darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Bugün durum tespiti yetmez!

02.06.2017 14:54

 16 Nisanla birlikte ülkede köklü bir "Bakış açısı değişikliği oldu"

   Referandum sonrası Erdoğan ve AKP iktidarının OHAL eliyle demokratik muhalefet üzerinde baskı ve şiddeti daha da arttırmasına rahmen rahatlıkla şunu söyleyebilirim; Artık eski Türkiye yok. Geleceğe daha iyimser bakan bir güç birikimi var. Ülkedeki güçler dengesi ciddi bir şekilde değişti. Üzerine bina inşa edebilecek güçlü bir temel var.    

  Bu temel üzerine, eskinin güzel yanlarını da alarak yeni bir Türkiye inşa edebilir, demokratik, özgürlükçü bir ülke kurabilir.

  Bunu kurmak içinse yeni duruma uygun, öznelliklerden uzak bir anlayış ve somut gerçekler temelinde bir inşa süreci başlatılabilir. 

  Referandum sonrası süreçte yapılması gerekenler, bir yandan HAYIR bloku ile ilişkileri özel bir çabayla korumaya çalışmak, diğer yandan ülkedeki tüm sol güçleri tek bir hedefte birleştirmektir. Sol güçlerin ortak hedefte birlikte hareket etmesi aynı zamanda "hayır blokunun" birlikteliğini korumasının da güvencesi olacaktır. Böyle bir bakış açısı dışındaki girişimler son yıllardaki yaşadığımız sonuç alıcı olmayan bir çok girişimlerden öteye gitmeyecektir.

   Bu oluşum mutlaka TÜRK- KÜRT halkı temelinde, her  etnisiteye, inanca, kültüre, birlikte yaşamı temel alan güçlere açık olmalıdır. 

   Bunun dışında önerilecek tüm konseptler eksiklikler içerecektir. 

    Gelinen bugünkü durumda Türkiyedeki ülke duyarlılığı taşıyan her birey, parti kurup kendi bakış açısını ve tutumunu sorgulamak zorundadır. Her tutum ve bakış açısının sorgulanmaya açık olduğunun "ön kabul" görülmesi gerekiyor. 

   Bu anlayışla oluşan tarihi moment iyi değerlendirilmelidir.

   ülkemizinin geleceği, demokratik duyarlılıklarımız, özgürlükçü bir Türkiye hedefimiz bizleri birlikte mücadele etmeye mecbur bırakmaktadır. Başka bir çıkışımız yoktur. 

   Bundan başka, anlamlı bir yöntem öneren var ise o yöntem de tartışılabilir, tartışılmalıdır. 

   Ortak bir yolun bulunması için nesnel koşullar son derece elverişlidir. 

   Ortaya çıkan toplumsal dinamizmi, bu arada sokağın gücünü yok sayarak, bu süreci doğru değerlendirmeyip, hatta "tıkaç" olmaya çalışan kimi çevreler, topluma ve tarihe karşı ağır bir sorumluluk altında kalacaklarını bilmelidirler.

   Referandum sonucunun meşru olmadığı tespitini yapmak elbette doğru bir tespittir. Bu gerçek Türkiyedeki sağduyulu tüm siyasi çevrelerin ortak yargısıdır. Bu durum Avrupa konseyi parlementerler meclisi nihai raporunda da tescillenmiş bir durumdur.

   Ama bu gerçeği ifade etmek hiç bir sorunu çözmüyor ve gidişatı değiştirmiyor. 

   Bugün asıl yapılması gerekenler bu tespitler temelinde yapılması gerekenleri ortaya koyarak bir yol haritası çıkarabilmektir. 

   Bu yapılmadan sonuç alınabilir mi? Toplumsal muhalefetin "amiral gemisi" olduğu iddialı tavrıyla hareket eden CHP ve onun yönetimi neler yapacakları konusunda şu ana kadar henüz ortaya bir şey koymuş değiller.  

   CHP yönetimi referandum ertesinde kararlı tutum almayarak o dönemdeki toplumsal dinamizmin zayıflamasındaki rolünden gerekli sonuçları çıkarıp bugünkü sorumluluğunu iyi tespit etmek zorundadır. 

  Yaşadığımız bu dönemin ruhunu iyi anlamak gerekiyor. Bugüne kadar olduğu gibi, eğer birilerinin ortaya koyduğuna proğrama tabi olmak istenmiyorsa sen "ortaya bir şeyler" koymak durumundasın. 

  Bu anlamda Erdoğanın yönlendirmesinin etkisiyle suni, bugünün öncelikleriyle hiç örtüşmeyen"başkan adaylığı" tartışmasından büyük ölçüde uzaklaşılması olumlu bir olgudur. Bunun yerine bundan sonra yola nasıl devam edileceği, topluma nelerin vaat edileceği ve hayır cephesinin nasıl korunacağı ve güçlendirileceğine kafa yorulmalıdır.

   Referandumdan "geçen" Anayasayı tartışmadan çok onun yerine nasıl bir anayasa istendiği ortaya konulmalıdır. CHP bunu vatandaşların da aktif katılımı ile parti örgütlerinden başlayarak tartışmaya açmalıdır. Bu tartışma hayır blokuyla birlikte oluşturulacak platformda da tartışılabilir. Kararların tartışma süreci içinde şekillenmesine dikkat edilmelidir.

   Tartışmanın temeli "insan hak ve özgürlüklerini gözeten, evrensel hukuk kurallarını temel alan özgürlükçü ve demokratik bir anayasa" olmalıdır. 

   Böyle bir bakış açısı ve anayasa için güçlü bir temelin referandum sürecinde oluştuğu bir gerçektir. Zaten, Erdoğan ve AKPnin uygulamaları demokratik bir anayasa için muhalefeti ve hayır blokunu birleştirmiyor mu?

 

Eğitim