darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Ali Rıza Özkan

Aziz Nesin, Kemal Sunal… Bir Sonraki Kurban Kim Olacak?

08.08.2018 17:32

İlginç bir dönemden geçiyoruz. Bir yanda, dünya hızla yeni bir siyasi ve ekonomik şekillenme ararken, öte yanda biz, cehennem kazanının en dibinde birbirimizi daha aşağıya nasıl çekeriz, kavgasını veriyoruz. Düşünsel ve ruhsal dünyamızı en net ifade edecek kavramın “buhran” olduğunu düşünüyorum.

Buhran, köken olarak Arapça buhr, behr kökünden türüyor ve “hastalığın dönüm noktası”, “tehlikeli devre” ve “sınama” anlamlarına geliyor. Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügât’ta bunlara ek olarak, “bir işin tehlikeli, karışık hâl alması”nı da buhran olarak tanımlamış. Sanıyorum, Süryanice ve İbranice’de de aynı anlamla kullanılıyor. Bu arada, “buhur, buhurcu, buhurdan” gibi tütsü/cü/lük kelimelerinin Farsça kökenli olduğunu ve buhran ile alakalı olmadığını da belirtelim.

Buhran, sadece hastalık nöbeti anlamına gelmiyor. Kriz, depresyon, bunalım, bunaltı gibi sözcüklerin anlamlarını da içeriyor. Yani, o kavramların tek tek karşılandığı daha üst bir anlam ifade ediyor.

Buhran yaşayan bir insan akıl yolunu, yani “irade” dediğimiz şeyi kaybeder. İçinde bulunduğu nöbetlerin neden olduğu ve/veya tetiklediği bilinçdışı ve hesaplanmamış tepkiler verir. Nitekim, kontrol edilemeyen çığlık veya sesler, vücudun kasılması gibi tepkiler en belirginleridir. Kimi zaman buhran içindeki bir vücudun kendisine zarar verdiğine de tanık oluruz. Birisinin kafasını duvarlara vurup parçalaması, hepimizin mutlaka bir şekilde bildiği vak’alardandır.

Bunları neden anlatıyorum? Çünkü, Türkiye’de şu anda yaşadığımız entelektüel ortam tam da bu tarife uyuyor, ondan! Bir ülkenin “beyni” aydınları ise, kendi beynine savaş açmış başka bir ülke de yoktur, sanırım.

İki ay içerisinde iki önemli toplumsal figürümüze saldırı yaşadık. Saldırı diyorum, çünkü her ikisi de nesnel gerçeklikten uzak, kişisel motifler dışında açıklanabilir yanı olmayan hezeyanlardı. İlki, Aziz Nesin’e karşı yöneltildi. Aziz Nesin’in 1982 Anayasa oylaması sonrasında, sonuçlara nazire olarak söylediği “Türk milletinin % 60’ı aptaldır” cümlesinden, “Türk milleti mi Nesin mi daha zeki?” gibi, sözü kendi anlamından çıkarıp, “sözümona” milletseverlik tartışması çıkaran beyefendi, hamaseti aklının önüne koyarken, içine düştüğü meczupluğun, sanırım farkında dahi değildi!

Ömrünü ve kalemini “milletine borcunu ödemekle, daha doğrusu, ne yaparsa yapsın, hiçbir zaman ödeyemeyeceğini vurgulamakla” tüketmiş ve her daim bunu dile getirmiş bir yazara karşı milletini sevip sevmediği polemiği yaratmanın akıl ile anlaşılır tarafı yok, elbette.

Ama, içine düştüğümüz fikrî buhranın boyutlarını hesaplamak için, önemli bir ölçüt olabilir.

Aziz Nesin’e yapılan akıldışı saldırıyı henüz savuşturmuştuk ki, bu kez de Kemal Sunal’ı hedef alan bir başka “sözümona aydın” salvosu ile karşı karşıya kaldık!

Yeni Şafak’ın sabık yazarı Cemile Bayraktar “tweet” atarak düşünce beyan ediyordu! Kemal Sunal “bu ülkeye zihinsel anlamda yapılmış büyük bir kötülük.. bu filmler resmen insanın zekâsına hakaret”!!!

Evet, yahu biz bu hanımı Kabataş yalancılığından tanıyoruz, deyip geçebiliriz, belki! Ama, sorun daha büyük! Her gün, toplu intihar gibi, birilerine saydırarak toplu itibarsızlaşma çalışması yapan binlerce “aydın” var, bu ülkede. Sadece, sosyal medya hesaplarında şöyle bir gezinin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Dikkat ederseniz, her iki tepkinin de akıl ve izan ile izah edilebilir bir tarafı yok. Her iki açıklama da, herhangi bir bilimsel çalışmaya ya da akılcı bir gerekçelendirmeye dayanmıyor. Ben söylüyorum, budur! mantığı ile hüküm veriliyor.

Peki, sokakta, kahvede yapılan ciddiyetsiz konuşmalardan öteye gidemeyen bu ifadeleri neden artık aydın olduğunu varsaydığımız insanlardan duyuyoruz? İşte, burada yeniden “buhran” kavramına dönmek zorundayız.

Düşünsel buhran dönemleri, aynen hastalık nöbetleri gibi tezahür ediyor. İnsanlar (filhakika toplumlar da) davranışlarını, yorumlarını ve kanaatlerini akıl yolu ile muhakeme ederek oluşturmuyorlar. Tam tersine, güdüsel, histerik veya kontrol dışı tepkilerle görüş beyan ediyorlar.

Bu durumda, hepimiz endişeyle bekleyeceğiz: Aziz Nesin, Kemal Sunal… bir sonraki kurban kim olacak?

Eğitim