YAZARLAR

Tüm Yazıları Ali Haydar Nergis

İsveç havaları

28.10.2018 14:23

Kuzey ülkelerinde bu yaz doğanın ezberi bozuldu.
İsveç’te elli yıldır görülmemiş sıcaklar yaşandı.
Eskiden, adlarını duyduğunuzda ’’soğuk ülke’’ diyerek yüzünüzü buruşturduğunuz İsveç, Norveç,Danimarka ve Finlandiya’da ısı, İsveçli bilim adamı Anders Celsius’un 1742 yılında bulduğu termometreyi bile şaşırttı. Hava sıcaklığı bazı günlerde 35 dereceye ulaştı. Elliyi aşkın bölgede orman yangını çıktı.Piknik yerlerinde mangal yakılması yasaklandı.

Malmö’de yaşayan sevgili ağabeyim, Türk dilbilimci, emekli mineraloji Profesörü Musa Güner, ’’Daha bunlar iyi günlerimiz.’’ diyor. Güner’in yaptığı araştırmalara göre, buzulların erimesine bağlı olarak suların elli metre yükselmesi halinde, üzerinde yaşadığımız Skåne bölgesi ile Stockholm başta olmak üzere; Blekinge’nin yüzde ellisi, Halland’ın yüzde yirmisi sular altında kalacak.Kuzey kutbunda iklim değişikliği nedeniyle bazı bitki ve hayvan türlerinde değişmeler olmuş. Bodur çalıların boyları uzamaış. Soğuğa dayanıklı geyik, tavşan ve fare türlerinin nesli azalmaya başlamış. Ozon tabakası en çok inceldiği kutup bölgelerinde güneş ışınlarının fazla gelmesi nedeniyle, cilt kanserinde yüzde otuz beş artış olmuş. Katarakt başta olmak üzere göz hastalıkları çoğalmış.

Sıcak ve boğucu havalar, yaz boyunca İsveç’lilerin en önemli gündem konularını oluşturdu. Sohbetlerde sıkıntı yaşanmadı. İki yaşlı bir araya geldiğinde en çok konuştukları konu ’hava durumu’ oldu. İsveç’te yaşayan Türk yazar Demir Özlü’nün bir kitabında okumuştum: İsveç’li iki genç sohbet ediyorlarmış... Biri;’’Anımsıyor musun, geçen yıl bu zamanlar havalar ne kadar da güneşliydi.’’ demiş. Diğeri yanıtlamış: ’’ Hayır, anımsamıyorum, ben o sırada sinemadaydım herhalde..’’ Bir zamanlar,Türkiye’de birlikte çalıştığımız şefim Faik Kayagil de, ’’Havalar olmasa ahmaklar konuşacak söz bulamaz’’ diyordu. ’’Beni bu havalar mahvetti’’ diyen Orhan Veli’nin de bir bildiği vardı elbette...

İsveçliler, yabancılara, ’’kara kafalı’’ diyorlar. Sarışın İsveç güzellerinden yüz bulamayan ’’kara kafalı’’ gençlerimizin uydurduğu bir slogan: ’’İsveç’in havasına, suyuna ve kızlarına güven olmaz.’’ Kızlarına ve suyuna bir diyeceğim yok, ama İsveç’in havası beş on yıl öncesine kıyasla çok değişti. Sabah uyandığınızda bakıyorduk ki, hava güllük, gülistanlık, gök yüzünde bir tane bulut yok.Ne güzel, diyerek güneşlenmek için parklara, yeşil alanlara koşmaya hazırlanırken, birden sicim gibi bir yağmur başlıyordu. Şiddetli ruzgâr, fırtına çatıları uçuruyordu! Son on yılda iklimde büyük değişmeler yaşandı. Bu yaz, özellikle güney bölgelerinde bir haller oldu. Yağmur hiç yağmadı.Rüzgâr esmedi. Günlük sıcaklar 35 dereceye ulaştı. İsveçliler, havlularını, örtülerini kapıp kırmızı görmüş boğa gibi yeşil alanlara koştu. Mayolu, bikinili yarı çıplak kadınlar, ’bakılma’ korkusuna aldırmadan tanımadıkları erkeklerle yan yana çimlere uzandı; ötüşen kuşların, uçuşan kelebeklerin, ördeklerin, kazların arasında güneşlenmenin tadını çıkardılar. Kendilerine güneşlenme şansı tanımayan radikal Müslümanlar ise Stockholm’un Tensa bölgesinde ’yağmur duası’na çıktı. Din adamı Abdulvedad Frank öncülüğünde ”yağmur namazı” kılarak, Tanrıdan yağmur dilediler..

İsveç’te, 21 Haziran günü,’’yaz ortası bayramı’’ olarak kutlanır. O gün, herkes parklarda toplanır; ateşler yakılır, müzik eşliğinde dans edilir. Bu yılki ’’yaz ortası’’ kutlamalarını izlemek için, Pildammspark’a gittiğimde, uzaklardan tanıdık bir müzik sesi geldi kulağıma. Sese doğru ilerledim. Bir de baktım ki, bizim Trabzon’lu Kemal (Kişilik hakları nedeniyle gerçek adını yazmıyorum.) İnternete bağlı cep telefonundaki şarkıyı ses yükselticisine bağlamış, bangır bangır müzik yayını yapıyor:

Çayır çimen geze geze oy!
Oldum ben bir geveze
Kızına gönül verdim
Darılma hanım teyze...

İsveçli gençler, sözlerini anlamadıkları bu müziğin ritmine kapılmış, dans ediyorlar.
’’Kemal, bu ne hâl!’’ demeye kalmadan plastik bardağa doldurduğu viskiyi uzatıp;

’’Kuralcılığı bırak hoca, rahat ol! Ye, iç, gül, oyna! Başka bir hayat yok; buradan başka İsveç yok!..’’dedi..

(*) Bu yazı, Cumhuriyet gazetesi Pazar Yazıları sayfasında da yayımlandı..

Eğitim