darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Mustafa Necati Yıldırım

Mecliste siyaset yapmayın demiyorum, yine yapın ama hobi olarak yap

31.05.2017 21:09

Gündemde zeytin var. Zeytinlikleri imara açmayı öngören yasa tasarısı üzerine tartışmalar sürüyor. Hatta AKP içinde bile Beşir Atalayın başını çektiği çatlak ses çıkaran, tasarıya itiraz eden bir gurup var. Zeytini gündemde tutmak önemli. Böyle bir vesile ile bahsini açmak ise şaka gibi.

Birkaç veri ile özetlemek gerekirse; ülkede 2000 yılında 100 milyon zeytin ağacı varken bu rakam yeni dikimlerle 2015de kabaca 170 milyona ulaşmış, bu da dünyadaki toplam zeytin ağaçlarının yüzde10una tekabül ederken üretimdeki payımız -son beş yılda neredeyse üçe katlanmasına rağmen- %5lerde kalıyormuş. Diğer yandan Türkiyede yaklaşık 320 bin zeytinci aile işletmesi mevcutken bunların ancak yüzde 14lük bir kesimi örgütlü -Tariş ve Marmara Birlik- durumdaymış. Yani anlayacağınız kalan aileler tüccarın insafına bırakılmış.

Küçük çaplı zeytincilikle ilgilenen bir aileden gelmemden dolayı bu konu doğrudan ilgi alanıma giriyor. Özellikle Marmara Bölgesindeki zeytinciliği uzun yıllar gözlemleme fırsatım oldu. Rahatlıkla söyleyebilirim ki çiftçi ve haliyle zeytinlikler tam anlamıyla kaderine terkedilmiş durumda. Bilimsel yöntemler uygulanmadığı için verim düşük. Yıllara göre değişiklik gösteren hasatlarda ilaç, çapa, piç kırma -öyle deniyor- toplama, mazot giderleri toplandığında çiftçi fiyat iyiyse ancak harcadığını geri alabiliyor ve her geçen yıl daha çok bahçede zeytin çürümeye terkediliyor.

Bunda genel olarak uygulanan yanlış tarım politikalarının payı büyük. Doğru olanlar ise -teşvikler, destekler vb- etkili bir biçimde üreticiye ulaşmıyor. Burada da sorun ilgili bürokrasinin ilgisizliği, bilgisizliği ve ciddiyetsizliğine dayanıyor. Kaldı ki ülkeyi yönetenlerin kara altın zeytini ihya etmek yerine bu alanları imara açmayı daha kestirme bir yol olarak görmeleri bu görüşü destekliyor. Daha önce 6 kez Meclis gündemine taşınan yasa değişiklik önerisinin 7. defa ısıtılıp getirilmesi ise bu zeytin işine fena halde kafayı taktıklarına işaret ediyor. Hem, her kış kapılarına üzeri para ile satılamaz yazılı kömür çuvalları yığarak çiftçinin oyunu garanti altına almak varken neden hayatlarını iyileştirmeye uğraşsınlar ki?

Bu noktada niyetim hükümete yanlış tarım politikaları üzerinden yüklenmek -zaten bir işe yaramaz- değil. 15 yıllık süreç sanırım AKPnin herhangi bir yapıcı eleştiri ya da katkıya kendi mahallesinden olmadıkça kulaklarının kapalı olduğunu hepimize öğretmiştir.

Mecliste tasarıya muhalefet etmek, işin aslını anlatmaya çalışmak iyi, CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkekin hazırladığı Meclis Araştırma Önergesi de öyle... Ama yeterli mi? Ya da şöyle sorayım önerge sahibi dâhil bir sonuç alınabileceğine gerçekten inanıyor mu?

İşte burada başta CHP olmak üzere tüm muhalif ve gidişattan rahatsız kesimlere sormak istiyorum:

15 yıldır artık kangren olan zeytin meselesini düzeltmek için bir Allahın kulu inisiyatif alamaz mıydı?

Her partinin il, ilçe teşkilatları, bu teşkilatlarda görev alan kadroları var. Kahveye çıkıp, bahçelere gidip, başı çekip, örnek olup zeytin çiftçisini kooperatifleşmeye özendiremezler miydi?

Köy düğünlerinde boy göstermek iyidir ama bir toplantı da kendileri düzenleyip, bir de gençten bir ziraat mühendisi getirip zeytinciye modern teknikleri anlattıramaz, gönüllü bir bahçe bulup uygulattıramazlar mıydı?

Bizim çiftçimizin kafası görmediğine yatmaz, öne çıkıp, başı tutsalar gerisi artlarından gelmez miydi?

Bu sorulardan daha onlarca sorabilirim. Ama niyet edilse birçok somut adımın atılıp bu kesimlerin derdine iktidara rağmen derman bulunabileceğine eminim.

Artık muhalif siyaset ve siyasetçilik sil baştan ele alınmak zorunda. Bu köşeden üstüne basa basa anlatmaya çalıştığım somut projelerle, tüm kesimlerin hayrına, inisiyatif alan siyaset tam da böyle bir şey.

Yarından tezi yok Kemal Beyin liderliğinde bir ZEYTİN DALI projesi başlatılsa, bir çalıştayla konu ilgili tüm kesimlerin tartışmasına açılsa ve bir eylem planı hazırlanıp tüm parti örgütü ve belediyelerle sahaya çıkılsa çok kısa zamanda bu çaba sonuç vermez mi?

Hattı müdafaadan sathı müdafaaya geçilse, aktivist siyaset yoluyla halkla el ele başarı hikayeleri yazılsa, bu başarıdan, hiç ayırmaksızın bütün toplum faydalansa ve böylece hiç ulaşılamayan kesimlere de bir başka dünyanın mümkün olduğu gösterilse fena mı olur?

Sayın Cumhurbaşkanı partisindeki metal yorgunluğunun altını çizip, Seçim kazanmak istiyorsak toplumun tümünü kucaklamalıyız, mealinde konuşuyorsa bu gerçeğin farkında olduğundandır. Kendisi hakkında pek çok şey söylenebilir ama bu toplumu iyi okuduğu şüphe götürmez. Ancak unutulmaması gereken bir şey var. Seçim kazanmak için tüm toplumu kucaklamak gerekliliği tüm muhalefet cephesi için de aynıyla vakidir.

Eğitim