ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Öğretmenler Günü kutlu ve umutlu olsun

Kurtuluş savaşı yıllarında bile (1921) o büyük adam, büyük Atatürk bir maarif kongresi   düzenlemekten geri kalmadı. Eğitim o kadar önemliydi. Salona girişinde kadın ve erkeklerin ayrı ayrı oturduklarını görünce erkek öğretmenlere dönüp” siz bu kadın  meslektaşlarınızın iffetine mi  mı yoksa kendinize mi güvenemiyorsunuz” diye sormuştur.  

Bunun üzerine haremlik selamlık düzeninden uygarlık düzenine geçildi Öğretmenlere büyük ilgisi ve güveni vardı. Bunlarla ilgili çeşitli  hitabı var. Büyük devrimci öğretmenlere “yurdumuzu düşman işgalinden biz  kurtardık ama asıl kurtuluşu halkımızı   cehaletten ve eğitim yoksunluğundan kurtararak sizler gerçekleştireceksiniz. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür gençler yetiştireceksiniz.

Asıl zaferi sizler kazanacaksınız, irfan ordusunun kurucusu sizler olacaksınız” diyor. Çünkü savaşın ardından kurulan cumhuriyet büyük yoksunluklar içindeydi ama en büyük yoksunluk kuşkusuz  eğitimdi. Osmanlı imparatorluğundan aldığımız başlıca miras hiç abartmasız cehaletti. Onun önderliğinde bu millet büyük bir eğitim hamlesini yaşadı. Cumhuriyet devrimlerinin başarısında öğretmenler öncü bir rol oynamışlardı ama ne yazık, bu yazıya sığdıramayacağım ihanetler yaşadık.

Demokrasiye girişimizle birlikte laik eğitime karşı saldırılar başladı. Köy enstitüleri ve halkevleri, iki aydınlanma odağı kapatıldı. En büyük darbedir bu cumhuriyete. Bu saldırılar ve bunlara karşı mücadelemiz bunca yıldır devam ediyor ama itiraf edelim, halkımızı yanımıza alamıyoruz. Ben  Urfa’da iki ilkokul öğretmeninin evinde doğdum. Bunun ne büyük bir talih olduğunu yaşadıkça çok iyi algıladım. Urfa’da 30’lu yıllarda  7 ilkokul bir ortaokul vardı.

Yedi okuldan dördü trahomluydu. Sıtma %50’yi aşkındı. Kimin Türk, kimin Arap, kimin Kürt, kimin Yahudi olduğunun hiç sorulmadığı o günlerde öğretmenler her türlü etkinlikte öncüydüler. Birbirinden güzel dekorlarla tiyatro yapıyorlar, halka sunuyorlardı. Fon müziği olarak Offenbach, Schubert, Chopin kullandıklarını hatırlıyorum. Offenbach’ın Barcarol’u o günlerden ezberimdedir. Kutsal  iki gölümüzden biri havuz gibi düzenlenmiş, kulvarlar yapılmış.

Anzelhada hafta sonlarında yüzme yarışları yapılıyor, kazananlar Adana’daki Türkiye birinciliklerine gidiyordu. Halk oyunları ekibini babam başöğretmen İhsan Özdemir çalıştırıyordu. Tiyatroyu, halk oyunlarını folklör çalışmalarını nerede nasıl öğrenmişlerdi bunu yazık ki öğrenemedim. 19 Mayıs’lar ortaokul öğrencileri ile çok güzel kutlanırdı. 11 Nisan Kurtuluş Bayramı’nı coşku içinde kutlardık. Halkın eğitime, öğretmenlere ilgisi ve saygısını kolay kolay anlatamam.

Karşıyaka’dan 19 yaşında Urfa’ya gelmiş annem  bir TV programında 30 yıl tek bir kırgınlığım olmadı daima sevgi saygı gördüm demişti. Urfa’daki bu atmosferin bütün yurda egemen olduğunu yaşıtlarımdan öğreniyordum. Şunu da eklemeliyim muhafazakar bir bölgede o günün müslümanları bugünkülerden çok farklıydılar. Dindar ve kindar değil fikir hür, vicdanı hür, irfanı hür kuşaklar yetiştirmek isteyen Atatürk’e saygıları ve minnettarlıkları vardı. Aramızda hiçbir fark yoktu.

Bir meczup fesli aramızda olamazdı o günlerde. Doktorların trahomla sıtma ile salgın hastalıklarla mücadelesini ve o büyük başarıyı da takdirle anacağım. Tüm etkinliklerde de öğretmenlerle birlikteydiler Yukarda değindiğim yıllar boyu çok büyük çok kaygı verici düş kırıklıkları yaşadık ve halen yaşıyoruz ama bugün de yine öğretmenler büyük umudumuzdur. Aydınlık günler özlemi ile öğretmenler gününü ve tüm öğretmenleri kutluyorum.
 

YAZARLAR