YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Ali Güller

Barzaninin 2. Mahabad yenilgisi

17.10.2017 10:57

Molla Mustafa Barzaninin Genelkurmay Başkanı olduğu Mahabad Cumhuriyeti, SSCBnin teşvikiyle 22 Ocak 1946da İranda kurulmuştu. Fakat 2. Dünya Savaşı sonrası Yalta anlaşması gereği SSCB İrandan çekilince, İran Şahı hızla ve kolayca Mahabad Cuhuriyetini ortadan kaldırmıştı. 

Bu girişi, Irak Ordusunun hızla ve kolayca Kerkükü kontrol etmesine benzerliği nedeniyle yaptık. Hatta biraz ileri bir değerlendirme olarak, Irak Ordusunun Kerkükte kontrolü ele geçirmesini, Barzaninin 2. Mahabad yenilgisi olarak da not edebiliriz.

Zira Barzanistanın varlığı en önemlisi Kerküke bağlıdır!

AKPNİN REFERANDUM ROLÜ 

Barzani-Talabani kuvvetleri, Kürdistanın bağımsızlığı Kerküke bağlı gerçeği nedeniyle, IŞİDin 9 Haziran 2014te Musulu işgal etmesini fırsat bilerek, bir gün sonra Kerkükü işgal etmişti! 

Kerkük petrollerinin Kürdistanın bağımsızlığının ekonomik zemini olacağını bilen Barzani, o nedenle Kerkük Kürdistanın kalbidir diyordu. 

Dolayısıyla Barzaninin 25 Eylül 2017de yaptığı bağımsızlık referandumunun Kerkükü işgal ettiği 10 Haziran 2014de başladığını söyleyebiliriz. Zaten Barzani kampanyasını ilk olarak Mayıs 2015de ABD ziyaretiyle başlatmıştı. 

Barzaniyi referanduma yönelten ikinci gelişme de, AKP Hükümeti ile yaptığı ve 50 yıllık stratejik anlaşma diye nitelediği petrol anlaşmasıydı. AKP ve Barzani, Iraka ait olan petrolleri Kürdistan petrolüymüş gibi bir anlaşmayla birlikte satmıştı. 

Hâlâ süren bu ilişki nedeniyle de, fiilen AKP Hükümeti Barzani referandumunun sponsoruydu. 

ABD YOKSA BAĞIMSIZLIK DA YOK!

Irak Ordusunun bu kadar kolay ve hızla Kerkükü kontrol edebilmesi iki şeye bağlı:

Birincisi, Türkiye ve İranın tavrı. 

İkincisi ise birincisi nedeniyle ABDnin tavırsızlığı. 

ABD Başkanı Donald Trumpın Kerkükteki durumla ilgili taraf tutmuyoruz demesi, bölgedeki iş birliğinden kaynaklanmaktadır. Zaten ABDnin 25 Eylül referandumunu zamansız bularak Barzaniden ertelemesini istemesi de yine bu bölgesel iş birliği nedeniyleydi. 

Suriyede inisiyatifi Rusyaya kaptıran, kara gücüm dediği PYD/YPG ile kuzeyde hâlâ bir Amerikan Koridoru açamayan, Cenevre sürecinin yerini Astana sürecinin almasını engellemeyen Washingtonun Irakta durumu kontrol edemeyeceği açıktı. Bu nedenle referandumun özüne itiraz etmemiş, fakat zamanlamasını doğru bulmamıştı. 

RUSYA TÜM YUMURTALARI AYNI SEPETE KOYMUYOR 

Rusya ise bölgedeki tüm meselelerde olduğu gibi, Kerkük meselesinde de yumurtaları tek sepete koymamaya dikkat ediyor. 

Örneğin Moskova Körfez krizinde Suudi Arabistan ve Katara eşit mesafede durmuş, bunun ödülünü de Riyada S-400 satarak almıştı. 

Moskova kısmen benzer tutumu Suriyede de sergiliyor. Türkiyeyle sahada iş birliği yapıyor olmasına rağmen PYDyi de karşısına almıyor. PYDnin Moskovada ofis açmasına izin veriyor, PYDli yetkililerle sık sık Dışişleri Bakan Yardımcısı Bogdanov aracılığıyla görüşüyor, PYDyi Astana sürecine dahil etmeye çalışıyor vs. 

Kuşkusuz bunu PYDyi ABDden koparabilmek ve Suriye rejimine yanaştırabilmek için yapıyor. Üstelik bunu Suriye için hazırladığı anayasa taslağında da görüldüğü gibi, gerekirse Suriyede PYDye özerklik vermek pahasına yapıyor. 

Moskovanın Iraktaki tutumu da aynı. Rusya örneğin 25 Eylül referandumu konusunda çok keskin bir tavır almamış ve neredeyse tarafsızlık ilan etmişti. Fakat daha önemlisi referanduma rağmen Irak Kürdistanı ile yaptığı petrol ve gaz anlaşmalarını sürdüreceğini ilan etmişti. 

Moskova, bu yaklaşımını Kerkük konusunda da sürdürdü. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Kerkükte Irak kuvvetleri ile peşmerge arasında bir çatışma yaşanmasına karşı olduklarını açıkladı!

ESAS OLAN BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ

Kuşkusuz burada önemli olan, Barzanistana karşı Türkiye, Irak ve İranın yan yana geliyor olabilmesidir. Sonucu tayin edecek olan budur. 

Ancak bu iş birliğinde, AKP Hükümetinin varlığı nedeniyle Türkiyenin ikircikli bir strateji izlediğini belirtmeliyiz. Erbile uçak seferlerini durdurmak ve ancak daha dün itibariyle hava sahasını kapatmak yetmez. Önemli olan kara sahasının, yani sınır kapısının kapatılmasıdır. Ve çok daha önemli olanı da AKP ile Barzani arasındaki petrol alışverişinin durdurulmasıdır. Ayrıca Barzaninin ağırlıklı olarak Mersin ve Gaziantepte bulunan şirketlerinin faaliyetlerinin dondurulmasıdır.

Bu olduğu taktirde Barzani Irakı bölmekten vazgeçecektir. Aksi taktirde mevcut bölgesel iş birliği sıkıntıya girer ve ABD fırsattan yararlanarak en azından kaos çıkarmaya çalışır. 

Yeri gelmişken ve bitirirken belirtelim: Bölgesel iş birliğinin sağlam olabilmesi, açık ve şeffaf olmasına, özel ajandalar içermemesine ve en önemlisi Suriyenin de dahil edilebilmesine bağlıdır!

Ankara bir an önce Şamla anlaşmalıdır. Türk Ordusunun Astana anlaşması gereği başlattığı İdlib operasyonuna Suriye yönetiminden gelen itiraz, tam da bu işbirliği için bir çağrıdır aslında. Ankara bu çağrıyı değerlendirmelidir!

 

Eğitim