darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Kılıçdaroğlu hastalığı' yeniden nüksetti'

Erdoğan: Ak Parti, Atatürk'ün başlattığı mücadelenin temsilcisidir

Candaş Tolga Işık'ın iddiasını Emniyet yalanladı: Haber yalan mı?

Yemen'de 40 çocuğu öldüren bombanın hangi ülkeden geldiği ortaya çıktı

Genel müdürden Garanti Bankası çalışanlarına 'ekonomi' maili: Sır saklama yükümlülüklerimiz...

Bardağın dolu tarafı

Ali Kaya Soysal
Türkiye ilk kez UEFA Avrupa Ligi'ne 3 takımla devam ediyor. Şampiyonlar Liginden şanssız bir şekilde elenen Beşiktaş ve gruplarından birinci olarak çıkan Fenerbahçe ile Osmanlıspor. Üstelik her üçü de Pazartesi çekilecek kuralarda seri başı. Bu tablo ülke futbolunun ilerlemesi anlamına mı geliyor, tartışılır, çünkü sözkonusu takımlar ortalama 7-8 yabancıyla oynuyor, neyse, bugün başlığım gibi "bardağa dolu tarafından" bakarak yazmaya çalışacağım.

Mayıs sonu Stockholm'de oynanacak final dahil 9 maçlık, 32 takımın katılacağı bir maraton başlıyor. Devler Ligine nispeten daha düşük kalibreli takımların katılacağı bu turnuva 180 dakikalık ikili maçlar statüsünde geçecek. Her türlü sürprize açık,eşleşmelerin ve şansın ön plana çıktığı bu yeni yarışta doğal olarak taze umutlar besleyebiliriz.

Tarihi geçmişinde, Fuar Şehirleri Kupası, Kupa Galipleri Kupası, İntertoto Kupası gibi isimler  altında düzenlenen bu organizasyonda İtalya'nın Parma, İngiltere'nin Nothingham Forest ve İpswich Town, İskoçya'nın Glasgow Rangers ve Aberdeen, Romanya'nın Steaua Bükreş, İsveç'in Göteborg, Belçika'nın Mechelen, o zamanki adıyla  Çekoslavakya'nın Bratislava, yine eski adıyla Doğu Almanya'nın Magdeburg ve hatta bizim Galatasaray Şampiyon Kulüpler Kupası'ndan 5-0'lık Chelsea yenilgisiyle elenmesinden sonra şampiyon oldular. Dolayısıyla 3 takımımızın da şansı var bana göre. İstermisiniz, 24 Mayıs'ta 2 Türk takımı Stockholm'de final oynasın...(Bardağın dolu tarafının "şirazesini" kaçırdığımın farkındayım)...
 
****
 
Yazımın ikinci bölümünde üç gece önce Kiev'de kimsenin beklemediği bir şekilde elenen Beşiktaş'a değinmek istiyorum. Ama önce başlığım gibi olumlu yönden:
 
Ağustos ayında  Beşiktaş'ın grubundaki takımlara baktığımda üçüncülük için D.Kiev ile çekişir, ama 2. olup gruptan çıkarsa başarı demiştim. Birincilikteki favorim ise Napoli idi, gerek ekol, gerekse bütçe olarak. Fakat 6 maçlık, kısa boylu turnuvada hiç yenilmeden, üstelik bir de araya Napoli  deplasmanı "mucize" galibiyeti sıkışınca toplam 7 puanla  "acaba mı" dedim  son maç arefesinde. Açıkçası iddiası kalmamış D.Kiev önünde en az bir beraberlik, hatta galibiyet bekliyordum herkes gibi. Maç günü ABC'de yayınlanan yazımda birkaç çekincemi dile getirmiştim. İklim şartları, saha koşulları ve rakibin rahat olmasıyla ilgili..(bu detaya yazımın sonuna doğru "bardağın boş tarafında " geleceğim )..
 
Maçın üstünden 72 saat geçtiği için daha sağlıklı bir analiz yapabiliyorum şu anda. Çünkü 90 dakikayı bir kez daha izledim ertesi gün, ki Şenol Güneş onbir kez izlemiştir eminim. Maçı ikiye ayırmak gerek. İlk 30 dakika ve sonrası, ki bunu bazı yazarlar, özellikle 80'li yıllarda tanıdığım, ülke futboluna büyük hizmetler vermiş olan rahmetli Gündüz Tekin Onay Hoca'nın değerli oğlu Güntekin de yazmış. Ama ayrıldığımız bir nokta var kendileriyle, bunu da son "olumsuz" bölüme bırakıyorum..
 
İlk 30 dakika; gelelim oraya... Oyunu forse etmeye çalışan bir Beşiktaş, Quaresma ile sağ kanat atakları yapan, bu arada bir şok gol yemesine rağmen umursamayan, hemen toparlanan, skoru çevirmek için didinen, çevirecek de olan ama 29'da çalan yanlış bir penaltı düdüğü ve Beck'in "ihraç" edilmesiyle 0-2'ye gelen skor, eksik kalmanın yanı sıra bozulan moraller. Buraya kadar "bardağın dolu tarafı", çünkü futbolda arada sırada bu tip haksızlıklara uğrayabiliyor takımlar.
 
Ancaaaak, gelelim bardağın boş tarafına; yani ikinci 60 dakikalık bölüme. Beyler, siz amatör değilsiniz, duygularınıza esir olamazsınız. Milyon Eurolara  imza atan futbolcular olarak "dağılma" hakkınız yok. 10 kişiyle de sahada varınızı yoğunuzu ortaya koymalıydınız. Kimse bana "Aboubakar da atıldı, takım 9 kişi kaldı" demesin, çünkü o kırmızı kartı gördüğünde skor 0-5 idi. Yani demem o ki, hakem etmeni büyük rol oynadı, kabul ama profesyonellik ve hedef bir anda söküp atılamaz.
 
Ve sonuçta 0-6'lık ağır bir yenilgiyle tamamlandı Kiev deplasmanı. Şimdi daha önemli bir süreç, yeni hedefler başladı. Önce yarın oynanacak, yıllar sonra rakip seyircinin de geleceği Bursa maçı. 3 gündür Şenol Hoca ve yöneticiler mutlaka çaba sarfediyorlardır ama ben de "naçizane" tavsiyelerimi sıralayayım. Bu "travmadan" kurtulmanın başlıca çaresi ilk maçı kazanmaktır. Bunun için sahaya bu şoktan az etkilenmiş oyuncular topluluğuyla çıkmak gerekir.

Önce 6 gol yemiş, moral açıdan çökmüş, hatta üzüntüsünden gözyaşı dökmüş Fabricio'nun dinlendirilip kaptan Tolga ile başlamak gerekir diye düşünüyorum. Ardından, stopper hattında Marcelo'nun yanına, şimdiye kadar çok gözardı edilmiş Atınç veya sakatlığı düzelmiş Rhodolfo'nun monte edilmesini doğru buluyorum. Orta alanda hiç bir koşuldan etkilenmeyen Atiba'nın yanında artık Gökhan İnler'le başlanmasını, Tolgay veya Oğuzhan'dan hangisi Hoca'ya doğru geliyorsa onu tercih etmesini öneriyorum. Quaresma kart cezalısı olduğuna göre taze bir enerji olan Ömer Şişmanoğlu, sağ savumada oynaması gereken G.Gönül'le iyi işler yapar diyorum. Sol atak kanadında Adriano, önde ise Cenk veya Avrupa'da cezalı duruma düşen, kulağı çekilmiş Aboubakar. Bir tek sol savunma kaldı boşta, eğer sağlamsa Tosiç tabi...
 
 Bu onbirin oyuna girecek yedekleri; geride Beck, Rhodolfo veya Atınç'tan biri, orta alanda Necip'e ilave olarak Tolgay-Oğuzhan'dan tercih dışı kalan, forvette ise Cenk veya Aboubakar. Ne yazık ki Olcay'ın adını söyleyemiyorum. Bu harika oyuncuya ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bildiğim kadarıyla Almanya doğumlu, aynı "kaderden" gelen bir kızla evlilik yaptı. Birden para ve şöhrete boğuldu. Sosyolog ve psikologların çözmesi gereken bir durum, çünkü kısa sürede bu kadar hızlı bir performans düşüklüğü olamaz..Bu satırları okuyorsa yardım etmek isterim...
 
Kerim, 2 yıl öncesinin A Ulusal takımına davet edilen, geleceği parlak oyuncu, ona ne oldu sahiden? Fenerbahçe ile oynanan derbiden 3 gün önce Darıca Gençlerbirliği kupa maçını 90 dakika izledim. İlk 11 deydi Kerim, son derece kötü oynadı, ama sonlara doğru atılan 2 gol de ondan geldi tesadüf eseri ve önemli derbiye Şenol Hoca onunla başladı, Aboubakar'ı yedek bırakarak..Ve 3 gece önce Şampiyonlar Ligi, var olmak veya olmamak maçına çıkarken aynı Hoca 1.5 aydır oynatmadığı Olcay'la başladı maça.

 Sayın Güneş, geçen  sezon Beşiktaş'ın şampiyonluğunda rol aldığınız için saygı duyarım, "makus talihinizi" bu camia üstünden değiştirdiğinizi, Ulusal takımımızın en büyük başarısına imza attığınızı yıllardır "Belek Seminerlerinde" savunurum, sizi saçınızla, başınızla haksız yere eleştiren "bohemlere" karşı çıkarım, solcu, demokrat, Trabzonlu bir öğretmen olarak alkışlarım. Ama Ahmet Suat Özyazıcı'dan, Özkan Sümer'den hiç mi utanmıyorsunuz? Beşiktaş'ın "özkaynak düzeninden" iki sezondur bir oyuncuyu  bile A takımına çıkartamamanın ayıbından ötürü.
 
Sevgili ABC okuyucuları, "dolu bardakla" başladığım yazı ne yazıkki "boş bardakla" bitti. İnanın bu emelle başlamamıştım, şartlar böyle bu bozuk yapıda, elden ne gelir, af edin...

Galiba, bardağın kırılmamasına özen göstermek en doğrusu bu gidişle...
 
ŞANGIIIIR...!!
 
 

İlgili Haberler

Spor

Enes Ünal'ın yeni takımı belli oldu

Spor

Hakan Balta futbolu bıraktı

Spor

Napoli, Arsenal'ın kalecisini kiraladı

Spor

Galatasaray'dan Carole açıklaması

Spor

Trabzonspor yeni transferi KAP'a bildirdi

Spor

Galatasaray Başkanı'ndan Emre Akbaba açıklaması

Spor

Galatasaray, Emre Akbaba'yı Fenerbahçe'ye bırakmadı

Spor

At yarışlarında ABD protestosu

Spor

Emre Akbaba transferinde son durum

Spor

Galatasaray Trabzonsporlu oyuncuya talip oldu!

Spor

Beşiktaş'ın Play-off'taki rakibi belli oldu!

Spor

Galatasaray'dan Rodrigues açıklaması