YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Ali Güller

Katar krizinin ekonomi politiği

12.06.2017 07:59

Katar krizi aslında 2013te Mısırda İhvan rejiminin devrilmesiyle birlikte başladı. Bu durum hem bölgede Suudi-Mısır ile Türkiye-Katar cepheleşmelerini yarattı, hem de ABDnin Suriye operasyonlarında rol oynayan Türkiye-Katar-Suudi Arabistan cephesinde çatlamalara yol açtı.

Krizin derinleşerek Katarın Körfez ülkelerince ablukaya alınması ise Trumplı ABDnin yeni programıyla doğrudan ilgilidir:

ABDNİN ORTADOĞU PROGRAMI

1) Trump, Müslüman Kardeşleri, IŞİD ve El Kaide-Nusradan sonra mücadele edilecek üçüncü terör örgütü ilan etti. Bu, ABDnin uzun süre kullandığı siyasal İslamcılıkla yollarını belli ölçülerde ayırma ilanıydı aynı zamanda. (Elbette ABD İslamcılığı başka türlü kullanmaktan vazgeçmiş değil!)

2) Trump, bölgede İranı baş hedef alan bir strateji izleyeceğini ilan etti.

3) Trump bu stratejinin gereği olarak bölgede Körfez NATOsu-İsrail-Kürt cephesi inşa etmeye soyundu.

Trump bu amaçla Riyadla ilk bölümü 110 milyar dolar olan ama toplamda 350 milyar doları bulacak bir askeri anlaşma imzaladı. Trump aynı zamanda PYD-YPGyi 150 bin kişilik bir konvansiyonel orduya dönüştürme hedefiyle örgüte ağır silah verme kararı aldı. (ABDnin hem İranı hedef alması hem de PKKyi ordulaştırması, Türkiye ile İranı aynı cephede yer almaya itecektir. Aksi durumda Türkiye ABD adına Kürdistanın hamiliğine razı olacak ve hatta ABD çıkarları gereği İranla karşı karşıya gelecektir!)

4) Trump bu stratejiye ve programa uygun olarak bir kabine belirledi. Yarısı askerlerden, yarısı büyük tekel temsilcilerinden oluşan Trump kabinesinde örneğin Obamanın katı İran düşmanlığı nedeniyle görevden aldığı kuduz köpek lakaplı Em. Org. James Mattis Savunma Bakanı, ExxonMobil CEOsu Rex Tillerson da Dışişleri Bakanı oldu!

KATAR, İRANA KARŞI MIZRAK UCU OLMAK İSTEMEDİ

Katar, işte bu ABD programında İrana karşı mızrak ucu olmak istemediği için düşman ilan edildi! Yani Katar meselesi, özü itibariyle bir İran meselesidir.

Katarı düşman ilan eden ülkelerin gerekçelerinin her biri birbirine göre ağırlık göstermekle beraber, toplamda İran, İhvan/Müslüman Kardeşler, doğalgaz ve bölgesel liderlik mücadelesi gibi faktörlere bağlıdır.

Bu konuyu ayrıntılı olarak Katar, İrana karşı mızrak ucu olmak istemedi başlıklı yazımızda incelemiştik. Bugün krizin ekonomi politiğini inceleyeceğiz:

KATAR-İRAN DOĞALGAZ İŞ BİRLİĞİ

1) Katar, bir petrol ülkesi değil ama çok güçlü bir doğalgaz ülkesidir.

Katar petrol üretiminde 17. sıradadır ve dünyadaki payı sadece %1,5tur. Ancak Katar doğalgazda dünya 3.südür ve payı %13tür. Birinci sıradaki %25 paylı Rusya ve ikinci sıradaki %17 paylı İran ile birlikte Katar, dünyadaki toplam üretimin %55ini yapmaktadır.

Bu tekel gücü, üç ülkeyi, Rusya, İran ve Katarı 2008 yılında doğalgaz konusunda bir iş birliği anlaşmasına götürmüştü.

Fakat bu anlaşma ABD ve Suudi Arabistan tarafından bozuldu ve Katar gazının Batı pazarlarına taşınması için Katar-Suudi Arabistan-Ürdün-Suriye güzergahları belirlendi. Ancak Suriye, ABDnin Rusya ve İranı devre dışı bırakan bu projesini kabul etmedi. Suriyeye 2011de Atlantik saldırısının başlamasının önemli nedenlerinden biri de işte bu itirazdır.

Geride kalan süreçte Katar gazının transferi açısından bu Amerikan güzergahı hayata geçemedi. Katar, doğalgazını ağırlıklı olarak Basra Körfezi üzerinden Doğuya, Süveyş Kanalına erişerek de Avrupaya sevk etmeye devam etti. Tabi sıvılaştırılmış gaz (LNG) yöntemi oldukça maliyetliydi. Önemle belirtelim: Katar doğalgazının doğu pazarındaki en büyük müşterileri Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Koredir.

Geçen aylarda ise bu süreci kökten değiştirecek bir gelişme yaşandı. Katar ve İran doğalgaz iş birliği konusunda önemli ilerlemeler sağladılar. Zira Katar ile İran, ortak doğalgaz havzasına sahipti ve iş birliği iki ülkenin de çıkarınaydı.

İşte ABD ve Suudi Arabistan açısından bardağı taşıran konuların başında bu iş birliği geliyordu.

DUBAİ-DOHA ÇEKİŞMESİ

2) Birleşik Arap Emirliklerinin yılda 83 milyon yolcu taşıyan Dubai Havalimanı, ABDnin Atlanta ve Çinin Pekin havalimanlarının ardından 3. sırada. Batı ile Doğu arasında köprü görevi gören Dubai Havalimanının bölgedeki en büyük rakibi ise gittikçe yolcu sayısını artıran ve 37 milyona ulaşan Katarın Hamad Havalimanıdır. Türkiyeden TAVın bu havalimanına yaptığı eklerle kapasite 50 milyon yolcu/yıla çıkmıştır.

Birleşik Arap Emirliklerinin de büyük hevesle Katar krizinde öne çıkmasının nedenlerinin başında bu paylaşım kavgası gelmektedir.

PARA ve MEDYA GÜCÜ

3) Katar, düşük nüfusu nedeniyle bölgedeki diğer petrol monarşilerine göre daha fazla para biriktirebilen ve bunu bölgedeki nüfuz mücadelesinde kullanabilen bir ülkedir.

Katarın büyük finans desteğiyle Ortadoğuda güçlü bir silah olarak kullandığı El Cezire, uzun bir süredir Suudi Arabistanı rahatsız etmekteydi.

Yine Katarın finans desteğiyle İhvan ile Haması bir dış politika enstrümanı gibi kullanabiliyor olması ve onlar ile nüfus büyüklüğünün çok ötesinde nüfuziyet oluşturabiliyor olması, Riyadı gün geçtikçe rahatsız ediyordu.

Yine Körfezdeki diğer monarşiler de İhvanı tahtlarına karşı hep bir tehdit olarak görüyor, Katarın bu örgüte verdiği desteği çıkarlarına aykırı buluyordu.

VATAN SAVAŞI DEĞİL KATAR SAVAŞI

5) Katarın belki de en çok yatırım yaptığı ülke Türkiyedir. (Katarın Deutche Bankda %10, Walkswagende %17, Siemensde %3 hissesi var. Almanyanın İran ve Türkiyeden sonra Katara destek veren 3. ülke olmasında kuşkusuz bu yatırımların rolü var.)

Katar, Türkiyeye finans desteğinin karşılığında, İhvan nedeniyle Suudi Arabistanla sorun yaşamaya başladığı 2013den itibaren AKPden askeri destek istemeye başlamıştır. 2014 yılında bu amaçla yapılan müzakerelerin sonunda 2015te bir askeri üs anlaşması imzalanmış ve Türkiye, Katarın gösterdiği geçici üsse, Katar askeri eğitmesi için 94 askerini göndermişti.

Ancak İran bu üsse karşı çıkıyor, Katar da İranın tepkisi nedeniyle Türkiyeye bir türlü kalıcı üs yeri vermiyordu. Bu nedenle anlaşma bir türlü TBMMye getirilememişti.

İşte Katar krizinin başlamasıyla birlikte Katar hızla Türkiyeye kalıcı üs verdi ve AKP Hükümeti de hızla o anlaşmayı TBMMye getirerek onayladı.

Peki Türkiye ne yapmalı?

1) Kuşkusuz Türkiyenin ABD karşısındaki cephede olması gerekir ama Katara finans karşılığında asker göndermek vatan savaşı değil, Katar savaşı olacaktır! Ve AKP Hükümeti, ABDli Sorosun en iyi ihraç malınız askerinizdir sözünü yerine getirmiş olacaktır!

2) Türkiye, ABDnin bu örgütü terör örgütü ilan edip etmeyeceğinden bağımsız olarak hızla İhvan sorununu kesip atmalıdır!

3) İncirlik Mutabakatı bir an önce yırtılmalıdır!

4) Türkiye, hızla Suriye ile anlaşmalıdır! Şamla anlaşmak, Moskova ve Tahranla normalleşen süreci derinleştirecektir.

 

Eğitim