darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

AKP'nin İzmir adayı belli oldu

Prof. Dr. Emre Kongar: Emekliliğimizin güvencesi SGK'yı satıyorlar!

AKP'de Erdoğan'a yalvaran isimleri açıkladı!

İbrahim Kalın'dan Devlet Bahçeli'ye 'hediye' uçak yanıtı

Video | Atatürk düşmanı püsküllü, Hz. Hüseyin'in katilini böyle savundu: 'Yezid'e sövmeyin'

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | CEHALET

Prof. Dr. Coşkun Özdemir yazdı...

Cahil ve cehalet sözcükleri Osmanlı döneminden kalan en büyük mirasımızdır. 1950’den önce cehalet sözcüğü genelde okuma yazma bilmeyenler için kullanılırdı. Şimdi toplumun sadece okuma-yazma değil, bilmesi gereken hiçbir şeyi öğrenmemiş olduğunu gördük. Yüzde doksanı köylü olan halk hiçbir şeyi bilmiyor,yaşadığı dünyayı da tanımıyor.Cumhuriyet 17 yılda bütün Osmanlı tarihinde olduğundan çok çeşitli okul, sanat kurumu açmış ve üniversiteleri yeniden kurmuş. Avrupa’ya öğrenciler göndermiş, köy enstitülerini açmıştır.”

Bunlar gerçek bir bilge kişi Doğan Kuban’dan alıntıdır. Genel olarak bu sözcüğü hele halkımız için kullanmakta çekingenlik var. Doğan hoca cehalet sözcüğünü cesaretle ve elbette yetki ile kullanıyor. Genellikle bu gerçeği gizliyoruz. Özdemir İnce’nin iki kitabı var; “Cehaletin rönesansı” ve “Egemenlik Cehaletindir” Cehaleti işleyen çok aydınlatıcı eserlerdir. O da cesur bir düşünür. TV’lerde halkın bir araya gelip aralarında tartışıp siyasilere çok rasyonel mesajlar verdiğini dinliyorsunuz. Bunlar yapay yakıştırmalardır, adeta bir hikaye gibi gerçekle ilgisi olmayan. Çok yineledim. AKP iktidarının ve yandaşlarının karalayıp kötülediği cumhuriyetin Atatürk’lü 15 yılı bir mucize gibidir. Bunu yadsımak onu bir enkaz gibi tanımlamak bir gaflettir. Bugün neredeyse islam dünyasındaki ilk laik cumhuriyetten arta kalanlarla yaşıyor ve bu sayede umudumuzu koruyoruz. Birer aydınlanma odağı köy enstitüleri ve halkevleri haince yok edilmeseydi, çağdaş eğitime darbe vurulmasaydı, Türkiye bugün bambaşka bir yerde olacaktı.

Bakınız DOĞAN KUBAN nasıl devam ediyor. “Cahillik politika olarak istismar edilen bir kültürel yoksulluktur. Az gelişmiş bir toplumun politik ortamında kişileri uygarca davranmaya ulaştıracak bir bilinç partilerde de yok. Üniversitelerimizin en iyileri bile yurt dışındaki itibarlarını yitirdiler. Bugünkü iktidar çevrelerinde süregelen bir Osmanlı hayranlığı var(c.Ö) “Biz Osmanlı tarihini çağdaş bir tarafsızlıkla fakat Türkçe konuşan dünyanın ilk laik cumhuriyetini kurmuş bir islam toplumu olarak yeniden değerlendirmek zorundayız. Bunu bir iç kavga tohumu olarak kullanan ,bizim gibi ülkeleri sömürme peşinde olan Batılı emperyalistlerdir.”

Ben bugünkü az gelişmişliğimizde ve çekinmeden söyleyelim cehaletimizde, neredeyse bin yıl önceki islam toplumundaki akıl ve dogma zıtlaşmasının büyük etkisi olduğu kanısında olanlardanım. İmam Gazali önemli etkili bir islam bilginiydi ama yazık ki “içtihat kapısı kapanmıştır” diye islam dünyasını özgürlüğe ve felsefeye kapamıştır. Bunu nasıl başardığını halen anlamamışımdır. Çünkü islam dünyasında yüzyıllardır tersine bir potansiyel vardı. Ben ilk Avrupa’ya çıkışımda Belçikalı bir profesörün Avicenna’yı okudunuz mu sorusu ile karşılaşmıştım. Bilmiyordum, İbni-Sina’nın Avrupa’daki adıymış. Onlar İbni Sina’dan başka İbn-i Haldun, İbn-Rüşt, Farabi, Harezmi okurlarmış. Bunlar islam yasağını dinlemeyen filozoflar...

Yunan klasiklerini Arapça’ya tercüme ettirip okuyor, okutuyorlar. Avrupa “Reform” ve “Rönesans” için onlardan yararlanıyor ama Osmanlı onlara uzak kalıyor. Osmanlı, bu felsefecileri eleştiren, onlara karşı çıkan, konuşup, tartışmak, eleştirmek doğruyu aramak yanlıştır, “İÇTİHAT KAPISI KAPANMIŞTIR” diyen İmam Gazali tarafını tutuyor Osmanlı. Onun “TEHAFÜTÜ FELASİFE” isimli ünlü bir kitabı var...

Bu Osmanlı ile birlikte islam dünyasının, özgür düşünceye, felsefeye kapanışıdır. Bu nedenle bakın DOĞAN hoca ne diyor. “Abbasilerin Dar-ül Hikma benzeri bir çeviri etkinliği, dünya bilim tarihinde FARABİ gibi filozoflar, İbni-Sina gibi bir filozof ve tıp uzmanı, HAREZMİ gibi bir matematikçi, Ömer HAYYAM gibi bir şair ve matematikçiyi, Osmanlı toplumu 500 yılda yetiştirememiştir.”

Cumhuriyet, %5 okuma yazma bilen, fabrikasız, okulsuz, sanayisiz perişan bir toplumu miras aldı. Büyük Atatürk ona inananlarla birlikte bu topluma, bu coğrafyaya aklı, bilimi, çağdaşlığı, laikliği ve aydınlanmayı getirdi. Büyük bir devrimdir bu. Bunu küçümsemek gaflettir, hıyanettir. Onu izleyenler bu devrime sadık kalmadılar. Tam tersine eğitimi baltaladılar, köy enstitülerini, halkevlerini yok ettiler. Halkı çağdaş, aydınlanmacı bir eğitimden yoksun bıraktılar. İslamcı bir parti bugün bu yoksunluğun meyvelerini topluyor. Sol adına Atatürk’ü küçümseyenlerimiz oldu. AKP’den demokrasi bekleyen liberallerimiz ile, yetmez ama evetçilerimiz ile sonunda bugünlere ulaştık.

Bir devlet adamı “kadınlar sesli gülmesin” diyor. Bir başkası “hadislerde bütün hastalıkların ip ucu vardır” diyor. Üniversite hocası “müziğin her türlüsü günahtır” diye buyuruyor. Diyanet başkanı nişanlılar el ele tutuşamaz diyor. El zinası göz zinası üniversitede hakimler arasında üst makamlarda yaygın. Nerede hangi zeminde yetişiyor bu milyonlarca “FETÖCÜ”?

Nedir bu Adnan Oktar olayı. Her gün kadın cinayetleri haberleri alıyoruz. En çok sigarayı biz içiyoruz.En çok işçi ölümleri bizde. En çok yalan haber uydurma haber bizim medyada. Dövmesi var diye bıçaklanan çocuk. Sayısız çocuk cinsel taciz, çocuk kaçırma. Yanmaz kefen bizde satılıyor, çok rağbet var.

Türkan Saylan’a “zıbarıp gitti, onu cehennemde zabaniler karşılayacak, Atatürkçüleri yanına çağırsın” diyen bizim kadınımız, “Sömürgede dinimizi daha iyi yaşardık” diyen genç kızlarımız, “Yunan kazansaydı saltanat, hilafet devam ederdi” bu da saray sofrasında oturan dinci tarihçimizden, “Erkekler sakal bırakmazsa şehvet uyandırır, oğlancılık teşvik edilir” bir din adamının söylemi. Utanç verici şeyler unutulmaz...

6-7 Eylül vahşeti, 3 temmuz 1993 Madımak faciası cehaletin eserleri değil mi?

Sağdan sola yazmayı bilmeyen kendini Müslüman saymasın. Böylece birisinin kemikleri sızlayacak ve cehennemde bir ait kademeye inecektir. Bir milli irade temsilcisi dindar bu da. En çok en çeşitli tarikatlar bizde. Birbirine en az güvenen bizim halkımız.

Bütün bunlar bu insan manzaraları cehaletten kaynaklanıyor. Emperyalizm bundan yararlanıyor...

Rasyonel düşünceden bilinçten aydınlanmadan yoksun insanlar tarafından yaratılıyor bunlar. Tepeden tırnağa bu toplumda yaygın bir patoloji görmemek mümkün değil. Binlerce insan hapiste. Bir gün için yüzlerce tutuklama, yüzlerce göz altı. Binlerce işten atılma üniversitelerde adeta bir kıyım.

Sormaz mısınız? Nasıl bir memleket bu? Her şey normal diyebilir misiniz? Ülkenin yöneticileri her şeyin başkanı reisi böyle bir memleket nasıl idare edilir demez mi? Hapislerle idamlarla olur mu? Bu yaygın patoloji masa üstüne konmaz mı? Bu zeminin bu toprağın ciddi bir hastalık içinde olduğu çok açık değil mi? Bu kabul edilip çare aranmalı değil mi? Hapishaneleri doldurmak Enis Berberoğlu’nu, Osman Kavala’yı, Eren Erdem’i, binlerce üniversite gencini Selahattin Demirtaş’ı hapiste tutmak ve benzerleri adalet midir? Kaosa destek midir? Hiç beraber olmadığımız Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan darbeye mi destek verdiler? Cumhuriyet yazarlarını 6-7 yıl hapse mahkum etmek neyin nesi? Bunların gerekçesi hangi vicdan sahibini ikna edebilir. Derinlemesine bir sosyolojik-psikolojik çok yönlü analizlere ihtiyacı var bu toplumun. Bu yazıyı yazarken bir katliam haberi alıyorum. Bir ailede 5 ölü ve 4 yaralı tam bir katliam. Ne kadar kolay öldürüyor hem de 28 defa 32 defa bıçaklıyor, benim insanım. Hastanelerde doktorlara saldırı vukuatı, bu ülkenin Başkanı ve iktidar partisi önderleri biz hangi koşullarda ardı ardına seçim kazanıyoruz, toplumun hangi kesiminden oy alıyoruz diye düşünmezler mi?

Başkanın vurguladığı gibi asil bir halk mı bu? Bakın iyi bir düşünür ve yazar olan Erdal Atabek ne diyor?” Halkımız Erdoğan’ı ve AKP’yi kutsallaştırıyor iktidar kutsallaşmıştır. Oy vermemek günahtır, peygambere karşı çıkmaktır. Bilinç altı bir şey bu. Kollektif bilinç kolay kolay değişmez. CHP ancak toplumun bilincine seslenebiliyor, bilinç altına değil. Oysa Atatürkçü laik kesim için böyle bir kutsallık yok. Laikliği savunmak için çaba göstermek gibi bir sorumluluk, bir gereklilik düşünmüyor aydın kişi. Sayı üstünlüğü de olmadığı için bütün seçimlerde kaybeden taraf. Ne olacak, nereye gidiyoruz? Yanıtını bilemediğimiz bir soru bu. Kaygılar içinde yaşarken yaşayanlar hep birlikte görecekler ama yılgınlık ve umutsuzluk yasak. Aydınlanma için var gücümüzle çalışacağız.

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Önce FETÖ ile münasebetinizin hesabını verin Sayın Özhaseki!

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Filozoflara Göre İyi'nin, İyi İnsanın Temsili Nedir?

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | Gelene değil, gidene bakmak

ABC Kritik

ABC Kritik | Fikret Başkaya | Neoliberal köktencilik

ABC Kritik

ABC Kritik | Nejla Kurul | ‘Aynı Gemi'de Oblomovka'nın Mezar Taşını Dikmek!

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Vasatlığın ve cehaletin gemisinde değilim

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!