20 Şubat 2020 Perşembe

Abidin Aydoğdu’nun ardından birkaç damla gözyaşı

Abidin ağabey ile ilk karşılaşmamız 1982 de Şeref Stadı’nda oldu…

Beşiktaş 16 sene sonra şampiyon olmuştu, O zamanki TRT kulübü arayıp Salı gününe randevu aldı, teknoloji bugünkü gibi değil, tabi…

Çekim yapacaklar ve bir kaç gün sonra yayınlayacaklar…

Şampiyonluk coşkusunu olaylı Eskişehir maçında yaşayamamış, İstanbul’a döndüğümüzde ise sıkıyönetimden dolayı Beşiktaş Çırağan da yokuşun orada orta halli bir otelde geçirdiğimiz geceden bir gün sonra evlerimize gittiğimiz günün ertesiydi…

TRT ekibi geldi Şeref Stadına , içlerinde Abidin de var…

Tabi biraz Beşiktaş torpili olduğu için soyunma odasına alındı, çünkü dışarıda izdiham var…

Ama o an ki soyunma odasını sizlere anlatmak zorundayım…

TRT, üç gün önce şampiyon olan Beşiktaş’ın hayatta olan futbolcularını formaları ve kramponlarıyla sahaya çıkartacak, çekim yapacak…

O anları hayatım boyunca unutmayacağım,

Düşünün; Baba Hakkı’nın krampon bağlarını Çengel Hüseyin bağlıyor, Ali İhsan Karayiğit malzemeciden şort isterken “lütfen” diyor. Dr. Vedii Tosuncuk, “ben çıkmayayım be kaptan” dediğinde ” formanı giy diyorum sana” denilen dakikalara şahit oldum..

Bu anlara benimle birlikte tanıklık edenler, Serpil Hamdi Tüzün, Dorde Miliç, yardımcısı rahmetli Ziya Taner, Vefa’lı rahmetli Abdülmetin hoca, Ortaköylü rahmetli Naci hoca ve Abidin Aydoğdu..

İşte O da rahmetliler sınıfına kavuştu…

Abidin ağbi ile yıllar sonra Belek’te, 1993 galiba… Teknik Direktör ara seminerinde karşılaşmıştım..

Ve o gün öğrenmiştim, antrenör diplomasının da olduğunu…

Birkaç saat sohbet etmiştik, müthiş bir futbol bilgisi vardı…

Çok harika bir ses tonu vardı, masa adamıydı, etrafına neşe saçardı…

Şahane fıkralar anlatırdı…

Zaten 15 gün önce Facebook sayfasından yayınladığı veda mesajında da bu özelliğini bir kez daha okuduk..

Güle güle güzel adam….