darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Neden Yeni Anayasa Yapmadılar?

18.02.2017 10:13

İktidarın ve Bahçelinin anayasa için Evet kampanyası başladı. Neden Evet denmesi gerektiğini, paketin ülkeye neler getireceğini anlatmak dışında her şeyi söylüyorlar. Bütün kampanyaları Hayırı, Hayır diyenleri terörle, darbecilikle yanyana göstermek üzerine kurulu. Eveti anlatamayınca, Hayırı karalıyorlar. Bu normal; paketi anlatsalar Hayır zirve yapacak.

Diğer yandan karşı karşıya olduğumuz tablo siyasi tarihimize kara mizah olarak da geçecek. Düşünsenize; anayasal düzeni değiştirmek, egemenliği tek kişiye devretmek isteyenler, anayasal düzenin devamını savunanları terörle, darbecilikle eşitleyerek kampanya yürütüyor. İroni gibi ironi.

Bu bir telaşın, bir gizleme kampanyasının ürünü aynı zamanda. Paketin kendisi zaten bir gizleme operasyonuna dayanıyor.

En başta gizlenenle başlayalım. Her yerde yazılıyor, çiziliyor: 18 maddelik mini paket.

Doğru bilinen yanlışların başında bu geliyor. 18 madde, anayasa değişiklik teklifinin altında toplandığı başlık sayısı. Oysa bu 18 başlık altında kelime değişiklikleriyle, bazı maddelerin anayasadan çıkarılmasıyla birlikte değiştirilmesi öngörülen toplam anayasa maddesi sayısı 70.

Yanlış duymadınız: 70 madde değiştiriliyor.

Bugünkü anayasa toplam 177 maddeden oluşuyor. Bu da yürütmeyi ve genel olarak devleti tek kişi etrafında yeniden organize etme arayışı doğrultusunda anayasanın yüzde 40ını değiştirmeyi hedeflediklerini gösteriyor. Dev paket; tek kişi için.

İyi ama, siz hiç çıkıp da 70 maddeyi değiştiriyoruz diyen bir iktidar ya da Bahçeli vekili duydunuz mu? Duyamazsınız. Çünkü paket en başından itibaren, hazırlanma şeklinden Meclise sunulmasına kadar büyük bir gizlilik zırhıyla donatıldı. Şimdi bu gizlilik zırhını, paketin kendisi yerine Hayır diyenlerin tartışılması yoluyla kalınlaştırmak istiyorlar. Bu yüzden 70 maddeyi değiştirmeye çalıştıklarını da açıklayamıyorlar. 18 maddelik mini paket ambalajı bundan.

Tutmaz, tutmuyor; bu paket, neresinden elinize alırsanız alın, dikiş tutmuyor.

55 Kez Bakanlar Kurulu, 29 Kez Başbakan Yetkisi

Üşenmedim, bu 70 madde içinde Başbakan ve Bakanlar Kurulu ifadesinin ayrı ayrı kaç yerden silindiğini saydım. Burası daha da önemli.

Bu değişiklik kabul edilirse toplam 33 anayasa maddesinde 55 kez geçen Bakanlar Kurulu ifadesi tamamen silinmiş olacak. Siliniyor da, bir kurul tarafından üstlenilmiş kolektif yetkiler havada mı kalacak?

Hayır elbette. Bakanlar Kuruluna ait olan bu yetkiler paketteki kelime değişiklikleriyle tek kişiye, yani Başkana aktarılıyor. Kuruldan Başkana. Kurultay geleneğine uygun diyenler varsa onların bileceği iş. Ama bir kişiye normal devlet düzeninde çok kişinin gördüğü işleri, görevleri, yetkileri aktarmak, bu kişiye de yük, haksızlık değil mi?

Devam edelim: Bu durumda yeni sistemde Bakanlar olmayacak mı? Olacak. Seçimle gelmeden; yetkili organlara hesap vermeden; daha önce sahip olduğu birçok yetkiye sahip olmadan. Başkanın düz memurları olarak; Bakanlar Kurulu olarak değil. Pakete dair yazdığımız ilk yazıda Yürütmede tekleşme, devlette tekelleşme dememiz bundandı.

Peki Başbakan ifadesi kaç yerden siliniyor? 70 madde içinde 17 maddeden siliniyor; 29 ayrı yerden. Özetle Başbakanla ilişkili görev ve yetkileri düzenleyen 29 ayrı satır; Bakanlar Kuruluyla ilgili görev ve yetkileri düzenleyen 55 ayrı satır kaldırılıyor ve bütün yetkiler tek kişiye, Başkana devrediliyor. Düşünüldüğünün aksine, paket Başbakanlığı değil toptan yürütme organını tasfiye edip bir kişiye teslim ediyor.

Bu yüzden de ısrarla altını çiziyoruz. Partileri, ideolojileri oylamıyoruz. Bundan sonra partiler, devlet yönetimiyle ilgili farklı görüşler olsun mu olmasın mı? Bütün devletin kaderi tek kişiye tapulansın mı, tapulanmasın mı? Ana soru bu. Bütün çabaları, kampanyaları bu gerçekliğin üstünü örtmek üzerine.

Dahası var. Aklımızı kurcalayan asıl soru.

Asıl Soruya Gelelim

1982 Anayasası bugüne kadar toplam 17 kez değiştirildi. Bu değişiklikler içinde en kapsamlı olanları sırasıyla, 2001 yılında içinde MHPnin de yer aldığı üçlü koalisyon tarafından gerçekleştirilen 33 maddelik değişiklik ve yine AKP tarafından gerçekleştirilen 12 Eylül 2010 tarihli, şimdi kandırıldık sözleriyle unutturmaya çalıştıkları 26 maddelik değişiklikti. F. Gülenin okyanus ötesinden mezardaki ölüler bile kalkıp referandumda Evet oyu vermeli dediği anayasa değişikliği.

Sayılar neden önemli, nereye varmaya çalışıyoruz? Aklımızı kurcalayan asıl soruya varmaya.

Bugün önümüze mini paket olarak sunulan Anayasa değişikliği teklifi Anayasanın 70 maddesini birden değiştirmeyi öngörüyor, belirttik. Bu da bugüne kadar gerçekleştirilen 17 değişikliğin hepsinden daha kapsamlı bir değişiklikle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Kapsam geniş olsa da hedef dar: tek kişinin frensiz yönetimi. Ve bu bir mini paket değil görüldüğü üzere.

Bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük değişiklik 33 madde; bugünkü paket ise 70 madde.

Sorumuza gelelim öyleyse.

Bu paket 15 Temmuz darbe girişiminin sonrasında gündeme geldi. Yani iklim tam da darbelerle mücadele gündemi üzerinden 12 Eylül darbe anayasasını ortadan kaldırıyoruz demelerine; Hayır diyenleri 12 Eylül darbe anayasasını savunuyorlar propagandasıyla geriletmeye uygun hale gelmişken; darbelere karşı darbe anayasasını kaldırıyor, yeni anayasa yapıyoruz tezi etrafında genişlemeci bir cephe stratejisi izlemelerine müsaitken.

Dile kolay, 70 madde. Anayasanın toplamı 177 madde. Anayasanın yüzde 40ının değiştirilmesi demek. Neden tamamı değil? Niye yeni anayasa değil?

Diyebilirsiniz, zaman yoktu. Oysa 2015 yılında kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonunda yürütmeyi başkanlık etrafında düzenlemeyi öneren AKP teklifinin dışında kalan toplam 60 maddede 3 parti uzlaşma sağlamıştı. AKP ve MHP bu 3 parti arasındaydı.

70 maddeye bu 60 maddeyi ekleseler, geriye kalan maddelere hiç dokunmasalar bile 130 maddelik bir değişiklik hazırdı; yeni anayasa ambalajı sağlanır; tartışmanın Başkanlık meselesine sıkışması engellenir, CHPye karşı da sizin de içinde olduğunuz komisyonda onay verdiğiniz 60 madde var, şimdi karşı çıkıyorsunuz diye her zamanki gibi yüklenmeleri kolay olurdu.

Ama yapmadılar.

Neden?

Aklımızı kurcalamasında yarar var. Neden? Şartlar varken; propagandasını yapmak için koşullar çok daha elverişliyken neden bu 70 maddelik büyük değişikliğin tek kişiyle eşitlenmesini gizleyecek yeni anayasa ambalajını yapmadılar? MHP hayır mı diyecekti? Hayır.

Meselenin özünde ilk 4 madde yatıyor da ondan.

Tezimiz şu: Saray için bu bir geçiş anayasası. Devletin, kamu örgütlenmesinin ve hukukun Saray etrafında yeniden tanzimi sürecinin anayasal yetkiyle sürdürülmesi; yani inşa devrinin tamamlanması için bir yetki devri anayasası.

Kamu kurumlarını kaldırıp başkalarını yeniden kendi hiyerarşisi etrafında kurabilecek; bakanlıkları kaldırıp yenilerini kurabilecek; istediği gibi yeni bir devlet düzeni bu yetki yasasıyla inşa edecek. Bütün devlet hiyerarşisini, devlet toplum ilişkilerini bu pakette sağlanan yetkiye dayanarak düzenleyecek.

Bütün bunların tamamlanması aşamasında ise yeni devlet kuran iktidarların yaptığı şekilde; eskinin hiçbir hukuksal, anayasal kısıtlamasıyla bağlı olmadan asli kurucu iktidar olarak yeni rejimin nihai yeni anayasasını yapacak. Plan bu.

Nedir o kısıtlar, eski rejimin bunları değiştiremezsin dediği kısıtlamalar?

Biliyoruz ki ilk 3 madde. Yani devletin Cumhuriyet, başkentinin Ankara, kağıt üstünde bile olsa işleyişin Laik, Demokratik bir Hukuk Devleti olduğunu düzenleyen maddeler. Kuruluş senedi.

Nihai hedef bu senettir ve bu nedenle yeni anayasa ambalajı/hakkı, tabuta son çivi çakıldıktan sonra yapılacaklar için saklanmıştır.

Hatırlayalım: AKPli Anayasa Komisyonu üyesi, Bursa milletvekili İsmail Aydın Meclis görüşmeleri sırasında ne demişti? İlk 4 madde de değiştirilebilir.

Zaten uygulamayacakları temel hak ve özgürlüklerle ilgili daha önceden uzlaştıkları 60 maddeyi pakete eklediklerinde teklifi yeni anayasa olarak sunmaları mümkün olacakken bunu yapmayan iktidar açısından asıl mesele budur. Aşamalı karşı devrim anayasa sürecine de böyle yansıyor.

Şimdi hala çıkıp iyi de demokrasi için gerekirse ilk 4 madde de değişir diyebilecek arkadaşlar varsa da, kendilerine neyle karşı karşıya olduğumuzu anlayacakları mutlu günler dilemek dışında elimizden bir şey gelmiyor.

Duyuru: Saray Rejimi adını taşıyan yeni kitabım Tekin Yayınevinden basıldı ve önceki gün dağıtıma çıktı; kitapçılarda. İlginize sunuyorum.

Eğitim