darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Başkanlık Sistemi sona erdi'

Dolar ve Euro niye düştü? Piyasalar o ihtimali satın aldı iddiası...

New York Times'tan kritik iddia: ABD THY'ye yaptırım uygulayacak

3 kuruş para için hayvanlara eziyet: Kendi dışkılarında yaşamaya zorluyorlar

Beyaz Saray'dan sert Türkiye açıklaması!

Balzac'ın son romanı: Köylüler

Tahir Şilkan

Honore De Balzac (1799-1850), dünya edebiyatının en büyük, en üretken yazarlarından biridir. Sadece 'İnsanlık Komedyası’ başlığı altında toplanan kitaplarının sayısı 88'dir. Ancak, ülkemizde yalnız birkaç romanıyla ( Vadideki Zambak, Goriot Baba, Köylü İsyanı, Eugenie Grandet) tanınmaktadır. Balzac romanlarında, 19. Yüzyılın ilk yarısında, 30-40 yıllık bir dönemdeki Fransız toplumunu anlatır. 

Balzac, İnsanlık Komedyası’nın önsözünde, neyi anlatmak istediğini şu sözlerle açıklar. “ Fransız toplumu tarihçi, ben de onun yazmanı olacaktım. Erdemsizliklerle erdemlerin dökümünü yaparak, tutkuların yol açtığı belli başlı olayları bir araya getirerek, karakterleri çizerek, Toplum’un yaşadığı belli başlı olayları seçerek, homojen birçok karakterin çizgilerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan tipler yaratarak, birçok tarihçinin yazmayı unuttuğu tarihi yazmayı başarabilecektim…Toplumun aynı zamanda tarihini ve eleştirisini, kötülüklerin çözümlemesini, ilkelerin tartışılmasını kucaklayan bir yazma tasarısının büyüklüğü , eserime 'İnsanlık Komedyası’ koyma hakkını bana veriyor…'(1)

Balzac’ın edebiyattaki önemi konusunda, bilimsel sosyalizmin kurucularından F. Engels, Laura Lafargue’ye ( Karl Marks’ın ortanca kızı) şunları yazar: “… Bu arada tek tük şeyler yerine, biriktirip yalnızca Balzac okuyarak, koca adamın doyasıya keyfine vardım. Fransa’nın 1815’ten 1848’e kadarki tarihi, bütün o Vaulabelle’lerden, Capefigues’lerden, Louis Blanc’lardan ve tutti quandi’lerden çok daha fazlasıyla onda var. Hem de açık açık! O şiirsel adaletinin içinde nasıl da bir devrimci diyalektik yatıyor!..'(2)

***

Balzac'ın sağlığında tamamlayamadığı ve ölümünden sonra Madam de Balzac tarafından tamamlandığı biçimiyle ilk kez 1855'te yayınlanan 'Köylüler' romanında; İmparatorluk kontu general Montcornet'in, Bourgogne'de ( Burgonya ), içinde ormanların da bulunduğu büyük bir arazi satın alması sonrasında, Bölgedeki köylülerin, araziye sahip olmaya çalışan Kasabanın eski ve yeni belediye başkanlarının ve işten kovulan eski çiftlik kahyasının öç alma hikayesi temelinde, Fransa'da toprak sahiplerinin topraklarını yitirmesi anlatılır. Köylüler, Balzac’ın üzerinde yıllarca çalıştığı bir romandır.

Balzac, Köylüler romanının başına koyduğu bir mektupta, toprak aristokrasinin gücünü zayıflatan, çevirdikleri sayısız entrikalarla, hilelerle, yasaları uygulanamaz duruma soktuklarını iddia ettiği köylülere kızgınlığını açıkça yazar ve emekçilere övgüler dizenlerin hiçbirinin köylere gidip “hala güçsüz olarak adlandırdıklarımızın( köylülerin) kendilerini güçlü sananlara karşı, köylülerin zenginlere karşı çevirdikleri komploları inceleme yürekliliği gösteremediklerini “ (3) ifade eder.

Balzac, köylüleri, “ Devrimin yarattığı sosyal olmayan bir unsur' olarak niteler ve“ Bugün burjuvazinin soylular sınıfını yuttuğu gibi, sosyal olmayan bu unsur da bir gün burjuvaziyi yıkacaktır'(4) tespitini yapar. Köylüler kitabının, yazmaya karar verdiği kitapların en büyüğü olduğunu ifade eden Balzac, bu kitabı sekiz yıl boyunca yüz kere ele alıp yüz kere yarıda bırakmak zorunda kaldığını, bunun sebebinin de soylu sınıfın içine düşürüldüğü zorlu durumu yazmak olduğunu söyler. Balzac’ın Köylüler romanının ilk bölümü için seçmiş olduğu başlık, bu söylediklerinin ve kitabın özeti gibidir:

“ Toprağın mı Var Savaşın Var'(5)

Zaten meslekten asker olan General Montcornet, toprak sahipliğinin gerektirdiği bilgi birikimine sahip olmadığı gibi, zamanının büyük kısmını Paris'te geçirdiğinden, topraklarının değerinin çok altında elinden çıkmasını engelleyemeyecektir. Balzac, romanında, toprak ve orman ürünlerinin, hem üretim hem de ürünlerin değerlendirilme sürecini ve bu konularda yeterli bilgiye, deneyime sahip olmadan hareket etmenin yarattığı sorunları ve bazı kimseler için amaca ulaşmak için her yolun kullanıldığı gerçeğini başarıyla anlatmıştır. General Montcornet, karşısına çıkan sorunları, mahkemelerde, yöneticilerle görüşerek halledebileceğini sanmaktadır ama değişen gerçekliğin farkına varamadığından sonuç beklediği gibi olmayacaktır.

Balzac, toprak sahibi aristokrasinin eski gücünü yitirmesini, içi acımasına, bundan mutsuzluk duymasına karşın belleklerden silinmeyecek güzellikte ve gerçekçi bir biçimde anlatmıştır. Balzac, gerçekte, devrilen Bourbons'lara bağlı olan ve toprak aristokrasinin çıkarlarını temsil eden kimselere verilen isimle: Lejimistlerden biriydi ama 1829'dan itibaren yayınlanmaya başlayan kitaplarında, Engels'in tanımıyla, "...göçmeye mahkum bir sınıfın, göçmesinin gerekliliğini görmüş ve onları bundan daha iyi bir sonu hak etmeyen kimseler olarak çizmiş ve geleceğin gerçek insanlarını görmüş, gerçekçiliğin, geçmiş, şimdiki ve gelecekteki bütün Zola'larından daha büyük bir usta yazar..."(6) olarak gözler önüne sermiştir.

Balzac, Köylüler romanında, toprak aristokrasisi ile eski ve yeni belediye başkanlarının temsil ettiği burjuvalar arasındaki çatışmada, çatışmanın bir başka tarafı olan topraksız köylüleri bütün halleriyle anlatır. Sahtekarlıkları, yiğitlikleri, dürüstlüğü, çalışkanlıkları, işten kaytarmacılıkları, ormanı talan etmeleri, saflıkları, kurnazlıkları özetle insana dair bütün hallerini yalın, açık bir dille ve tam bir gerçekçilikle hikaye eder. Yoksuldur köylüler, açtırlar, yakacak odunları, yiyecek yemekleri, içecek içkileri yoktur. Çalışırlar, üretirler ama hem çalışmalarının karşılığını alamazlar hem de ürünlerini yok pahasına elden çıkarmak zorundadırlar.

George Lukasc, ' Balzac'ın Gerçekçiliği' başlıklı yazısında; Balzac'ın ' temel sorunlar söz konusu olduğunda, her zaman derinine gerçeği yansıttığını' ifade etmektedir. Lukasc, Balzac için, "... roman kişilerine kendi toplumsal yaradılışlarından kaynaklanmayan, ve gerek soyut belirlemeler gerekse özel belirlemeler açısından söz konusu toplumsal yaradılışlarla tam bir uyum göstermeyen şeyler söyletmez, düşündürtmez, hissettirmez, yaptırtmaz…"(7) tespitini yapıyor. 

Köylüler romanında, toprak sahipleri ile burjuvazi arasındaki çatışmanın tarafı olan köylüleri anlatırken Balzac'ın roman kahramanları tam da Lukasc'ın tespit ettiği gibi konuşur, düşünür ve davranırlar. Köylüler, bir karış toprakları olsun isterler. Sahibi oldukları toprakları ekmek, biçmek isterler. Emeklerinin karşılığını almak, karınlarını insanca doyurmak, içkilerini içmek isterler, yakacak odunları olmasını, hasat artıklarını eskiden olduğu gibi "özgürce" toplamayı isterler.

Ama toprak sahipleri onları köle gibi çalıştırmak istemektedir. Hasat artıklarını ancak yoksulluk belgesi olanlara toplattırmak için harekete geçmiştir. Köylüler, Ormana girmeleri halinde orman bekçileri tarafından tutuklanma, cezalandırılma ile karşı karşıyadır. Roman, bu söylenilenlerin çok etkileyici örnekleriyle doludur. Orman bekçileri, köylülerin korkulu rüyasıdır.

Köylüler ormana girmenin sonuçlarını çok iyi bilmelerine karşın çaresizdir. Yakacak odunları yoktur, Ormandan, ancak kurumuş ağaçları toplamalarına izin vardır ama yıllardır toplana toplana ormanda kuru dal parçası bile kalmamıştır. Balzac, romanında köylülerin bunun çaresini nasıl bulduğunu şöyle anlatır: "...Köylüler bu yaş odunu, kış için kurutmaya uğraşıyorlardı. Yaşlı kadınlar ormanın en sık yerlerine gidiyor, yaş ağaçların saplarını açar, gövdeden çıktığı yerde kabuğu yusyuvarlak, çepeçevre, halka biçiminde çıkarır daha sonra da yosunu, yaprakları, her şeyi eskisi gibi yerine yerleştirirdi. Kadınların ağaçlarda yaptığı bu çiziği ortaya çıkarmak olanaksızdı. (kadın) Kabuğu budama bıçağı kullanmadan öyle bir biçimde yırtmıştı ki kurt yeniğine benziyordu. Ülkelere göre Ton, Türk, Akkurt diye adlandırılan bu kemirici ve zararlı hayvanlar mayıs böceğinin ilk biçimidir. Ağaç kabuklarını çok seven bu kurt kabukla kabuk altı katmanları arasına yerleşir ve dönerek kemirir. Türk adıyla tanınan böcek, toprak sahiplerini büyük sıkıntılara düşürür çok güç yok edilebilirlerdi... İşte hasat ve hasat artığı toplama zamanını bekleyen elli kadar yaşlı kadın, beş-altı yüz ağaçta Türk adı verilen böceğin yaptığını yaptılar; bu ağaçlar ilk baharda ölecek ve yaprak açmayacak artık. Bu yöntemi ormanın en girilmeyecek yerlerinde uyguladıkları için ölü dallar kendilerinin olacaktı. Bu sırrı kim vermişti onlara? Hiç kimse. Courtecuisse, Tonsard'ın meyhanesinde, bir gün bahçesindeki bir karaağacın solmaya başlamasından yakınmıştı; bu ağaç bir hastalığa tutulmuştu ve Courtecuisse, Türk'ten kuşkulanıyordu. Çünkü Türk'leri iyi tanırdı. Bir Türk bir ağacın dibine yerleşti mi o ağaçtan hayır beklenmezdi artık... Onu taklit ederek nasıl çalıştığını gösterdi meyhanede bulunanlara. Yaşlı kadınlar, bu yok etme hareketine, bir peri becerikliliği ve gizliliğiyle koyuldular..."(8)

 

***

 

F. Engels, Fransız toplum gerçekçiliğini en çok Balzac'ın romanlarından öğrendiğini ifade etmiştir. Engels bu konuda şunları yazmıştır:

"... Ekonomik ayrıntılarda bile, sözgelişi, Devrim'den sonra menkul ve gayrimenkul mülkiyetin bölüştürülmesi konusunda, bütün o dönemin meslekten tarihçilerinden, iktisatçılardan ve istatistikçilerden öğrendiklerimden daha fazlasını Ondan öğrendim..."(9)

Balzac, Köylüler romanında bölüştürülecek bir arazi ve çevredeki kasabayı anlatır; anlatı, küçük kasabadan dışarıya, Kont Montcornet ve Kontes’in Paris’e gitmelerinin duyurulması ve yüksek mahkeme ile ilgili birkaç cümle dışında neredeyse hiç çıkmaz ama okuyucu romanı okuyup bitirdiğinde, anlatılan hikayenin gerçekte evrensel bir konuyu, 'toprakların bölüştürülmesi, paylaştırılması sorunu' olduğunu anlar. Çünkü, anlatılan bütün Fransa’nın hikayesidir.

G.Lukasc, Köylüler romanında anlatılan "evrensel" hikayeyi şöyle tanımlar: "...Köylüler romanında, büyük bir mülkün parsellenmesi (bölüştürülmesi) için sürdürülen mücadeleyi betimlemekte ve bu konuda arazi ile yakındaki taşra kentinin dar sınırları dışına çıkmamaktadır. Ama Balzac, arazinin bölüştürülmesi için mücadeleye katılan kişilerde ve gruplarda toplumsal açıdan ağır basan belirleyici yanları, köydeki kapitalist gelişmenin temel özelliklerini betimlediğinde, bu dar çerçeve içinde, Fransız kapitalizminin Devrim sonrası dönemdeki doğuşunu, soylular sınıfının gerilemesini, özellikle de Devrim'le özgürlüğüne kavuşan, ama sonra yeniden köleliğe zorlanan köylülerin trajedisini, parsellemenin trajedisini gösterir..." (10)

***

Bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marks, Kapital’in III. Cildinde, çok beğendiği ve birden fazla kez okuduğunu ifade ettiği Köylüler romanında anlatılan hikayenin, başka bir yönüne dikkat çeker: '… Genellikle, gerçekçiliği derinlemesine kavrayışıyla dikkati çeken Balzac, son romanı Köylüler’de, bir küçük köylünün, tefecisinin sevgisini yitirmemek için nasıl ona birçok küçük iyiliklerde bulunduğunu ve bu emekleri kendisine nakit paraya malolmadığı için de ona karşılığında bir şey vermemiş oluşuna nasıl şaşıp kaldığını çok güzel anlatır. Tefeciye gelince, o bir taşla iki kuş birden vurmaktadır. Hem ücretler için nakit giderken tasarruf ediyor, hem de kendi iş alanı elinden alınmakla yavaş yavaş iflasa giden köylüyü gitgide tefeciliğin örümcek ağına sarıyor.' (11)

***

Balzac, romanının sonunda; kavgayı, burjuvaların ve köylülerin kazanmasından duyduğu mutsuzluğu anlatır. Köylüler oraları fethetmişler ve Arazi binlerce parsele bölünmüştür, nüfus üç misli artmıştır. Şöyle devam eder Balzac: “ Vaktiyle insana derin haz veren, bakımlı, güzel park tahrip edilmiş, topraklar tarla haline gelmişti…Tarlaların çevresinde köylülerin yaptığı kulübeler o kadar sefildi ki, Kahyanın binası onların yanında şato kadar görkemli duruyordu.

-- İşte buna gelişme diyorlar! Diye haykırdı, Emile. J.J. Rousseu’nun 'Toplumsal Sözleşmesi’nden’ bir sayfa bu! Ve ben böyle işleyen toplumsal makineye koşuluyum!.. Tanrım! Kısa süre sonra kralların durumu ne olacak? Krallar bir yana, milletler ne olacak acaba elli yıl sonra?...'(12)

***

G.Lukasc, 'Balzac’ın Gerçekçiliği’ başlıklı yazısında, Balzac’ın, 'Köylülerin trajedisini’ gösterdiğini ancak söz konusu evrimin geleceğini görmesi imkansız olduğu için göremediğini tespit ettikten şöyle devam eder: “…Devrimci proletaryanın sahneye çıkarılması Onun canlandırma olanaklarının dışında kalır. Bu nedenle Balzac köylülerin yalnızca umutsuzluğunu gösterebilir, bu umutsuzluktan kurtulmanın tek olası yolunu ise belirtemez…'(13)

Sömürülen, ürünleri, emekleri yok pahasına ellerinden alınan emekçilerin, topraksız köylülerin umudunu, özlemlerini, gerçek kurtuluşu ise; başkaları, emekçi halkın dostu, mücadelesini emekçi halkın, işçilerin mücadelesine bağlamış işçi sınıfının yazarları anlatacaktır.

 

(1) –Balzac, İnsanlık Komedeyasının Önsözü, çev. Aykut Derman, Romancının Evreninden Sahneler, (Haz. Mehmet Rifat), s.188-198,T.İş Ban. Yay.Geniş.1.basım, Ocak 2007

(2) –Marx-Engels-Lenin, Sanat ve Edebiyat, çev. Aziz Çalışlar, Evrensel B.Yayım, 2.Basım, Aralık 2006, s.160

(3) –Balzac, Köylüler, çev.İsmail Yerguz, Sosyal Yayınlar, 1.Basım, 1984, s.7

(4) –Balzac, a.g.e., s.8

(5) –Balzac, a.g.e., s.9

(6) –Marx-Engels-Lenin, a.g.e. s.61( Engels’den Londra’daki Margaret Harkness’e mektup, Nisan-1888

(7) –Balzac, Balzac’ın Gerçekçiliği, G.Lukasc, Romancının Evreninden Sahneler, s.114

(8) –Balzac, Köylüler, a.g.e., s.364-365

(9) –Marx-Engels-Lenin, a.g.e. a.g. mektup, s.60

(10)—Balzac, Balzac’ın Gerçekçiliği, G.Lukasc, a.g.e. s.115

(11)—Marx-Engels-Lenin, a.g.e., s.159, K.Marx, Kapital III.C.s.39.dan alınma

(12)—Balzac, Köylüler, s.402-403

(13)—Balzac, Balzac’ın Gerçekçiliği, G.Lukasc, a.g.e. s.115

 

İlgili Haberler

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!

ABC Kritik

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

ABC Kritik

Hürriyet Yaşar | CHP'de önderlik sorunu olmak ve yapmak ayrımı -1

ABC Kritik

Prof. Dr. Nejla Kurul | Her ağaç tek başına ve ayakta mı ölür?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | CEHALET

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | PKD: Uzaydaki Dışlanmışlara Övgü

ABC Kritik

Aziz Nesin'de vatan haini aramak