darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Doğan Yurdakul

Hürriyet, yandaş medyayla birlikte susma hakkını kullanıyor!

28.05.2016 14:28

ABDde sürmekte olan ve Türkiyeyi de yakından ilgilendiren bir yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama soruşturması var: Reza Zarrab soruşturması. ABD medyası ve kamuoyu aslında duruşmalar başlamadan önce bu tür olaylarla pek fazla ilgilenmez. Ama bu dava farklı oldu, Amerikan medyası soruşturmayla yakından ilgileniyor. Biz de ne yazık ki ayrıntıları oralardan veya sosyal medyadan öğrenebiliyoruz. Çünkü birkaç istisna dışında, bizim yazılı ve görüntülü medyamız olayla ilgili sıkı bir oto sansür uyguluyor.

Soruşturmanın Savcısı Bharara, Zarrabın kefaletle tahliye talebinin reddi için mahkemeye 150 sayfalık bir gerekçe sundu. O metinde Türkiyenin en tepe yönetimindeki kişilerin adları geçiyor, ama bizim medyada tık yok.

ZARRAB ve ÜÇ MAYMUNLAR

Hadi yandaş medyayı anladık, onlar harekete geçmek için saraydan işaret bekliyorlar. Peki ama Hürriyete ne oluyor? Son belgenin açıklanmasının üstünden üç gün geçti. Hürriyetin bırakın manşeti, birinci sayfasında haber yok, bir tek dün Kılıçdaroğlunun kirli çamaşırları ABD mi yıkayacak çıkışını, o da birinci sayfanın en altında, küçücük vererek yasak savmaya çalıştılar. Washington temsilcisi Tolga Tanış dışında olayla ilgilenen yok. Ama Bilal Erdoğanın Saraybosnada ok atması, bugünkü Hürriyetin en çok okunan sayfalarının tepesinde!

Hürriyet, 1 Kasımdan beri geriledi, geriledi ve nihayet durmadan eleştirdiği Sabahla aynı manşetleri atmaya başladı. AKPnin PKKyı çökerttik üfürmesi bir gün Hürriyete ertesi gün Sabaha manşet oluyor. Hürriyet iki gündür yandaş medya ile birlikte Rakka operasyonundaki ABDli askerlerin kollarındaki YPG armalarını manşet yapıyor. Zarrab olayında da yandaş medya ile birlikte susma hakkını kullanıyor!

Belki de bunda şaşılacak bir şey yok. Özallı yıllarda Sabah gazetesi Özala muhalefet ederek büyürken, Hürriyet Özala yağ çekerek küçülüyordu. Aradan 20 yıl geçti, iki gazete şimdi yağcılıkta birleşiyorlar. Zaten eski genel yayın yönetmeni de bunu itiraf ediyor: Ben gazetecilik hayatım boyunca kendimi hiçbir zaman muhalif olarak nitelemedim. Tam aksine kendimi hep iktidara yakın gazetecilik anlayışı ile kariyer yapmış biri olarak tarif ettim. Yani kendime muhalif demediğim için, ondan dönmem de söz konusu olamaz. (Ertuğrul Özkök, 19 Mayıs 2016).

SANCAR HOCADAN DERS ALIN

Bu satırların, Nobel ödüllü Prof. Aziz Sancarın ödülünü Anıt Kabire teslim ettiği 19 Mayıs günü yazılmış olması garip bir rastlantıdır.

Ama ben yine de her gün Hürriyete bir göz atıyorum. Birinci sayfasını, birkaçı hariç köşe yazarlarını falan geçin. Ara sayfalarında zaman zaman önemli şeyler olabiliyor. Galiba yazı işlerinde hâlâ gazetecilik yapmak isteyenler kalmış. Perşembe günü gazetenin 25. sayfada Aziz Sancar ile bir söyleşi çıktı. Hocanın bazı sözleri, kendi alanından çok, tarih, sosyoloji ve insanlık dersi verir gibiydi: 500 yıllık Osmanlı ve Türk tarihinde bilime önemli katkılar yapmış değiliz. Sadece Türkiye değil, tüm İslam dünyasında son 500 yılda doğru dürüst bilime katkı yok… Deney yapmaya alışan insan düşünür ve bu ancak öyle alışkanlık haline gelir… Benim öğretmenlerim çok idealist insanlardı ve çoğu Köy Enstitüsü mezunuydu. Bize güzel bir eğitim, en önemlisi de özgüven verdiler. O özgüvenle yetiştik ve bu benim hayatımda çok önemli bir yer tuttu.

ÇEMBER DARALIYOR

Başa dönecek olursam.

Amiral gemisi ve yandaş medya görmese de, ABDdeki Zarrab soruşturmasını bütün dünya izliyor. AKPye bağımlı yargının ve AKP güdümlü parlamentonun örtbas ettiği 17 Aralık  dosyası, ne yazık ki bizde değil, ABDde yeniden açılıyor. 25 Aralıkın da soruşturmaya dahil edilmesi de gün meselesi. Son olarak Zarrabın avukatı mahkemeye bir ek dilekçe verdi. Ayrıntılar açıklanınca orada Türkiye ile ilgili yeni bilgiler olup olmadığını öğreneceğiz. Neresinden bakarsanız bakın, yolsuzluk çemberi gittikçe daralıyor.

Eğitim