Çok Okunanlar

CHP, üç büyükşehir için kararını verdi

Üniversite hocalarına Osman Kavala operasyonu: Çok sayıda gözaltı var

BBC muhabiri, Türk medyasındaki yalan ve komplo haberleri yazdı

Meteoroloji açıkladı: Kış mevsimi nasıl geçecek?

Gerici Akit'in skandal paylaşımı hakkında karar verildi!

Aradığımız insanlık... 'Cinayet Olan Edebiyat'

Özgün Ergen
İnsanı gören var mı? Baş döndürücü metalar arasında sıkışan, her geçen gün daha çok saplandığımız bataklıkta bizlerin en büyük ve en hakiki mücadelesi bu belki de: İnsan kalma savaşı. Bunu ne kadar başarabiliriz? Ne kadar başarabildik? Edebiyatın sadece vitrinlere indirgendiği, yazarın edebiyatın  pazara hizmet eden bir metaya dönüştürüldüğü yerde ısrarla bunu sormalıyız.

Kitap “Nâzım Hikmet’in Asimilasyonu', “Şiirde Yenilik Diye Sunulan Gerilik', “Edebiyatlaşan Cinayetler', “Tekellerin Edebiyatının Bilinci' ve “Eleştirisiz Eleştiri' gibi bölümlerden oluşuyor.

Bu kitabın belki en şaşırtıcı yanı, verili olanı, kültür dünyasının dayattığı tabloyu cesaretle reddetmesidir.

Bu reddedişin bize öğrettiği bir şey var: Eksikleriniz, yanlışlarınız olabilir. Büyük hatalar yapmış olabilirsiniz, “kaybeden' ya da “kazanan' olabilirsiniz. Ama söylediğiniz doğru bir söz, cesaretle atılmış doğru bir adım, putları bir kere yerle bir etmeye cesaret edebilmeniz, devrimci ve aydınca bir tavırdır. Bu nedenle, kitapta yazılanlara katılmayabilirsiniz, ama orada yazılanlar bu verimli toprak üzerinde ilerleyecektir.

Lunaçarski, Block’tan alıntılıyor. Block, burjuvaziye büyük bir öfke besleyen önemli bir yazar. Fakat bizim hep öfke duyduğumuz burjuvazi neden hep kazanmaktadır? Neden kitap eklerinde hep belirli kalıplı sözler yer almaktadır? Böyle bir düzen eleştirisizdir. Eleştirisizlik bu düzeni besler. “Cici bey konaklarına neden rahatlıkla yuvarlanılıyor? Beyler, dal budak salmış ıhlamur ağaçları ve akçaağaçların altında yüzlerce yıl gösterdikleri için.  Züğürdü para keseleriyle, budalayı kültürle etkiledikleri için."[1] Ve ekliyor Block:

“Bu konuda susmak mümkün değildir, ama herkes susuyor.'

Bugün de aynı suskunlukta birleşmiyorlar mı? Onlar susuyor, ya şairler, yazarlar? Konuşmaya çekinenler? Tepki vermekten korkuyorlar, oysa kültür-sanat alanının iktidar kadar yozlaştığı aşikârdır. Sayısız yazı yayımlanmıştır bu konuda. Egemenler eliyle “linç edilme', “yeteneksiz' ve “akılsız görülme' korkusu, dört bir yanımızı kuşatmış durumda. Kültür- sanatta da bu korkunun baskın olduğunu görüyoruz. Böyle durumlarda şunu düşünmeli: Yeteneksiz olabilirsiniz, belki de gerçekten yeteneksizsinizdir, fakat bu, bugünkü çürümüşlüğü haklı çıkarır mı? Bu gerçeği yok edebilir mi? Edemez elbette. Ve etmeyecektir.

90d76323-b8d4-40c9-962a-d7805ba82650.jpgNâzım Hikmet Olayı

Kitabın defalarca okuduğum bir bölümü Nâzım Hikmet üzerine olandı. Bu bölüm, Nâzım Hikmet’i doğru bir kaynaktan araştırmak isteyen herkesçe, özellikle Nâzım Hikmet araştırmacılarınca okunmalıdır. Çünkü bu bölüm, Nâzım Hikmet üzerine yanlış okumaları içermekte ve eleştirmektedir.

Nâzım Hikmet’in “yoksullaşma, yoksullaştırma' kampanyası, Nâzım Hikmet’in, holdinglere ve anma etkinliklerine indirgenmesidir. İdeolojisinin içi boşaltılan bir Nâzım Hikmet, böyle bir Nâzım Hikmet okuması, ancak edebiyatın en tepesindekiler için yarayışlı olacaktır. Böylesi etkinlikler eliyle yok edilen, bir biçimde Nâzım Hikmet’in “eseri'dir.   

B.Sadık Albayrak, bu gerçeğin altını çizer.

“Bu yazı balı haşarattan koruma yazısıdır.'

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey değil midir? Yanlış okumalardan, çarpıtmalardan sıyrılıp bakabilmek. Sis perdesini aralamak ve gerçeği görebilmek. Çünkü,

“Nâzım Hikmet sanatının tarihi, aynı zamanda, Nâzım Hikmet sanatını etkisizleştirme, bu sanatın  insanlara ulaşmasını engellemek için önüne setler çekme tarihidir.' (s.34)

Bu tarihi ise doğru anlamak zorundayız.

İkinci Yeni ve Günümüz Şiirine Eleştiriler

Kitapta günümüz şiirine eleştiriler ciddi bir ağırlık oluşturuyor. Günümüz şiirine bu kitapta yöneltilen en önemli eleştiri, eleştirisiz oluşudur. Bu nedenle İkinci Yeni ve günümüz şiiri,  “İkinci Geri' ve “Üçüncü Geri' olarak tanımlanıyor.

Günümüz şiiri üzerine benim en önemli gördüğüm tespiti, şiirlerin “tarihsiz' yazılıyor oluşu ve tarihin “dekor amaçlı' kullanılmasıdır. Hakikaten öyledir; zamansız bir boşlukta akıp giden sözcük yığınlarıdır dergilerde gördüğümüz şiirlerin pek çoğu. Oysa zaman, içinde bulunduğumuz zaman üzerine düşünmek… Bilim, felsefe ve diğer disiplinlerle bunu harmanlayabilmek… Bu zor olandır.

“Tekelci dönemin şiirinde tarih yoktur. Tarihsel sözcükler, bu şiire dekor olarak atmosfer duygusunu pekiştirmek için girerler.  Bu şiirin nesnel konumu, paralel bir tutumdur; çünkü krallardan, prenseslerden, egemen sınıfın sefahat dünyasından bu kadar yüceltmeyle söz etmek, günümüzün egemen sınıfının durumunu da meşrulaştırmak işlevini taşır. Bu şiirin hayat karşıtlığı, tarih dışılığıyla, tarihi, insan ilişkilerinin dışında, gelişimden uzak kişiler, nesneler, imajlar dünyasına çevirmesiyle bir kat daha pekişir.' (s.167)

Kitapta günümüz şiiri üzerine “ne olabilir?' “nasıl bir şiir yazılmalıdır' sorusunu yanıtlayacak yeni öneriler ve önermeler yoktur. Bu iş, şiir eleştirmenlerine düşmektedir. Ve kimsenin üzerine düşeni gerçek anlamda yapmadığı yerde, “hadi, bir adım daha at, gerçeğe bağlı kal' demektedir yazar.

İnsanı Unutmamak…

“Bütün Hapishaneler Yıkılır'

Bu kitabı en çok Zonguldak’ta maden işçilerinin greviyle, mücadelesiyle okumak istiyorum.  Zonguldaklı işçiler, 4 aydır maaşlarını alamadıkları madende, açlık grevi sonucunda, 10. günde maaşlarını alarak şöyle demişlerdi: “Vermiş olduğumuz mücadeleyi tüm işçi sınıfına armağan ediyoruz.'

Cinayet Olan Edebiyat’ı da varoşlardaki ilkokul öğrencilerime ve en çok kendisine yabancılaşmamış, “işçi sınıfı' deme cüretini göstermiş işçilere armağan etmek istedim okurken.  

Belki o çocuklar büyür, o işçi çocukları büyür… Bu kitaptan bir sayfa açar… O çocuklar yazar olur, kim bilir… “Bütün hapishaneler yıkılır…' Korkmadan söylemeyi  öğrenirler belki  o zaman. Kötüye kötü, zalime zalim olduğunu. Siz onu ne kadar sise, gizeme de boğsanız, bunun bir gerçeklik olduğunu. Mendilci bir çocuğun, bir inşaat işçisinin, öfke ile yazar olduğu gün… O günlerin bu coğrafyada da geleceğini hayal ediyorum.  Bunun için öncelikle yazarların yazdıklarıyla, üretimleriyle var olabildiği bir coğrafya var etmek, yolunu açmak gerekir. Hiçbir çevreye ve aileye dâhil olmasalar bile.

Cinayet Olan Edebiyat’ı okuyun. Direnebilmek için, bu umudu, böylesi kirli, puslu, çıkılmaz sandığımız sokaklara saptığımız bir dünyada yaşatmak için… Edebiyatı öldürenlere boyun eğmemek için ve minnet etmemek… Boyun eğmeyen ve minnet etmeyen olmak için… Çünkü böyle bir insan, aradığımız insandır.

[1] Block’tan akt.Anatoli Lunaçarski, “Block ve Devrim', Devrim ve Sanat, çev. Süleyha Kaya, Saliha Kaya, İlter Yayıncılık, İstanbul, s.286

İlgili Haberler

ABC Kitap

ABC Kitap | Çok satanlar | 12 Kasım 2018

ABC Kitap

Haftanın Kitabı | 12 Kasım 2018

ABC Kitap

Editörün Seçtikleri | 12 Kasım 2018

ABC Kitap

Yeni Çıkanlar | 12 Kasım 2018

ABC Kitap

Bilal Erdoğan ABD'nin yaptırım listesine girecekti!

ABC Kitap

ABC Kitap | Çok satanlar | 6 Kasım 2018

ABC Kitap

Editörün Seçtikleri | 6 Kasım 2018

ABC Kitap

Yeni Çıkanlar | 6 Kasım 2018

ABC Kitap

Haftanın çok satan kitapları | 29 Ekim 2018

ABC Kitap

Haftanın Kitabı | Özlem Özdemir - İlham Veren Cumhuriyet Kahramanları

ABC Kitap

Editörün Seçtikleri | 29 Ekim 2018

ABC Kitap

Yeni Çıkanlar | 29 Ekim 2018