unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Ali Rıza Özkan

Erdebilde Muharrem Belgeseli Üzerine -1-

16.10.2017 12:24

Hicri takvimin ilk ayı olan Muharremin 1 ve 10u arasında Ehlibeyt taraftarı Müslümanlar Hz. Muhammedin torunu Hüseyin ve ailesinin bugün Irak sınırları içerisinde kalan Kerbala bölgesinde Yezidin askerleri tarafından katledilmesini lanetlemek ve anmak üzere çeşitli yas törenleri düzenliyorlar.

Alevi Düşünce Ocağı Başkanı Sayın Doğan Bermek ile bir sohbetimize İranda bulunan Türkmen şehri Erdebilde düzenlenen Muharremin 10. günü düzenlenen yas törenlerinden söz edince ilgimi çekti. Çünkü, Şah İsmailin liderliğinde Safevi devletinin kuruluşunun da gerçekleştiği Erdebildeki yas törenleri diğerlerine göre büyük farklılık gösteriyordu. Kökleri Orta Asyaya kadar uzanan kültürel kodların belirlediği Erdebile has törenleri izlemek ve kayıt altına almak için derhal hazırlıklara başladım.

İstanbuldan itibaren tüm İranlı yetkililer, düşüncemi açıklayınca çok olumlu yaklaştılar ve gerekli izinlerin sağlanması için kişisel inisiyatif de dahil olmak üzere, yoğun çaba gösterdiler. Yeri gelmişken söyleyeyim ki; Türkiye ve Türkler Batıda ne kadar istenmeyen adam ise, Doğuda da o kadar hatta daha da fazla sevgiyle karşılanıyor. Türkiyenin kendi kimliğini bulması için, halklar arası dostluğu yeniden keşfetmesi için yönünü Doğuya çevirmesi gerektiğine bizzat tanık olduğumu burada bir kez daha yinelemiş olayım.

İzin işlemleri tamamlanınca, hiç beklemeden görüntü yönetmeni ve deneyimli belgeselci Ozan Turgut kardeşimle birlikte kendimizi ilk Tebriz uçağına attık! İstanbul lokasyonlu ve Erdebile en yakın havaalanı Tebrizdi, çünkü. Bizi Tebrizde karşılayan yerel televizyon yetkilileri çekimlerimiz bitip, yeniden İstanbul uçağına yerleşinceye kadar, büyük bir dostluk ve özveri ile yanımızdan ayrılmadılar. Her isteğimizi yerine getirmek veya sorunumuzu çözmek için gerçekten samimiyetle çabaladılar.

Batının profesyonalizmi mi, yoksa Doğunun teklifsiz yardımseverliği mi, diye soruyu formüle edersem, aslında Türkiyenin nasıl büyük bir kültürel çatışma içerisinde olduğunu da açıklamış olurum. Biz, teklifsiz yardımseverliği seçtik ve şükran duyduk.

ERDEBİL; VATAN TOPRAĞI!
Şah İsmailin ve atalarının toprağı Erdebil toprağına ayaklarımız bastığında Muharremin 6. günüydü. Güneşli ama deniz seviyesinden 1500 m yükseklikte soğuk bir Eylül akşamı, şehre vardık. Gün kararmaya başlamıştı. Hem yolda sohbet ettiğimiz dostlarımız ve hem de Erdebilde bizi karşılayan TV yetkililerinden ilk öğrendiğimiz, kentteki Muharrem Matemi törenlerinin bir günlük olmadığıydı.

Erdebilde Muharrem Matemi ayın 1i ila 10u arasında her gün anılıyordu. Şehrin kurucu 6 mahallesi vardı ve 1-6 Muharrem arasında, isimleri yüzlerce yıldır Tekeli, Koyunlu gibi Türkçe olan bu mahallelerin her biri bir gün şehir sokaklarında geçit alayı ile yas törenini düzenlemekten sorumluydu. Muharremin 7. Günü Cuma olduğu için, tüm kent yası ile birlikte ibadeti ile meşgul oluyordu.

Muharremin 8. günü ise, merkezde bulunan Serçeşme mescidinden başlayarak, biraraya gelen insanlar Haz. Hüseyin ve beraberinde katledilen Eylibeyt evlatları için mersiyeler-ağıtlar okuyor, sonra mescid önünden alay kurularak hep beraber bir diğer mescide ellerde meşalelerle gidiliyor, orada da bir süre mersiyeler-ağıtlar okunduktan sonra yine aynı şekilde orada bulunanların da katılımıyla bir diğer mescide geçiliyordu. Bu Erdebilde bulunan 41 mescidin ziyareti ile tamamlanıyordu. Sabaha karşı ancak tamamlanan bu anma her bir mescidden toplananlarla birlikte binlerce insanın biraraya geldiği ve hep beraber Ehlibeyt evlatlarının ardından ağıtlar yaktığı büyük bir kitlesel yasa dönüşüyordu.

SONSUZ YAS: KERBALA!
Muharremin 9. günü, Safeviliğin kurucusu Safiyüddin Şahın dergâhının da bulunduğu ve Alî Kapı denilen bölgede 6 mahallenin tamamı toplanıyor ve hep beraber katledilen Ehlibeyt evlatlarının ardından mersiyeler-ağıtlar okuyorlar; gözyaşı döküyorlar. Bugün düzenlenen yas törenlerine her mahalle farklı ve çeşitli semboller kullanarak katılıyor. Kimisi at üzerinde Zehra Anayı temsil ediyor, kimisi ise Ehlibeyt evlatlarını korumak için canını vermeye hazır, kıpkırmızı kostümüyle bir askeri canlandırıyor. Ve her yerde, herkesin kalbine işleyen büyük kötülüğü haber veren monoton ve sürekli kendisini tekrarlayan bir ağıt… Büyük davullar, ziller ve bir çeşit kaval ile bir çığlığa dönüşüyor.

Muharremin 10. günü, tüm Ehlibeyt sevenlerin kara, matem günü. Çünkü, Muaviyenin oğlu Yezide biat etmeyi kabul edip, kan dökmeye yemin ettirilen 4500 askere karşılık günlerdir çevreleri sarılı, aç ve susuz bırakıldıkları halde yolundan dönmeyen Haz. Muhammedin torunu Hüseyin ve beraberindeki 72 masum insan katledildi. Erdebil meydanında ve diğer tüm köy ve kasabalarda Muharremin onuncu günü sadece şebih adı verilen bir canlandırma ile anılıyor. Meydanlarda yeniden canlandırılan o anı hep birlikte izleyen Erdebilliler yine hep beraber gözyaşı döküyor.

Erdebilde Muharrem Matemi denilince dünya kamuoyuna aşina olan zencirleme ve sineleme adı verilen ritüelleri sadece sembolik düzeyde gördüğümüzü belirtmeliyim. Ancak, bunun yerine, tüm şehre, hatta tüm bölgeye özgü daha önemli bir şey ise, ihsan adı verilen hayır lokması dağıtımıydı. Neredeyse bütün şehir sokaklara dökülmüş hayır lokması sunuyordu. Çaydan kakaolu süte, helvadan aşa, herkes imkânı ölçüsünde yiyecek içecek hazırlamıştı. Birinci Muharremden başlayarak sürdürülen bu gelenek çok büyük bir toplumsal dayanışma sinerjisi yaratıyor.

Erdebilde Muharrem Matemi üzerine yazımız devam edecek.

Eğitim