Çok Okunanlar

Diyanet'in skandalları bitmiyor! Atatürk'e ağır gönderme

FETÖ ile suçlanan Arda Turan ve Okan Buruk için karar verildi

Gizli çalışmanın ayrıntıları ortaya çıktı!

Can Ataklı isyan etti: Bana akıllı troll yollayın

Selvi: İstanbul için Kılıçdaroğlu'nun gönlünde yatan ismi biliyorum

Aile filmi geldi, hanım!

Ali Rıza Özkan
Her oyuncunun hayâlidir, eşi, babası veya çocukları ile aynı anda sahnede olmak. Veya hepsi birden? İlk bakışta, okuyucunun da onaylayacağını tahmin ettiğim bu soruya ben 'hayır’ diyorum. Hayır, hiçbir sanatçının böyle bir hayâl lüksü yoktur! Hatta, oyuncunun aile üyeleri de oyuncu olsa dahi!

Nasıl ve nedeni anlatayım.

Bir oyuncunun babası, eşi ve/veya çocukları da oyuncu olsa dahi, bunların aynı eser içerisinde birbirini tamamlayan karakterler olma ihtimali % 1 bile değildir. Gerçek hayatta annemizi, babamızı, eşimizi, çocuklarımızı istediğimiz zaman, isteğimize göre seçmeyiz. Ama, bir film veya tiyatro eserinde durum tam tersidir. Bütün karakterleri yansıtacak en iyi oyuncuyu ararız ve seçeriz. O nedenle, büyük oyuncu geleneklerine sahip ailelerde dahi, aile üyelerinin hepsinin değil, birkaçının bile aynı tiyatro veya filmde buluşması çok ender rastlanılan durumlardır.

Dünya sinemasının dev oyuncusu, Abhaz kökenli Kirk Douglas toplam 91 filmde oyuncu olarak yer aldı. 30 filmin yapımcılığını üstlendi. Tüm zamanların en büyük film yıldızı seçildi. Hollywood’da yıldızı, sayısız ödülleri var. Oğlu Michael Douglas da TV dizileri dahil, toplam 59 filmde oynadı. 24 filmin yapımcısı idi. 2 Oscar ve 1 Altın Palmiye olmak üzere, Michael da sayısız ödül sahibi. 8 yaşından beri, yani 68 yıldır kamera önünde olan Michael Douglas’ın babası ile birlikte sadece bir filmi var! Evet, 2000 yılında çekilen, ülkemizde 'Babalar ve Oğulları’ adı ile gösterilen 'It runs in the family’ filmi dışında hiçbir filmde beraber oynamadılar. 

unnamed-(2)-041.jpg

Sizce, bu tesadüf müydü? Yoksa, Hollywood’da onları birlikte oynatıp daha çok para kazanmak isteyen kurnaz yapımcı mı yoktu?

unnamed-(3)-032.jpg

İsterseniz, bir örnek de ülkemizden verelim. Orhan Günşiray sinema tarihimizin efsanevî oyuncularından birisidir. Günşiray’ın benim sayabildiğim kadarıyla, tam 95 filmi var. Yapımcı olarak da, Atıf Yılmaz’la birlikte çok sayıda film yaptıklarını herkes biliyor. Aynı şekilde, oğlu Mahir Günşiray da sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu olarak sevilen ve aranan bir oyuncudur. Peki, Orhan Günşiray ile Mahir Günşiray’ın aynı karede yer aldığı bir film var mıdır? Evet, yalnızca 1 film vardır. 1965 yılında, daha 5 yaşında iken, Orhan Günşiray’ın Filiz Akın’la birlikte oynadığı 'Oğlum, oğlum’ adlı filmde, Mahir Günşiray da, babası ile birlikte hayat gailesinin içinde savaşmak zorunda kalan küçük bir çocuğu canlandırır. Mahir Günşiray da sonraki yıllarda oyuncu olarak ünlendiği halde bir daha babası ile birlikte kameraların karşısına geçmediler.

unnamed-(4)-030.jpg

Sizce, bu da mı tesadüftü?

Bence, hayır. Hiçbirisi tesadüf değildi. Douglas’lar da, Günşiray’lar da aynı filmde veya oyunda sahneyi paylaşmanın çok nadiren gerçekleşebileceğini biliyorlardı. Eserin, karakterlerin hakkını vermek için, yaptıkları işe yani, bir anlamda ekmek kapılarına saygılarını sürdürmek için, oyunculuğun kişinin kendi benliğini bastırdığı büyük disiplin ve fedakârlık isteyen bir sanat olduğunun bilincinde oldukları için, hepsi de kendilerini kabul ettirmiş, ünlü ve ödüllü oyuncular oldukları halde, böyle kurnazlıkların esiri olmadılar. Tahmin ediyorum ki, seyirciyi “tavlasalar' dahi, bu tür ucuzlukların bir bumerang gibi, dönüp yeniden kendilerini ve oyunculuk sanatını vuracağını, tahrip edeceğini biliyorlardı.

unnamed-(5)-016.jpg

Ailemle film çektim!
Lafı nereye getireceğimi merak edip, buraya kadar okuyanları daha fazla bekletmeyeceğim. Birisi halen gösterimde, bu yıl 2 yerli 'aile’ filmi izleyeceğiz. Her 2 'aile’ filminin baş aktörleri de televizyon kariyerinin üzerine sinemayı eklemeye çalışan oyuncular. Her 2 filmin özelliği de, başoyunculara eşlik eden aile üyelerinin herhangi bir oyunculuk kariyerlerinin olmayışı. Her 2 filmin özelliği de, son derece subjektif, özel hikâyeleri anlatması.

Şu anda gösterimde olan film, 'Pamuk Prens’. 'Ferhunde Hanımlar’ dizisinde çapkın Selçuk rolü ile ünlenen Tamer Karadağlı hepimizin bildiği gibi, 'Çocuklar Duymasın’ ile zirve yaptı. Tamer Karadağlı televizyon oyuncularının nankör ve acımasız bir sistemin kölesi olduğunu öğrendi mi, bilemem. Ama, bildiğim bir şey var ki, o da, kendisinin o diziden sonra içindeki oyuncuyu diriltmek ve seyirciyi ikna etmek için büyük bir savaş verdiği. Bu savaşı, ne yazık ki, kazanamadığını 'SüperTürk’ün beklentilerin çok altında kalmasının ardından, 'Pamuk Prens’in kelimenin tam anlamıyla, gişede çakılmasından anlıyoruz.

unnamed-(1)-057.jpg

Fethullah Gülen müridi olarak, elini eteğini “o tarz' filmlerden şimdilerde çekmiş olsa da, aslında en iyi Hamdi Alkan’a yakışacak bir rolde çocuk seyircinin Tamer Karadağlı ile şaşırtılacağını 'SüperTürk’ün yapımcısı, senaristi, yönetmeni hesap edemediler, diyelim. Peki, zaten oyunculuk kariyerinin bitiren, hayatını zindana çeviren bir 'hikâye’ ile seyircinin “fedakâr ve savaşçı aile babası' Tamer Karadağlı karakterini “satın almayacağını' da mı tahmin edemediler?

unnamed-080.jpg

Geçen hafta gösterime giren 'Pamuk Prens’i hepi topu 7331 kişi izlemiş. Bu durumda filmin 'SüperTürk’ün seyirci sayısına ulaşamayacağı ortada.

'Pamuk Prens’ teknik olarak da, senaryo olarak da ortalamanın üzerinde bir film. Filmin teknik ve yaratıcı kadrosunun elinden gelenin en iyisini yaptıklarını söyleyebiliriz. Kendi hataları sonucu kaybettiği ailesini yeniden kazanma savaşı veren bir erkeğin hikâyesi çok sağlam bir senaryo ve yönetmenlikle perdeye aktarılmış. 'Pamuk Prens’ filmini başarısızlığa mahkûm eden faktör 'Tamer Karadağlı ve ailesi’! Çünkü, oyunculuk kariyerinize güvenmeniz, seyirciye ailenizi de dayatmanızın hoş görülebileceği anlamına gelmez. Sinema ne kadar ticari kurallara bağlı olsa da, sonuçta bir sanattır. Ve bunu hiç unutmaması gerekenler de, herkesten önce oyunculardır. Kendi özel hayatınızı filme koyarken, bunun çok büyük bir risk olduğunu önceden hesaplamanız gerekir.

Belki, çok sonraları, bu filmin sinematografik değeri anlaşılacak ve hakkı teslim edilecek. Ama, sadece “Tamer Karadağlı Efsanesi'ni bilmeyen bir kuşak yapabilir bunu. 

Ne diyelim? Günü geldiğinde, diğer 'aile’ filmi ile de görüşmek üzere!

 

İlgili Haberler

Kültür Sanat

Netflix yeni Türk dizisi için Beren Saat ile anlaştı

Kültür Sanat

Usta oyuncu Cengiz Baykal hayatını kaybetti

Kültür Sanat

Çanakkale'de 2 bin 700 yıllık antik kent bulundu

Kültür Sanat

Yeni Gelen'in Kasım sayısında Yalçın Küçük'ten Ütopya, Ara Güler'den Hamallar

Kültür Sanat

'Şahsiyet' dizisi dünya listesinde

Kültür Sanat

Şahsiyet dizisi dünya listesine girdi

Kültür Sanat

Zeugma mozaiklerinin ABD'deki parçaları Türkiye'ye getiriliyor

Kültür Sanat

TÜYAP'a gelen ziyaretçi sayısı açıklandı

Kültür Sanat

Gökhan Kırdar'dan 10 yıl sonra yeni albüm

Kültür Sanat

70 yıldır kayıp olan Walt Disney filmi bulundu

Kültür Sanat

Fuara yoğun ilgi devam ediyor...

Kültür Sanat

Bu hafta 8 film vizyona girecek...