darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Senin bile inanamayacağın operasyonlar duyarsan şaşırma'

'CHP, 2 büyükşehiri kaybedecek'

Yandaş Mehmet Barlas'tan Erdoğan'a sert sözler

'AKP yüzde 30'ları görebilir'

Erdoğan'ın konuştu, bedelli askerlik buharlaştı

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

Mustafa İlker Gürkan yazdı...

 

  1. CHP ‘NDE NE OLUYOR? NASIL OLMALIDIR?
    1- Uzun süredir iktidar olamadığı gibi seçimde kazanamayan CHP ‘nde kaçınılmaz olarak bu durum Parti Kamuoyunda bir gerilim yaşatmıştır. Bu gün yaşananlar bu gerilimin doğurduğu sıkıntılardır
    2- Geçtiğimiz seçim kampanyasında Sayın M. İnce; kamuoyuna yansımasına göre oldukça başarılı bir kampanya yürütmüştür. Ancak; Cumhurbaşkanlığı kampanyası seçim kampanyası gibi kazanılamamış ve diğer bir açıdan ortadaki oy oranlarına göre başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
    3- Bu olgulardan çıkarılan bir sonuç olarak; CHP nin ( ve dolayısıyla Lideri Sayın Kılıçdaroğlunun) başarısız, Sayın İnce’nin ise başarılı bir kampanya yürüttüğü kıyaslaması/İddiası nesnel gerçeği yansıtmamaktadır.
    4- Seçim kampanyasının önemli bir özelliği; CHP’nin önder kadrolarının, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin etkisiyle olacak- Sayın İnce’nin kampanyasına da Genel olarak seçim kampanyasında yeterli ve yetkin bir destek ve katkı vermedikleridir.

  2. GENEL BAŞKANLIĞIN “YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ”, ÖZNEL BİR İSTEM DEĞİL SICAK POLİTİK GELİŞMELERİN BİR SONUCUDUR.
    5- Bütün bu gelişmelerden sonra; “Sorumlu” aranmış ve Parti Kamuoyunun önemli bir bölümünde ve büyük ölçüde duygusal etmenlerle “Genel Başkanlık” kurumu tartışmaya açılmış… Seçim atmosferine uygun genel başkan tipi olarak Sayın İnce’nin , Sayın Kılıçdaroğlundan daha yetkin ve yeteri olduğu fikri yaygınlaşmıştır. En azından gizli yada sesli bir kampanya bu fikri kamuoyunda etkili biçimde işlemiştir.
    6- Vardığımız nokta itibarıyla CHP’nde bir genel başkanlık tartışması eylemli olarak gerçeklik kazanmıştır.
    7- CHP geleneklerinde; Partinin işleyişini, yürüyüşünü, bütünlüğünü böylesine etkileyebilen ‘Genel Başkanlık Sorunu’ doğunca sorunu Kurultay çözümler. Kurultay bu amaçla toplanmalı ve sorunu: Özgürce… Memleket ve Parti gerçeklerine uygun biçimde, Soğukkanlı ve ortak duygusal aklını (*) kullanarak çözümlemelidir.
    8- Kim? Kimlerle Beraber Partiyi yönetmelidir? Nasıl Yönetmelidir? Partiye önerilen siyasal esaslar neler olmalıdır? Ne olursa olsun “Birlik” neden önemlidir? “Kararlılık ve Sabır” bir parti örgütü ve bir siyasal hareket için neden değer taşir? Lider’e/Önder’e bağlılık, Parti güçlerinin etkinliğinde hangi rolü oynar? Bu gün varılan yerde ve yaşanan sonuçlarda; Tarihsel-Toplumsal-Ekonomik koşulların etkisi nedir? Ve daha bir çok soru üzerinde (Örneğin Seçim gecesi yaşanılan “sessizlik” neden kabul edilemez? )


(*) Duygusal Akıl; kişilerin ve/veya kurumların; duyguların yönettiği akılla değil aklın yönettiği duygularla yönetilmesi demektir.

  1. LİDERLERİN NİTELİKLERİNİN YETERLİ OLUP OLMADIĞINIDA, BİR KİMSENİN LİDER OLUP OLMAYACAĞINI DA; OLAYLAR ORTAYA ÇIKARIR...

SOMUT ŞARTLARIN SOMUT TAHLİLİNİ YAPINIZ…

9- Meseleyi “lider sorununa” bağlamak doğru değildir. Gerçek ve/veya büyük Liderler siparişle yada seçimle ortaya çıkmazlar. Onlar önemli ve değerli süreçlerin, kitleleri kucaklayan iddiaların ve eylemlerin sonuçları ortaya çıkarlar.

Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın İnce böyle bir süreç sonucu ortaya çıkmış ya da parlamış kimseler değillerdir.

10- Böylesi durumlarda Lider Kadrolar Liderlerden çok daha fazla önem kazanırlar. Dolayısıyla ilke kollektif yönetim olmalıdır. Duruma böyle bakınca: Her iki adayımız içinde sormak gerekiyor.

{{Bu kadronun çimentosu, “ideolojik birlik” ile karılmıştır. Etrafındaki ikinci çember doğru bir eylem çizgisinde buluşmuş değil, doğru bir eylem çizgisini deneyim, ortak akıl ve ortak çabayla oluşturup benimsemiş… Partinin ve Güncel politikanın ihtiyaçlarına göre örgütlenmiş ve bir salkım gibi ülkeyi kucaklamış kadrolardan mı oluşuyor?

Eğer oluşmuyorsa; Örgüt ve Örgütçülük (Teşkilat ve Teşkilatçılık) konusundaki görüşleri nelerdir?}}

Sayın İnce’nin kadrosu kimlerden oluşuyor? İdeolojik ve Politik açıdan nasıl bir profil çiziyor?

Sayın Kılıçdaroğlunun hazırlanmış bir özeleştirisi var mı? Bu özeleştiride yetersizliklerin, Partinin köklerinden kopuş anlamına gelen tuhaf yenilikçiliğin; idelojik-politik ve eylemsel açıdan sistemli örgütsel açıdan irdelenmesi ve CHP’nin kuruluş ayarlarına dönebilmesi için yol ve yöntemler neler?

Sayın Kılıçdaroğlunun kadrosu bellidir ve bu kadronun ideolojik-politik ve örgütsel yetersizliği açıktır.

11- Sayın Kılıçdaroğlunun ve Sayın İncenin yeni dönem kadroları kimlerden oluşacak ki CHP li kadrolar ve Kitle, beklentilerinin ve umutlarının karşılık bulacağına inanacak?

Kişisel Görüşüm: Bütün esaslı eleştirilerime rağmen; CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu değiştirilmemelidir. Bunun başlıca nedeni Sayın İnce’nin bu makamı doldurmak konusunda gerek bireysel gerekse kadrosal olarak hazır olmadığı kanaatinde olmamdır. Ayrıca Kılıçdaroğlunun ekibinde köklü bir değişiklik yapması; Kuruluş ayarlarına uygun kadroları yeni görevlere getirmesi şarttır. Bunu yapmıyor yada yapamıyorsa kendisinin de Genel Başkanlıktan alınması gerekmektedir.

12- Önümüzdeki dönemde pratik politik program’ımız nedir? Önceliklerimiz Nelerden oluşur? 10-12 maddelik ve bir A+ sayfasını aşmayacak program sunulabiliyor mu?

Örneğin; Programın genel çerçevesi “Bağımsızlık ve Demokrasidir” Laiklik çerçevede güncel aktüel bir değer taşıyan başlıktır. Ancak : “Bağımsızlık-Demokrasi ve Laiklik” derken Bu amaçların hedefinde ABD emperyalizminin bulunduğu. Ortadoğudan Petrol akışının temini ve İsrailin güvenliği bakımından ülkemizin bir denge ve hatta güvenlik unsuru gibi görüldüğü… Bağımlılık ilişkilerinin Laiklik-dincilik tartışmalarında ve ekonomik darboğazlarda boğuntuya getirilip Türkiyenin elinin kolunun bağlandığı. Bağımsızlık davasının bir kez daha Uluslararası Dinci-İslamcı Gericilikle mücadele ile bütünlük oluşturduğu v.b gerçekleri karşısında somut, hemen uygulanabilir nitelikte program nedir.

Örneğin; Türkiyemizin bir başka büyük sorunu “Kürt Sorunudur”… PKK nın Ortadoğuda Türkiye-İran Irak-suriye gibi ülkeleri terbiye etmek için ABD emperyalizminin bir aracı haline geldiği artık her türlü izahtan varestedir. Somut durumda PKK önder kadroları Kandil de ‘American Air Force’ himayesinde görevlerini yapmakta ve güvenlik içinde yaşamakta iken Selahattin DEMİRTAŞ hapistedir. Bu tablo; Kürt Halkı üzerinde kimin? Hangi Kürt önderliğinin etkili kılınmak istendiğini, Türkiyenin de hangi Kürt Önderliği ile dürüst ve samimi diyalog kurabileceğini açık seçik göstermektedir.

Genel Başkan adaylarımızın Kürt Sorunu hakkında İki paragraf boyutlarında sunulabilecek uygulama programı nedir?

  1. ANTİ-EMPERYALİZMİ VE DEMOKRASİYİ TEMEL EKSENİ ALAN C.H.P. DİN OLGUSU İLE “BARIŞMALIDIR”

13- CHP nin kuruluş döneminde Çağdaşlaşma ile Dinsellik arasında ki büyük çekişme; Ülkenin içinde bulunduğu Milli Kurtuluş Savaşı ve bir parçası olan İç İsyanların bastırılması koşulları + Gazinin dehası + bazı önde gelen din adamlarının son derece önemli ve olumlu etkisiyle; Barış sürecine girmiş Hedef Ülkenin kurtuluşundan Ülkenin imarına doğru hızla dönüşmüştür.

Tarihin bu krıtik ve duyarlı döneminde ileride CHP’yi oluşturacak ulusal örgütlenmeye yönveren ilkeleri Gazi M. Kemal Paşa tanımlamıştır: Atatürk, 1 Aralık 1921’de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu hakkında uzun bir konuşma yapmış… şöyle demiştir (*). "Halkçılık, nizam-ı içtimaîsini sâyine, hukukuna istinad ettirmek isteyen bir meslek-i içtimaîdir. Efendiler! Biz bu hakkımızı mahfuz bulundurmak, istiklâlimizi emin bulundurmak için heyet-i umumiyemiz ve heyet-i milliyemizce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyet-i milliyece mücahedeyi caiz gören bir mesleği takip eden insanlarız. Binaenaleyh bu ve bu gibi teşvikatla ve izahatla hükümetimizin istinad ettiği esasın, ilmi içtimaîye müstenid bir esas olduğunu bâriz bir surette görürüz!” (Metni orijinal hali ile aynen aktardık)

Görülüyor ki Halkçılık, Toplumsal Düzenini emeğine ve hukukuna dayandırmak isteyen bir Toplumsal akımdır. Sonrasında tanım açıkça ifade edilmiştir. Emperyalizm bizi mahvetmek isatemekte ve Kapitalizm bizi yutmak istemektedir. Nedir yutmak? Bizi sisteme entegre etmektir. Çeşitli “toplulukların” “Siyasi-Ekonomik-Askeri anlaşmaların, örgütlerin paktların içine çekmektir.”

Çağın bu kadar değiştiği ve toplumsal açıdan kitlelerin emeği açısından geliştiği 2018 koşullarında CHP 1921’in gerisinde bir düşünsel çerçeveye sıkıştırılamaz. Bağımsızlık Davası Cumhuriyetin başından beri hiç bu kadar yakıcı biçimde hissedilmemişti. Bu davada temel dayanağın “hakkı emeğe dayandırmak olduğu” hiç böylesine yakından hissedilmemişti.

Özellikle NATO ve benzeri öçrgütler çerçevesinde CHP açık ve net karşı tavır almalıdır. Bu gün Türkiyenin Bağımsızlığına karşı başlıca tehdit yeni fonksiyonları ve görev tespitleri ile NATO dur. NATO içindeki yerimizin, işlevlerimizin ve NATO ile ilişkilerimizin yeniden “İstiklal-i Tam “ ilkelerine uygun olarak belirlenmesi yaşamsal değerdedir.

(*) Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C. 3, AAM Yayını, 1989, s. 211-222.

  1. DİLİNİZ (JARGONUNUZ) KİMLİĞİNİZDİR.. FARK EDİLMENİZİ, AYIRD EDİLMENİZİ SAĞLAR

14- Bir siyasal hareketin 'jargon'u anlamında' Dil'i; değerli ve önemlidir. Büyük kitleler; başlangıçta sizi diğer siyasal akımlardan bu "dilinizle" ayırırlar.

CHP si temel ilkelerini oluşturan 6 Ok’a uygun bir jargon geliştirmediği gibi günün gereklerine uygun bir yeni jargon da oluşturamamıştır.

“CHP Emek Ağırlıklı Kitle Partisidir”, “Emek En Yüce Değerdir.” Sloganları Parti kongrelerimizin salonlarının başlıca pankartları olurken, salonda Tony Blair’in ve Kemal Dervişin görüşleri tartşılmıştır. CHP o pankartları yazan ve asan asılmasına karar verenlerin zihnindeki ve yüreğindeki Parti olmak noktasına geri dönmelidir.

İşçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki bütün yasal, fiili ve diğer moral engeller kaldırılmalıdır. Sınıfın Sendikal örgütlenmesinin temelinde üretim disiplini vardı ve insanlık bu disiplinle devasa adımlar attı. Şimdi üretim disiplini değil bir fiyat ve kar esası üzerinden üretim anarşisi var. İşçi sınıfının birliğine ve örgütlenmesine bunun yansıması “Özel İstihdam Büroları”ile oldu. Özel İstihdam Büroları yasal zeminden derhal çıkarılmalıdır.

Üretim Anarşisi “planlamanın olmayışı” ve Türkiye ekonomisinin Dünya Piyasa ekonomisine eklemlenmiş olmasından ötürüdür. Bu açık bir gerçektir ki ekonomimiz ne varacağı yeri bilmektedir ne de güvenilir bir yol haritası vardır.

Günümüzde Ekonomi yalnızca İş Adamları ve/veya onların örgütlerinin insiyatifine terk edilemez. Siyasal İktidar bu sınıfların “muhafızı” gibi algılanamaz ve düzenlemeler yapılamaz. Kalkınma yeniden gündeme gelmelidir. Ve biliyoruzki “Kalkınma”nın başlıca itici gücü halk kitleleridir.

CHP nin halk kitleleri üzerinde etkili olabilmesi için küresel kapitalizmin kitleleri süreklidiği yerde kitlelerin sorunlarına çare olacak eylemini ve programını emeğin kitle partisine özgün bir dille anlatması gerekir…

Örneğin: “İşçilerimiz” yerine “Emekçi sınıflarımız”, “Köylüler yerine “köy emekçileri” yada “İşçi sınıfımızın maden işçisi unsurları”…. “İş adamlarımız” ya da daha damıtılmış bir terim olarak “İşveren kesimi ” yerine “İşveren sınıfı”…. Kısaca söylemde; iş uyuşmazlıklarında taraf olan İşçi/emekçi ve Toprak sahipleri ve İşveren kesimleri daima “sınıf” nitelemesi ile birlikte anılmalıdır.

Devam ediyoruz: Yukarıda sözünü ettiğimiz iki slogan: “CHP Emek Ağırlıklı Kitle Partisidir”, “Emek En Yüce Değerdir.” Parti tarafından öncelikler, temel tercihler anlamında açıklanmalı ve birer slogan olarak, basın açıklamaları ve beyanatlarda çok sık kullanılmaldır. Öyle ki Kamuoyu bu sloganları “CHP’nin sloganları olarak bilmelidir”

Yine: Ekonomik alanda “Planlı Kalkınma”, “Kamu yatırımcılığı” v.b sloganlar ağırlıkla kullanılmalıdır.

En önemlisi olduğu için en sona bıraktım: Bağımsızlık Söylemi kesinlikle bir Anti-Amerikan eksene oturmalı ve yüksek sesle dillendirilmelidir. Siyasal İktidarın ABD’ye kafa tutuyormuş gibi görünürken el altından yaptıkları kamu oyuna geniş kampanyalarla anlatılmalı gösterilmelidir. Gurup toplantılarında çok şey söylemek, “şu da gündemde ama” diyerek eklemeler yapmadan bir yada iki konuda yoğunlaşılmalı ve partinin bütün örgütleri ertesi günü aynı konuda mahalli açıklamalar yapmalıdır.

CHP’nin reel Demokrasi programı son derece soyuttur.. Hatırlayınız; Demokrasi mücadelesinde bir dönem temel slogan “141-142’ye Hayır” idi… Şimdi kitleler üzerinde baskı aracı gibi kullanılan yasal düzenlemeler saptanıp somut olarak bunların kaldırılması ve tarihin çöplüğüne atılması, bir dahada diriltilmesi için yeniden getirilmemesi gereği çarpıcı sloganlarla kitlelere ulaştırılmalıdır.

Bir tuzak – Bizantinizm (*): Sakınılması gereken bir tuzak İktidar bir yasal düzenleme yaparken, gündemine muhalefetin duyarlı olduğu bir konuyu getiriyor ve asıl istediğini o gürültüde geçiriyor. Ne önereceğimizi, neye karşı çıkacağımızı biz saptamalıyız. Yoksa her an bir “Bizantinizm” tuzağına düşmemiz mümkündür.

(*) Bizantinizm: İstanbulun fethi sürecinde ; Fatih toplar döktürüyor. Surların karşısında konuşlanıyor, İstanbul kuşatma altına giriyor… Bizans Devletinde ve Halkında en büyük tartışma: Bu haftaki “araba yarışlarını” hangi kesimin atları kazanacak? “Yeşiller mi?” , “Maviler mi?”... Siyaset terminolojisinde; ülke yada bölge v.b. ciddi bir tehdit altındayken ikincil konuları gündem yapmaya o zamanlardan sonra “Bizantinizm” denmiş. Daha sonra da Emperyalizm ve İşbirlikçileri; yerli halkları uyutmak-avutmak için bu taktiğe çok sık başvurur olmuşlar.

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | Gelene değil, gidene bakmak

ABC Kritik

ABC Kritik | Fikret Başkaya | Neoliberal köktencilik

ABC Kritik

ABC Kritik | Nejla Kurul | ‘Aynı Gemi'de Oblomovka'nın Mezar Taşını Dikmek!

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Vasatlığın ve cehaletin gemisinde değilim

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!

ABC Kritik

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

ABC Kritik

Hürriyet Yaşar | CHP'de önderlik sorunu olmak ve yapmak ayrımı -1