unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İrfan Taştemur

Avrupada halk ayaklanmasına karşı: Türkiye tampondu tampon kalaca

21.05.2016 00:51

2008 krizi ile itibar kaybeden neo-liberalizm çirkin yüzünü tüm açıklığı ile ortaya koymaya  başladı. Tıpkı 70li yıllarda olduğu gibi darbeler, muhtıralar, teknokrat hükümetleri, ayaklanma tehditleri, iç savaş ve komplolar aldı başını gidiyor.

Günümüzde kimse Gürcistanda olanları hatırlamıyor bile. Sovyetler Birliği dağılıp Doğu Avrupanın sosyalist ülkeleri bir tabak içinde emperyalizme sunulduğunda "Avrupaya ait değildir" diye Almanyanın ABye almak istemediği Ukraynada iç savaşın kim tarafından ve ne için başlatıldığı sorulmuyor. Rusyanın bu ülke üzerinden Avrupaya sattığı gazın önünün kesilmesinden sonra bir de ABD ve Suudi Krallığının el birliği ile  petrol fiyatlarını düşürerek Rusyayı ekonomik olarak çökertmesinin dünyayı 3üncü bir savaşa sürükleyebilecek nitelikte olduğu pek anlaşılmıyor.

Emperyalizmin çevre ülkelerine ve özellikle Rusyanın sınırlarına dayandırdığı bu taarruza şimdi de yeni bir unsur eklendi:

Avrupada halk ayaklanması! Çok iddialı gelebilir, ancak söyleyen kişinin çok iddialı biri olduğunu görünce insanın "Dur bakalım" diyesi geliyor. Bu iddianın  sahibi İngilterenin 1995-2004 yılları arasında gizli servisini yönetmiş olan Sir Richard Dearlove. Sir Dearlove, AB liderleri aralarında anlaşıp göçmen akınını durduramadıkları takdirde halkın haklı olarak baş kaldıracağını ve bunun işaretlerinin görülmeye başladığını öne sürüyor. İngiliz dış istihbaratının eski patronu, bu durumda Türk vatandaşlarının vizesiz AB seyahatlerine izin verilmesini de yangın yerinde benzin depolamak olarak nitelendirilecek bir sorumsuzluk şeklinde yorumluyor.

Sir Dearloveun bu alarm zillerini çalmak şeklinde yorumlanabilecek görüşlerini tam da İngilterenin AB üyeliğinin referandum oylaması öncesi söylemesinin bir diğer önemli anlamı da halkın Hayır oyu vermesi için kampanya yürütenlere destek olması.

Avrupayı Almanlara kaptıran Anglo Saksonlar Yunanistan krizi ile bu ülkeyi batıramayınca şimdi de üyelikten ayrılma ve göçmenlere karşı halk isyanı başlatmakla tehdit ediyor.

İngilizlerin Almanların kontrollü kapitalizmini kabul etmeleri mümkün değil. Bütünüyle finans sermayesine teslim olmuş bu ülkenin Alman disiplini ve hegemonyası içinde boğulup kalacağından korkuluyor. Hayır kampanyası yürütenler İngilterenin AB dışında eskiden olduğu gibi finans kapital sayesinde vahşi kapitalizmin nimetlerinden yararlanacağını iddia ediyor.

Dünya genelinde İngiliz finans kapitalinin ağzını sulandıran gelişmeler Hayır kampını cesaretlendiriyor. Emperyalizme karşı ciddi bir blok oluşturdukları zannedilen BRİC ülkelerinden Brezilya Türkiyedeki 12 Mart darbesine benzer bir iktidar değişikliği yaşadı ve sol iktidarın elinden Başkanlık alınarak neo-liberal teknokratlara teslim edildi. Güney Afrikada ise iktidardaki Ulusal Kurtuluş Partisi ANC içten çökertilerek neo-liberalizme teslim edilmeye çalışılıyor. Venezuellada da darbe yarı başarılı oldu, son hamleye hazırlık yapılıyor. Bir diğer BRİC ülkesi Hindistanda ise Hindularla Müslümanlar birbirini boğazlıyor.

Ve bu arada bir Alman gazetesi aksi yöndeki tüm çabalara rağmen Türkiyenin artık bölüneceğini yazdı. Batı açısından Türkiyenin bölünmesi bir dert, ayakta kalması ise başka bir dert. Atatürkün ezilen uluslara ilham kaynağı olan Cumhuriyetimiz NATO üyeliği ile önce Sovyetler Birliği önünde tampon ilan edildi, arkasından ABDnin BOP projesi Orta Doğuyu tarumar edince savaştan, zulümden kaçıp Avrupaya sığınmaya çalışan göçmenler için tampon yapıldı. Osmanlıyı yeniden diriltmek üzere  yola çıkan İslamcılar sonunda tamponluğu kabul edip AB ile pazarlığa oturmakla yetinir hale geldi.

Evet, AKP Türkiyesini stratejik derinlikten ziyade stratejik tampon olarak yolun sonuna getiren Almanya göçmen krizi nedeniyle bu defa kendi içinde ve de ABdeki ortakları tarafından hırpalanmaya başladı. Ancak Türkiye açısından asıl sorun, bir zamanlar BRİC ülkeleri ile birlikte geleceğin parlak yıldızı olacağı zannedilen ülkemizin şimdi sadece Batı Avrupaya tampon olup olmayacağı mı veya bölünüp bölünmeyeceği mi açısından tartışılır hale gelmiş olması.

Aynı 1. Dünya Savaşında olduğu gibi, kaderimiz tekrar Almanyaya bağlanmış bulunuyor. Almanya, şimdi de ülkemizi tampon yapmaya kalkışarak IŞİD ve PKKnın Türkiye üzerine saldırtılmasına vesile yaratıyor. Anlaşılan neo-conlar Almanyayı Yunanistandan vuramayınca cepheyi bir adım daha geriye çektiler ve Türkiye üzerinden vurmaya başladılar.

Eğitim