unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Bu bir sinema yazısı değildir! Reis’in Uyanış’ı mı?

'Reis’ filmi arkasında sayılamayacak skandallar ve emek hırsızlığı bırakarak 3 Mart’ta gösterime girdiğinde, yazmamaya ve gelişmeleri izlemeye karar verdim. Çünkü, Ali Avcı’nın Yeşilçam ilişkilerini araştırırken, FET֒cülerle sıkı fıkı ilişkileri dikkatimi çekmişti. Ancak, konu hakkında aldığım bilgiler kesin olmadığı için, içimdeki şüpheyi dinleyip, beklemeyi tercih ettim. Doğru mu yaptım, hâlâ bilmiyorum.

Filmin gösterime girmesine az bir zaman kala, ben filmin gösterimden kaldırılacağını beklerken, Yeşilçam dedikoducuları Recep Tayyip Erdoğan’ın da galaya katılacağını yayıyordu. Sonra, bu “düzeltilerek' Erdoğan’ın tele-konferans yoluyla katılacağı şeklinde yayıldı. Elbette, bunların hiçbirisi olmadı, ama, benim Erdoğan’ın filme tepki göstereceği beklentim de gerçekleşmedi.

'Reis’in yapımcısı Ali Avcı, daha film gösterime girmeden çok önce, örneğin 26 Eylül 2919 tarihli HaberTürk gazetesinde, 'Uyanış’ filminin çekimlerine başladığını ilan ediyordu. Üstelik, film hakkındaki haberler neredeyse bütün Ak Parti medyasında pozitif bir anlayışla tekrar veriliyordu.

Benim hâlâ anlamadığım sorularım şunlar: Ak Partili kimse Reis filmini izlemedi mi? İzlediyse, bu kadar kötü bir filmin aslında Erdoğan’ın saygınlığına zarar verdiğini anlayamadı mı? Kimse Erdoğan’a filmin gişede çakıldığını, çok kötü eleştiriler aldığını, hatta sinemanın en kötü filmi olduğunu söylemedi mi? Yoksa, Ak Parti’nin kültür ve sanat alanındaki yöneticileri filmle ilgili gerçekleri Erdoğan’dan özellikle gizlediler mi? Ya da, “reklamın iyisi kötüsü olmaz' saçmalığı ile, ortada dönen dolaplara seyirci mi kaldılar? Evet, bir ihtimal daha var, ama onu da artık herkes tahmin edebilir.

Bu soruları neden soruyorum? Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı makamında oturan bir kişi hakkında yazılan her satır, yapılan her yorum öncelikle doğrudan ülkemizi ilgilendirir. Ben 'Reis’ filmini izlerken hicap duydum. Ak Partili seçmenin de filmi beğenmediği, tepki verdiği çok açık. Ülkeyi 15 yıldır tek başına yöneten bir şahsiyet hakkında yapılan filmi sadece 189 bin kişi izliyorsa, ortada bir sorun vardır. O halde, bu duyguyu Ak Partili yöneticilerin neden paylaşmadığı ciddi bir sorudur.

'Uyanış’ sinema filmi değil, mesajdır!


'Uyanış’ filminin fragmanını izledim. Bu fragmanın mesaj olduğu çok açık. Cuma günü yazacağım sinema yazımı bu konuya ayırmayı düşündüm. Çünkü, fragmanın bir film tanıtımı değil, doğrudan son sahneye odaklanmış bir bildiri olduğu anlaşılıyordu. Bugün sabahleyin, Ali Avcı’nın tutuklandığı haberleri gelince, artık bir sinema yazamayacağım ortaya çıktı.

Olayların gelişme seyrine baktığımızda, her bir noktanın kendi başına bir skandal olduğu ortaya çıkıyor.

Ali Avcı’nın herkesin gözü önünde Reis filmini yapıyor. Hatta galasına Recep Tayyip Erdoğan’ın geleceği ilan edilmesine rağmen, başta Erdoğan olmak üzere Ak Parti tarafından hiçbir yalanlama, düzeltme veya itiraz gelmiyor!

Ali Avcı’nın daha film gösterime girmeden, kamuoyuna ikinci filmi 'Uyanış’ı başrol oyuncuları ve yaklaşık konusuyla birlikte ilan ediyor ve yine kimsenin itiraz etmiyor! Özellikle de Ak Parti medyası bu filmin haberini neredeyse kasabalara kadar yayıyor! 

Ali Avcı’nın 'Uyanış’ filminin fragmanı tam bir ay önce, 8 Haziran 2017’de, Havadis Kocaeli gazetesinin YouTube kanalında yayınlandığı halde, kimse sesini çıkarmıyor! 

En sonunda bir gazete haber yapınca tutuklanıyor!

Hatalardan ders çıkarılacak mı?

Burada bir zaaf olduğu kesin. Bu zaafın çalışma tarzı ve anlayışından kaynaklandığı da kesin! Örneğin Soner Yalçın’ı, İstanbul’da değil, Denizli’de kaldığı otelde bulup göz altına almayı başaran güvenlik kuvvetleri, tüm medyayı dolaşıp, filmini ilan eden adamı görmüyor! Filmini gösterime sokan adamı görmüyor! Fragmanını yayınlayıp internet ortamında dağıtan adamı görmüyor! Bunun nedeni hipermetrop hastalığı mı? Yoksa, başka bir şey mi, ciddi olarak üzerine çalışılması gereken bir durum.

Bu fragmanla, fragmanın sonunda Erdoğan’ın kafasına silah dayayıp, selâ okutarak verilen mesaj açıktır. Ancak, bence daha büyük mesaj ise, Ak Parti’nin kendi temizliğini yapması zamanının çoktan geldiğidir. FETÖ ile mücadelenin başarıya ulaşması ve ülkemizin ekonomik ve siyasi esenliğinin kaderi, bu koşullarda, bu temizliğin yapılabilmesine bağlıdır.



Çok Okunanlar

Muharrem İnce'nin ekibinin topladığı imza sayısı belli oldu

Diğer cemaat ve tarikatlara operasyon geliyor mu? Yandaş yazar yanıtladı...

CHP'li Aksünger: Muharrem Bey'in sonuç monuç aldığı yok

Teknosa'da işler böyle yürüyor!

Hakan Şükür'den tepki çeken 15 Temmuz mesajı

İlgili Haberler

ABC Kritik

“Kiç” bir Yeni çağ Lideri: Adnan Hoca

ABC Kritik

Şahsiyetimizdeki o acı kambur...

ABC Kritik

Balyoz'un FETÖ'cü hakimini serbest bırakanlar ve AK-Fethullahçılar: Hesap vereceksiniz!

ABC Kritik

Sıra size de gelecek, Adnan Oktar suç örgütünün destekçileri!

ABC Kritik

Ütopya

ABC Kritik

Başkaya: ''CHP'nin Genel Başkanını değil, paradigmayı değiştirmeye ihtiyaç var!''

ABC Kritik

Erdoğan'ın süregelen zaferinin anlamı

ABC Kritik

Rakamların analizi ve yeni doğan bir seçmen tabanı: Ak-kurtlar

ABC Kritik

Sen gazeteci değil, Fethullahçı bir Çiko'sun!

ABC Kritik

Felsefeden yoksun bir eğitim sistemi, sadece robotlar yetiştirir

ABC Kritik

Cumhurbaşkanı Adayları, Cumhuriyeti Koruma ve Demokrasi Savaşımının Neresindeler?

ABC Kritik

Umut ve Doblo'nun Ruhu...