darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Ali Rıza Özkan

Kovboy filmlerinin destekçisi liberaller!

10.09.2018 12:22

Bayramın en enteresan olayı, TRT’nin Pazar sabahları yayınladığı kovboy filmleri kuşağını iptal etmesi oldu. Bayramdan önce, Sabah gazetesindeki köşesinde “Kovboy filmlerinin bir misyonu vardı. Masumları düşmanlaştırıp öldürüyor ve sonra da kendilerini kahraman ilan ediyorlardı. Artık bu duruma son verilmelidir.” diye yazan Yüksel Aytuğ, TRT’den “hassasiyet” bekliyordu.

Nitekim, TRT kısa süre içerisinde tavrını gösterdi ve Hürriyet’ten Meltem Özgenç’in haberine göre, ‘TRT’den bir yetkili’, “bu eleştirileri değerlendirdik. Hak verdik. Artık “Western” kuşağını kaldırdık. Yerine Türk filmi yayınlama kararı aldık” şeklinde açıklama yapmıştı.

Buraya kadar iyi mi? Bence, mükemmel! 60’lardan beri gözümü açtığım sol camianın en önemli sistem eleştirilerinden birisi de ülkemizin kültür emperyalizmine teslim olmasıdır. Solcu ağabeylerimizden emperyalizme karşı savaşın sadece siyasi ve ekonomik boyutu olmadığını, hatta belki daha da önemli olarak kültür emperyalizmine karşı mücadelenin vazgeçilmezliğini ve hayati önemini öğrendik.

Ama, ben bunları kime diyorum!

Sol gazeteleri tarıyorum. TKP yayın organı Solhaber Yüksel Aytuğ’un “yandaşlığı”nı öne çıkarmış. Sözcü ise, sanata ve sanatçıya sahip çıkmış! “TRT John Wayne’i kaldırdı”.

Liberallerin sözcülüğünü üstlenen T24 sitesinden Ahmet Talimciler “Western kuşağını kaldıran kurumun Amerikan filmlerini yayınlamayı sürdürdüğü gerçeğini göz ardı edemeyiz.” diyerek şerh koymuş. Ama, “yanlış anlaşılacağı” endişesine kapılmış olmalı ki, hemen düzeltme yapıyor: “Buradan bütün Amerikan filmlerini, dizilerini kaldıralım veyahut bir süre yayınlamayalım gibi bir anlam çıkmasın sakın. Tam tersine asıl amacımız Amerikan hayat tarzının karşısına kendi hayat tarzımızı koyabilecek adımları atmak olmalıdır. Bunun yolu ise ulusalcı/milliyetçi bir anlayış ile soslanmış yaklaşımlardan geçmez. Çıkarlarınızı korumanın bin bir türlü yolu vardır ve dış siyaset düşmanlık değil çıkarlar temelinde yürüyen bir alandır.”

BirGün yazarı Sevin Okyay ise, konuya daha iğneliyici bir dille yaklaşıyor: “Amerikan baskısına karşı zaten hepsi eski olan kovboy filmlerini kaldırmanın onlara ne türlü bir maddi zararı olabilir diye merak ediyoruz.”

Kervana Birleşik Arap Emirlikleri orjinli gözüken, ama CIA arka planlı olduğu iddia edilen Ahvalnews sitesi de katılmış. Bu sitenin sinema yazarı, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) eski başkanı Alin Taşçıyan olmasına rağmen, haber/yorumu isimsiz olarak yayınlamışlar. “Sabah yazarı istedi TRT ‘Kovboy kuşağını’ kaldırdı!” başlığı atan site, “TRT'nin kararı, AKP yanlısı medyada ‘takdir edilecek tutum’ olarak okuyucu ve izleyicilere duyuruldu.” şeklinde not düşmüş.

Cumhuriyet gazetesinin internet sitesi de konuyu ele almış ve uzaktan bakınca solcu görünen iki sinema eleştirmenine söz hakkı tanımış. Yine eski bir SİYAD başkanı olan Tunca Arslan “anti-amerikan” diye nitelendirilebilecek yüzlerce western film sayabileceğini iddia ederken “iğneleyici(tariz)” dilde Sevin Okyay’ı da “sollamış”: “Tamam, artık ‘Kovboylara’ karşıyız da, insan ‘Kızılderililerin’ ne suçu var diye sormadan da edemiyor.”!!!

Cumhuriyet’e yorum yapan diğer sinema eleştirmeni Murat Tolga Şen ise, kanaatimce, topu orasından burasından çekiştirenlerin hiçbirinin söyleyemediğini kitabın ortasından söylemiş: “Yerli ve milli televizyon olmaz”! Şen’e göre, TRT’nin “o günlerden bugüne kadar gelen belki de tek iyi geleneği” western filmleri yayınlamakmış. Şimdi ise, (kendi sözleri ile) “anti Amerikancılık yaparak kendi yayıncılık anlayışlarına en büyük ihanetlerden yapmış oldular.”

DURUN ORDA, BAKALIM!

Enteresan bir zaman tünelindeyiz. Her tanıklığım, 15 Temmuz sonrasında Türkiye siyasetinin kimyasının değiştiği tezimi doğruluyor. Solcu sağcıya dönüşüyor. Sağcı da solcuya. Ama, biz yine de, sabırla yeniden, hatta en baştan anlatmayı deneyelim.

‘Western’, adından da anlaşılacağı üzere, Hollywood sinemasında, Amerika’nın Batı Yakası’nın ‘beyaz adam’ tarafından fethedilişi dönemini içeren öykülere sahip filmlerdir. Yaklaşık olarak, 1865’de İç Savaş’ın sonlanması ile Batı Yakası’na yönelen sömürgeci ‘beyaz adam’ yerlilerin kitlesel katliamlarla yok edildiği bir fetih dalgası başlatıyordu. Nitekim, western filmleri de, Batı Amerika’yı fethetmeye gelen bu maceraperestlerin karşısına “kötü adam” olarak yerlileri koyar. Kendisine en masum istek olarak yurtluk arayan, verimli topraklarda çiftçilik yaparak karnını doyurmak isteyen beyaz adama ve ailesine vahşi yerliler saldırır!

Western filmlerinin en benzeşik yanları nedir, diye sorarsak, dünyada ittifakla “masum (iyi) beyaz adam – vahşi (kötü) Kızılderili” karakterleri ve bu karakterlerin beslediği öyküler olduğu söylenecektir.

Çok uzağa gitmeye gerek yok, Rekin Teksoy’un Sinema Tarihi’nin birinci cildine bakalım: 1) “Hollywood'la özdeşleştiğini söylemek yanlış olmaz.” 2) “western'in ana temalarından biri, Mississippi ırmağının batı yakasında özel mülkiyetin kurulmasının tarihidir.” 3) “General Sheridan'ın 1875'te söylediği "En iyi Kızılderili ölü Kızılderilidir" sözü, western sinemasının Kızılderili'ye bakışını da özetler.”

“Gerçekten de, batının fethi, yüzyıllardır buralarda yaşayan Kızılderililerin yok edilmesine bağlıydı. Amerikan politikası Kızılderili sorununu çözmek için onları yok etmek yöntemini uyguladı ve tarihin en büyük soykırımlarından birini gerçekleştirdi. Sinema da doğal olarak, resmi politikayı benimseyerek, Kızılderili'yi, yok edilmesi gereken ilkel bir yaratık olarak gördü.”

“Ama temelde western sineması, Kızılderili kıyımı, yabancı düşmanlığı, eşkiyalık ve iç savaşla öne çıkan bir dönemin milliyetçi ideolojisiyle örtüşen bir türdür.” (TEKSOY, Rekin. Sinema Tarihi, Cilt 1, Sayfa 221-224)

LİBERALİZME KARŞI İDEOLOJİK MÜCADELE!

Türkiye görünüşte liberallere karşı savaşı kazanmış gibiydi. Ergenekon tertibi çökmüştü. Böylece, yurtseverlere, devrimcilere ve sosyalistlere karşı yürütülen cadı avı geri püskürtüldü ve sahte belgelerle, kumpaslarla tutuklanan onlarca asker, aydın ve siyaset adamı özgürlüğe kavuştu.

Ama, iş elbette bununla bitmiyordu. Asıl, mücadele verilmesi ve püskürtülmesi gereken liberalizmin ideolojik zeminiydi. Doğrusunu söylemek gerekirse, liberalizmle başarılı bir ideolojik mücadele verildiği söylenemez. Nitekim, TRT’nin alkışlanması gereken kovboy filmleri pespayeliğini terk edişini eleştirenlere ve eleştirme gerekçelerine baktığımızda, hepsinin ortak paydasının siyasi bağımsızlık, ulusal kültür gibi ülkemizi ilgilendiren hayati önemdeki konularda hiçbir fikirlerinin olmayışını veya umursamaz tavır sergilediklerini görüyoruz.

Emperyalizmin kültürel saldırısına zemin yaratmak için ihtiyacı olan tam da bu umursamazlıktır. Ahvalnews gibi, CIA arka planlı olduğu iddia edilen siteleri geçtim, T24’ten Ahmet Talimciler gibi, “Amerikan hayat tarzının karşısına kendi hayat tarzımızı koyalım. Ama bunun yolu ise ulusalcı/milliyetçi bir anlayış ile soslanmış yaklaşımlardan geçmez.” şeklinde beyin yakan cümleler kuran şaşkın liberalleri geçtim.

Sanki, kendisinin emperyalizme karşı daha başarılı bir mücadele programı varmış gibi, Sevin Okyay’ın alayına bakınız! Kovboy filmleri yayından kaldırıldığında Kızılderililere haksızlık yapılacağını iddia edebilen sözümona sosyalist eski SİYAD başkanına bakınız!

Bu ne aymazlıktır! İçinde durduğunuz nasıl bir kültürdür ki, sizi CIA ajanlarıyla aynı pozisyona düşürüp, western filmlerini TRT’ye karşı savunmak zorunda bırakıyor?

SON SÖZ

Bulunduğumuz noktayı iyi analiz etmek zorundayız. Ulusal kültürümüzü korumanın ve geliştirmenin biricik yolu, emperyalizmin kültürel saldırısına karşı direnç oluşturmaktan geçmektedir.

Yazarından ressamına, tiyatrocusundan müzisyenine, sinemacısından mimarına kadar tüm kültür yaratıcılarından emperyalizme karşı bilinçli ve dirençli, ulusal kültürümüzün korunmasında ise, kararlı olmalarını beklemek hakkımızdır.

Anlaşılan o ki, aydınlarımızı bu alanda daha verimli ve etkin kılacak bir ulusal kültür seferberliği ilan etmek zorundayız.

Eğitim