YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Futbol dünyasına futbolun diliyle Anayasa mektubu

28.01.2017 10:05

Sevgili Rıdvan, Arda, Burak ve attığı paslarla ben de varım diyen herkes;

Video çağrınızı izledim. Güçlü Türkiye için hepimiz varız; ne Evet diyenlerin ne de Hayır diyenlerin niyetinin zayıflamış bir ülke olmadığı açık.

Fakat bu anayasayla getirilen model, niyet bu olsun olmasın Türkiyeyi güçlendirmeyecek, aksine daha da zayıflatacak. Bu nedenle Güçlü Türkiye çağrınıza varız; Evet çağrınıza yokuz.

Anayasa değişikliğiyle ilgili herkesin özgürce kararını vermesi en doğrusu. Bunu herkes için savunmalıyız. Fakat siz, sadece bir karar vermediniz; verdiğiniz karar üzerinden kamuoyunu da ikna etmeye giriştiniz. Yani bu anayasa metnini okuduğunuzu, getirilen sistemi beğendiğinizi söylemiş ve kefil sıfatıyla Evet oyu verebilirsiniz demiş oldunuz.

Bu da bir Siyaset Bilimci olarak bende anayasa metnini ve getirilen sistemi tam olarak incelemediğiniz izlenimi yarattı. Aksini, yani içinde büyüdüğünüz ülkenin halkını aldatmaya, yanıltmaya bilinçli olarak yöneldiğinizi düşünmek istemiyorum. Bu yüzden bu bir suçlama değil, anlama-anlatma mektubu; öyle okuyun; öyle değerlendirin lütfen.

İzniniz olursa, ben de sizin alanınıza gireyim. Yeni anayasa ile getirilmek istenen sistemi futbol üstünden örneklerle size anlatmaya çalışayım.

Futbol Üzerinden Anlatayım

Birçok sakıncalı madde var; fakat özünde en çok itiraz edilenler belli: Cumhurbaşkanının tarafsızlığını yitirip partili olabilmesi; hem partisinin hem yürütmenin hem de devletin başı olabilmesi; bütün kuvvetleri kendisinde toplaması; istediği zaman Meclisi feshedebilmesi; herhangi bir haksızlık, hukuksuzluk olduğunda bu uygulamaları frenleyecek tüm mekanizmanın ya ortadan kaldırılıyor ya da Cumhurbaşkanının atamasına bağlanıyor oluşu bunlardan bazıları.

Yine bir Siyaset Bilimci olarak sizden ricam şu: birazdan anlatacaklarımı Cumhurbaşkanı A kişisi ya da B kişisiymiş gibi düşünmeyin. Çünkü kişilere göre sistem kurulmaz. Meselemiz kişilerle değil.

Futbol dünyasındasınız; 11 kişilik bir takımda bütün sistemin tek kişi üstüne kurulduğunu düşünün. Bir hafta iyi gitti; iki hafta sonunda lidersiniz; üçüncü hafta yıldız oyuncunuz moralsiz ya da sakatlandı ya da kendisini aşırı yetenekli, vazgeçilmez, üstün insan hissetmeye başladı ve hata üstüne hata yapıyor; adım adım puan tablosunda kişiye özel sisteminizle aşağıya doğru yuvarlanıyorsunuz. Hiç yaşamadınız mı? Önerilen sistem böyle. Kişiye özel takım, kişiye özel taktik öneriliyor. Takım oyunu rafa kaldırılıyor.

Futbolculuk yaptınız ya da yapıyorsunuz. Her takımın lideri, kaptanı var. Bu elbette önemli. Fakat bir de bütün yetkilerin sahada bir tek oyuncuda toplandığını düşünün; diğer futbolcular arasında zaman zaman rahatsızlık yarattığı olmaz mı? Her oyuncuyu katan, değerli olduğunu; işleyen başarılı sistemin bir parçası olduğunu hissettiren takım oyunu mu başarı getirir; yoksa herkesi değersizleştirip tek kişiyi yıldızlaştıran sistem mi?

Cumhurbaşkanının partili olması meselesine gelelim. Ve gelirken yine aklımızdan çıkarmayalım; kişiye göre düşünmeyin. Sayın Erdoğan taraflı davranmaz üzerinden değil; bu sisteme göre gelebilecek en taraflı kişi örneği kimse ona göre düşünelim.

Düşünün ki bir kulüp başkanı bundan sonra hem Futbol Federasyonu Başkanı olabilecek; hem de kulübünün teknik direktörü. Haydi tarafsızlığını sürdürdü diyelim; bütün işleri, yetkiyi tek kişide toplamak Türkiye futbolunu güçlendirecek mi? Bir elin nesi var, iki elin sesi var? Bu bizim atalarımızın sözü değil mi?

Daha da ileri gidelim. Rıdvan Fenerbahçede, Arda ve Burak siz de son olarak Galatasarayda oynadınız. Fenerbahçe ile Galatasaray maç yapıyor; fakat tarafsız olması gereken hakem iki takımdan birinin formasıyla sahaya çıkıyor (Başkana partili olma hakkı tanınıyor). Tarafsız olabilir mi gerçekten? Her kararı diğer takım tarafından sorgulanmaz mı? İlgi odağı, tartışma konusu güzel goller mi olur yoksa hakemin kararları mı? Sahadaki futbolcular emeklerinin mi tartışılmasını ister yoksa hakem kararlarının mı? Siz söyleyin; madem Güçlü Türkiye için; bu modeli futbola uygulasak Güçlü Türkiye futbolu gelecek mi?

Altını çizerek tekrarlayayım: bu sistemde bir kişiye hem kulüp başkanı, hem federasyon başkanı, hem teknik direktör hem de hakem olma şansı veriliyor. Diyelim ki maç tüm bunlara rağmen yine de rakip takımın üstünlüğüyle gidiyor; ikinci yarının ortalarına doğru Arda ve Burak, ikinizi de hiç uyarmadan haksız yere Kırmızı Kartla dışarı gönderebiliyor karşı takımın formasıyla sahaya çıkan hakem.

Ve hiçbir kurula karşı bu yaptığıyla ilgili somut sorumluluğu yok. Anayasa bu yetkileri veriyor Başkana. İsterse bir kararnameyle futbolculuk lisansınızı da iptal edebilir; istediği takımı üst lige çıkarıp kararnameyle istediğini de küme düşürebilir. Bu ortamda başarı gelir mi?

Diyelim ki bu taraflı hakeme rağmen diğer takım yine de kazanmak üzere; maçın 90. dakikası yaklaşmış. İsterse maçı tatil ilan edebiliyor (Meclisi fesih yetkisini böyle düşünün) ve Federasyonda ilgili tüm kurulların ya başında olduğu ya da üyelerini atadığı için maçı yenilmek üzere olan kendi takımı lehine hükmen galip olarak tescil ettiriyor. Kime anlatacaksınız derdinizi? Yapmaz üzerinden tartışmayın; veriliyor bu yetkiler. Ya kötü niyetli birisi gelir ve yaparsa? Anayasada var derse? Rıdvan, Arda, Burak; o gün nasıl anlatırsınız bu videoyu halka?

Haksız yere kırmızı kart gördünüz; dediniz ki hakem hatalı karar verse de; Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Başkanın adamlarından oluşsa da, tarafsızlığına inandığım Tahkim Kuruluna gider, itiraz eder ve hakkımızı ararız.

Kötü haber. Başkana kararnameyle Tahkim Kurulunu kaldırma yetkisi sunuluyor; isterse kurulu kaldırabilir. Bu hak veriliyor. Nerede arayacaksınız hakkınızı? İkinci, üçüncü liglerde binlerce futbolcu kardeşiniz var; alacaklarını alamayan, haksız yere sözleşmesi feshedilip kış ortasında geçiminden olan meslektaşlarınız. Açın federasyonun sayfasını; onların başvurularıyla dolu. Nerede arayacaklar haklarını?

Yine de diyelim ki Başkan iyi niyetli davrandı ve kurulu kaldırmadı. Fakat kurul üyelerinin tamamına yakınını kendi futbol kulübünün üyeleri arasından atadı (Yargıyı belirleme yetkisi Başkana ve partisine bırakılıyor). Yani Tahkim Kuruluna gitsen de, haksız bir kararı tarafsızlığını yitirmiş bir yargıda geri çevirme şansın kalmıyor. Hep aynı takımın kazanacağı eşitsiz bir yarış rekabeti; rekabetsizlik Türkiye futbolunu bitirmez mi?

Messi Örneği

Başta söylediğimizi açalım burada. Futbol izleyicileri Messiyi iyi bilir. Üstün yetenekli; keyif veren bir oyuncu. En iyi, Arda kardeşim sen bilirsin. Aynı takımdasınız; Barcelonada. Ve bu bizi hep gururlandırdı.

Sana sorayım özellikle; Messi Barcelonada Arjantin Milli Takımına göre daha başarılı. Milli Takımla bir türlü kupa kaldıramazken Barcelonada kupaları sürekli topluyor. Neden sence?

Ya da yanıtını gayet iyi bildiğiniz soruyu sorayım: Uluslararası alanda Alman milli takımı, yani Panzerler neden bu kadar güçlü? Nasıl oluyor da her maçlarında sahaya çıkan 11 kişilik kadro zaman zaman değişse bile disiplinli bir oyunla en sonunda başarıya ulaşabiliyorlar? Yıldız oyuncuları var mı? Yoksa bunu takım oyunuyla mı başarıyorlar? Ne dersiniz? Alman Milli Takımı, bugün bize getirilmek istenen ve her şeyiyle tek kişiye olağanüstü yetkiler sağlayan modelle bu başarıları sağlayabilir miydi?

Ya da soruyu genişletelim: Messi sakatlandı ve Arda kardeşim, sen geçtiğimiz aylarda sahaya çıktın ve işleyen makinanın dişlilerini hiç aksatmadan Barcelonayı sırtlayan oyunculardan birisi oldun. Nasıl oldu bu? Bütün sistem Messi üstüne kurulu olsaydı bunu başarabilir miydi takımın?

İyi bir sistem, yıldız oyuncuya göre değil; yıldız oyuncunun yokluğu olasılığına göre kurulmaz mı? Ne dersin Rıdvan hocam?

Biliyorum; kurulur diyeceksiniz. Çünkü önümüzde Barcelona modeli var; takım oyunu var; takım disiplini var; hakemin üstünden Sarayın takımı Real Madrid forması çıkmayacağını da biliyorsunuz; aklınız uğrayacağınız haksızlık ihtimallerinde değil; futbolda. Bu da başarıyı; dünyanın en iyi, en keyif veren futbol takımlarından birisini, FC Barcelonayı yaratmadı mı?

Sözün özü şu: Messiye göre sistem kurmayalım; Messinin kendisini göstereceği ideal takım oyununu oluşturalım. Önerilen sistem kişiye göre; takım oyunu yok. Takım oyunu herkesin katılımının önünü açan Demokrasi modeli; tek kişi yönetimi değil. Takım oyunuyla mı istikrarı sağlarız; yoksa sadece Messiye dayanarak mı? Ya Messiden sonra? Ya bir daha Messi gelmezse?

Bütün yetkinin tek kişide olması başarı getirseydi, şu anda Milli Takımın oldukça güçlü, iyi bir konumda olması gerekmez miydi ayrıca? Oysa Dünya Kupasına katıldığımız 2002 yılında FIFA sıralamasında Dünyanın en iyi 9. Milli takımıydık; 12 Ocak 2017deki güncellemeye göre ise 24. sıradayız. İlk 20de değiliz; nasıl olacak Güçlü Türkiye bu modelle? Denenmiş, sınanmış işte; lig düşüyoruz.

Son soru; bu model tek seslilki getiriyor. Seyircisiz maç oynadığınızda keyif alıyor musunuz? Tribünler olmadan futbol size keyif verir mi? Islıklansanız da, haksızlığa uğrasanız da o tribünlerle varsınız. Herkesin korkudan ya da baskıdan tek tezahürat yaptığı ve sizi değil, üstündeki formanın rengi, sahip olduğu imkanların yarattığı korku nedeniyle, normalde Hakem olması gereken kişiyi alkışladığı bir oyundan keyif alır mısınız?

Bu soruyu Galatasarayın büyük başarılara imza attığı Ali Sami Yen Stadının kokusunu, havasını solumuş Arda ve Burak kardeşim, size soruyorum: O stadyumdaki başarılarda tribünlerin teksesliliği mi; yoksa bir tribünden başlayıp karşı tarafı hareketlendiren Eski Açık Sarı Desene çoksesliliği mi pay sahibi?

Güçlü Türkiye hepimizin dileği; gelin siz kararınızı bir daha gözden geçirin. İleride size kariyerinizde böyle başarılar varken; futbolda en iyi kulüplerde, en üst liglerde oynamışken ülkenize siyasette neden bu kadar alt liglerin modelini önerdiniz? diye sorulduğunda verecek bir yanıtınız olsun.

Anlamış olmalısınız, derdimiz kişilerle değil; getirilmek istenen sistemle. Bu sistemden Zayıf Türkiye çıkar.

Mektubumu burada bitiriyorum. Futbolda Barcelona modeliyle yükselip; devlet düzeninde Gambiya modelini savunmaktan kurtulmanız için katkım olduysa ne ala. Selametle.

Deniz Yıldırım - @denizyildirim79

Eğitim