darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Afrin operasyonunun düşündürdükleri

17.01.2018 14:15

Son günlerde yoğun bir şekilde gündeme getirilen TSKnin yurt dışı operasyonu tartışmalarında gerçek, AKP iktidarının sunmaya çalıştığı gibi mi?

Önce bölgemizdeki ve özellikle Suriyedeki gelişmelere şöyle bir bakmakta yarar var.
Bu konuya oldukça temkinli yaklaşmak gerekiyor. Suriyedeki son dönemdeki gelişmelerin hiç de Türkiyenin lehine olabilecek bir seyir izlemediği açık. Buna paralel olarak, her zamanki gibi siyasi iktidar bu olguyu da iç politikanın bir parçası olarak gördüğünü, sıkışan iç politikasının önünü açabilecek bir olguya dönüştürmek istediğini görmek gerekiyor.

Bu iki olguyu tartışmanın merkezine oturtmakta fayda var. Her şeyden önce Suriyede sürecin Türkiyenin hiç de istemediği bir boyuta evrilmeye başladığını görmek gerekiyor. Olası bu hareketi, büyük oranda saha dışına itilmiş olan Türkiyenin yeniden sahaya dahil olma girişimi olarak da görülmesi gerekiyor.

Türkiyenin son günlerde Cenevreden sonra, Astana ve Soçiden de dışlanma sürecine sokulduğu görülüyor. Son aylarda ki yakınlaşma görüntüsünün aksine, Rusya ve İrandan uzaklaşma gerçeğiyle karşı karşıya geleceğimiz açık. Bu sürecin daha da derinleşebileceğini de görmek gerekiyor. Çünkü, bu ülkelerin destekledikleri Esad yönetimine karşı, içinde terörist yapıların da olduğu güçlerin Türkiye tarafından destekleniyor görüntüsünün var olması, Türkiyenin bu operasyonla Suriyenin egemen bir ülke oluşturma çabalarına engel olacağı kaygıları endişe yaratmakta.

İşte bu noktada, yeniden Amerikaya yanaşma girişimi cevapsız kalan( Yeniden Esatın terörist ilan edilmesi) AKP iktidarı Rusyanın da onayı ile (Eğer Rusya ile tam olarak anlaşırsa) Afrin operasyonunu gündemine almış gözüküyor. İzin verildiği ölçüde hareket serbestisi olacak gibi gözüküyor. Olası bir harekatta, Afrinde güçlü bir dirençle karşılaşacağı açık. Bu nedenle ilk başlarda öncü güç olarak, toplama terörist unsurları kullanacaktır. Bu tür durumlarda olayın boyutunun nerelere kadar gidebileceğini kimse önceden kestiremez.
Öte yandan Ortadoğuda ve Suriyede izlediği saldırgan politikalar nedeniyle gerilemekte olan Amerika, Kürtler üzerinden Suriyede tutunma, kaybettiği itibarı ve gücü yeniden kazanma çabasına girdiği görülüyor. Bu yolla yeniden yapılanacak olan Suriyede etkili olmanın yollarını arıyor. Bir bakıma bu yolla, son zamanlarda Kudüs ve İrana karşı yaptırımlar politikasındaki başarısızlıklarını ve prestij kayıplarını gidermeye çalışıyor.

Bir de bu operasyon girişiminin açıklanan gerekçeleri ne olursa olsun zamanlaması çok önemli. Esat güçlerinin, Rusyanın da desteğini alarak, tam da teröristlerin bugünkü merkezi gibi gözüken İdlip üzerine hareket başlatması dönemine denk gelmesi oldukça düşündürücü. Ayrıca Astana sürecince garantör ülke olarak üslendiği İdlip çatışmasızlık bölgesinin temizlenmesi görevinde bir adım atmamasını da not olarak düşmek gerekiyor. AKP iktidarının bu temizlik sürecinin güçlü bir şekilde ilerlemesinden rahatsız olduğu görülüyor.

Tüm bu süreçleri sınır güvenliğinin korunması tezi üzerine oturtmaya çalışan AKP iktidarının komşu bir ülkenin topraklarında askeri bir operasyon başlatmasının yaratacağı algıyı nasıl göğüsleyeceği merak konusu. Bu noktada, diplomatik yolların tümü kullanıldı mı? sorusu haklı olarak soruluyor. Ayrıca, Afrindeki direncin IŞİD kontrolündeki yerlerdekinden daha farklı olabileceğini de öngörmek gerekiyor. Yarın şehit cenazeleri gelmeye başladığında AKP hükümeti bunun hesabını nasıl verecek. Vatan savunması edebiyatı ne kadar etkili olacak.
Siyasi iktidarın, tüm bu olguların üstünde bu süreci, iç politikada oldukça sıkışan durumundan çıkış olarak gördüğü gerçeği var.

Ekonomik veriler hiç de iç açıcı değil. Cari açık uzak bir tarihle değil, geçen yıla oranla katlanarak büyümüş durumda. Zamlar üst üste geliyor. Toplumsal hoşnutsuzluk kendi tabanında da hızla artıyor. Tüm bunlar anketlerin diline yansıyor.

Bir sözüm de Amerikanın atına binip hayaller kuranlara var; Dünyada olduğu gibi bölgemizde de Amerikanın etkinliği hızla azalmakta. Son olarak Trumpın Kudüs girişiminde bu durum iyice tescillendi. Aynı zamanda bu girişim Ortadoğuda köktendinci radikal islami güçlerin yeniden önünün açılması sürecini teşvik etme girişimi idi. Sonuçlarını yakın gelecekte daha iyi göreceğiz. Daha önce yazmıştım. Bir kez daha huysuz at binicisini üzerinden çabuk atar diyorum. Emperyalist güçlerle yapılan hesap çabuk bozulur.

Ayrıca bölgemizde yeni dengeler oluşmuşken, meşru Esad rejimi ile talepleri konuşma, anlaşma zemini varken, bu yola başvurmanın bir sonuç alıcı anlamı var mı?

Dünyada kabul görmüş bir gerçek var; Barış içinde birlikte yaşamayı düşünen, özgürlükçü ve demokratik güçler için Emperyalizme karşı tutum öne alınması gereken bir olgudur. Bu gerçeği gözetmeyen hiç bir girişim halkların yararına olamaz.

Eğitim