Çok Okunanlar

Habertürk TV eski Genel Müdürü gözaltına alındı: Hakkımı helal etmiyorum

Bir zamanlar FETÖ güzellemesi yapıyordu... 'Gezicilerin başları kesilmelidir'

Ekrem İmamoğlu, İstanbul Valisi Yerlikaya'yı ziyaret etti: Yorum yağdı...

Baba Vanga'nın kehanetleri iki lideri korkutacak!

2019'da Türkiye'yi bekleyen neler?...Daha kötüsü kapımızda

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Bir PKK-FETÖ-AKP işbirliği: Andımızın kaldırılması

Çağlar Ezikoğlu yazdı...

Danıştay’ın 2013 yılında Andımızın kaldırılmasına yönelik yapılan yönetmelik değişikliğinin iptaline ilişkin vermiş olduğu karar kamuoyunun gözlerini bu konudaki tartışmalara çevirmesine yol açtı son günlerde. Bir tarafta AKP’nin PKK-FETÖ ve liberallerle ortaklığının son sürat devam ettiği o yıllarda Andımızı kaldırma girişimlerini büyük bir sevinçle yürütmesi söz konusu iken, öte tarafta Cumhuriyetçi değerlere bağlı bu ülkenin ilerici kesimlerinin bahse konu girişimi protestoları söz konusuydu. Bugün Andımızın yeniden okutulması sürecine girilmesi ile bahse konu aktörlerin aynı 2013’deki benzer ayrışmanın içerisine girdiğini görmemek mümkün değil. FETÖ’nün siyasi kanadı olan AKP içerisindeki birtakım zevat bahse konu karar alındığı andan itibaren Danıştay’ı ve bu ülkenin kurucusu Atatürk’ün ilke ve inkilaplarını benimsemiş ilerici yurttaşlarını hedef göstermeye devam ediyor.

Aslında bu tartışma Ekim 2013’de AKP iktidarı ve PKK terör örgütü arasında yürütülen çözüm süreci için çıkarılmış olan Demokratikleşme Paketi’nde yer alan ‘andımızın kaldırılması’ vaadi ile ortaya çıkmış gözükse de, bahse konu tartışmanın çok daha eskilere dayanması ve PKK dışında laik Cumhuriyet’i yıkmayı en büyük şiarı haline getirmiş olan Fethullahçı çetenin en büyük hedeflerinden birisi olarak andımızı kaldırmak istemesi yadsınamaz bir gerçekliktir.

AKP iktidarının ilk dönemi olan 2002 ile 2007 arasında bu konu özellikle AB ve diğer Batılı aktörlere ‘şirin’ gözükme ve askerle fazla çatışma içine girmeme politikası hasebiyle gündeme gelmemişti. Ne var ki, 2007’den sonra AKP içerisindeki FETÖ’cülerin özellikle eğitim alanında tam hakimiyeti kurmalarıyla, bu tartışma hızlı bir şekilde kamuoyuna yansıtılacaktı. 

Tarihler 20 Mart 2008’i gösteriyor. Çanakkale'de Süleyman Demirel konferans salonunda düzenlenen "Küreselleşme Sürecinde Türkiye" konulu konferansta konuşan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "Türkiye'de ulusalcılar konuşuyor. Efendim 'Ruhban okulu açılırsa Türkiye elden gider' diyorlar. 100 tane papaz yetişecekmiş. Empati yapmak zorundayız. Yani insanın kendisini başkasının yerine koyması lazım. İlköğretim yönetmeliğini hazırlıyor arkadaşlarımız. Bana bir sürü müracaat gelmiş. Türkiye'de diplomatik misyonla ekonomik faaliyetler için Türkiye'de bulunan bazı aileler çocuklarını Türk okullarına gönderiyor. Bana yazdıkları dilekçelerde ne diyorlar biliyor musunuz? 'Biz Türk değiliz. Her sabah çocuklarımızı sıraya geçirip 'Türküm, doğruyum, çalışkanım' dedirtiyorsunuz. Buna mecbur muyuz?' Şimdi yabancılara bunu söyletmek doğru mu? Dedim ki arkadaşlara yabancılara and içme mecburiyetini kaldırın. Sadece yabancılarınkini kaldırdık. Kayseri'de bana sordular ve kıyamet koptu. 'Bakan nasıl bunu kaldırır' dediler. Düşünün bir Alman çocuğunu sabah sıraya geçiriyorsun. Ardından başlıyor Türküm demeye. Bu birinci cümle yalan mı? Evet yalan. Çocuk arkadan da diyor ki 'Doğruyum'. Birincisi yalan olduğu için ikincisi zaten külliyen yalan oluyor. Peki biz elin çocuğuna her sabah yalan söyletmek zorunda mıyız?" şeklinde konuştu.1 

Peki kim bu Hüseyin Çelik? Adı FETÖ iddianamelerinde FETÖ’nün Eğitim İmamı olarak geçen bir isim. Kendisinin Bakanlığı döneminde Milli Eğitim kadrolarının Fethullahçı çetenin militanlarıyla doldurulduğu öte yandan FETÖ’nün en önemli organizasyonlarından birisi olan dershanelere de imtiyazlar tanındığı bilinen bir durum. FETÖ ile yapılan mücadeleyi her fırsatta ‘paranoya’ olarak gören Çelik, aynı zamanda Londra’daki firari FETÖ’cü işadamı Akın İpek’le yakın ilişkileri söz konusu. İpek’in Koza şirketi’ne atanan kayyum atamasını ‘gasp’ olarak ifade eden Çelik, aynı zamanda firari FETÖ’cü İpek’in en güvendiği isimlerden. Örneğin İpek’in iddianameler konu olan Bylock yazışmalarından birisine konu olan Koza’ya kayyum ataması hakkında, Çelik’e olan güven şöyle anlatılıyor;

…Murat Aksu güvenilir biri mi? Kayyum olarak tek başına kendini atatmaya gücü yeter mi? Yeterse yankesici olması hiç fark etmez. Bedeli neyse veririz. Ya da hükümetle arası çok iyi olan bizim dediğimizi yapacak, kendini kayyum olarak atatacak kim olabilir? Bu kişiye çok para da verebiliriz. Hüseyin Çelik yapabilir mi? Sizce gücü yeter mi? O olsa daha iyi olur. İhtiyacı da vardır. Kendi menfaati gibi empoze eder, kendi menfaatinin yanında şirket menfaatlerini de korur.”2 

İşte bu Hüseyin Çelik Bakanlığı döneminde andımızın kaldırılması için en çok çabayı veren isimlerin başında gelmişti. Tabi Fethullahçı çete bununla yetinmemiş düzenlediği toplantılarda veya gazetelerinde yazdırılan yazılarla andımızın kaldırılması için ciddi bir uğraş vermişti. 2010 yılında FETÖ’nün yine büyük organizasyonlarından birisi olan Abant Platformu’nda andımızın kaldırılması baş konulardan birisi haline gelmiş ve toplantıya katılan isimlerden birisi olan Niyazi Öktem’in şu sözleri toplantıya damgasını vurmuştu: Bana göre, okullarımızda “Türküm doğruyum” şeklinde başlayan milli andımız ve 10. Yıl Marşı içerik itibariyle müthiş bir faşizm içerir. 

Fethullahçı örgütün yayın organlarının başında gelen Zaman Gazetesi de bahse konu propagandanın baş yürütücülerinden birisi olmuştur. Gazetenin önemli yazarlarından olan ve şu anda FETÖ örgütüne üyelik suçlamasıyla tutuklu bulunan Fethullahçı köşe yazarı Mümtaz’er Türköne birçok yazısında Andımıza ve Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına ve değerlerine defalarca hakaretamiz sözlerle seslenmişti. Ocak 2012’de yazdığı benzer bir köşe yazısında Türköne bakın ne demiş;

“Hissettiğimiz ortak duyguyu ve tecrübeleri hatırlayalım. Bizim kuşak hayatının beş yılını, 28 Şubat'tan sonraki nesil sekiz yılını her sabah andımızı tekrarlayarak geçirdi. Peki kaçımız andımızın sözlerini eksiksiz hatırlıyor? Küçük çocukların her sabah soğukta, okul bahçesinde andımızı okumak için toplanması, geç kalanların azarlanıp hizaya çekilmesi ve toplu olarak sınıflara dağılmaları şeklinde tekrarlanan ritüel, andımızın içeriğinden daha önemli değil mi? Çocuklara bunu neden yaptırıyoruz? Bir sebep düşünün. Andımız kimsenin etnik aidiyetini değiştiremedi. Ama bu anlamsız sözleri her sabah toplu halde tekrarlayarak 'yükselmek ve ileri gitmek'ten vazgeçmiş olmadık mı? Türk milliyetçileri için tekrarlayalım: Andımızdaki 'Türk' bir milletin adı değil, yönetme ayrıcalığını sürdürmek isteyen zorbaların kendilerine meşruiyet kazandırmak için kullanılan bir bahaneden ibaret. Çünkü andımız Türk'ü yüceltmiyor; andımızdaki Türk, hiyerarşi ve disiplinle var olan diktacılığı kutsuyor.”3

Bir başka tescilli müptezel Fethullahçı olan Mustafa Armağan ise, Zaman Gazetesi’ndeki köşesinde andımız ve o öğrenci andının yazarı olan Reşit Galip hakkında hakaret üstüne hakaret savuruyor ve Ekim 2013’de şunları yazıyor;

Demokratikleşme Paketi, 80 yıldır çocuklarımıza okul kapılarında içirildiğimiz And’ı tarihe gömmüş oldu. Bir askerî darbeyle geri getirmeye kalkmazlarsa şimdilik ona veda ettiğimizi düşünebiliriz. Peki Andımız’ı başımıza saran mucidi hiç merak ettiniz mi? Adı, Dr. Reşit Galip… aynı zamanda kafatası ölçen bir doktordur! diyerek Reşit Galip üzerinden hakaretlerine devam ediyor.4 

FETÖ’cülerin bu istekleri, PKK ile çözüm sürecinde PKK başta olmak üzere masadaki kesimlerin diretmeleri, liberal tayfanın başını çektiği akil adamların öneri üzerine önerileri neticesinde andımız Ekim 2013’de AKP iktidarı tarafından kaldırılmıştı. Bugün ise Danıştay verdiği kararla bahse konu yönetmelik değişikliğini iptal etti. İptal kararı çıkar çıkmaz ise her fırsatta FETÖ’yü övme yarışına girmiş olan eski Bakanlar veya vekiller bu kararı veren Danıştay’ı hedefe sokma yarışına girdi. En son da AKP iktidarının Müstafi Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu isimli zat; “Andımız uygulaması, 1930’lu yılların otoriter zihniyetinin bir ürünüdür. 2013 yılında pedagojiye aykırı bulunularak kaldırılmıştır” dedi. Kendisinin ‘oğlum’ dediği en yakın danışmanı veya Başbakanlığı döneminde müşaviri olan isim FETÖ’den yargılanıyorken, bahse konu Müstafi Başbakan’ın çıkışı bile Andımızın kaldırılmasının iptalinden kimlerin rahatsız olduğunu görmemize yeter de artar herhalde…

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Cevap ver Fethullahçı Erkan Tan!

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | Kadrolu işçiler, asgari ücret artışından muaf tutulacak

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Yurdumuzda  inançlar nasıl bir rol oynuyor?

ABC Kritik

ABC Kritik | Fikret Başkaya | Yurttaşı nasıl bilirsiniz?

ABC Kritik

Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Yurdumdan İnanç Manzaraları: Kimler Ne demişti?

ABC Kritik

ABC Kritik | Coşkun Özdemir | Milli Egemenlik ve Milli İrade

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Futbol dünyamız

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Öğretmenler Günü kutlu ve umutlu olsun

ABC Kritik

'Yaptırım' mı?,  'Kitle İmha S­ilahı' mı? 

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Bir PKK-FETÖ-AKP işbirliği: Andımızın kaldırılması

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Bilim, Bilim, Yine Bilim ve Aydınlanma!

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Çatladıkapı ülkesinin çadır mahkemeleri