darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Türkiyenin Suriyede oynadığı oyunu adı; Adıbelli Oyunu

14.02.2017 17:56

Çocukken oynadığımız bir oyun vardı; Bu oyunun özü sonucun önceden bilindiği, oyundaki tarafların bu sonucu kabullendiği bir oyun Adıbelli oyunu. Tıpkı kumarhanelerde her zaman kazananın kasa olduğu gibi.

Bugünlerde 6ıncı yılını dolduran emperyalist dayatmalı Suriye iç savaşında artık sürecin nereye evrileceği yavaş yavaş netleşmeye başladı. Daha önce defalarca yazdığım gibi olay Rusya- Amerika ekseninde ve özellikle Rusyanın mutlak kontrolünde şekillenmeye başladı. Bu olguda ta başından beri ana aktör olan Rusyanın bu süreci Esatla birlikte götürdüğü, bölgesel çıkarlar gereği bu anlayıştan bir milim bile sapmadığı biliniyor. Yeni olan, kurgunun Esat rejimin etrafında şekilleneceğinin açıkça, terörist guruplar dışındaki tüm güçlerce (gönüllü ya da gönülsüz) kabul edilir bir noktaya gelmesi. AKP iktidarının direncine rağmen, ÖSO da dahil terörist yapıların ciddiye alınmayacağı, sürecin bu çerçevede ilerleyeceği gözüküyor. Türkiye de bunu kabul etmişe benziyor, başka bir seçeneğinin de olmadığı ortada, çok geçmeden ister istemez ÖSO ile arasının açılacağı açık.

İktidar açıkça Adıbelli oyunu oynuyor. Bölgede -aslında olmayan- etkinliğini varmış gibi göstermeye çalışıyor. Kendi gelecekleri açısından var olma- yok olma olarak gördükleri Anayasa referandumu sürecine, milliyetçi oylara seslenmek, Devlet Bahçelili MHP ile ittifakını sürdürmek için zorunlu gördüğü bu efelenmeyi sıcak tutma telaşıyla hareket ediyor. Bu tutumu 16 Nisana kadar sürdürecek gibi gözüküyor. Bu konuda kendisinden farklı düşünen, EL- BAB dan sonra Fırat kalkanı harekatı biter açıklaması yapan başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuşun açıklamasına rağmen. Hükümet içindeki kimi insanların bu konuda farklı düşündüğü gözlerden kaçmıyor.

Rusya ile ilgili , yarattığını düşündüğü uyumlu ittifakın, Rus uçaklarının, askerlerimizin bulunduğu, daha önceden koordinatlarını verdiklerini iddia ettiği noktayı vurması ile hayal kırıklığına uğruyor. Oysa açık olan bir şey var, Rusya, açıkça, benimle yaptığın mutabakata sadık kal, haddini bil, bilmezsen ben sana bildiririm. demek istiyor. Ayrıca, Burnunu her şeye sokma. uyarısı da yapıyor.

Siyasi iktidar şimdi rotayı yeniden Amerikaya, yeni Trump yönetimine kırmış gözüküyor. ABD yönetiminin, Türkiyenin istediği güvenli bölge ve PYD- YPGnin devre dışı bırakılması taleplerine oldukça uzak olduğunu aslında Türkiyeyi yönetenler de biliyor. Aksine, Rusya ve ABD , PYD- YPGyi Suriye politikasında ana eksenlerine oturtmuşa benziyorlar. İşin ilginç yanı Türkiye hükümeti, YPGnin Membiçin güneyindeki konumuna, Kürtlerin kısmi özerkliğine razı gözüküyorlar. Bu konuda Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevikin açıklamaları bunun ipuçlarını veriyor. EL-BABdan sonra RAKKA türü açıklamaların da boş bir böbürlenme olduğunu herkes görüyor. Kimsenin olası RAKKA harekatında Türkiyeye rol verme gibi ne isteği ne de niyeti var. Siyasi iktidar sadece bunu iç politikanın bir argümanı olarak kullanıyor.

AKP hükümetinin 6 yıldır hayalini kurduğu tüm hayaller tuzla buz oldu. Şimdi Suriye ve bölgemizde başlama noktasının çok gerisinde bir role soyunma durumu ile karşı karşıya.

1) Türkiye Suriye denkleminde bölge ülkesi olması sıfatı kadar var. Süreçte kaplayacağı, elde edeceği yer bu kadar.

2) Suriyenin ESAT rejimi etrafında şekilleneceği artık tartışmaya yer bırakmayacak kadar netleşti. ABD, Rusya ve diğer etkili devletler bu noktada mutabakata varmış gözüküyorlar.

3) Eğer Türkiye bu şekillenmede yer almak istiyorsa bu gerçek temelinde hareket etmek durumunda. Köktendinci- radikal terörist guruplara karşı bugüne kadar gösterdiği hoşgörüyü bundan sonra göstermemesi gerekiyor.

4) PYD ve YPG egemen güçlerce geleceğin şekillenmesinde asli unsur olarak görülüyor. Yakın süreçte en azından özerk bir yapı elde edecek gibi görünüyor.

Eğer siyasi iktidar bugüne kadar Suriyede yaptığı tahribatı, yol açtığı yıkımdan bir nebze de olsa uzaklaşmak istiyorsa sadece sınır güvenliği ve ülkenin menfaatlerini savunma noktasına çekilmek zorundadır. Hiç kimse benim güvenliğim başka bir ülkenin sınırları içinde operasyon yapmaktan geçer diyemez. Bu argümanı dünyanın hiçbir yerinde haklı görecek bir kimse bulunmaz.

 

Eğitim