ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

Televizyonlardaki açık oturumları dinliyorum. Genel olarak bir tarafta iktidar(Erdoğan) yandaşları yer alıyor. Muhalif ya da tarafsızlar onların karşısında oturuyorlar. Konuşmacılar çoğunlukla aynı kişiler oluyor. En sert, en keskin muhalifler çağrılmıyor. Yukardan gelen sınırlamalar olduğu, bazı isimlerin ekranlarda yer almasına izin verilmediği kesin. Konuşmacıların da  program başlamadan bazı uyarılar aldığına şüphe yok. Bunu ben de yaşadım. Acaba bundan mıdır? Muhalifler çok defa ılımlı bir davranış benimsiyorlar. Yandaşları zor durumlara düşürecek olay ve olgulara girmekten, onları sorgulamaktan çekinir gibiler. Ben iktidarın dile getirilecek çok sayıda sabıkası olduğu kanısındayım. Çok şey var ama en önemlisi yargının durumu utanç verici.

Enis Berberoğlu bir CHP milletvekili olarak gündemde. Ziyaretçi kabul etmiyor ve ilaçlarını almıyor. Bu ona reva görülen zulümün sonucudur. Birkaç milletvekili hapiste. Değerli bir bilim adamı Onur Hamzaoğlu“ Arkada bıraktıklarımı düşününce tahliye edildiğime sevinemedim” diyor. Nazife öğretmen “öğrencilerimi özlüyorum” diye haykırıyor. On binlerce öğrenci hapiste. Konuşmacılar içinde bildiğim tandığım, takdirle izlediğim dostlarım var. Orhan Bursalı, Ahmet Yavuz, Barış Doster, Erol Mütercimler bunlar arasında. Onlar örnek yurtseverler. Mütercimler hariç öteki dostlarla konuşuyorum, tartışıyorum.

Mesela gazete köşesindeki Bursalı, televizyondaki konuşmacı Bursalı’dan farklı. Onu ekranda çok sakin, hoşgörülü karşısındakileri incitmemeye özen gösteren zarif bir aydın kişi olarak izliyoruz. Gazetedeki soruları onlara sormuyor bu dostlar. Sayısız haksızlık, hukuksuzlukları eğitimin sefaletini, işsizliği, Erdoğan’ın dostu Kadir Mısırlı’yı ve Erdoğan’ın  paylaştığı onun dünyasını sorgulamıyorlar. Yandaşlar da böylece konuyu saptırarak, uzun tiratlarla sanki demokrasi yolundaki bir iktidarın taraftarı rolünü oynuyorlar. Onların bu kadar rahat oluşu doğrusu beni rahatsız ediyor. Hesabı verilemeyecek ne kadar çok şey var.

Ben dostlarımdan ve bütün televizyon konuşmacılarından programa başlarken herşeyden önce yargıyı ve hapiste yatan masum insanları, binlerce genci dile getirmelerini, buna öncelik vermelerini diliyorum. Gençler tanımaz ama bizim öğrencilik yıllarında bir Çetin Altan vardı. Orhan Kemal hapiste iken bayram yapılmaz derdi. Bugün yüzlerce, binlerce Orhan Kemal hapiste. Yaz tatili haramdır desem yadırgar mısınız? Onları gündemin gerisinde tutmak haksızlıktır diyorum.

YAZARLAR