• Ankara Gar katliamında gizli dosya skandalı!

    Ankara’da 10 Ekim 2015’te 103 kişinin öldüğü Tren Garı katliamına ilişkin, savcılığın, 9 klasörlük delil dosyasını mahkemeden ve müştekilerden sakladığı ortaya çıktı. 10 Ekim katliamından 11 gün önce, canlı bombalara Ankara’ya kadar eskortluk yapan sanık Yakup Şahin’in Gaziantep’in Nizip ilçesinde bir gübre bayisinden amonyum nitrat almaya çalıştığının Gaziantep Emniyet’i tarafından bilindiği anlaşıldı. Belgelere göre, gübre bayisinin ihbarı üzerine Emniyet Şahin’in kimliğini tespit etti. TEM ve İstihbarat Şube, katliamdan 8 gün önce kendisine bildirilen bu duruma karşın hiçbir işlem yapmadı.

    10 Ekim Ankara Katliamı davasının 16 firari sanık yönünden yargılandığı dosyada, IŞİD yöneticiliğinden 18 yıl hapis cezası alan Erman Ekici “insanlığa karşı suç”tan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Mahkeme, bir sonraki duruşmanın 13 Şubat 2020 tarihine ertelenmesine karar verdi.

    Duruşma müştekilerin kimlik tespiti ile başladı. Kimlik tespiti esnasında “Hatice Çevik” isimi okunduğunda “tutukladınız” denildi.

    TEK TALEBİMİZ ADALET

    Duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yapan 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, “biz sürecin başından bu yana insanlığa karşı suçtan yargılama talep ediyorduk. Adalet talebimizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Sürecin takipçisi olacağız” dedi.

    “BİLEMEZDİM” SAVUNMASI

    Sanık Erman Ekici, iddianame kapsamında savunmasını yaptı. Ekici, Ebu Talha kod isimli kişinin kendisi olmadığını iddia ederek şöyle bir savunma yaptı:

    “Iddianemede Yunus Durmaz’ ın bilgisayarında çıkan doküman ve Yakup Şahin’ in beyanı yer alıyor. Yunus Durmaz ile 2013 sonrasında hiç görüşmedim.

    Türkiye’de terörist ele başlarına açılmayan dava benim hakkımda açıldı. Ebu Talha hiç araştırılmadı oysa Içişleri Bakanlığı’nın arama listesinde 1,5 milyon TL ödül var. Bu kişi Talip Akkurt’tur ve Ebu Talha ismi ile aranıyor. Ebu Talha ‘sensin’ deniliyor.”

    TEL ABYAD’DA GÖRÜLMÜŞSÜN

    Mahkeme Başkanı Selfet Giray, “Ayşenur Inci, isimli şahıs seninle ilgili beyanda bulunmuş. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilmiş. DEAŞ yöneticisi olduğunu belirtiyor. Demet Taşer de seninle ilgili beyanda bulunmuş. Tel Abyad’da gördüüğünü belirtiyor” dediğinde bu isimleri tanımadığını söyledi.

    Ekici, “Yunus Durmaz’ı 2013 Mart ayında evini taşıdı gitti daha da görmedim. Örgüt üyeliği hükmü Gaziantep’te kurulamadı ama siz kurdunuz. Yönetici olmam icin askerimin olması gerekir.

    2012 yılında tanıdığım insanın 2015 yılında eylem yapacağını nerden bilecektim. Cumhurbaşkanı Erdoğan bile bilemedik derken ben avam tabakasından nasıl bilecektim” savunması yaptı.

    SORULARI YANITLAMADI

    10 Ekim Avukat Komisyonu’ndan Eylem Sarıoğlu, sanık Ekici’ye şu soruları yöneltti:

    “Tek suçunuzun sokaktan alelade tanıdığını söyledin. Ama ISİD üyeleri ile görüldüğüne ilişkin takip tutanakların var.

    Genç Ensar Derneğine gidiş sıklığın nedir? Dernekten IŞİD’e insanları mı taşıdın?

    Hem Turkiye’de hem Suriye’de IŞİD yöneticileri ile yakın ilişkin olduğu biliniyor, bunların belgeleri var. Özellikle sınır geçişlerinde ve yurtiçi ve yurtdışından gelenlerin karşılanmasında yer aldığın biliniyor. Ne konumla bu işleri yaptın?

    30 Ekim’de gözaltına alındın.HDP’yi bombalayacak arabada parmak izin bulundu. Finansmanı sağladığına ilişkin ve canlı bombaların yer teminini sağladığın belirtiliyor. Yaptın mı?

    Ayşe Ekici’ye ‘Suriye ülkesine Allah için gittim’ diyorsun. Allah adına yaptığınız faaliyetler nedir? Ayşenur Inci, senin bor görev için gönderildiğini söylüyor, görevin neydi?

    Yunus Durmaz’a parayı sen mi veriyorsun, finansmanı sen mi sağlıyordun?”

    Sanık Ekici, sorulan bütün sorulara “Iddianamede böyle bir şey geçmiyor. Cevap vermeyeceğim” yanıtı verdi.

    Avukat Mustafa Kemal Gündüz”ün “Deniz Büyükçelebi seni teshis etti, Suriye’deki evimize gelir giderdi diyor. Ne diyeceksin? Ayrıca Ebu Talip’in Talip Akkurt olduğunu söylüyorsunuz. Ama Talip Akkurt için başka bir kod adı kullanıldığı tarif ediliyor. Ne diyeceksiniz?” sorulara da yanıt vermedi.

    Savcı, “Örgütün 10 Ekim’de gerçekleştirdiği eylemi ne olarak niteliyorsun? Eylem öncesi, eylem sırasında ve eylem sonrasında kimin ne görev yapacağını biliyor muydun?” diye sorduğunda Ekici, “Bilmiyorum. Örgüt ile bağlantım yok” dedi.

    10 EKİM DAVASINDA 9 KLASÖR SAKLANMIŞ

    10 Ekim avukat komisyonundan Murat Kemal Gündüz, “10 Ekim katliamına ilişkin yürütülen dava sonuçlandıktan 1,5 yıl sonra soruşturmayı yürüten 3 savcı size 9 klasör dosya sundu. Bunlar yargılamanın başında olması gereken belgelerdi…” dedi.

    Gündüz, katliama giden yolda yaşanan ihlallerin bu dosyalarda yer aldığını belirterek şunları söyledi:

    “Katliamdan önce bir satıcı gübre satışı ile ilgili Nizip bölgesine şikayette bulunmuş. 10 gün önce Yakup Şahin tespit edilmiş. Gübre satıcının ihbarı sonrası Nizip Kaymakamlığı, Nizip Emniyet Müdürü delilleri araştırmış ve 2 Ekim 2015 de delilleri yollamış. Istihbarat büro amirliğine örgüt bağlantısı olup olmadığının araştırılmasını istemiş.

    Halil Ibrahim Durgun’ un talimatı ile yine şikayet konusu olan araçla Birecik’e gidiyorlar ve oradan alıyorlar. Nizip’e giderek depo tutuluyor.

    KAMUSAL SORUMSUZLUK ORTADA

    Delilleri karartma ve görevi kötüye kullanma var. Karardan 1,5 yıl sonra bu dosyalar ortaya çıktı. Istihbarat daire başkanlığı, bu insanları araştırmıyor. Antep emniyeti görevini yapsaydı bu katliam yaşanmazdı. Antep Valiliği yönünden de büyük bir aymazlık var. 2 Ekimde bildiriliyor da istihbarat nasıl durur? 5 gün boyunca bomba yapım malzemelerini taşıyor.

    Kamusal boyutu ortada. Erman Ekici beraat ettiğini söylüyor grurla, delil toplamazsa beraat eder tabiki.

    Çok açık şekilde Antep ilinde bütün yetkililer ihmalkar davranmıştır. Katliama giden yolu açmıştır. Nizip’ten yapılan bildirim sonra si Antep’te neler yapılmış bize bildirsinler.

    191 klasör oldu. Hepsini dikkate inceliyoruz.

    Soruşturma savcılarından birisi 1,5 yıl bu dosyaları saklamış. Kim bıraktı. Soruşturma savcılarının görevi kötüye kullanma ve ihmali var. Bu soruşturmalıdır. Nizip’ten gönderilen istihbarat ile Antep Emniyetinde ne yapılmıştır? Bu da sorulmalıdır. Sorusturma savcılığı sorumlu. Neden karardan 1,5 yıl sonra yollanmıştır. Bu araştırılmalıdır.”

    Avukat Doğukan Tonguç Cankut, İlhami Balı ile ilgili şu beyanda bulundu: “Kilis Ağır Ceza Mahkemesinde bulunan dosyaları getirilmelidir. Çünkü bu belgelere göre Ilhami Balı zaman zaman Turkiyeye gelmesine rağmen yakalanamıyor bunun sebebinin de MIT ile olan ilişki olduğu belirtiliyor. Süleyman Soylu bir grup IŞİD’linin teslim alındığını söyledi. Başka dosyalarla alakalı olsa bile firari sanıklar ile ilişkisi olabilir. Son aylarda teslim alınan IŞİD’lilerin listesinin teslim edilmesini istiyoruz”

    GÜBRECİ 10 GÜN ÖNCEDEN UYARMIŞ

    Katliamın soruşturma aşamasına ait 9 klasörün 4 yıl sonra ortaya çıktığını hatırlatan Avukat Murat Kemal Gündüz, “Kimseye haber verilmeden bırakılan” olarak kayda geçen ama savcının dolabında çıktığı söylenen dosyalarda çok önemli veriler olduğu ifade etti. Gündüz, “Hatırlarsanız, Yakup Şahin Nizip’e gübre almaya gittiğini ama satıcının vermediğini söylemişti. Ancak dosyamızın savcıları gübreyi vermeyenin kim olduğunun araştırmamışlar” dedi.

    Gündüz’ün mahkemeyle paylaştığı belgelere göre Yakup Şahin, 30 Eylül 2015 tarihinde Nizip’te bulunan Özdemir Tarım isimli işyerine 30 Eylül gitti. Üzerinde 33 nitrat yazısı bulunan gübreden 2 ton almak istediğini söyleyen Şahin, 2 bin TL verdikten sonra kamyoneti almak için geri döndü. Gübreciye geldiğinde satıcının kendisinden kimlik istemesi üzerine yanında kimlik olmadığını söyleyerek parasını geri aldı ve iş yerinden ayrıldı.

    Ancak satıcı, Yakup Şahin’den şüphelenerek 155’i aradı. Bunun üzerine işyerine gelen polisler, ihbar tutanağı hazırladı ve güvenlik kameralarını inceledi. Kamera kayıtları ve Plaka Tanıma Sistemi (PTS) üzerinden bakılarak Yakup Şahin’in kimliği tespit edildi. 2 Ekim 2015 tarihinde Nizip savcılığı tarafından istihbarat büro amirliği ve emniyete yazılan yazılarda Şahin’in şüpheli bir şekilde gübre almaya çalıştığı belirtilmesine rağmen yakalanmadı.

    DURUŞMA TARTIŞMA İLE BAŞLADI

    Sanık avukatı Ayhan Fidan, müvekkilinin mağdur edildiğini savunarak, “Savcı, insanlığa karşı suç işlendiğini , dini saiklerle bir plan çerçevesinde yapıldığını söylüyor. Savcı şunu mu söylüyor, ‘HDP eşittir PKK’dir ve dinsizdir mi’ diyor. PKK denilen terör örgütü vardır. Abdullah Öcalan’ın insanlığa karşı suçtan yararlanmazken…” dedi.

    Salondan tepki gösterilmesi üzerine sanık avukatı Fidan “Soytarı” dedi ve bunun üzerine gerginlik çıktı.

    SANIK AVUKATININ SAVUNMASI: “HALİFE BAĞDADİ”

    Sanık avukatı Fidan, “IŞİD’in Türkiye ile bir sorunu yoktur. Halife olan Ebubekir Bağdadi…” dedi. Sanık avukatının Bağdadi’ye Halife demesi üzerine salondan ” Hakim bey, dava açacak mısınız?” diye tepki gösterildi.

    Sanık avukatı Fidan, “Türkiye Elbab’a gitmese bombalar patlamayacaktı. Karşılıklı bir çatışma ortamı oldu.

    Müvekkilim yüzde 60 duyma engelli. Örgütte gizlilik esastır. Gizli, sessiz nasıl konuşacaklar Erman Ekici ile.

    IŞİD yönetimi oy kullanmayı küfür olarak görmesine karşın Erman Ekici AKP üyesidir. Bu insan üstün vasıflı olsa IŞİD ile ilgili haberlere bakar fakat bakmamış.

    Bombalı eylemlerin çoğu muhtelif kesime yönelik birçok yerde yapılmıştır.

    Anayasal düzeni yıkmak, öldürülen insan kadar cezalandırılması ya da insanlığa karşı suç oluşmamıştır.

    IŞİD’e katılımın tek koşulu Halife Bağdadi’ye bağlılık göstermektir. Müvekkilim bağlılık göstermediği için tahliyesine karar verilmelidir.”

    Sanık avukatının “seyirci” demesi de tepki çekti.

    MÜŞTEKİLER ŞİKAYETÇİ

    Müşteki Ömer Tekin, “Patlamanın olduğu an oradaydık. Antrenör olduğum için çocuklarla oradan geçiyorduk. Bunu yapanlardan şikayetçiyim” dedi.

    Müşteki Fevzi Kinevis, “Kendimi hala toparlayamadim. Psikolojik sorunlar var. Yolcu olarak gittigimde insanların kolu bacagi üzerime düştü. Gözümü Gazi Üniversitesi’nde açtım. Hayatıma kastedenler hakkında sikayetçiyim” dedi.

    Müşteki Nurhan Koç, “Belediyede çalışıyorum. Geldiğimizde bombalar patladı. Bizi korumadığı için devlet yetkililerinden de şikayetçiyim” dedi.

    İSTİHBARAT BİZDEN BİR ŞEY SAKLIYOR

    10 Ekim avukat komisyonundan Doğukan Tonguç Cankurt, ” Benzer bir sorgulama da Antep’te oldu ve o dosya Ilhami Balı’ nin sınır geçişine ilişkin bilgiler içeriyor. Antep’teki dosyaların da getirilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Komisyondan avukat Gülşah Kaya, “Yunus Durmaz hakkındaki evraklar getirilmedi. Yunus Durmaz’ın evine iki operasyon yapıldı. Yunus Durmaz’ın evinden alınan dijital metaryeller evraklar istihbarat daire başkanlığına gönderilmiş. Bu dijital meteryalleri talep ediyoruz.

    Istihbarat daire başkanlığına, TEM daire başkanlığı ve jandarmadan müzekkereler yazarak sanıklar hakkında ne kadar bilgi belge varsa gönderilmesini istedik. Bu kadar dinlenen ve izlenen sanıklar hakkında hiç mi bilgi ya da belge yok?

    Basından beri söylüyoruz. Istihbarat bizden bir şey saklıyor” diye konuştu.

    SANIKLARIN EŞLERİ DE DİNLENMELİ

    Komisyondan avukat Senem Doganoğlu,

    “Kadın yapılanmasına yönelik tugaylar var. Hulya Balı, sınırlarda. Şengül Buyukcelebi de öyle. Dinlememek yönünden kararınız var. 2015 yılında İŞİD kadınlara çağrı yaptı. Cihata katkısı oranında kadınlara yer açıyor. Ayşenur Inci ve Demet Taşer bütün firari sanıklar yönünden ayrıntılı ifade verdi. Bu olayların ortaya çıkması açısından Ayşegül Inci ve Demet Taşer serbest bırakılmıştı onların dinlenmesini istiyoruz. Şengül Buyukcelebi’nin getirilmesini ve dinlenmesini bekliyoruz. Ayşe Ekici hakkında da ciddi beyanlar var. Erman Ekici’nin eşi Ayşe Ekici’nin de bir sonra ki duruşmaya hazır edilmesini bekliyoruz” dedi.

    DURUŞMA ERTELENDİ

    Mahkeme, bir sonraki duruşmanın 13 Şubat 2020 tarihine ertelenmesine karar verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Ankara Tren Garı kavşağında siyasi parti ve emek meslek örgütlerinin çağrısıyla düzenlenen Barış Mitingine 10 Ekim 2015 saat 10:04’te IŞİD tarafından çifte canlı bomba saldırısı düzenlendi.

    69 kişi olay yerinde, toplamda 103 kişi ve iki saldırgan hayatını kaybetti. 500’den fazla kişi de yaralandı.

    Saldırıyla ilgili iddianame 13 Temmuz 2016’da kabul edildi. 36 kişi hakkında dava açan savcılığın iddianamesinde, saldırı talimatını IŞİD’in Türkiye sorumlusu İlhami Balı’nın verdiği ifade edildi.

    İddianamede, Suruç saldırısını da aynı kişilerin organize ettiği belirtildi. İddianamede, Balı’nın da aralarında bulunduğu 14 sanık hakkında “birden çok kasten öldürme” suçundan 100’er kez ağırlaştırılmış müebbet, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan birer kez ağırlaştırılmış müebbet ile “kasten öldürmeye teşebbüs etmek” suçlarından 5 bin 83 yıldan 7 bin 820 yıla kadar hapis cezaları istendi.

    7 Kasım 2016’da görülmeye başlayan dava hala sürerken, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları her ayın 10’unda Ankara Garı önünde anma yapıyor.