Atatürkçülerin, aydınlanmacıların başat görevidir.

Cumhuriyet, “Ulusun, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi” diye tanımlanır. Hemen anlaşıldığı gibi ulusun egemenliği eline alması çok zordur ve boyutlu bir devrim işidir.

Kurtuluş Savaşımızın ön döneminde Mustafa Kemal’in kurtuluş ve devrim örgütçülüğünde, cumhuriyetin izlerini bulmak olanaklıdır. Mustafa Kemal çok güvendiği, sırdaşı Mazhar Müfit Kansu’nun günlüğüne kaydettirdiği cumhuriyet ülküsünün ilk örneklerini, o aşamada adını dillendirmeden Erzurum Kongresinde (23 Temmuz-7 Ağustos 1919), Sivas Kongresinde (4 Eylül 1919 – 11 Eylül 1919), halkın saygın temsilcilerini bir araya getirip, kararları oylamalarla alarak tarihe kaydetmiştir. Düşünülmeli ki söz konusu anlayışı altı yüz yıl sultan-buyurgan yönetiminde yaşamış bir toplumda uygulamaktadır.

23 Nisan 1920’de ise Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurarak, Kurtuluş Savaşını bir kişinin ya da grubun değil, ulusun temsilcilerinin yönetmesini; kararları ulusun almasını sağlamıştır. Ve kuşkusuz bağımsızlık ve özgürlük savaşımını taçlandıran eylemlerin başında 29 Ekim 1923’te cumhuriyetin, halkın eşsiz coşkusuyla ilanı gelir. Onuncu yılında Atatürk’ün de belirteceği gibi, cumhuriyet, en büyük bayramdır! Cumhuriyet öylesine büyük bir devrimdir ki binlerce Türk gencinin, yiğitlerin şehit düşmesiyle kazanılan bağımsızlığı, özgürlüğü korumanın biricik yolu da cumhuriyettir, ulus yönetimidir.

Diğer söyleyişle, cumhuriyetle bağımsızlık ve özgürlük ulusa, ulusun korumasına emanet edilmiştir. Sultanların bağımsızlık kaygısı olmayacağı gibi, sömürgecinin buyruğuna çok çabuk girebilirler. Mustafa Kemal, Söylev’inde bu gerçeği ayrıntılarıyla anlatır. Sultan Vahdettin İngiliz parası ve silahıyla kurduğu hilafet ordusunu Mustafa Kemal’in Kuvayımilliye ordusunun üzerine salmaktan çekinmemiştir.

Cumhuriyetin ilanı, büyük ölçüde Mustafa Kemal’in dehasının, zamanı ve yeri ustaca belirleyerek, özenle kurduğu yapıların sonucudur. 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanmış, yeni Türk Devleti’nin bağımsızlığı kabul edilmişti. İkinci dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasından 2 ay sonra 13 Ekim 1923’te Ankara Türkiye Devleti’nin Hükümet Merkezi oldu. Artık cumhuriyetin ilanının koşulları olgunlaşmıştı. Ne var ki kolay olmadı; egemenliğin ulusa geçmesinin değerini bilmeyenler ya da çıkarları sarsılan derebeyleri, tefeciler, gericiler direndiler. Başaramayacaklarını anladıklarında geri adım attılar.

Oysa Türk ulusu ve özellikle Ankara halkı cumhuriyetin değerini çok iyi anlamış, sevinçle, mutlulukla karşılamış, 29 Ekim 1923 akşamı tüm yurt ile Ankara şenlik yeri olmuştur. Yasa teklifi vererek Mustafa Kemal’i Meclis dışına çıkarmayı amaçlayan tuzaklar kuranların hevesleri kursaklarında kalmıştır.
Cumhuriyet ve bir bütün olarak Türk Devrimi sınıf savaşımıdır! Çünkü:

  • Sultana ve yayılmacılara karşı iki ana cephede başarılan Kurtuluş Savaşı sonucunda kurulan Cumhuriyetle, ulusun öz yönetimini ve geleceğini ellerine almasıyla, geneli oluşturan, ezilen emekçi sınıflar kıyas kabul etmeyecek ölçüde özgürleşmiştir.
  • Cumhuriyet dil, abece, kültür, eğitim devrimiyle okuryazar oranını hızla artırmış, ussal bilgiye ulaşmasını, bilinçlenmesini sağlamış; bu gelişme ise sömürücü sınıfların egemenliğini sarsmıştır.
  • Hemen hiçbir gereksinim maddesinin bulunamadığı koşulları değiştirmek üzere, büyük sanayi kuruluşlarının, fabrikaların, destekleyen bankaların kurulmasıyla, çok zayıf durumdaki işçi sınıfı ve toplumsal-sınıfsal haklar gelişmeye başlamıştır. (Örneğin Zonguldak Ereğli Taşkömürü İşletmesiyle ilgili, 1921 yılında çıkarılan 151 sayılı “Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun” dönemine göre ileri koşullar sağlamıştır.)
  • Kırsal yoksulluk gerçeği karşısında Osmanlının aşar vergisinin kaldırılmasının hemen ardından köylüden destekleme alımı yapan denge kuruluşları, kooperatifler, birlikler kurularak (ki bunlar her ürün öbeğine özgü ayrı uzmanlık alanlarındadır), kırsal nüfusun durumu iyileştirilmeye başlanmıştır. Ayrıca TC Ziraat Bankası’nın güçlendirilmesiyle köylü, tefeci zulmünden kurtarılmıştır.

Devrimin başarılmasına karşın tamamlanamamasının nedeni, 1939 sonrasında, aralıksız süren devrim karşıtı eylemlerdir. Her kesimden yönelen saldırılardır.

Gericiliğin cumhuriyete saldırısı anlaşılır ama benimsenemez bir durumdur. Ne ki Marksçı-sol-liberal görünümlü bazı kesimlerin Türkiye Cumhuriyeti’ni, sınıfsal kazanım özü bulunmadığı yönünde karalamaları anlaşılamaz, benimsenemez bir durumdur. Derslerini iyi çalışmaları gerekiyor.

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR