darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Deniz Yıldırım

Kalan günler için yol haritası

25.03.2017 11:12

Cumhuriyet tarihinin en büyük kırılma anlarından birisi anayasa referandumu. Ve 16 Nisan yaklaşıyor.

Sahada görünen birkaç net gerçek var.

Evet devlet imkanlarıyla, Hayır kendi imkanlarıyla çalışıyor.

Evet karalayarak, Hayır en geniş siyasal çeşitliliği muhafaza etme sorumluluğu taşıyarak konuşuyor.

Siyasal açıdan bakarsak Hayır etrafında örgütlenen enerji, iktidar baskısının, medya sansür ve kısıtlamalarının da etkisiyle, Türkiyenin geniş muhalefet güçlerini uzun süre sonra gerçek anlamda halk içinde örgütlenmeye, halk içinde sesini, derdini duyurmaya yöneltmiş görünüyor.

100 yıl önce Yusuf Akçura Halkçılık olgusunu çalışan halk ile halk için çalışanlar arasındaki birlik hedefiyle açıklamıştı. Referandum sürecinde örgütlenen Hayır kampanyası, bu ikisi arasındaki mesafeyi uzun yıllar sonra azaltmışa benziyor. Emin olun, referandum sonrasında Türkiyenin kaderini ve rotasını bu mesafenin tamamen ortadan kalkmasına dönük siyasal çabalarımız çizecek.

Ama şimdi kritik bir eşikteyiz. Siyasal değerlendirmeleri yapıyoruz; yine yapacağız. Fakat bu köşeyi düzenli takip edenler iyi biliyor; somut, mücadelelerin önünü açan önerileri gündeme getiriyoruz.

Bu noktada kalan 22 günde yapılabilecekleri somut olarak açmaya çalışalım.

İki düzeyde ele alalım. Birincisi, genel kampanya yani strateji hattında.

STRATEJİK DÜZEY - SİYASAL KAZANIM

Geçtiğimiz hafta da bunu ele aldık. Evetin kötü gidiş karşısında bir çaresi, önerisi var: dikta. Hayır olarak sadece karşıtlık zemininde kalamayız; mevcudun savunusunun ötesine geçen bir stratejiye ihtiyaç var. Bunu ülkenin çıkarlarıyla iktidarın çıkarları arasındaki mesafenin açıldığını iç politikadan dış politikaya, üretimden gelir dağılımına her alanda görünürleştirecek bir politik stratejiyle yapmak mümkün. Saray ile Halk arasındaki zıtlık üstünden memnuniyetsizlikleri politikleştirmek giderek kolaylaşıyor.

Bir başka nokta. Genel kampanya seyri açısından CHPnin sadece çocuklar, gelecek vurgusunu öne çıkaran televizyon reklamları yetersiz. AKP reklamları, yalan da olsa, paketi madde madde anlatıyor. Sahada paketi Hayır cephesi anlatırken; reklam aşamasında Evet cephesi paketi anlatan görüntüsü veriyor. Bunu bir an önce tersine çevirmek gerek. Apolitik kampanya yerine, bu değişikliğin halkın hayatına nasıl dokunacağını gösteren somut örnekler 30 saniyelik kliplerle, reklamlarla anlatılmalı.

Örnek: Başkan bir kararnameyle Sağlık Bakanlığını kapatabilecek, isterse bütün hastaneleri özele devredebilecek. Sağlık tamamen paralı olabilecek. Evet mi Hayır mı?

Bir başka örnek: Meclisin etkisi kalmayacak; bakanlar seçimle gelmeyecek. Kimseye hesap vermeyecek. Halktan kopacaklar. Tek yolun var; Saraya ulaşmak. Evet mi Hayır mı?

Başkan isterse hiç bakan atamayacak. Bütün bakanlıkları ben üstleniyorum diyebilecek. Evet mi Hayır mı?

Cumhurbaşkanı partili olacak. Hem ilçe/il başkanını atayacak, hem de kaymakam ve valiyi. Belediye başkan adayını da o belirleyecek. Yaşadığın yerde bırak çiftbaşlılığı, üçbaşlılık olacak. Üçü de beni CB atadı diyecek. Karmaşa daha da artacak. Buna Evet mi Hayır mı? gibi.

YEREL DÜZEY - SAYISAL KAZANIM 

Gelelim diğer düzeye. Birinci düzeyde genel kampanya stratejisi hakkında önerileri yeniledik. İkinci düzey saha ile ilgili. Sahada bu çerçevede geniş bir seferberlik var. Muhalif her kesim, imkanlar çerçevesinde Hayırı örgütlemeye, baskılara rağmen Hayırı görünürleştirmeye çalışıyor.  

Vekiller, siyasetçiler, toplumsal muhalefet her yere yetişmeye uğraşıyor.

Her yerde olmak, her yer ile teması sürdürmek, Evetin güçlü olduğu bölgelerde Hayır etrafında bir 16 Nisan sonrası siyasallığının tohumlarını ekmek önemli.

Diğer yandan pratik kaygıları da öne almalıyız. Son 22 gün. Ve bu bir milletvekili seçimi değil; referandum. Yani sonucu ilde çıkarılan vekil sayıları değil, ülke genelinde elde edilen oy belirleyecek.

Sahadan yansıyan gerçek şöyle: İç Anadolu ve Karadeniz hariç Hayır oylarında bir ivme var.

Özellikle Doğu Karadeniz, bölgesel bazda bugün milliyetçi muhafazakarlığın en sert çekirdeği. Bu bölgeden büyük bir değişim beklemek olası değil. AKP ile MHP seçmeni arasındaki geçişliliğin çok daha fazla olduğu bir yerden söz ediyoruz.

Öte yandan bu bölgede örneğin Rize, Gümüşhane, Bayburttan çıkacak Evet lehine farkı, İzmirde Hayır oylarını 2 puan arttırarak bile kapatmak mümkün.

Bu durumda öneri? Önerim, Evetin en katı olduğu ya da AKP-MHP geçişliliğinin en yüksek olduğu bölgelerdeki çalışmaları yerel örgütlere bırakıp merkezi enerjiyi olabildiğince metropol şehirlere vermek. Zira iki tür seçmen var. İdeolojik/sadık ve pragmatik (faydacı)/değişken. Kırsaldan metropollere gittikçe birincisinin etkisi kırılıyor; ikincisi öne çıkıyor. Hayır kalan sürede ikinci seçmen kitlesine ulaşırsa kazanacak.

ADANA, MERSİN, ANTALYA, HATAY

Özellikle bu referandumda Antalya, Mersin, Adana, Hatay gibi şehirlerin oyları kritik. Bu şehirlerde iktisadi kötü gidişle, Suriye politikasının olumsuz etkileriyle, turizmin yediği darbelerden duyulan rahatsızlıkla birleşen bir zeminde Hayırı AKP ve MHP seçmeni içinde güçlendirmek çok olası. Memnuniyetsizlikleri politikleştirebileceğimiz şehirler bunlar.

Adanada 7 Haziranda AKP ve MHP oy toplamı (Evet diyen partiler anlamında) 655 bin. Bu sayı 1 Kasımda 707 bine çıkmış.

Mersinde AKP ve MHP 7 Haziranda 522 bin, 1 Kasımda ise 550 bin oy almış.

Antalyada iki parti 7 Haziranda 744 bin, 1 Kasımda ise 798 bin oy elde etmiş.

Yine Hatayda iki parti 7 Haziranda 430 bin, 1 Kasımda ise 473 bin oy sayısına ulaşmış.

Ve yine ülke genelinde yapılan tüm çalışmalar MHP seçmeninin yaklaşık yüzde 60 ile 70inin Hayır oyuna yakın olduğunu gösteriyor.

Sabit seçmen/sadık seçmen sayısı açısından AKP bu bölgede bir doygunluk noktasına varmış görünüyor. Söz konusu 4 şehirde 1 Kasım verilerine göre 2.5 milyon Evet diyen partilere oy vermiş seçmen var. Bunun 813 bini MHP seçmeni. Bu 4 şehirde HAYIR diyen partilerin seçmen tabanına Evet diyen partilerden 1 milyon seçmen eklemek mümkün. Özellikle buna uygun bir stratejik enerji bu şehirlere yöneltilmeli. Var olan enerjinin de üstüne çıkarak. Bilinen, tanınan siyasetçileri bu şehirlere seferber ederek, yerel imkanlarla bütünleşerek bu 4 şehirde Evetçi partilerden 1 milyon seçmen HAYIRa hedefi imkansız değil.

Bu bölgede MHP seçmeninin geçişliliği Siyasal İslamla olduğundan çok merkez sağ ile. İkincisi, AKP seçmeni de ideolojik olmaktan çok pragmatik; kentsel alan için bunu daha rahat söyleyebiliriz. Fakat örneğin Doğu Karadenizde AKP seçmeni katı ideolojik ve bu giderek kemikleşiyor.[1] Öyleyse kalan günlerde AKP seçmeninin ideolojik değil pragmatik olduğu, yoğun göç alan metropol kentlere ağırlık vermek enerjinin daha verimli kullanılması ve sayısal etki gücü/değişim potansiyeli açısından daha mantıklı. Bu, katı ideolojik AKP seçmeninin olduğu şehirleri bırakalım demek değil; enerjiyi verimli kullanalım demek.

BELEDİYELERİN HAYIRDA OLDUĞU GÜNLER

İkincisi, belediyelerin Hayır diyen partilerde olduğu büyük il ve ilçelere de özel olarak ağırlık verilmesinde yarar var. Bütün göstergeler, belediye seçimiyle milletvekili seçimi arasında seçmen davranışında farklılığın göründüğü yerlerde seçmenin pragmatik/faydacı tutum içine girdiğini anlatıyor. Yani? Yanisi şu: Bu anayasa değişikliği seçmene ideolojisine göre değil, fayda/zarar muhasebesine göre oylatılmalı.

Ocak ayında İzmirde yapılan bir araştırmanın sonucuna göre belediye seçiminde partiye göre oy verenlerin oranı yüzde 38 iken, adaya göre oy verenlerin oranı yüzde 58.8. Benzer oy kaymalarını diğer metropol şehirlerde de görüyoruz. Bu da sabit seçmen/ideolojik olarak sadık seçmen dışında kalan geniş bir kesim olduğunu gösteriyor. Aynı durum İstanbul için de fazlasıyla geçerli. Yani CHPnin ve AKPnin ipi göğüslediği metropol şehirlerde ideolojik olarak sadık seçmen dışında pragmatik/faydacı seçmen kitlesi baskın. Bu durumda bu referandumda özellikle bu pragmatik seçmen kitlesinin önemli bir yer tuttuğu metropollere yüklenmekte yarar var.

Tekrar söylemek gerekirse: Evetin seçmenin beğendiği/onay verdiği kazanımların da gidebileceği bir belirsizlik döneminin kapısını açacağını, ülkenin ekonomik krizlere açık, bütün dünyayla kavgalı bir yönetime geçmesine sebep olacağını anlatan bir somut zararlar anlatısı gerekiyor. Faydacı seçmen kitlesi İzmir Marşına göre değil, Evet ile mevcut durumun daha da kötüye gideceğine inanması sonucunda Hayır diyecek ya da sandığa gitmeyecek.

Eskişehir, Aydın da bu anlamda Hayır potansiyelinin en fazla yükseltilebileceği şehirler arasında. Belediyesi CHPli olmasa da Manisa, Denizli de öyle. Ankarada Hayırın güçlü olduğu ya da belediyenin CHPde olduğu ilçelerde Hayırı arttıran, sandığa katılımı teşvik eden sıkı bir seferberlik, örneğin bir başka Orta Anadolu şehrinden gelecek Evet üstünlüğünü tek başına bertaraf edebilecek düzeyde.  Çankayada ya da Yenimahallede Hayır oyunu iki puan arttırmak, Osmaniyeden gelecek Evet üstünlüğüne denk neredeyse. Kalan 22 günde hangisi mümkün? Hangisinde enerji, kaynaklar ve imkanlar bunu sağlar? Milletvekili seçimi değil, toplam oy önemli hatırlatmasını tekrar edeyim.

İzmiri alalım. 1 Kasım seçimlerinde Bornova, Bayraklı, Konak, Karabağlar ve Buca gibi ilçelerde AKP ile MHPnin toplam oyu 587 bin. İzmirde yüzde 65lik Hayır oyu hedefinin bu seçmen kitlesinden gelecek oylarla yüzde 70e taşınması, sadece Doğu Karadenizden gelecek ve katı/ideolojik/sadık Evet lehine oy farkını kapatabilecek düzeyde. Enerji, sosyal ve siyasal kaynakların en etkin olduğu bu şehirdeki Hayır oylarını arttırmaya daha fazla verilebilir.

İSTANBUL

Son olarak İstanbul. İstanbulda da pragmatik seçmen kitlesinin önemli bir yer tuttuğunu ifade ettik. Bunu yerel seçimlerle milletvekili seçimleri arasında yerel düzeyde ortaya çıkan farktan da anlayabiliyoruz. Diğer yandan kemikleşmiş bir AKP seçmeni var; sadık ve ideolojik. Bu referandumda özellikle kalan günlerde Hayır oylarının arttırılması için İstanbul Birinci Bölgeye yüklenilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Anadolu Yakasında Ümraniye, Üsküdar, Kartal, Kadıköy, Pendik, Maltepe ve Ataşehir gibi ilçelerin içinde yer aldığı bu bölge hem yerel seçimle genel seçim arasındaki oynaklık, hem de CHPli adayların ya yerel seçim kazanması ya da partisinin oylarını milletvekili seçiminin üstüne çıkarabilmesi açısından HAYIRın üstüne daha fazla oy katmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Benzer durum bu bölgede yer almamakla birlikte Başakşehir için de geçerli. CHPnin güçlü olduğu büyük metropol ilçelerde HAYIRı daha da arttırmak; AKPnin en az 10 puanlık düzenli gel-git halinde bir seçmen kitlesine sahip olduğu ilçelerde bu farkı Hayır lehine çevirmek olası. Dediğim gibi; sadece buralarda sağlanacak üstünlük, AKPnin giderek sıkıştığı sabit/ideolojik seçmen kitlesinden gelen Evet desteğini etkisizleştirebilecek kısa vadede en mantıklı strateji.

Diğer yandan İstanbulda HAYIRın üstün gelip gelmemesini belirleyecek asıl seçmen kitlesi özellikle Kürt yurttaşlar. 7 Haziran ile 1 Kasım arasında İstanbulda AKP açısından ortaya çıkan farkta MHPden çok Kürt seçmenin tutumunun belirleyici olduğu söylenebilir. Bunun için de özel bir strateji gerekiyor. Seçmenin sandığa gitmesi, memnuniyetsizliklerini Hayır etrafında politikleştirebileceğine inanmasıyla mümkün. Bu Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Van için de geçerli.

Genel olarak bakıldığında, birincisi gidişten memnuniyetsizleri Hayırda örgütlemek; ikincisi gidişten memnun ama, yeni sistemin belirsizlikleri nedeniyle korkuları olanları da Hayıra çekmek mümkün. Kalan günlerde ağırlığın buralara verilmesinde yarar görüyorum.

Hepimize kolay gelsin.

[1] Merak edenler Evren Haspolat ile derlediğimiz 2016 tarihli Değişen Karadenizi Anlamak kitabına bakabilir. 

Eğitim