YAZARLAR

Tüm Yazıları Ömer Faruk Eminağaoğlu

Erdoğanın silah yaptığı yasalarla seçim

16.05.2018 21:13

Bir hukuk devletinde yasalar ne için çıkartılır?
Kamu düzenini sağlamak için çıkartılır.
Hak ve özgürlükleri güvence altına almak için çıkartılır.
Kimseye ayrıcalık yaratmak için değil, ayrımcılığı yok etmek için çıkartılır.
Hukuk devletini işler kılmak için, eşitliği sağlamak için çıkartılır.
Bu gerekçeleri artırarak sayabiliriz.
Bir şeyi net olarak söyleyebiliriz.
Bir hukuk devletinde yasalar, asla özel ayrıcalık yaratmak veya kişisel yarar için çıkartılmaz.

Erdoğan döneminde çıkartılan yasalar, Erdoğan tarafından silah gibi kullanılmaktadır.
Erdoğan döneminde çıkartılan yasalarda öne çıkan konu, herkese eşitlik, güvence ve özgürlüklerin nasıl sağlanacağı konusu değildir.
Öncelikle gözetilen boyut, bu yasalar nasıl bir içerikle çıkartılırsa Erdoğan için ayrıcalık yaratılabileceği boyutudur.
Yasalar, yasa değişiklikleri, hatta anayasa değişikliklerinde de bu durum öne çıkmaktadır.
Böylelikle Erdoğanın her adımı yasal zemin içindeymiş gibi gösterilmektedir.
Erdoğanın bütün hukuka aykırı iş, işlem ve eylemlerine meşruiyet zemini yaratılmaktadır.
Erdoğan, kişileri etkisiz kılabilmek için bu düzenlemeleri silah gibi de kullanmaktadır.
Örnekler saymakla bitmez.

FETÖ kadroları ile, AKPnin de yasaları ile amaçladıkları hedef aynı.
FETÖ, kadroları yoluyla Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçladı.
AKP, çıkardığı yasalarla, yaptığı anayasa değişiklikleri ile Cumhuriyet ve niteliklerinin içini boşaltmayı, Anayasayı kağıt üzerinde bırakmayı amaç edindi.
Bakıldığında hedef aynı olup, farklılık yöntemde ortaya çıkmaktadır.

Cumhurbaşkanı Seçim Yasası da (CSY), YSK da Erdoğanın silahı…
Cumhurbaşkanı adayları ortaya çıktı.
Bu seçimler, Erdoğan döneminde çıkartılan CSY gözetilerek, yine bu dönemde yapılandırılan YSK tarafından gerçekleştirilecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da seçimlerde aday.

YSK, Anayasa uyarınca seçimlerin serbest ve eşit yarışma koşullarında gerçekleşmesi için her türlü kararı alma yetkisine sahip.
Anayasanın 90/son maddesi uyarınca, temel haklar konusundaki uluslararası sözleşmelerle yasalar arasında bir çatışma olursa, uluslararası sözleşme hükümlerinin gözetilmesi gerekiyor.

Yeni sistemde Cumhurbaşkanı, yasalarla yapılabilecek bazı düzenlemeleri bile bizzat kendisi yapabilecek.
Bu nedenle adeta kısmen yasama yetkisine de sahip bir cumhurbaşkanı ile karşı karşıya kalacağız.

İHAS, sadece yasama seçimlerini koruma kapsamına alıyor.
Ortaya çıkacak yeni cumhurbaşkanı modeli gözetildiğinde, kısmen yasama yetkisi bile kullanabilecek böyle bir cumhurbaşkanının seçiminde İHAS hükümlerinin de gözetilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, aynı paraleldeki Anayasa (md 67) ve İHAS ( 1 pr, md 3) hükümleri uyarınca serbest ve eşit yarışma koşullarında gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Durum böyle iken, yürürlükteki 2012 tarihli CSY ve AKP döneminde yapılandırılmış YSK ise, seçimlerin serbest ve eşit yarışma koşullarında gerçekleştirilmesi konusundaki en büyük handikapı oluşturuyor.

Kamu olanaklarının kullanılması
2012 yılında çıkartılan CSY (md 13/4) göre cumhurbaşkanı seçimlerinde, başbakan, bakanlar ve milletvekillerinin, seçim propagandası döneminde kamu olanaklarını kullanması yasak.
İlginçtir ki mevcut cumhurbaşkanının aday olduğu cumhurbaşkanlığı seçimlerinde nedense cumhurbaşkanı için böyle bir yasak getirilmemiş…
Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014 yılındaki gibi şimdi de her türlü kamu olanaklarını, örtülü ödeneği kullanarak yoluna devam ediyor.
Milletvekili sıfatı olan veya olmayan diğer adaylar ise, yasadaki yasaklamalara tabi.
CSY, Cumhurbaşkanını yasak içinde göstermemiş ise de, Anayasa ve İHAS uyarınca serbest ve eşit yarış kuralının gereği olarak YSKnın, Cumhurbaşkanını da yasak kapsamında nitelemesi gerekiyor.
YSK ise Anayasa ve İHAS uyarınca kullanması gereken yetkilerini görmezden gelerek, sadece CSYden hareket ederek 30.4.2018 tarih ve 331 sayılı kararında, seçimlerde kamu olanaklarının kullanılması konusunda Cumhurbaşkanını kapsam dışında bırakıyor yani serbesti sağlıyor.
Bu örnekten bile AKPnin, yasaları herkese güvence ve eşitlik için değil de, kendisi için silah gibi kullanma amacıyla çıkardığı açıkça görülüyor.
Yine böyle bir YSKnın ile seçimlerde yargı denetiminin gerçekleştiğinden söz edilebiliyor…

Adaylara maddi yardım ve bağış
Siyasi Partiler Yasası (SPY) uyarınca, siyasi partiler amaçlarına aykırı gider yapamıyor ve borç ta veremiyor (md 70, 72).
CSY uyarınca, adaylara tüzel kişilerin bağış ve yardım yapması yasak (md 14/1).
Bu düzenlemelere göre, siyasi partiler cumhurbaşkanı adayı gösterebiliyor ancak tüzel kişi oldukları için adaylarına maddi yardım yapamıyorlar.
Mevcut Cumhurbaşkanına ise, kamu olanakları, örtülü ödenek yolları açık…
Diğer adaylar ise bu koşullarda seçimi kağıt üstünde eşit koşullarda yürütüyorlar…
Bu nedenle eşitsizlik karşısında Sayın İnce, Türk vatandaşlarının bağış yapması engeli bulunmadığından, bağış çağrısında bulunmak zorunda kalıyor.
YSK yine tüm bu eşitsizlikleri görmezden geliyor…

Adayların televizyon ve radyo konuşmaları
CSYnin 13 üncü maddesinde, adayların televizyon ve radyolardaki konuşmalarının tarafsızlık ve eşitlik içinde gerçekleştirilmesi güvence altına alınıyor.
Adayların TRTdeki konuşma esaslarının YSK ve TRT tarafından belirleneceği de öngörülmüş.
Demirtaşın da, tutuklu olsun veya olmasın bu haktan yararlanması gerekiyor.
TRT ve YSKnın, tutukluluk durumunda bile bu hakkın adaylarca nasıl etkin biçimde kullanabileceğini alacakları kararla ortaya koymaları gerekiyor.
YSKnın bu konudaki 16.5.2018 tarih ve 493 sayılı kararında, aday tutuklu ise bu hakkın nasıl kullanılabileceğine yönelik hiçbir açık hüküm yer almıyor.
YSK hiçbir başvuru beklemeden, adayın tutuklu olması durumunda bizzat bu hakkını nasıl kullanabileceğini açıkça ortaya koyması gerekiyor.

Örnekler saymakla bitmiyor.
Tutukluluk içinde devam eden serbest ve eşit yarışma koşullarında bir seçimden söz edilebiliyor.
Yasaların ne kadarına bakılırsa bakılsın Erdoğan dönemindeki yasaların herkese güvence amacıyla değil, Erdoğana meşruiyet sağlamak ve elinde silah olarak kullanmak için çıkartıldığı açıkça görülüyor.
Erdoğan, kendisinin hukuk ve demokrasi ortamında yok olacağını bildiği için böyle bir iradeyi ortaya çıkarıyor.
Ancak artık Erdoğanda, ne yaparsa yapsın yolun sonunu ve yok oluşunu görüyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğitim