darbeicindedarbegif.gif


Çok Okunanlar

Kılıçdaroğlu'ndan seçime dair çarpıcı açıklamalar

CHP'den AKP'ye geçen Belediye Başkanı: Özüme döndüm

Yunanistan bastırdı, Makedonya'nın adı değişiyor: İşte yeni isim

Eşinin babasından Arda'ya rest: 'Kızım, çocuk doğana kadar burada kalacak!'

Merdan Yanardağ, Kaşıkçı cinayetini Suudilerin itirafı öncesi TELE1'de duyurmuştu...

“Kiç” bir Yeni çağ Lideri: Adnan Hoca

Ali Şimşek yazdı...

Gündemi “tam da zamanında” Adnan Oktar ve Kedicikler kaplayıverdi toz duman. Başkanlık kararnameleri için iyi bir siper oldu bir tarafıyla. Yer yer cinsiyetçi kedicikler yorumlarını saymıyorum bile. İstisnasız, Adnan Oktar bizde 90 sonrasının en ilginç tiplerinden biriydi. Saçları, giyimi, Rasputin'i andıran tipi ve müritlerinin giyim ve kuşamlarıyla dikkat çekiyordu.

Batıda Yeniçağ (New Age) peygamberleri denen tipin bizdeki neredeyse tek temsilcisi denilebilir. Peki Yeniçağ dinleri neydi? En basit anlamda, uzaylıların geleceğine inanan tarikatlardan, Hinduizm esinli ya da 1960 gençlik hareketlerinin de etkisiyle; Hippy-Çiçek Çocukları gibi, Batı'nın maddiyatçılığına karşı, Budizm ve Zen'den etkilenmiş, ekoloji-doğa vurgulu, mistik bir ruhanikle, dünyadan el etek çeken, yoğun içsellikle harmanlanmış inançlar olarak görüldüler. 1980'ler kapitalizmi bu anlayışı kişisel gelişim sektörü adı altında bir işletme teknolojisine dönüştürmekte gecikmedi. Hatırlayın geçmişin “Ferrari'sini Satan Bilge” tipi mistik esinli kariyer kitaplarını.

Fakat görüntüsü ile bu tür Yeniçağ liderlerine benzeyen Adnan Hoca, dilini radikal denebilecek tarzda sünni İslam söylemiyle kuruyordu. Bu ise neredeyse erotik bir laik görüntüyle taban tabana zıt bir imge oluşturuyordu. Hoca ve müritleri Las Vegas'ı aratmayacak bir estetikle arzı endam ettiler her zaman. Seks ve taciz skandallarıyla 1990'larda magazin medyasının ve basının en önemli yemlerinden oldular. Kamuoyu bir tür pornografi olarak izledi olan bitenleri.

Daha çok gelir seviyesi yüksek kesimlerden fiziksel olarak dikkat çeken insanlardan devşirildi müritler. Hoca'ya her seferinde bir mankenler ordusu eşlik ediyor hissi veriyordular. Adnan Hoca'nın bütün bu seküler görüntüsüne Harun Yahya mahlasıyla yazdığı, bol görselli ve kaliteli kağıtlara basılmış Darwin, Evrim ve Yahudi (Siyonizm) karşıtı kitapları da eşlik ediyordu. Hatta bu kitaplar zamanında Milli Eğitim bakanlığı tarafından okullara bile tavsiye edilmiş; hatta Akit gazetesi okuyucularına bile dağıtılmıştı yakın zamanda.

Doksanlar boyunca gündemden düşmeyen Adnan Oktar, 2000'lerde gözden yitiverdi; çok ortalıkta görünmedi. Fakat 2010'larda A9 adlı televizyonunda yayınlanan programlarıyla neredeyse bir sosyal medya fenomenine dönüşüverdi. Neydi bu programlar peki? Öncelikle Kedicikler olarak adlandırılan bol makyajlı, birbirine çok benzeyen, çoğu sarışın botokslu kadınların göründüğü hatta Hoca ile göbek attıkları “boş” bir akışa sahipti...

Yani kadınların tipleri ve erotizmi izlettiriyordu  programı ve “kasıtlı” abartılı hareketleri. Kısacası "Hoca" erotik bir gösteri sunuyordu izleyicilerine. Bol bol alaya alınarak paylaşıldı her "Kedicikli" şov. İzleyici de halinden memnun görünüyor, gözleri erotizm ile mest olmuş şekilde dalgasını geçiyordu. Türkiye izleyicisi tarihlerinde ilk kez botokslu dudaklardan çıkan “maşallah”lı, İslami söylemli bir erotizm deneyimliyorlardı. Bu gerçekten ilginç bir vak'adır.

Adnan Hoca'nın kendi beden dili, kıyafetleri, mekanın dekorasyonu ve kadınların erotizmi (hatta pornografi bile denilebilir) her zaman “rüküş” denebilecek bir abartı taşıyordu. Bol renk, altın yaldızlar, patlayan neon renkli nesne ve yapıtları biz genelde "Kiç" ya da "Camp" (poz) estetiği olarak tanımlıyoruz sanat literatüründe. Kiç (Kitsch) en temel anlamda, 19. yüzyıl endüstri devriminden itibaren üretilen, ucuz, havai, rüküş, seri üretilmiş, aşırı süslü ve renkli ve de duygusal nesneleri veya durumları nitelendirmek için kullanılmıştır.

Bir tarafıyla küçümseyici seçkin tınılar taşır. Özellikle 20. yüzyıl, plastik çiçekler gibi yeni malzemelerle bu stile altın çağ yaşatacaktır. Kiç'in ayrılmaz niteliği kolay algılabilir olması ve aşırı kıvrım, süs ve renktir. Örneğin bizdeki en yaygın kiç'lerden biri, geçmişte Fetullah Gülen'in dergisi Sızıntı'nın da kapağını süsleyen Ağlayan Çocuk posteridir. Bruno Amadio adında İtalyan bir ressama ait olan bu portre, özellikle 1970'lerden itibaren birçok ülkede duvarları, kafeleri ya da otobüslerin arka camlarını süsleyecektir.

Türkçe'ye en basitiyle “poz” olarak çevireceğimiz Camp ise Kiç'e yakın olmakla beraber, bilinçli ve kasıtlı yönüyle ayrılır. Daha çok müzik ve sinema sektörü bağlamında tartışılan Camp, “kasıtlı” bir kiç stratejisidir. Camp her şeyi tırnak işaretiyle görür. Bu kadın değildir, “kadın”dır gibi. Bu anlamda Camp’i nesnelerde ve kişilerde algılamak, Rol-Yapan-Varlık’ı anlamaktır. Örneğin sinemada Bogarth sigara içişiyle ve kıyafetiyle Camp’tir artık.

Bunun dışında androjen olan Camp imgelerin en belirginlerinden biridir; ne dişi ne erkek arasındaki belirsizlik ve de boşluk. Ayrıca iki cinsli olanı duymaktır. Kiç bütün samimiyetiyle kiç olduğunun farkında değilken, Camp bunun fazlasıyla farkındadır ve kendini öyle pozlandırır.

Camp bazen İngilizce’de bayağı, komik, düşük gibi çağrışımları ve en geniş anlamıyla “poz yapmayı” gösteren bir yapmacıklığı da anlatır. Gülünç, bayağı, abartılı, kendini gülünç bir şekilde gösteren biri gibi geniş bir çağrışıma da sahiptir. Bu çerçeveden bakıldığında hem Adnan Hoca hem de Kedicikler dünyadaki nadir “camp” örneklerden biridir.

Aşırı renk, yaldız, süs ve pembe gibi parlak renklerin baskınlığı neredeyse göz yoran bir yoğunluk yaratır. Selçuklu-Osmanlı tınılı bir estetiği, teknolojik nesnelerle beraber sunmaya çalışır. Konuşurken önünde iki tablet vardır örneğin. Adnan Hoca ve müritleri sadece haklarındaki polisiye vak'alar dışında, sadece estetiğiyle bile ilginç bir tip olarak duruyor gündemimizde. Uzun süre de konuşulacağa benziyor...

İlgili Haberler

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Bilim, Bilim, Yine Bilim ve Aydınlanma!

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Çatladıkapı ülkesinin çadır mahkemeleri

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

ABC Kritik | Berk Yüksel | Echo ve Narcissus

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Sol Muhalefetin Acıziyeti

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Krizle geldiler ama krizle gitmeyecekler

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | Televizyondaki açık oturum konuşmaları

ABC Kritik

ABC Kritik | Nejla Kurul | Karma eğitimi savunmak gerek

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof Dr. Coşkun Özdemir | Türkiye ne halde?

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Müstemleke geldiniz müstemleke gidiyorsunuz: McKinsey'in Türkiye serüveni

ABC Kritik

ABC Kritik | Çağlar Ezikoğlu | Önce FETÖ ile münasebetinizin hesabını verin Sayın Özhaseki!

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Filozoflara Göre İyi'nin, İyi İnsanın Temsili Nedir?