darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

Takvim: Katar'dan Türkiye'ye büyük ihanet

Benzin ve motorine büyük zam!

'Piyasalara saldırının en büyüğü geliyor'

'Otomotiv sektörüne büyük darbe'

Abdulkadir Selvi'den Brunson iddiası

Ahmet Altan ve kırmızı koltuk

Prof. Dr. Coşkun Özdemir

12 Eylül 1980 darbesi yurdumuz için olduğu gibi üniversiteler için de büyük bir yıkım olmuştur. Askeri cunta 70'li yıllarda ülkedeki kargaşadan üniversiteleri sorumlu tutmuş ve  bu üst kurumları bir zaptu-rapt altına almak istemiş, bu amaçla Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) kurulmuş başına da İhsan Doğramacı getirilmiştir. Kurulan otoriter merkeziyetçi bir yapı idi. Üniversite 1402 sayılı sıkıyönetim kamununa dayarnılarak yapılan düzenlemeler ile büyük kayıplara uğradı. İstanbul Tabip Odası Başkanı olarak göz altına alındım, sabah akşam 7.30 da karakolda imza attım.

Devletin zirvesinden gelen bir sağdan bir soldan darağacı ve "asmayıp da besleyelim mi" soruları iyice yürek yakıcı idi. Üniversite yıllarca sessiz kaldı. YÖK rektörleri akademide adeta zulüm uyguladılar. Sürgünler gerçekleştirdiler. Konyadaki rektörün, öğretim üylerine “kırarım o bacaklarınızı ayağınızı denk alın diye hitap ettiğine tanık oldum. Yine bugün olduğu gibi üniversite onurlu bir direniş gösteremedi.

1988 de Cumhuriyet gazetesinde YÖk sistemini eleştiren bir yazı yazdım. Çok ilgi uyandırdı. Çok saydığım Prof. Ragıp Sarıca ellerinden öperim diye telefon etti. Aman hocam asıl ben sizin ellerinizi öperim diye cevap verdim. Arkadaşlara bir çağrı yaptım . Prof. Türkan Saylan, Proff. Aysel Çelikel, Prof. Burhan Şenatalar, Prof. Gencay  Gürsoy, Prof. Ülkü Azrak, Ayhan Alkış, Tahsin Yeşildere ve daha bir çok öğretim üyesi bir araya geldik ve dernek kurarak YÖK'e karşı mücadeleye giriştik. Ben kurucu başkan olarak görev yaptım.

İşte tam bu sırada kurulan türkiye'nin ilk özel televizyon kanalı STAR TV de Neşe Düzel ile birlikte "Kırmızı Koltuk" adlı programları yapan Ahmet Altan beni bu programa konuşmacı olarak davet etti. Bu doğrusu çok iyi bir fırsattı. Onu en iyi şekilde kullanmaya ve YÖK sistemi gerçeğini anlatmaya çalıştım, soruları cavapladım. Doğramacı ile bir TV programına çıktık. Ben orada da eleştirilerimi dernek başkanı olarak bana ulaşan şikayet mektupları ile birlikte başkana sundum. Program bitince bir dosyada biriktirdiğim belgeleri sundum. Dosyayı aldı ters çevirdi yüzüme bakarak, “Coşkun bey sizin için ne yapabilirim bana onu söyleyin' dedi. Hiç kuşkusuz bu yetenekli insanın büyük hayranları olmuştur ve heykeli bile dikilmiştir. Ama  yine hiç kuşkusuz bana yönelttiği sizi ne fiata satın alabilirim sorgusudur.

Dönemin Başbakanı Turgut Özal (1985) ile -onun önerisi üzerine- Abant Gölü çevresini birlikte yürürken YÖK ve Doğramacıyı anlatmıştım. Çok ilgi ile dinleyip bir süre sonra İstanbul'da Sheraton otelinde öğretim üyeleri ile Doğramacı huzurunda toplantı yaparak onu çok zor durumlara düşürdü. Ama o Doğramacı idi, geniş olanaklara sahipti. Özal ve eşine Amerika'da plaketler, davetler ayarladı. Özal süratle dönüş yaparak onu övmeye ve bizi de bazı çevreler diye karalamaya başladı.

Ahmet Altan o dönemde bize önemli bir destek vermişti. Ama işte Kemalistlere karşı, kardeşi Mehmet Altan ile birlikte -Kadir Mısırlı kadar olmasa da- çok tepkili idi. Onlara göre bütün olumsuzlukların sebebi Kemalizm idi. En iyisi bunları yok etmeli diyordu. Beni listenin başına yaz diye telefon ettiğimde, bir kahkaha atıp, “Coşkun hoca bunları bir rakı sofrasında konuşalım' demişti... Babasının da, bana bir sofrada, “Canım Atatürk 30 bin kişiyi öldürtmekten başka ne yapmıştır' deyişini sık sık anlattım. Çetin Altan'ınki muhteşem bir dönüştür. Ama liberal benzerleri çoktur

Bunlar affedilir şeyler değil. Ama yok öyle şey burası Türkiye. Ürünlerimizin kalitesi bu kadar. Peki ama, ağırlaştırılmış hapislik için  ne yapmıştır Ahmet Altan? Babası, Erdoğan'dan ödül alırken çok ama çok duygulanmış, bu sahneyi büyük övgülerle tarif etmiştir. Cumhuriyet gazetesi, başyazarı ve gazetenin lideri İlhan Selçuk'u -ki arkadaşıdır- uzun süren hastalığında bir kez olsun aramayan, ölümünde tek satır yazmayan büyük Çetin'in oğluna, iki koca sayfa ayırmıştır.

Askeri vesayeti kaldıracak demokrasi getirecek diye Erdoğanı övüyorlardı. Feto'ya da belki sempatileri vardı. Ama Fetö'nün darbe kalkışmasına kardeşi ve Nazlı Ilıcak'la destek mi verdiler? Nasıl oluyor da ağırlaştırılmış müebbet hapsi hak ediyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Duymadık ve düşünemiyoruz. Bu ülkede ne kadar çok insan yargıdaki  yozlaşmanın, hukuksuzluğun ve ülkemizdeki  bu ilkel ortamın kurbanı oluyor. Bir nöropsikiyatr olarak düşünüyorum, bu yetenekli insanlar başka bir ortamda bambaşka yerde olacaklardı.

Düşünün Tayyip Erdoğan benim gibi tartışılmaz kutsalların değil Cumhuriyet ideal ve ilkelerinin aşığı iki öğretmen evinde doğsaydı bugün Allahın izniyle 3 kıtaya yedi düvele hükmedeceğiz, fetih zamanıdır, onların topu tankı silahı varsa (İslam dünyasının haline bakıp) bizim de Allahımız var der miydi ?  Yunan kazansaydı iyi olurdu, 10 Kasımlar'da kenefe gidin diyen bir tarihçi müsveddesini saray sofrasına davet eder hastanede ziyaretine gider miydi? Çok ağır sınavlarla başbaşa Türkiye. Buradan, bu çıkmazdan kurtulacaktır. Bu memleket  kötü akıbetleri hak etmiyor.

İlgili Haberler

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!

ABC Kritik

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

ABC Kritik

Hürriyet Yaşar | CHP'de önderlik sorunu olmak ve yapmak ayrımı -1

ABC Kritik

Prof. Dr. Nejla Kurul | Her ağaç tek başına ve ayakta mı ölür?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | CEHALET

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | PKD: Uzaydaki Dışlanmışlara Övgü

ABC Kritik

Aziz Nesin'de vatan haini aramak