• Türkiye’nin en büyük iki sanayicisinden biri olan Rahmetli Vehbi Koç’un topla, mopla, spor kulüpleriyle hiç ilgisi yoktu ve olmamıştı. Hatta rivayet o dur ki, Ankaragücü’nün zor durumlarda olduğu günlerde tertiplenen bir geceye davet edilmesine rağmen “Beni şimdi orada yolarlar” diyerek gitmemiş.

    Fakat evlatlarından biri, Rahmi Koç  Beşiktaş’a maddi, kızının kocası İnan Kıraç ise Galatasaray’a manevi destekler verdi yıllarca. Torunları genç yaşlarda vefat eden Mustafa Koç Fenerbahçe’nin bir dernek başkanıydı diğeri Ali Koç ise geçen sene seçimli kongrede 20 yıllık Aziz Yıldırım’ı büyük oy farkıyla devirip kulübe başkan oldu.

    Ben dahil tüm sporseverler bu sonuca çok sevinmiştik. Çünkü sarı-lacivertli kulübü 20 yıldır çiftliğe çeviren, rakiplerine karşı düşman dilini kullanan, adeta bir spor diktatörünü devirmişti.

    Bu kongre sonucu 24 Haziran seçimlerinden önce ülkede bir bahar havası yaratmıştı hatta. Demek ki diktatörler devrilebiliyormuş anlamında.

    Ancak, hevesimiz kursağımızda kaldı, 16.10’da  yani, oylamanın bitmesine 50 dakika kala  YSK’nın “mühürsüz zarflarda geçerlidir” kararıyla Tayyip Erdoğan % 52 ile Partili Cumhurbaşkanlığını kazandı, hala da  onun ceremesini çekiyoruz.

    Neyse;

    Dönelim Ali Koç’a…

    Genç, şık, modern, önemli bir sanayi kuruluşunun Yönetim Kurulu Başkanı iyi bir Fenerbahçeli yani “Her şey güzel  olacak” FB için aktüel tabirle…

    Futbol takımının aldığı sonuçlar kötü gitti, olabilir, liglerin bitimine 7-8 hafta kala düşme potasında o da olabilir… Sonuçta puantajda ligi 6. sırada bitirdi ve 3 büyüklerin 60 yıllık tarihine bakarsak bu tip başarısızlıklar yaşandı. Bu da olabilir…

    Fakat olamayacak tek konu Emre Belözoğlu gibi bir şahsiyetin Fenerbahçe Kulübüne geri dönmesini onaylaman sevgili Koç…

    Bu Emre zamanında 17 yaşındayken Bakırköy sahil yolunda sabah namazına hızla, üstelik ehliyetsiz,  giderken birine çarpıp öldürmedi mi?

    Galatasaray’da oynarken birkaç futbolcu arkadaşıyla beraber sık sık Gülen Hazretlerini ziyarete gitmiyor muydu?

    Aynı Emre, bir milli maç esnasında attığı bir golden sonra basın tribününe dönüp, “Senin boynunu keserim” imalı hareketi yaptı mı, yapmadı mı?

    Oynadığı takımlarda deplasman seyircisi, Emre’nin her ayağına top geldiğinde niye ıslıkladı?

    Ve buna benzer birçok örnekleri olan Emre’yi  hani O basın üstadı İslam Çupi’nin “Fenerbahçe’nin büyüklüğü başka bir büyüklükdür” dediği camiaya nasıl sokarsın??

    Beni hakikaten şaşkınlığa uğrattınız Sayın Vehbi Bey’in torunu, Sayın Rahmi Bey’in oğlu ve Sayın Mustafa Koç’un kardeşi…